İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/467 E. 2020/567 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/467
Karar No
2020/567
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/467 Esas KARAR NO : 2020/567 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 15/03/2013 KARAR TARİHİ : 03/11/2020 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 3096 sayılı yasa ve TTK hükümlerine göre kurulmuş bir tüzel kişi olduğunu, müvekkilinin ...'da doğalgaz hammdesi ile elektrik üretmekte olup, 4628 sayılı EPK ile ilgili ve EPDK kararlarına uygun şartlarda ürettiği elektriği serbest piyasa koşullarına ortaklarına ve üçüncü kişilere satmakta olduğunu, müvekkili şirketin davalı dağıtım şirketinin içerisinde yer alan müşterilerine enerki nakletmeleri için davalı ile sistem kullanım anlaşması yaptığını, müvekkili şirketin hizmet karşılığı davalıya iletim ve dağıtım sistem kullanım bedellerini ödemekte olduğunu, bu bedellerin Elektrik Piyasası Kanunun 13. Maddesi uyarınca EPDK tarafından belirlenmekte olduğunu, ... internet sayfasından yayınlanan tablodan anlaşılacağı üzere ... ... tarihinde dağıtım sistem kullanım bedelleri içerisinde yer alan iletim fiyatının davalı için .... .-TL/KWH olduğunu, faturalardan anlaşılacağı üzere .... tarihi itibariyle ... nihai satış tarifesi içinde iletim sistem kullanım bedelini iletim fiyatlarında artış öngören hiçbir kurul kararı olmamasına rağmen %33 oranında artış ile ... TL / KWH dan ... TL / KWH çıkarmış olduğunu, müvekkili şirketin ... ... - ... ... arasında davalı tarafından gönderilen faturaları ödediğini ve müvekkil işirket tarafından KDV dahil ... .-TL fazladan ödeme yaptığının sabit olduğunu belirterek, ... yılı ... ayı ile ... ... ayı dahil dönemde davalının sözleşme, yasa yönetmelik ve EPDK kararlarına aykırı olarak tahsil ettiği toplam bedelin ... .-TL'nin ödeme tarihinden itibaren sistem kullanım sözleşme gereğince amme alacaklarına uygulanan gecikme zammı ve işlemiş ve işleyecek gecikme zammına eklenecek KDV ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iletim sistem bedelinin sistem kullanım faturalarında abonenin tarife grubuna göre dönemin birim fiyatları kullanılarak tahakkuklandırılmış olduğunu, ... ... ... internet sitesinde yer alan elektrik tarifeleri başlığı altındaki bölümde ... yılı sistem kullanım birim bedelinin ... .-TL olarak gözükürken ... yılı sistem kullanım birim bedelinin ise ... TL olarak kamuoyuna duyurulmuş olduğunu, iddia edildiği gibi, hukuka aykırı bir arttırımın olmadığını, uygulanan oranın yasa ve yönetmeliğe uygun olduğunun açıkça anlşaılmakta olduğunu belirterek aleyhlerine açılmış alacak davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava; davalı kurumun Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğine göre; davacı şirketten, ... yılı ... ve ... dönemleri için, dağıtım sistem kullanım fiyatının, EPDK kararı olmaksızın, ... TL olarak uygulanması sonucu, davacı şirketten yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak fazla tahsilatta bulunulması nedeniyle fazladan yapılan tahsilatın davalı kurumdan istirdadı talebine ilişkin davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Mahkememizce verilen ... tarih ... /... E. ... / .. . sayılı karar temyiz üzerine Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin... tarih ... /... E. ... /... .K. sayılı kararı ile düzelterek onanmasına karar verilmiş, karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. ... /... K. sayılı kararı ile mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma öncesinde; Elektrik ve Elektronik Yüksek Mühendisi Dr. ... , Elektrik ve Elektronik Yüksek Mühendisi ... ve SMMM ... tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi heyet raporunda sonuç olarak; davalının belirlediği her türlü elektrik fiyatlandırma tarifesinin EPDK'nın onayına tabi olduğu, davalı tarafından ... yılı sistem kullanım birim bedeli adı altında alınan 0.3030 Krs/kW ücretin EPDK Kurul onayı alınmadan iletim bedelinin ... yılından itibaren 0.4040 Krs/kW olarak artırılmasının Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğine aykırı olması nedeniyle geçerli olamayacağı, iletim tarifesi ile dağıtım tarifesi kapsamındaki fiyatların, ödeme bildirilmlerinde ayrı olarak gösterilmesi gerektiği, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğine göre ödeme bildirilmlerinde yer alması gereken bilgilerin eksik olduğu ve bu nedenle ödeme bildirilmlerinin hatalı düzenlendiği, ödeme bildirilmlerinde yer alan bilgilerin eksik olması ve fatura tutarının nasıl hesaplandığının anlaşılmaması nedeniyle tahakkuk ettirilen tutarın denetiminin yapılamayacağı, eksik olan bilgiler tamamlandığı taktirde tahakkuk eden tutarın hesaplanabileceği ve fazla tahakkuk yapılıp yapılmadığı hususunun belirlenebileceği hususu belirtilmiştir. Elektrik ve Elektronik Yüksek Mühendisi Dr. ... , Elektrik ve Elektronik Yüksek Mühendisi ... .... ve SMMM... tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi ek raporunda sonuç olarak; davalının belirlediği her türlü elektrik fiyatlandırma tarifesinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu onayına tabii olduğu, davalı tarafından ... yılı sistem kullanım birim bedeli adı altında alınan 0.3030 Krs/kW ücretin EPDK kurul onayı alınmadan ... yılından itibaren 0.4040 Krs/kW olarak değiştirilmesinin Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğine aykırı olması nedeniyle geçerli olamayacağı, fark nedeniyle oluşan davacı alacağının ... .-TL olduğu belirtilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, öncelikle, işbu dava dosyasının temyizi üzerine verilen düzelterek onama ve karar düzeltme aşamasında verilen bozma kararlarını ve nedenleri ile davanın temel dayanağını ve hukuki belirlilik ile öngörülebilirlik kavramlarını değinmekte fayda bulunmaktadır. Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... .... E. .... /... K. sayılı kararında; ".... .... ... A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... ... A.Ş. vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir... 3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı taraf ödemelerini ihtirazi kayıtla gerçekleştirmiş olduğundan, her bir ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği göz önünde tutulmadan, yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir..." denilmiştir. Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. ... /... K. sayılı kararında; "...EPDK’nın 24.08.2006 tarihli ve 875 sayılı kurul kararında, 5496 sayılı Enerji Piyasası Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun ile 3629 sayılı Kanun’a eklenen geçici 9. madde doğrultusunda, ... tarafından EPDK’ya sunulan tarife tekliflerine istinaden kabul edilen PSHB(perakende satış hizmet bedeli) tarifesinin, geçiş döneminde tüketici tarifelerinin dengelenmesi bakımından kwh bazında belirlenmesine ilişkin 20 dağıtım şirketi için gelir gereksinimi hesaplaması ve tarife metodolojisinin geçiş dönemi tarife uygulamaları başlıklı 2. bölümünün (B) bendinde yer alan 1. bölümünde ‘abone başına sabit ücret olarak belirlenen parekende satış hizmeti bedeli tarifesinin geçiş döneninde tüketici tarifelerinin dengelenmesi bakımından kwh bazında belirlenmiştir’ denilmiştir. Bu karar ile EPDK tarafından elektrik dağıtım şirketlerinin PSHB (Parekende Satış Hizmeti Bedeli) karşılığı tahsil ettikleri bedellerin abone başına belli bir maktu bedel olarak değil, tüketici tarafından tüketilen her bir kwh için belli bir bedel olarak tahakkuk ve tahsil edileceği hususu düzenlenmiştir. Yukarıda değinilen geçiş dönemi tarife uygulamaları başlıklı 2. bölümün (B) bendinin iptali istemiyle dava açılmış, Danıştay 13. Hukuk Dairesinin 2008/2695 E. 2011/1385 E. sayılı kararı ile, geçiş dönemi tarife uygulamaları başlıklı 2.bölümün (B) bendinde yer alan ‘1.bölümde abone başına sabit ücret olarak belirlenen PSHB (parekende satış hizmeti bedeli) tarifesi geçiş döneminde tüketici tarifelerinin dengelenmesi bakımından kwh bazında belirlenmiştir’ şeklindeki düzenleme iptal edilmiştir. İptal kararı ile birlikte elektrik dağıtım şirketleri tarafından tüketilen kwh bazında nispi olarak tahsil edilen PSHB’nin(perakende satış hizmet bedeli) yasal dayanağı ortadan kalkmıştır. Bu nedenle de mahkemece, davalının sayaç okuma bedellerini kwh bazında nispi olarak tahsil etmesi neticesinde maktu alınan ücretle arasındaki fark kadar zenginleştiği, ancak zenginleşmenin davacı aleyhine değil doğrudan tüketici aleyhine olduğu, davacı aleyhine bir zenginleşmenin olmadığı, davacının bu bedeli tüketiciye ödediğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır. Bu husus göz ardı edilerek mahkeme kararının bozulması gerekirken sehven düzeltilerek onanmasına karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 07.11.2019 tarihli ve 2016/7079 E. 2019/4612 K. sayılı düzeltilerek onama ilamının kaldırılarak kararın davalı yararına bozulmasına..." denilmiştir. 14/03/2013 kabul tarihli, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6446 sayılı Kanunun 30. maddesiyle yürürlükten kaldırılan, 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 13. maddesi şöyledir; "Bu Kanun kapsamında düzenlenen tarifeler, tarifelerin uygulanması ve tüketicilerin desteklenmesine ilişkin usul ve esaslar şunlardır: a) Tarifeler: Bu kısımda düzenlenen ve bir sonraki yıl uygulanması önerilecek tarifeler, ilgili tüzel kişi tarafından bu Kanun hükümleri doğrultusunda ve kendisine Kurul tarafından verilen lisanstaki hükümler uyarınca her yıl ekim ayının sonuna kadar hazırlanır ve Kurul onayına sunulur. Kurul, bu başvuruların ilgili lisans hükümlerine uygun olduğunu tespit etmesi halinde, bu başvuruları aynı yılın 31 Aralık tarihini geçmeyecek şekilde onaylar. Lisans sahibinin, bir sonraki yıl boyunca tarifelerde yapacağı aylık enflasyon ve lisansında belirtilen diğer hususlarla ilgili ayarlamalar da Kurul onayında yer alır. Bu tür fiyat ayarlamaları ile ilgili formüller Kurum tarafından bu Kanun hükümleri doğrultusunda verilen her lisansta bulunur. Fiyat yapısı içinde, söz konusu tüzel kişinin piyasa faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan hiçbir unsur yer alamaz. ... Şirketi tarafından uygulanacak iletim ek ücreti bu hükmün istisnasını oluşturur. Her lisansta yer alan fiyat formülleri ancak söz konusu lisansta belirtilen zamanlarda ve/veya koşullarda tadil edilebilir. Kurul onaylı tarifelerin hüküm ve şartları, bu tarifelere tabi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bir gerçek veya tüzel kişinin tabi olduğu tarifede öngörülen ödemelerden herhangi birisini yapmaması halinde, söz konusu hizmetin durdurulmasını da içeren usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Tarife onayı gerektiren bir lisansın verilmesi ile birlikte, içinde bulunulan yıla ait tarife de Kurulca incelenerek onaylanır. b) Kurulca düzenlemeye tabi tarife türleri şunlardır: 1. Bağlantı ve Sistem Kullanım Tarifeleri: Bağlantı ve sistem kullanım tarifeleri, ilgili bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarına dahil edilecek olan ve iletim sistemi ya da bir dağıtım sistemine bağlantı ve sistem kullanımı için eşit taraflar arasında ayrım yapılmaması esasına dayalı fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Bağlantı fiyatları, şebeke yatırım maliyetlerini kapsamaz. Bağlantı fiyatı, bağlantı yapmış olan tüzel kişinin namına oluşan masraflar ile sınırlıdır. 2. İletim Tarifesi: ... Şirketi tarafından hazırlanacak olan iletim tarifesi, üretilen, ithal veya ihraç edilen elektrik enerjisinin iletim tesisleri üzerinden naklinden yararlanan tüm kullanıcılara eşit taraflar arasında fark gözetmeksizin uygulanacak fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. ... Şirketinin yapacağı şebeke yatırımları ve iletim ek ücretleri iletim tarifesinde yer alır. 3. Toptan Satış Tarifesi: ... Şirketi tarafından hazırlanacak toptan satış tarifesi, toptan satışlar için ... Şirketinin elektrik enerjisi satma yükümlülüğü olan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında fark gözetmeksizin uygulayacağı fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Toptan satış tarifesinin belirlenmesinde Kurul, satın alınan elektrik enerjisinin ortalama fiyatının yansıtılmasını ve ... Şirketinin mali yükümlülüklerini yerine getirebilme kapasitesini esas alır. 4. Dağıtım Tarifeleri: Dağıtım şirketleri tarafından hazırlanacak olan dağıtım tarifeleri, elektrik enerjisinin dağıtım tesisleri üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında fark gözetmeksizin uygulanacak dağıtım hizmetine ilişkin fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. 5. Perakende Satış Tarifeleri: İletim sistemine doğrudan bağlı olanlar dışındaki tüketiciler için, eşit taraflar arasında ayırım gözetmeksizin uygulanacak fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Serbest olmayan tüketiciler için geçerli olacak perakende satış tarifeleri, perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketi ve/veya perakende satış şirketleri tarafından önerilir ve Kurul tarafından incelenerek, onaylanır. İletim sistemine doğrudan bağlı olanlar dışındaki serbest tüketiciler için geçerli olacak perakende satış tarifeleri de bu tüketiciler ikili anlaşmalarla kendi tedarikçilerini seçene kadar, bulundukları dağıtım bölgesindeki perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketi ve/veya perakende satış şirketleri tarafından önerilir ve Kurul tarafından incelenerek onaylanır. Perakende satış lisansı sahibi şirketlerin lisanslarında, elektrik enerjisi tüketim miktarlarına göre değişen tipte tarifelerin ve/veya fiyat aralıklarının uygulanmasına ilişkin yükümlülükler yer alabilir ve buna dair ayrıntılar lisans kapsamında tanımlanır. c) Tüketicilerin Desteklenmesi: Belirli bölgelere ve/veya belirli amaçlara yönelik olarak tüketicilerin desteklenmesi amacıyla sübvansiyon yapılması gerektiğinde, bu sübvansiyon fiyatlara müdahale edilmeksizin, miktarı ile esas ve usulleri Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenmek üzere söz konusu tüketicilere geri ödeme şeklinde yapılır. Elektrik enerjisinin kalitesizliğinden ve/veya kesintilerinden kaynaklanan zarar ve hasarların tazmini hususu, tüketicilerin muhatap olduğu lisans sahibi tüzel kişilerin lisanslarında ve sözleşmelerinde yer alır. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/02/2013 tarih 2009/4385E. 2013/311K. sayılı kararında; "...Dava, ...'nin, iletim sistem kullanım bedeli ile ... payı arasında çapraz sübvansiyon yaptığı ileri sürülerek, bu uygulama nedeniyle 4628 sayılı Kanun ve ikincil mevzuat çerçevesinde gerekli idari işlemlerin tesis edilmesi ve yaptırım uygulanması yolunda yapılan başvurunun reddine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun ... günlü, .../... sayılı ve ... günlü, .../... sayılı kararlarının; ...'ın şikayete konu uygulaması ile, iletim tarifesi artmamasına rağmen, yansıttığı iletim bedelini % 33, yani 1.010 TL/kWh . Kanuna, ikincil mevzuata ve tarife düzenlemelerine aykırı olduğu, hukuka aykırı bir eylemi önleme ve yaptırım uygulama görev ve yetkisinin davalı Kuruma ait olduğu, ancak davalı Kurum'un başvuruları reddetmek suretiyle ...'ın hukuka aykırı uygulamalarına devam etmesine izin verdiği, bu şekilde şirketlerinin fazladan iletim bedeli ödediği, ayrıca, ...'ın ödemesi gereken ... payını da şirketlerine ödettirdiği ileri sürülerek iptali istenilmektedir... 2004 yılı için belirlenmiş ve Kurul'ca onaylanmış iletim bedellerini esas alarak ... ve bağlı ortaklıklarınca ... tarafından tahakkuk ettirilen tutarların sorumlu oldukları bölgelerdeki kullanıcılarına aynen yansıtılması gerekirken, bu bedellerin kullanıcılara aynen yansıtılmadığı, bazı bölgelerde kullanıcılardan yüksek bedel alındığı ve perakende ve/veya perakende satış hizmetine ait fiyatlarda çapraz sübvansiyona neden olunduğu hususunun tartışmasız olması karşısında, ...'ın savunmasında belirttiği hususların, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun onayı olmaksızın tarife değişikliği yapılmasını haklı hale getirmeyeceği, anılan uygulamaların açıkça 4628 sayılı 13. maddesine ve Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'nin 28. maddesine aykırı olduğu anlaşılmaktadır... dava konusu ... tarih ve .../... sayılı ve ... tarih ve .../... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarının iptaline..." denilmiştir. Anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir. 14/03/2013 kabul tarihli, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6446 sayılı Kanunun 30. maddesiyle yürürlükten kaldırılan, 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 13. maddesinde sonraki yıl için uygulanması gereken talimatların kurulun onayına sunulacağı, bu yasaya dayanılarak çıkartılan Elektirik Piyasasında iletim ve dağıtım sistemlerine bağlantı ve sistem kullanımı hakkında tebliğde bağlantı ve/veya sistem kullanımına ilişkin olarak dağıtım sistemi kullanıcı arasında kurul tarafından onaylanan standart anlaşmaların kullanılacağı, kurul onayı olmaksızın değişiklik yapılamayacağı, kullanıcının kurum tarafından onaylanan bağlantı fiyatını dağıtım şirketine ödemek zorunda olduğuna ilişkin düzenlemeler ve Elektirik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği ve EPDK'nın 31/12/2003 tarih 264/1 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, Elektirik İletim Sistemi Tarife bedellerinin de EPDK tarafından tespit edilmesi gerektiği, bu tarifelerin kurul kararı olmaksızın değiştirilme yapılması mümkün değildir. Yargıtay uygulamaları da bu yönde gelişmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2019 tarih 2017/9412E. 2019/3654K. sayılı kararı; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 21/05/2015 tarih 2014/12784E. 2015/9112K. sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2014 tarih 2014/1216E. 2014/17064K. sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/10/2011 tarih 2010/9424E. 2011/13980K. sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 04/04/2011 tarih 2011/1564E. 2011/4266K. sayılı kararı). Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlaması beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşması birbirine zıt sonuçları ortaya çıkarır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir. Bir hukuk sisteminde bölgesel veya görevsel yetki farklılıkları sebebiyle yargı içtihatlarında farklılıkların oluşabilmesi doğaldır. Esas itibarıyla hukuk kurallarını yorumlama ve uygulama yetkisine sahip olan yüksek mahkemenin içtihat değişikliğine gitmiş olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilemez (Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm'ün 09/06/2020 tarih 2015/4255 başvuru numaralı kararı). Bir kanun hükmüne ilişkin içtihadın henüz yerleşik hâle gelmediği bir aşamada o hükmün yargı organlarınca farklı biçimlerde yorumlanabilmesi hukukun doğası gereğidir. Zira hukukta nesnelliğin sağlanabilmesi açısından hukuk kurallarının belli ölçüde soyut kavramlar içermesi kaçınılmazdır. Nesnel hukuk kurallarının maddi âlemde gerçekleşen olaylarla bire bir örtüşmesi ve bunlara uygulanması ise her zaman mümkün olmayabilmektedir. Öte yandan hukuk kurallarının kapsamının tespitinde kural koyucu ne kadar titiz davranırsa davransın kuralın yürürlüğe girmesinden ve uygulanmaya başlanmasından sonra öngörülemeyen bazı yeni durumların ortaya çıkması da mümkündür. Bu gibi hâllerde kuralın yetkili otoritelerce ve özellikle yargı organlarınca yorumlanması zorunlu hâle gelmektedir. Kuralı yorumlayan otoritelerin birden fazla olması, bazı hâllerde kuralın birden fazla yorumlanmasını önlenemez kılmaktadır. Dolayısıyla hukuk kurallarının bu niteliği dikkate alındığında bir kanun hükmünün yargı organlarınca farklı biçimlerde yorumlanabilmesi ve kurala ilişkin farklı içtihatların varlığı tek başına kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğu yargısına ulaşmayı haklı kılmaz. Bununla birlikte birden fazla içtihadın varlığı hukuk kurallarının temel bir özelliği olan bireyin davranışını yönlendirebilme gücünü zayıflatacak bir boyuta ulaşmışsa kamu düzeninin bozulduğundan söz edilebilir. Bu durumda bireylerin davranışlarını hangi içtihada göre yönlendirecekleri belirsizleşeceğinden öngörülebilirlik ortadan kalkar (Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm'ün 23/06/2020 tarih 2017/16292 başvuru numaralı kararı). Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/04/2019 tarih 2019/683E. 2019/1288K. sayılı kararında; "...Davacı vekili, davalı ile sistem kullanım anlaşması yapıldığını, müvekkili şirketin bu hizmet karşılığı davalıya iletim ve dağıtım sistem kullanım bedelleri ödemekte olduğunu, bu bedellerin Elektirik Piyasası Kanunu'nun 13.maddesi uyarınca EPDK tarafından belirlenmekte olduğunu, davalı tarafından müvekkili şirketten haksız olarak Ocak 2004 ile Ağustos 2006 dönemine ait olmak üzere tarife artışı öngören ve kurul kararı olmaksızın fazladan tahsilat yaptığını ileri sürerek fazlaya ilişkin dava hakları saklı tutularak ... TL'nin ödeme tarihinden itibaren 6183 Sayılı amme alacaklarına uygulanan gecikme zammı ve işleyecek gecikme zammına eklenecek KDV ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir... Dairemizce 18.12.2017 tarihli 2015/10120 E. 2017/3774 K. sayılı ilamı ile ''Davacı taraf ödemelerini ihtirazi kayıtla gerçekleştirmiş olduğundan, her bir ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği göz önünde tutulmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır'' gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyma kararı sonucu yapılan yapılan yargılamada; her bir faturanın ödeme tarihi dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile; toplam 46 adet faturalardan dolayı fazla kesilen toplam ... TL alacağın her bir faturanın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir... hükmün onanmasına..." denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/04/2019 tarih 2017/3218E. 2019/2173K. sayılı kararında; "...Dairemizin 2013/2055E., 2013/7009K. Sayılı ve 17.04.2013 tarihli bozma ilamında " Dava, dağıtım sistemine bağlı tüketicilere tatbik edilen yansıtmaya esas İletişim Sistem Kullanım bedelinin kurul kararı olmaksızın %33 oranında artırılmış olmasına ilişkindir. Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'nin 28. maddesine aykırı olarak iletim tarifesinde EPDK kararı olmadan davalı tarafça artış yapılarak davacıya fatura edilip edilmediği hususunda davacı vekilinin ... havale tarihli bilirkişi heyet raporuna itiraz dilekçelerini de kapsar şekilde konusunda uzman ve Yargıtay denetimine elverişli yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. " denilmek suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir... Davacı fazladan ödediği miktarı ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte istemiş ise de toplam faiz tutarını dava tarihine göre hesaplayıp ayrıca harçlandırmamıştır. Bu durumda mahkemece asıl alacak ile ilgili ödeme tarihinden itibaren (hükümde ödeme tarihleri tek tek yazılarak) işleyecek faizi ile birlikte miktar zikredilmeksizin tahsil hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekmiştir..." denilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/10/2011 tarih 2010/9424E. 2011/13980K. sayılı kararında; "...Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında dağıtım sistemi kullanım anlaşması bulunduğunu, iletim sistemi kullanım bedelinin EPDK'nun onayı olmaksızın %33 oranında artırıldığını, bu artış yasal olmadığı halde ödemede bulunduklarını ileri sürerek, muarazanın men'ini, fazla ödenen ... TL'nın ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir... Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın sözleşmeye dayanması nedeniyle zamanaşımı süresinin BK'nun 125. maddesine göre 10 yıl olduğu, iletim bedelinin EPDK tarafından onaylanmış miktar kadar olabileceği, davalıların adı geçen kurul kararı olmadan tarife değişikliği yaparak haksız tahsilatta bulundukları gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... TL'nın yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu faturanın her iki davalı adına düzenlenmiş bulunmasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir..." denilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2015/10120E. 2017/3774K. sayılı kararında; "...Davacı vekili, davalı ile sistem kullanım anlaşması yapıldığını, müvekkili şirketin bu hizmet karşılığı davalıya iletim ve dağıtım sistem kullanım bedelleri ödemekte olduğunu, bu bedellerin Elektirik Piyasası Kanunu'nun 13.maddesi uyarınca EPDK tarafından belirlenmekte olduğunu, davalı tarafından müvekkili şirketten haksız olarak Ocak 2004 ile Ağustos 2006 dönemine ait olmak üzere tarife artışı öngören ve kurul kararı olmaksızın fazladan tahsilat yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin dava hakları saklı tutularak ... TL'nin ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı amme alacaklarına uygulanan gecikme zammı ve işleyecek gecikme zammına eklenecek KDV ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir... Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacı taraf ödemelerini ihtirazi kayıtla gerçekleştirmiş olduğundan, her bir ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği göz önünde tutulmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır..." denilmiştir. Davamıza gelince; Mahkememizce verilen ... tarih ... /... .E. ... /... K. sayılı karar temyiz üzerine Yargıtay .... . Hukuk Dairesi'nin .... tarih ... /... E. .../... K. sayılı kararı ile düzelterek onanmasına karar verilmiş, karar düzeltme sonrasında; Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. ... /... K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Dava, dağıtım sistemine bağlı tüketicilere tatbik edilen yansıtmaya esas İletişim Sistem Kullanım bedelinin kurul kararı olmaksızın %33 oranında artırılmış olmasına ilişkindir. Davanın sözleşmeye dayanması nedeniyle zamanaşımı süresinin 818 sayılı Borçlar Kanunun 125. maddesine (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 145. maddesi) göre 10 yıl olması nedeni ile zamanaşımı süresi dolmadığından dava esastan incelenmiştir. 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 13. maddesinde sonraki yıl için uygulanması gereken talimatların kurulun onayına sunulacağı, bu yasaya dayanılarak çıkartılan Elektirik Piyasasında iletim ve dağıtım sistemlerine bağlantı ve sistem kullanımı hakkında tebliğde bağlantı ve/veya sistem kullanımına ilişkin olarak dağıtım sistemi kullanıcı arasında kurul tarafından onaylanan standart anlaşmaların kullanılacağı, kurul onayı olmaksızın değişiklik yapılamayacağı, kullanıcının kurum tarafından onaylanan bağlantı fiyatını dağıtım şirketine ödemek zorunda olduğuna ilişkin düzenlemeler ve Elektirik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği ve EPDK'nın .... tarih ... sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, Elektirik İletim Sistemi Tarife bedellerinin de EPDK tarafından tespit edilmesi gerektiği, bu tarifelerin kurul kararı olmaksızın değiştirilme yapılması mümkün değildir. Yargıtay .... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. .... /... K. sayılı kararında da esasen bu duruma işaret olunmuştur. Davalının sebepsiz zenginleştiği bunun ise doğrudan tüketiciye aleyhine olduğu, davacı aleyhine olmadığı belirtilmiştir. Oysa ki davacı ile davalı arasında sözleşmesel ilişki olup, davalı tarafından düzenlenen faturalar doğrudan davacı adına düzenlenmekte ve faturalar da yine davacı tarafından ödenmektedir. Başka bir ifade ile davacı, davalıya ödememesi gereken miktarı ödemiştir. EPDK onayı olmaksızın iletim sistem kullanım bedelinin yükseltilemeyeceği dikkate alınarak, bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen ... yılı için uygulanan kullanım bedeli ile EPDK kararı bulunmaksızın ... yılında arttırılan birim fiyatı üzerinden düzenlenen ... yılı ... ayı başından, ... yılı ağustos ayı dahil olmak üzere iletim kullanım bedeli arasındaki ... TL KDV dahil farktan davalının bizzat davacıya karşı sorumludur. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk devleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nın tüm maddelerinin yorumlanması ve uygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedir. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Bir kanun hükmünün yargı organlarınca farklı biçimlerde yorumlanabilmesi ve kurala ilişkin farklı içtihatların varlığı tek başına kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğu yargısına ulaşmayı haklı kılmaz. Bununla birlikte birden fazla içtihadın varlığı hukuk kurallarının temel bir özelliği olan bireyin davranışını yönlendirebilme gücünü zayıflatacak bir boyuta ulaşmışsa kamu düzeninin bozulduğundan söz edilebilir. Dava konusu olaya benzer iddialarla açılan ve hatta bir kısmında işbu davanın davacısının davacı olduğu davalarda yüksek mahkemelerce (Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin .... tarih .... /... .E. ... /... K. sayılı kararı; Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. ..../... K. sayılı kararı, Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. ... /... K. sayılı kararı, Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... .E. ... /... K. sayılı kararı, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .... /... E. .../... K. sayılı kararı, Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. ... /... .K. sayılı kararı, Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. ... /... K. sayılı kararı, Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. .../... K. sayılı kararı, Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /.... E. ... /... K. sayılı kararı) davacının doğrudan alacaklı olduğu belirlenmişken, bu nitelendirilmenin dışına çıkılması, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ilkelerine ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucu doğacağından, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda, direnme ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Yargıtay ... . Hukuk Dairesinin ... tarih ... /... Esas, ... /... Karar sayılı bozma ilanına DİRENİLMESİNE, 2. Davanın KABULÜNE, ... .-TL 'nin ödeme tarihinden itibaren gecikme zamlı ve gecikme zammına KDV uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4. Davacı tarafından yapılan ... TL peşin harç, ... .TL başvurma harcı, ... TL posta, tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam ....TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5. Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usülen anlatıldı.03/11/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/467, K. 2020/567, T. 03.11.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-467-e-2020-567-k-255dc2cfb742