İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/127 E. 2021/488 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/127
- Karar No
- 2021/488
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/127 Esas KARAR NO : 2021/488
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 01/04/2019 KARAR TARİHİ : 15/06/2021
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ve feshi talep edilen ...' nin ortağı olduğunu, davalı şirketin toplamda ... payı bulunduğunu, müvekkilinin bu şirketteki payının ise ... olup kalan ... pay ise diğer ortağın olduğunu, şirketin eski ortaklarından olan ...'un müvekkilinin eniştesi olduğunu, müvekkilinin herhangi bir ilgisi ve ihtiyacı bulunmadığı halde ... tarafından ısrar edilmesi sebebiyle ...'ne %10 hisse ile ortak edildiğini, şirketin %90 hissesinin de ...'a ait olduğunu, müvekkilinin işbu şirkete ortak olduğu andan itibaren şirketin işleyiş ve durumundan hiçbir zaman haberdar edilmediğini, şirket toplantılarına çağrılmadığını, bunun yanında şirketin kazancından da hiçbir şekilde kar payı almadığını, bir tek ortak sıfatını taşıdığını, şirketten herhangi bir yarar elde etmediğini, müvekkilinin ...'un zorlamaları sonucu ortak olduğu işbu şirketten en başından beri ayrılmak istediğini, kendisiyle hiçbir bağlantısı olmadığı halde şirket ortağı olmasının günlük yaşantısında kendisini ziyadesiyle rahatsız etmekte olduğunu, nitekim yapılan iş ve işlemler hakkında kendisine hiçbir bilgi verilmediğini, adeta gizlendiğini, müvekkilinin ortaklıkla ilgili hiçbir hususta kendisine haber verilmediği ve bilgilendirilmediği için hissesini devretmek istediğini, bunun üzerine ortak ...'un müvekkilin şirket hisselerini devredeceğini söyleyip, kendisini notere çağırdığını, müvekkilinin de söz konusu şirket ortaklığı boyunca kendisini rahat hissetmediği ve ayrılmak istemesi sebebiyle notere gittiğini ve ... ve ...un bulunduğu noter nezdinde kendisine bazı evraklar imzalatıldığını, ...'un müvekkile hisselerini devrettiğini ve artık şirkette herhangi bir ortaklığının bulunmadığını söylediğini, müvekkilinin hisseleri devrettiğini ve artık şirketle ilgisi kalmadığını düşünürken devam eden süreçte kendisine SGK'dan bir yazı geldiğini ve ödemelerini zamanında yapmadığının bildirildiğini bu sayede müvekkilinin kendisine karşı işlenen suçlardan ve ortaklığın devam ettiğinden haberdar olduğunu, müvekkilinin kendisiyle hiçbir ilgisi olmadığı halde SGK'ya ve maliyeye ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin durumdan haberdar olduktan sonra yapmış olduğu araştırma neticesinde; şirket karar defterinde yer alan ... tarihli kararda; ortak ...'un ... adet hisse senedini yani %90'lık hissesini, diğer yeni ortak ...'e devrettiğini öğrendiğini, bu karar evrakının üzerinde ... ve ... imzalarının yanında, bu tarihlerde ismi ... olduğu halde ... olarak sahte şekilde kendi imzasının da taklit edilerek atıldığını gördüğünü, müvekkilinin nüfus bilgileri incelendiğinde; kimliğinin veriliş tarihi ... olarak görüleceğini, kimliğin güncel halinde ve bu tarihte müvekkilinin soyadı '...' değil '...' olarak yer aldığını ancak ... tarihli kararda görüleceği üzere; bu tarihte kararda müvekkilinin eski soyisminin yazılı olduğunu, ayrıca karar üzerindeki imzanın da müvekkiline ait olmayıp, müvekkili aleyhine sahte evrak düzenlendiğini, müvekkilinin ... ve ... tarafından kötüniyetli şekilde adeta kullanıldığını, bu kişilerin hileli davranışları ve işlemleri neticesinde kendilerine yarar sağlayıp müvekkilini zarara uğrattıklarını, konuyla ilgili olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı şirketin şu anda fiili olarak hiçbir iş ve işlem yapamaz duruma geldiğini, şirket ortağı bulunan taraflar arasında herhangi bir ortaklık ilişkisi kalmadığı gibi aynı zamanda uzun süredir herhangi bir şekilde görüşme de aralarında sağlanamadığını, şirket ortakları arasında geri dönülmez şekilde ve süreklilik arz eden anlaşmazlık meydana geldiğini, ortaklığa devam etme imkânı kalmadığını belirterek, davalı şirketin haklı nedenle feshine ve tasfiyesine, fesih ve tasfiye işlemleri için tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı adına usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davalı cevap sunmadığı gibi duruşmalara da katılmamıştır. Dava; şirket ortağı tarafından açılan TTK'nın 636.maddesi uyarınca haklı nedenlere dayalı olarak limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Dosya içerisine; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası celp edilmiş, davalı şirketin sicil dosyası, Kurumlar Vergi Dairesinden mükellefiyet sicil dökümü getirtilmiş, davalı şirketin adresinde faal olup olmadığı hususunda kolluk araştırması yaptırılmış, davacının tanıkları duruşmada dinlenilmiştir. Davacı tanığı ... duruşmadaki beyanında; "davacı benim kız kardeşim olur kendisi % 10 hisse ile bu şirketi sadece kağıt üzerinde ortak olmuştu kendisi ev hanımı olur şirket işi ile filan ilgisi yoktur bir bilgisi de yoktur, zaten diğer ortakta payını başka birine devretmiştir. ... üzerin idi çok kısa bir süre faaliyet gösterdi. ... tarzı ürünler satılıyordu, kısa sürede bitti dükkanın başında falanda kardeşim durmadı, diğer ortağı ilgilendi. Kendisine her hangi bir kar falanda verilmediği, kendisi de sermaye koymadı, sadece kağıt üzerinde ortaktı, şirketin tasfiye edilecek bir mal varlığı yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... duruşmadaki beyanında; "davacı benim eşim olur biz kendisi ile 2008 yılında evlendik evlenmeden önce bir şirkete kağıt üzerinde ortaklığı olmuş ancak kendisinin çıktığını zannediyordu sonradan gelen belgelerle biz ortaklığın devam ettiğini öğrendik bizim şirketle alakamız yoktur, bacanağım o zaman bu şirketi kurarken eşimi de ortak etmiş, eşimin bu şirkette geliri falan olmadı zaten faalde değildir onu da sonradan öğrendik, 2009 yılında bir noterden devir işlemi olmuş or da da benim eşimin adına imza atılmış biz bunu sonradan öğrendik şikayetçi de olduk ancak zaman aşımına uğramış şirketin tasfiye edilecek mal varlığı da yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 636. maddesi şöyledir; "(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır." Limited şirketin haklı sebeple feshinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 636. maddesinin III. fıkrası, emredici bir hüküm olmakla birlikte, ortaklar şirket sözleşmesine koyacakları hükümlerle haklı sebeple feshe ilişkin hükümleri belli oranda değiştirebilirler. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 636/I, b hükmü gereğince, genel kurulun şirketi feshetme yetkisi bulunmaktadır. Genel kurulun alacağı fesih kararı, önemli kararlar arasında yer almakta ve bu kararın alınması, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunu gerektirmektedir. Haklı sebeple feshin mahkemeden istenmesi durumunda, haklı sebebi hakim takdir edecektir. Hakim takdir hakkını kullanırken, şirket ve ortak arasındaki menfaatler dengesini dikkate almaktadır; böylece sadece fesih talebinde bulunan ortak değil, tüm ortaklar ve şirket korunmaktadır. Haklı sebeple şirketin feshini talep hakkı, limited şirket ortaklarına aittir. Haklı sebep, ortak dışı haklı sebepler olarak meydana gelebileceği gibi ortağa ilişkin olarak, kusurlu ve kusursuz haklı sebep olarak ortaya çıkabilir. Haklı sebebe dayanarak dava açma hakkı, haklı sebebin oluşmasında kusuru bulunmayan ortaklara aittir. Limited şirketin haklı sebeple fesih davası, limited şirket tüzel kişiliğine karşı açılmalıdır (Mineliler, Zeynep; Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVI, Y. 2012, Sa. 3, s. 95 vd.). Haklı nedenlerle fesih davası açılabilmesi için, davacı ortağın ve ortakların, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında, kendilerinin eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla, feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimse kendi eylem ve işlerine dayanarak, kendi lehine sonuç çıkaramaz ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29/09/2005 tarih 2005/10217 2005/8962K. sayılı kararı). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2014 tarih 2013/16660E. 2014/1145K. sayılı kararında; "... davalı şirkette %2 oranında hisse sahibi olduğu, davalı şirketin herhangi bir faaliyet göstermediği, davacının şirket işleri ve idaresi ile ilgilenebilecek sosyal/ekonomik konumda bulunmadığı, aynı zamanda şirketin tek temsilcisi de olan %98 hisseye sahip ortağın vefatı ile mirasçılarının mirası reddettikleri anlaşılmakla, artık şirketin ayakta tutulmasında bir yarar bulunmadığı ve şirketin feshini gerektirir haklı sebeplerin gerçekleştiği sabittir. 6102 sayılı TTK'nın 636/3'üncü maddesinde belirtilen fesihten başka bir çözüme hükmedilmesinde de yarar bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda mahkemece, öncelikle davalı şirkete, bu davada temsil etmek üzere temsil kayyımı tayin edilmesi ve işin esasına girilerek yukarıda açıklandığı üzere şirketin tasfiyesine karar verilmesi gerekirken..." denilmiştir. Somut olayda davacının, davalı şirketin %10 pay sahibi olduğu, şirketin kuruluşundan itibaren davacı ortağın şirkette aktif bir görevinin olmadığı, şirketin de kuruluşundan kısa bir süre sonra faaliyetlerini durdurduğu, halen aktif bir ticaretinin olmadığı, kolluk tarafından yapılan araştırmaya göre şirketin merkezi olarak belirtilen adreste bulunmadığı, adreste 3. Kişinin ikamet ettiği, Kurumlar Vergi Dairesinden gelen cevaba göre şirketin ... tarihinde re'sen terkin olduğunun belirtildiği, tanık beyanlarına göre şirkette aktif rolü diğer ortakların üstlendiği ve şirketin faaliyetlerinin durdurulduğu, şirketin bu hale gelmesinde davacının bir kusurunun bulunmadığı, şirket müdürü olmadığı, şirketin ticari bir faaliyetinin ve çalışanının bulunmadığı bu hali ile şirketin devamında gerek taraflar bakımından gerekse ticari hayat açısından bir yarar kalmadığı gibi tasfiye edilecek mal varlığı da bulunmadığı, davacı vekilinin de beyanında sadece şirketin feshini talep ettiğini bildirdiği, TTK'nın 636. Maddesinde belirtilen fesih için haklı nedenlerin gerçekleştiği, değerlendirilmekle, davanın kabulüne, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sırasında kayıtlı ... fesihine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sırasında kayıtlı ... 2-Alınması gerekli ....-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan ...-TL harcın mahsubu ile bakiye ...-TL harcın davalıdan TAHSİLİNE, hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan (davetiye, müzekkere gideri ve harç olmak üzere) toplam ...-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 4-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan ...-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 5-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesine müteakip davacı tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.15/06/2021
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır