İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2008/393 E. 2020/435 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2008/393
Karar No
2020/435
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2008/393 Esas KARAR NO : 2020/435 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 24/06/2008 KARAR TARİHİ : 29/09/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin ... Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabına ... tarihinde ... TL ve ... tarihinde ... TL yatırdığını, 91 günlük vadeye yatırdığı parasına davalı ...’nin ... tarihinde ... TL kar ettiğini söylendiğini, ihtiyacı olan ... TL’yi çektiğini ve ... TL’sinin kaldığını, kalan paranın da 91 gün vadeye yatırıldığını ve vadenin ... tarihi olduğunu, ancak ... tarihinde ...’nin babası ve erkek kardeşinin kendisine paranın ihtiyacı olduğu için ... tarafından kullanıldığını ve iade edeceklerini söylediklerini, bir ev ve bir ... araba teklif ettiklerini, ertesi gün abisi ve yakınları olan ... ile bankaya gittiklerinde kendilerine teminat olarak çekler verildiğini ve halen ödenmediğini, durumu müdüre söylediklerinde ...’den şüphelendikleri için takipte oldukları ve bu çekleri daha önceden teminat için vermek isteyen müşteriden almadıklarını söylediğini, hesap dökümü çıkarıldığında hesabın boşaltılmış olduğunun görüldüğünü, ... tarihinde ...’nin çekleri asıl sahibine vermek üzere geri istediğini, banka teftişinin düzenlediği rapora göre ... ve ... şirketlerine para aktarıldığı, sahte hesaplar düzenlendiği, bazı işlemlere dair fişlerin yazdırılmadığı, bazılarının çekmecede tutulduğu, kasa yetkilisi olmamasına rağmen çekmecesinde para bulundurduğunun anlaşıldığını, davacı tarafından Cumhuriyet savcılığına yakınmada bulunulduğunu başlatılan ... numaralı soruşturma ile davalının yakalanarak tutuklandığını, ... şirketi sahibi ...’ın ... tarihinde yakalandığını, ifadesinde davalı ... ...’in abisi ... ... ile daha önce ticari iş ortağı olduklarını, kendisinin davalı banka müşterisi olduğunu, 7-8 ay önce birlikte gelerek ailenin ... TL’si olduğunu, bu parayı değerlendirmesini ve kardan %50 pay vermesini istediğini, bunun üzerine ... TL para geldiğini, bu para ile değişik arabalar alarak galerilerine koyduğunu, elde ettiği kazanç ile ...’e ev, araba, senet ve çek ile ödeme yaptığını, gelen paraların aile parası olduğunun söylendiğini, toplamda ... TL para yatırıldığını söylediğini, bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilerine istendiğinde veya belli bir vadede aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlü olduklarını, ayrıca davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğunu, davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünü açıkça kötüye kullandığını, bankaların hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını, sonuç olarak davacı müvekkilin uğradığı zarar bedeli olan ... TL’nin ... tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkil banka ... Şubesi nezdinde bulunan ... no.lu hesabından yapılan tüm işlemlerinin davacının talimatı üzerine yapıldığını ve tüm işlem dekontlarında imzasının bulunduğunu, davacı ... ile diğer davalı ... ...’in banka dışında da görüşüyor olduklarını, birlikte hareket ederek müvekkil bankadan haksız menfaat temin etmeye çalıştıklarını, müvekkil banka yetkililerinin gerekli denetim ve kontrolleri yerine getirdiklerini ve bu nedenle sorumluluk isnat edilemeyeceğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... vekilinin ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayla ilgili Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı ceza davasının devam ettiğini, müvekkilinin 16 yıldır ...’ta kredi operasyon yetkilisi olarak çalıştığını, Aralık 2007 tarihinde ... isimli davacının kardeşi olan banka müşterisinin ... TL mevduat getirerek gizli bir hesaba yatırmak istediğini söylediğini, hatta kendi hesabına yatırmasını teklif ettiğini, kabul etmeyince kardeşi ... adına dolar ve Euro olarak para yatırdığını, bir süre sonra ... TL’sini ...’i bizzat bankaya getirerek imza attırmak suretiyle çektiğini, kalan ... TL’nin hesapta kaldığını, müvekkilin bankada halen devam etmekte olan kredisi dolu olan sağlam müşterilerine bir başka müşterinin kredisini veya mevduatını banka ticari kredi faizi karşılığında kullandırdıklarına dair bir sistem olduğunu ifade ettiğini, ...’in imzası ve bilgisi ile ...’in imzası dahilinde ... TL’yi 3 aylık ... TL faiz ödemesi şartı ile ... şirketine aktardığını, ...’in gizli tutulmasını söylemesi sebebiyle ...’e bilgi verilmediğini, 3 aylık süre dolduğunda paranın faizi olan ... TL ile anaparadan ... TL olmak üzere toplam ... TL çektiğini, kalan ... TL’nin de 3 aylık ... TL faiz talebi ile aynı şekilde işletilmesinin istediğini, müvekkilin bu paraları ... ve ...’tan alamadığı için zor duruma düştüğünü ve başka mudilerin hesaplarıyla kapatmaya çalıştığını, bu şekilde durumun içinden çıkılmaz hal aldığını, ...’e ailesi ile birlikte durumu bildirdiğini, ...’in ...’ı arayarak teminat istemesi üzerine ...’ın bir daire teklif ettiğini, ... adına satış yapılacakken taşınmazın ipotekli olduğunun anlaşılması üzerine almaktan vazgeçtiğini ve müvekkili sıkıştırmaya başladığını, ...’ın alacaklı olduğu iki adet ... Bankası ... Şubesi müşterisi ... tekstile ait toplam ... TL’lik çeki gönderdiğini, istihbaratını yaptıran ...’in ...’la gelerek kırdırmak üzere çeklerin asıllarını aldığını, sonra kendisini tehdit ettiğini ve abisine ait arabayı aldığını, müvekkilin davacının talimatları doğrultusunda işlem yaptığını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E- ... K sayılı dosyasından alınan tüm bilirkişi raporları dosyaya temin edilerek, iki bankacı ve bir tazminat hesabında uzman hesapçı-hukukçu bilirkişiden, davacının davalılardan tazminini talep edebileceği alacaı bulunup bulunmadığı, varsa miktarının belirlenmesi istenmiş; Bankacı bilirkişiler ... ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle: "1)Davacı ... tarafından ... tarihinde ... TL, ... tarihinde ... TL olmak üzere hesabına toplam ... TL nakit yatınldığı, Ağustos 2007 tarihinde 91 gün vadeli hesap açıldığı kabulü ile işlemesi gereken faiz tutannın ... TL olarak hesaplandığı, bu durumda ... tarihinde davacının bankada toplam ... TL parasının olduğu, davacının ... tarihinde bankadan nakit olarak çektiğini beyan ettiği ... TL tutarın tenzili ile kalan ... TL’nin ... tarihi itibari ile davacının zarar gördüğü tutar olarak tespit edildiği, 2)Davacı yanın ... tarihi itibari ile zarar gördüğü tutar olarak tespit edilen ... TL’ye ... tarihine kadar geçen ... gün için ticari avans faiz oranından faiz işletilmesi halinde, işletilecek faiz tutarının ... TL olduğu, 3)Davacı ... hesabından kendi eli ürünü imzaı dekontlar ile yapılmış olmakla birlikte, hesabından bilgisi ve onayı olmaksızın bir çok işlemin yapıldığı, dosya kapsamında yapılan inceleme ve tespitlerde ilgili dekontlara davacının imzasının önceden boş olarak - açığa alındığının anlaşıldığı ve davalı ...’nin bu işlemleri davacının bilgisi dışında yaptığı - dekontlara açığa imza aldığı yönünde beyanı ve kabulünün olduğu, 4)Ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesi, zarar tutan, temyiz gücü ve illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında davacının bilgisi ve talimatı onayı olmaksızın çekildiğine ilişkin olarak dosya kapsamında şüpheden uzak, kesin ve inandıncı delilin bulunmadığının belirtildiği, özel hukuk bakımından ceza mahkemesindeki belirlemenin davalının sorumluluğunu etkileyecek ve hukuk hakimini bağlayacak nitelikte bir olgu içermediğinin değerlendirildiği, 5)Davalı banka çalışanının yaptığı işlemlerin açıkça hukuka aykırı ve usulsüz olduğunun tartışmasız olduğu, davacı yönünden yapılan işlemlerin davacının istemi ve talimatı ile yapıldığı iddiasının ise hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bunun aksini iddia edenin ispat yükü altına gireceği, 6)818 sayılı BK.100 (TBK.116) maddesi gereğince davalı banka, çalışanının kusurundan ötürü tamamen sorumlu olup, davalı bankanın çalıştırdığı personelin işi yürüttüğü sırada müşterilere verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğu, 7)Banka çalışanı ...’in mesleki davranışının Bankacılık Kanunu’nun 75. Maddesinde yer alan etik ilkelere ve imzaladığı etik ilkeler taahhütnamesine aykın olduğu, Yargıtay emsal kararlan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.1994 ve 21.12.2012 tarihli karannda bankalann mevduatı korumak zorunda olan ve adam çalıştıran kuruluşlar olarak objektif özen borcu adı altında olduklan, hafif kusurlanndan dahi sorumlu olduklan esas alındığında, davacının mevduat hesabından iradesi dışında, önceden imzası alınmış olan boş dekontlar kullanılmak sureti ile yapılan işlemler sonucunda, hesabındaki mevcut ... TL tutannda oluşan zararından, davalılar ... (...) ve ....’nin sorumluluğunun bulunduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Tarafların bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda, dosya aynı hususta rapor tanzimi için başka bir bilirkişi heyetine tevdi edilmişi; Bankacı bilirkişiler hukukçu bilirkişi ... tarafından düzenlenen 22/06/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle: " ...’in davalı bankanın ... Şubesi müşterisi olduğu ve işlemlerin banka çalışanı ...’in tarafından gerçekleştirildiği dosyada mevcut bilirkişi raporları ile savcılık soruşturmasında ve mahkeme duruşmalarında verilen ifadelerden anlaşılmaktadır. Önceki bilirkişi kurulu raporunda; işlem dekontlarının olması gereken sıra numarasıyla değil de karışık devam etmesi ve imza bilirkişisinin de bütün işlem dekontlarındaki imzaların davacının eli ürünü olduğu yönündeki tespiti de dikkate alınarak, dekontların işlem tarihlerinden önce boş olarak açığa imza alındığı yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı ...’in katılan sıfatıyla Ağır Ceza Mahkemesi'ne verdiği ... tarihli ifadesinde; ...’taki hesabından yaklaşık ... TL’nin rızası dışında şifahi ya da yazılı hiçbir talimat vermemesine rağmen herhangi bir boş valer ya da boş kağıdı imzalamamasına rağmen farklı sürelerde 15-20 kez olmak üzere çekildiğini öğrendiği, zararının karşılanmadığı ve şikayetçi olduğu ifade edilmiştir. Dava konusu olayda işlemler yasal prosedüre uygun olarak hesap sahibinin adı ve imzası bulunan dekontlar ile işlem yapılmıştır. Davacı ise ... tarihinde kalan ... TL’si bulunduğunu iddia etmekte ve işlemlerden bilgisi ve onayı bulunmadığını ifade etmektedir. Ancak, Yargıtay’ın emsal kararları dekontların yazılı delil niteliğinde olduğu ve aksinin yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği yönündedir. Yüksek Mahkeme kararları gereği, her ne kadar ceza mahkemesinin beraat veya mahkumiyet kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de maddi vakıalara ilişkin ceza hakiminin tespitinin hukuk hakimini bağlayacağı, davacı tarafından inkar edilen dekont ve belgeler üzerindeki imzaların davacıya ait olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Diğer eylemler nedeniyle hakkında mahkumiyet kararı verilen ...’in işbu davaya konu işlemler nedeniyle davacı ceza almamıştır. Banka çalışanı ...’in mesleki davranışının Bankacılık Kanunu’nun 75. Maddesinde yer alan etik ilkelere ve imzaladığı etik ilkeler taahhütnamesine aykırı olduğu, Yargıtay emsal kararları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.1994 ve 21.12.2012 tarihli kararında bankaların mevduatı korumak zorunda olan ve adam çalıştıran kuruluşlar olarak objektif özen borcu adı altında oldukları, çalışanlarının hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları esas alındığında, Davacının imzasının bulunduğu, işlemlerin mudiin bilgisi dışında gerçekleştiğini ortaya koyabilecek kesin ve inandırıcı bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, davacının ceza yargılamasında hesabından rızası dışında şifahi ya da yazılı herhangi bir yetki vermemesine ve herhangi bir boş valer ya da boş kağıt imzalamamasına karşın işlem yapıldığını beyan ettiği ancak işlem dekontlarındaki imzanın kendisine ait çıkması karşısında işlemlerin davacının bilgi ve talimatı kapsamında yapılmış olmasına ilişkin değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu, davacının müterafik kusurlu olduğu ve kusur oranlarının Mahkemenin takdirinde bulunduğu," kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Antalya ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E- ... K sayılı dosyasının tetkikinden; katılanların ... Genel Müdürlüğü, mağdurların ... olduğu, sanıklar ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonucu sanıkların imzasız ve talimatsız olarak ... ait hesaplardan toplam ... TL tutarındaki işlem ile basit zimmet suçunun zincirleme olarak işledikleri kabul edilerek 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160/1 maddesi, TCK 43/1,62,52/2. maddeleri uyarınca neticeten .. TL adli para cezası verildiği, ... hakkında verilen mahkumiyet kararının ... tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Davalı ... ... (...) 'ın davalı banka çalışanı olduğu, davalı bankadaki hesabına ... tarihinde ... TL, ... tarihinde ... TL yatırdığı, 91 gün vadeli olarak açılan hesaptan davacının ... tarihinde hesabından paraya çekmeye gittiğinde ... tarafından kendisine ... TL ödeme yapıldığı, bu tarih itibariyle hesabında bakiye ... TL kalması gerektiği halde, davalı ...'nin davacının hesabında davacının bilgisi ve onayı olmaksızın virman, döviz alış satış, para çekme, para yatırma, havale gönderme vb. birçok usulsüz olarak işlem yaptığı banka kayıtları, alınan bilirkişi raporları ve davacının beyanı ile sabittir. Ceza yargılaması sonucunda her ne kadar davacının hesabından yapılan işlemler nedeniyle sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmamış ise de; TBK 74.maddesi uyarınca ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesi, zarar tutadı, temyiz gücü ve illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında davacının bilgisi ve talimatı onayı olmaksızın çekildiğine ilişkin olarak dosya kapsamında şüpheden uzak, kesin ve inandıncı delilin bulunmadığının belirtildiği, özel hukuk bakımından ceza mahkemesindeki belirlemenin davalının sorumluluğunu etkileyecek ve hukuk hakimini bağlayacak nitelikte bir olgu içermediği, sanık ...'nin soruşturma ve yargılama sırasında verdiği çelişkili beyanlar ve davacının hesabından ... tarihil ... TL bedelli virman, ... tarihli ... TL bedelli hesaptan nakit çekilerek firma hesabına yatırma şeklindeki ... tarafından gerçekleştirilen banka işlemlerinin hakkında zimmet suçuna iştirakten mahkumiyet kararı verilen ...'ın yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti lehine gerçekleştirildiği, ... TL bedelli virman dekontunda davacının imzası bulunsa dahi bu belgenin davacının önceden imzalayarak ...'ye verdiği belgelerin davacının bilgisi dışında kullanılması sonucu oluşturulduğu, nitekim ...'nin ... tarihli kolluk ifadesinde ... hesabından bilgisi dışında para çektiğini ikrar ettiği, davacının ilk bilirkişi heyetince belirlenen zararı olan ... TL den davalı ...'nin haksız fiilden kaynaklı olarak sorumlu olduğu, Davalı bankanın sorumluluğunun değerlendirilmesinde; Emsal yargı kararlarında değinildiği üzere; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 6/1’inci maddesinde; Türkiye'de bir bankanın kurulmasına veya yurt dışında kurulmuş bir bankanın Türkiye'deki ilk şubesinin açılmasına, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun alacağı kararla izin verileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 3’üncü maddesinde; yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde, halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen para, mevduat olarak tanımlanmış ve anılan Kanun’un 60/1’inci maddesinde; Kredi kuruluşları ile özel kanunlarına göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişinin, aslen veya fer'an meslek edinerek mevduat veya katılım fonu kabul edemeyeceği, ticaret unvanları ve kamuya yapacakları açıklamalar ile ilân ve reklamlarında bu izlenimi yaratacak ifade ve deyimleri kullanamayacağı düzenlenmiştir. Ayrıca anılan Kanun’un 63’üncü maddesi gereğince halkın parasının bankalarca değerlendirilmesi sırasında halka güven vermek için kredi kuruluşları (mevduat bankaları ile katılım bankaları) tasarruf mevduatı ve gerçek kişilere ait katılım fonlarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından sigorta edileceği açıklanmıştır. Bu düzenlemelerden çıkan sonuca göre, Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan ve hem mudileri hem de üçüncü kişileri koruyucu tedbirler almak ile yükümlü kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren ve somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 99/2’nci ve 100/3’üncü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı TBK) 115/3’üncü ve 116/3’üncü) maddeleri gereğince, özel yasa ile kuruldukları ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanındığı için bankaların, hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 20/2’nci (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 18/2’nci) maddesi gereğince; tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları ve açtıkları çek hesapları ile çek hamillerini sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir (Yılmaz, Süleyman; Hukuki Açıdan İnternet Bankacılığı, Ankara, 2010, s. 152) . Ayrıca bankalar, adam çalıştıran sıfatı ile de sorumludur. Adam çalıştıranın sorumluluğu 818 sayılı BK’nın 55’inci (6098 sayılı TBK’nın 66’ncı) maddesinde “İstihdam edenlerin mesuliyeti” başlığı altında düzenlenmiştir. Anılan maddede; “Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür. Şu kadar ki böyle bir zararın vuku bulmaması için hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat ederse mesul olmaz.” hükmü öngörülmüştür. Bu madde gereğince adam çalıştıranlara genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü yüklenmiş ve adam çalıştıranın bir özel hukuk ve bağımlılık ilişkisi içerisinde çalışanlarının kendilerine bırakılan işleri gördükleri sırada hukuka aykırı bir fiille üçüncü kişilere vermiş oldukları zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre adam çalıştıranın sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Başka bir deyişle adam çalıştıranın sorumluluğunun kaynağı, adam çalıştıranın çalışanlarını seçerken ve onları çalıştırırken çalışanlar üzerindeki denetim ve gözetim ödevini yerine getirmemesine, kanun tarafından kendisine yükletilen bu tür objektif bir ödevi ihlal etmesine dayanmaktadır (Eren, Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2017, s. 643). Adam çalıştıran, yapılacak iş için uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin yapacağı iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır. Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir (Eren, s. 644). Sonuç olarak Antalya ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E- ... K sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ve mahkeme gerekçesine göre mevduatı koruma adına objektif özen yükümlülüğü altındaki davalı bankanın bu yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiği ve davalı ...'nin davacıya verdiği zarardan sorumlu olduğu değerlendirilerek, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmişitir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; ... TL'nin ... tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5-A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan ... TL başvurma, ... TL TL peşin harç olmak üzere toplam ... TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti, tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinden davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesaplanan ... TL 'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısmın kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Sarf edilmeyen gider avansının HMK.'nın 333. maddesi uyarınca davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.29/09/2020 Katip ... Hakim ... ¸e-imzalı ¸e-imzalı

Atıf: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2008/393, K. 2020/435, T. 29.09.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2008-393-e-2020-435-k-444bc640a372