İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/340 E. 2020/354 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/340
- Karar No
- 2020/354
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/340 Esas KARAR NO : 2020/354
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 30/07/2020 KARAR TARİHİ : 15/09/2020
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ... ili ... ilçesi ... Mah. ... Cad. ... Apt. No: ... K: ... D: ... adresinde bulunan ... Ünvanlı şirketin ortağı olduğunu, şirketin Antalya Ticaret Odası Ticaret sicil Memurluğu'nda kayıtlı olduğunu, şirketin bankalarda hiçbir hesabının bulunmadığını, gayrı menkulünün de bulunmadığını, şirket sermayesinin tamamının karşılıksız olduğunu, hiçbir zaman genel kurul toplanamadığını, şirketin yasal organlarının bulunmadığını, şirket konusunu elde etmesinin imkansız hale geldiğini, şirketin faal olmadığını ve infisah sebeplerinin oluştuğunu, bu nedenlerle Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, ... tarihli celseye katılmadıklarından dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, belirterek şirketin tasfiyesiz feshine karar verilmesi ... ... ili ... ilçesi ... Mah. ... ... Cad. ... Apt. No: ... K: ... D: ... adresinde bulunan ... Ünvanlı şirketin ortağı olduğunu, şirketin Antalya Ticaret Odası Ticaret sicil Memurluğu'nda kayıtlı olduğunu, şirketin bankalarda hiçbir hesabının bulunmadığını, gayrı menkulünün de bulunmadığını, şirket sermayesinin tamamının karşılıksız olduğunu, hiçbir zaman genel kurul toplanamadığını, şirketin yasal organlarının bulunmadığını, şirket konusunu elde etmesinin imkansız hale geldiğini, şirketin faal olmadığını ve infisah sebeplerinin oluştuğunu, bu nedenlerle Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, ... tarihli celseye katılmadıklarından dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, belirterek şirketin tasfiyesiz feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı asil ... tarihli celsede açılan davaya bir diyeceğinin bulunmadığını belirtmiştir. DAVA : Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 636/3. maddesi uyarınca limited şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkin davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 636. maddesi gereğince görev ve yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E. .../... K. sayılı dava dosyasının incelenmesinde, davacının ... davalının ..., davanın şirketin feshi istemli dava olduğu, ... tarihli kararla davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. ...'nin ticari sicil kayıtlarının incelenmesinde şirket ortaklarının ... ve ... olduğu görülmüştür. Tarafların iddia ve savunmaları ile davanın mahiyeti gereğince pasif husumet kavramı ile limited şirketin feshi davalarında pasif husumetin kime yöneltileceği kavramlarını yüksek mahkeme kararları ve doktrin ışığında açıklamakta yarar bulunmaktadır. Bir hakkın kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi o hakka uymakla yükümlü olan kişidir.Taraflardan birinin o davada taraf sıfatının bulunmadığı kanısına varılırsa dava sıfat yokluğundan reddedilir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü C. I 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 1196 vd.). Davacı, yanlış kişiye dava açmış ise, bu kişiyi değiştirerek gerçek davalı sıfatına sahip üçüncü kişiye karşı devam edilmesini isteyemez. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 07/02/1983 tarih ve 1983/8510E. 1983/659K. sayılı kararı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/02/1989 tarih ve 1989/3939 E. 1989/521 K. sayılı kararı). Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/12/2011 tarih 2011/1-631E. 2011/745K. sayılı kararı; aynı mahiyette Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23/06/2004 tarih 2004/4-371E. 2004/375K.; 18/04/2007 tarih 2007/5-233E. 2007/221K.; 04/03/2009 tarih 2009/10-34E. 2009/104K.; 04/11/2009 tarih 2009/2-402E. 2009/484K.; 03/02/2010 tarih 2010/4-4E. 2010/56K.; 22/12/2010 tarih 2010/19-638E. 2010/694K; 09/02/2011 tarih 2010/15-657E. 2011/49K. sayılı kararları). Şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davalarda husumetin feshi istenen şirkete yöneltilmesi gerekmekte olup bu tür davalarda ayrıca ortaklara husumet yöneltilmesi mümkün değildir ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2020 tarih 2019/3746E. 2020/2206K. sayılı kararı; aynı mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/06/2020 tarih 2019/4700E. 2020/3184K. sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/05/2019 tarih 2018/1931E. 2019/3712K. sayılı kararı). Şirketin feshi istemli davalarda feshi istenen şirkete karşı husumet yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup davalı diğer ortaklara husumet yöneltilemez (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 12/09/2019 tarih 2017/1290E. 2019/1256K. sayılı kararı). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda, bir davada taraf olarak gösterilenlerin, talep edilen sübjektif hakla bağlantılı olarak gerçekten taraf sıfatının (aktif ve pasif husumet ehliyetinin) bulunup bulunmadığına dair incelemenin duruşma yapılmadan ve taraflar usulüne uygun biçimde duruşmaya çağırılmadan yapılması ve evrak üzerinde karar verilmesine dair istisnai bir hüküm bulunmadığı kuşkusuzdur. Kanunda açıklık olmayan böyle bir durumda aslolan, duruşma ve yargılama yapılarak karar verilmesidir. taraflar çağırılmadan ve duruşma yapılmadan davanın husumetten reddine dair evrak üzerinden verilen karar verilmesi mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/12/2011 tarih 2011/4- 668E. 2011/806K. sayılı kararı). Davamıza gelince; şirket ortağı olduğu limited şirketin tasfiyesiz feshi istemi ile diğer ortak aleyhine dava açmıştır. Şirketin feshi istemli davalarda feshi istenen şirkete karşı husumet yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup davalı diğer ortaklara husumet yöneltilemez. Davacı ortak feshi istenen şirket yerine diğer ortak aleyhine dava açtığından husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacı ve davalıya iadesine, Dair, davacı asilin ve davalı asilin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.15/09/2020
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır