İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/415 E. 2021/356 K.

Konu: yetki sözleşmesine rağmen davacının iş bu

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/415
Karar No
2021/356
Karar Tarihi
Konu
yetki sözleşmesine rağmen davacının iş bu

T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/415 Esas KARAR NO : 2021/356 DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/04/2016 KARAR TARİHİ : 27/05/2021 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekilinin Manavgat ... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin ... Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketten usul ve yasaya aykırı olarak tahsil edilen elektrik -kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma , iletim ve dağıtım bedellerinin ve ilaveten bu bedeller üzerinden tahsil edilen KDV nin her bir faturanın tahsil tarihinden itibaren işleyecek bankalarınuygulamış olduğu en yüksek avans faizi ile birlikte dava tarihinden dönük olarak 10 senelik tespitlerininin yapılarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca perakende satışhizmet bededelinin tamamı ile elektrik kayıp-kaçak bedeli, sayaç okuma , perakende satış hizet , iletim ve dağıtım sistemin bedelleri üzerinden tahsil edilen enerji fonu, ... fonu ile tüm bu bedeller üzerinden tahsil edilen KDV nin her bir faturanın tahsil tarihinden itibaren işleyecek bankaların uygulamış olduğu en yüksek avans faizi ile birlikte dava tarihinden geriye dönük olarak 10 senelik tespitlerinin yapılarak davalılardan ... A.Ş den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin Manavgat ... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin ... Esas sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen elektrik aboneliklerin ticari faaliyet amaçlı kullanıldığını ve tarife grubu olarak da ticarethane grubundan yer aldığını, dolayısıyla davacının tacir olarak nitelendirildiğini, taraflar arasındaki şeki şartı yasanın aradığı tüm koşulları taşıdığını, taraflar arasındaki yetki sözleşmesine rağmen davacının iş bu davasını Antalya Mahkemelerinde açması gerekirken yetki şartına aykırı şekilde yetkisiz Manavgat Mahkemelerinde açtığını, bu nedenle müvekkiline karşı açılan davanın yetkisizlik nedeniyle reddini, zamanaşımı, usule ve esasa ilişkin olarak da red olması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen abonelik sözleşmesinin anlaşmazlıklar başlıklı 12. Maddesinde "Bu sözleşmenin ve yürürlükteki ilgili mevzuatın uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların giderilmesinde yetkili organ Antalya Mahkemeleri ve İcra Daireleridir" denilmek suretiyle uyuşmazlık halinde tarafların başvuracağı yetkili mahkeme ve icra dairelerinin belirlendiğini, bu sebeple Manavgat Mahkemelerinde açılan davanın yetkisizlik sebebiyle reddine karar verilerek yetkili mahkemenin Antalya Mahkemeleri olduğuna karar verilmesini talep etmiştir. Manavgat ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamasında; "Dava dilekçesi ile ekli fatura, cevap dilekçesi ile buna ekli abonelik sözleşmeleri ve tüm dosya kapsamı hep birlikte incelenip değerlendirildiğinde; davanın ticaret mahkemesi sıfatıyla açılmış olması ve abonelik sözleşmelerine göre tarafların tacir bulunduğu, cevap dilekçesine ekli sözleşmelerin abonelik sözleşmesine dair olup davacının imzasının bulunduğu, sözleşmenin ilgili maddesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda Antalya Mahkemelerinin yetkili kılındığı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "Yetki Sözleşmesi" başlıklı 17. maddesinde, "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" şeklinde yer alan hüküm gereğince davada, süresinde ileri sürülen yetki itirazı nedeniyle mahkememizin yetkili bulunmadığı, davalı ... ye karşı açılan dava bakımından mahkememizin yetkisizliğine, Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili bulunduğu anlaşıldığından, belirtilen sebep, delil ve gerekçe ile mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir. Davalı ... ...A.Ş'ye karşı açılan davanın dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesi " gerektiğinden, yetkisizlik kararı verilmiş ve mahkememizin yukarıda esas sırasına kaydı yapılmıştır. Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin istirdadı istemine ilişkindir. Davalı şirketin, zamanaşımına yönelik itirazı ise, sözleşmeden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımı süresinin 10 yıl olması ve dava konusu faturaların zamanaşımı sürelerinin geçmemesi nedeniyle yerinde görülmemiştir. Derdestlik itirazı fatura dönemleri farklı olduğundan, davalıların tahsil edilen tutarlar yönünden davacıya karşı müteselsilen sorumluluğu bulunduğu, zira husumet iddiasında bulunan davalının tahsilat yapan konumunda olduğu anlaşılmakla itirazlar yerinde görülmemiştir. Dava tarihi itibari ile dava konusu uyuşmazlık ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 E.- 2014/679 K. sayılı kararı ile Anayasa'nın "Vergi Ödevi" başlıklı 73.maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığından bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne kadar bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğundan EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınması doğru bulunmayarak hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra, 17.06.2016 tarihinde 29745 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun'un 21.maddesi ile 6446 sayılı Kanun'un 17.maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bent ile; "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; Tüketici Hakem Heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır" hükmü getirilmiştir. Ayrıca, 6719 sayılı Kanun'un 26.maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen Geçici 19.madde de; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur" ve Geçici 20.madde de ise, "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17.madde hükümleri uygulanır" hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre Tüketici Hakem Heyetleri'nin ve mahkemelerin bu konuda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmıştır. Diğer bir ifade ile yerindelik denetimi yapılamayacağı kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin Kanunun 17.06.2016 yürürlük tarihinden önceki dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak tahsil edilmiş dava konusu kayıp kaçak ve sayaç okuma bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden alacak davalarında da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Bundan başka, davanın devamı sırasında, dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayri menkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun yada Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar, hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı, aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığını da tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir. Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Başka bir deyişle, yürürlüğe giren yeni yasa nedeniyle konusuz kalan davada, yeni yasanın yürürlüğe girmemiş olması halinde, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden taraf lehine "maktu vekalet" ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ise karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı ilamında "Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir. Somut olayda, davacı tarafın davanın açıldığı tarihteki mevzuata, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 karar sayılı kararı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin emsal içtihatlarına göre davayı açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak bedelinin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili 6719 Sayılı Kanun ile getirilen Yasa değişikliği nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden davacı lehine "maktu vekalet ücretine" hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Konusuz kalan davada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Alınması gerekli ... TL harcın, peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine, 3-Davacı yanca yatırılan ... başvuru harcı,... peşin harç ve ... TL yargılama gideri toplamı ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı kendini vekille temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 4-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı , davalı tarafın yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 27/05/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/415, K. 2021/356, T. 27.05.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-415-e-2021-356-k-ac322a9f319f