İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/5 E. 2024/756 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/5
- Karar No
- 2024/756
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/5 Esas - 2024/756 T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2023/5 Esas KARAR NO : 2024/756 Karar
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2023 KARAR TARİHİ: 09/07/2024 K. YAZIM TARİHİ: 22/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin, boya, kimyasallar, oto boyası ve yardımcı malzemeleri, oto tamir ve bakım, oto koruma ve görünüm kimyasalları, yardımcı malzemeleri ve ürünlerini tedarik, pazarlama ve satış faaliyetlerinde bulunmakta olduğunu, Davalı şirketin ... (...) nezdinde işlem yapmaya yetkili fikri ve sınai haklar alanında vekillik ve danışmanlık hizmetleri sunan bir marka ve patent firması olduğunu,Davalı şirketin, müvekkili telefonla arayarak "Markanıza şu anda başkaları başvuru yapmak üzere, ancak tespit ettik ki aslında bu markanın sahibi sizmişsiniz ve öncelikle sizin bu markaya sahip olmanız gerekmekte, marka ile ilgili acil yapılması gereken işlemler var, yapılmaması durumunda hak kayıplarına uğrarsınız, hemen ücret yatırmazsanız bu marka başvurusu başkası adına yapılacak, bizim adamımız şuan ... Kurumunda, bize hemen ödemeyi yaparsanız o markayı size geçireceğiz" gibi ifadelerle veya benzeri senaryolarla müvekkili şirketi büyük bir panikle düşünmeden ödeme ve işlem yapmaya sevk ettiğini, Müvekkil şirketin, gerçekten resmi kurum veya onun bağlantılı olduğu bir patent ofisinin uyarı amaçlı aradığını ve kendilerine ait markanın başkaları tarafından tescillenmesinin engellediğini düşündüğünü, Müvekkil şirket ile davalı arasında ... nezdinde işlem yapmaya dair vekalet sözleşmesi kurulduğunu, Davalının "markandan sana çok para kazandıracağım, milyonlar değerinde markan olacak, büyük marka haline getireceğim" gibi söylemlerine devam ettiğini, Davalının, sürecin en başından itibaren vekillik meslek kurallarıyla bağdaşmayan eylemlerle, tamamen sömürmeye yönelik ve sözleşme ile güdülen amaca aykırı şekilde işlemler yaptığını, Müvekkili şirketten haksız, aşırı oransız ve fahiş ücretler alındığını belirterek, müvekkilinin uğradığı menfi zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL’sinin davalının temerrüte düştüğü tarih olan 06/10/2022 arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesinde; dava dilekçesinde 100,00 TL olan alacak talebini 34.474 TL artırarak dava değerinin 34.574 TL üzerinden harç hesaplaması yapılmasını, 34.574,00 TL'nin davalının temerrüde düştüğü tarih olan 06/10/2022 arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, Yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkiline markalarının tescili için başvurduğunu, Müvekkilinin bu başvuruları yaptığını, Müvekkilinin davacıya alakasız sınıflarda ve içerikte marka satmak anlamında bir baskısı olmadığını, Böyle bir baskıyı hisseden davacının basiretli bir tacir gibi davranıp söylenenlere yahut talep edilenlere itibar etmeyip tüzel kişilik ile çalışmayı bırakması gerektiğini, Davacının, dava dilekçesinin 3. Maddesinde yazılı şekilde düşünceye kapılmasının kendi ticari zayıflığı olduğunu, Dava dilekçesinin 10. Maddesinde geçtiği gibi, deneyimsiz ve tecrübesiz olduğunu düşünen bir kişinin anında karar vermek yerine, avukatına danışarak, ondan mütalaa alarak hareket etmesi gerektiğini, Davacının bunu yapmadığını, müvekkili ile konuşmasının hemen akabinde talepleri doğrultusunda işlemleri başlatmıştır. Müvekkilinin davalıdan işi alırken gerçek ve hukuk dışı beyanlarda yahut TMK 2. Maddeye, hak ve nesafete, ahlak kurallarına aykırı söylemlerde bulunmadığını, "markanız kesin tescil olur" gibi ve benzeri bir taahhüt vermediğini, Davacının yaptığı tüm ödemelerin müvekkili tarafından faturalandırıldığını, Aldığı paraların bir kısmının marka işlem ücretlerine harcandığını, kalan kısmının ise hizmet bedeli olarak alındığını, ... Kurumu nezdinde yapılacak işlemlerde alınacak hizmet bedellerine ilişkin avukatlık asgari ücret tarifesi gibi bir tarife olmadığını, Serbest piyasa ekonomisi gereği, Kurum nezdinde işlemleri yapacak olan vekil firmanın, başvuru sahibinden hizmet bedeline ilişkin bir talepte bulunduğunu, Başvuru sahibinin kabul ettikten sonra artık "benden çok para aldın, aldığın paralar fahiş, geri ver" deme hakkına ve hukukuna sahip olmadığını, Alınan paralara ilişkin Kurum nezdindeki tüm işlemlerin (başvuru, yayıma itiraz, yayıma itiraza karşı görüş, tescil belge ücreti ödeme vb) yapıldığını, Dava dilekçesinin 9. Maddesinin 4. Satırında yer alan "teamülden olan ücret" diye birşey olmadığını, Davacı şirket adına ..., ..., ...6 numaralı başvuruların yapıldığını, Faturaların kesildiğini, Çok yüksek, çok pahalı gibi soyut ifadeler ile gabine dayanılamayacağını, yararlanma kastı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER : Tanık beyanları, tarafların ticaret sicil kayıtları, ... Kurumu yazı cevabı, bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporu ile tüm dosya kapsamı. Bilirkişi raporunda özetle; davacının iddialarının somut delil içermediği, teknik değerlendirme yapılabilmesi için davacıya davalı tarafından yazılı olarak bildirilen ücretler, yapılan işlemler için sunulan teklifler ve fatura açıklamalarının sunulması gerektiği bildirilmiştir. Bilirkişi ek raporunda özetle; Görevlendirme kapsamında, iddia, savunma ve dosya içerisindeki belge ve bilgilerin incelenmesi sonucunda ve yukarıda açıklanan gerekçelerle, asıl rapordaki görüşleri değiştirecek ek bir bilgi / belge bulunmadığı, davacının iddialarının somut delil içermediği, teknik değerlendirme yapılabilmesi için davacıya davalı tarafından yazılı olarak bildirilen ücretler, yapılan işlemler için sunulan teklifler ve fatura açıklamalarının sunulması gerektiği görüş ve düşüncesinde olduğunu bildirmiştir. GEREKÇE : Dava ... vekilliğinden kaynaklı menfi zararın tazmini talebine ilişkindir. Davalının, davacının vekili olarak 3 adet marka başvurusu yaptığı görülmektedir. Davacı, davalının gerçek dışı ifadelerle kendisini düşünmeden işlem yapmaya yönlendirdiğini, vekilin müvekkilini sömürmeye yönelik işlemler yaptığını, fahiş ücretler aldığını iddia etmektedir. Bu iddialarına delil olarak davacı çeşitli dekontlar sunmuştur. Bilirkişi raporu ile yapılan tespit ile Davacı iddialarının hiçbirine ilişkin yazılı bir evrak bulunmamaktadır. Sunulan cari hesap ekstrelerinin hangi yazışmayla ne şekilde talep edildiği dahil olmak üzere hiçbir delile dayanılmamıştır. Tanık beyanlarında da hep sözlü görüşme yapıldığı belirtilmiştir.Daha önce de sözü edildiği gibi, davalının davacıdan ne amaçla ne kadar ücret istediğine ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bu noktada, ödenen ücretlerin “fazla veya az ücret” gibi bir değerlendirmeye konu olması mümkün değildir. Çünkü patent ve marka vekillerinin alacakları ücretlere ilişkin ne bir standart ne de bir tarife bulunmaktadır. ... tarafından evraklarda da “Diğer taraftan marka vekil ücretleri/tarifesi sorulmakta ise de Kurumumuz sisteminde böyle bir tarife bulunmamaktadır." açıklaması yer almaktadır. Kötüniyetli marka başvurusu iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; kişiyi hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanması olarak tanımlanabileceği, hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusu yapıldığına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetler yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda davalının marka başvurusunu kötü niyetli olarak davacıyı sömürmeye yönelik işlem yaptığına dair davacı tarafından sunulan hiç bir delil bulunmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN REDDİNE, 1-Alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 179,90TL harcın ve ıslah harcı olarak yatırılan 590,00 TL'den mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 342,30 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.120,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Davalının sarf ettiği 320,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kararın talep halinde taraflara tebliğine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/07/2024
Katip Hakim e-imzalı e-imzalı