İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/7 E. 2024/1141 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/7
Karar No
2024/1141
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/7 Esas - 2024/1141 T.C. ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2018/7 Esas KARAR NO : 2024/1141 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : 1- VEKİLİ : 2- VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 01/02/2017 KARAR TARİHİ: 30/10/2024 K.YAZIM TARİHİ: 20/11/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; müvekkilinin eşyalarını depolamak için davalı ... Şti. İle sözleşme yaparak eşyalarını teslim ettiklerini, depoda çıkan yangın neticesinde eşyalarının bir kısmının yanarak telef olduğunu, kalan eşyalar hakkında müvekkillerine hiçbir bilgi verilmediğini, yangın sonrası kalan malların kasıtlı olarak ortadan kaybedildiğini, eşyaların nerede olduğunu müvekkillerinin bilmediğini, davalı şirketin, müvekkillerini yangından uzun bir süre sonra haberdar ettiğini, bu süre içerisinde de müvekkillerinin depo kirası ödemeye devam ettiklerini, davalının bu şekilde haksız kazanç elde ettiğini, müvekkillerinin meydana gelen kazada tüm mal varlıklarını yitirerek büyük bir maddi kayba uğradığını ve manevi değeri yüksek hediyelerin de zayi olması sebebiyle geçmiş anıları da yok olduğundan, telafisi yüksek manevi zarar yaşadıklarını belirterek, davacılar yararına toplamda 510.000,00TL maddi tazminata, 10.000,00TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. *Mahkememizin ... esas sayılı dava dosyasının 20/12/2017 tarihli celsesinde, açılan davanın herbir davacı yönünden ayrı ayrı tefrikine karar verilmekle, davacı ... yönünden ayrılan dava Mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilmiştir. Davacı .. 'nın talebinin 50.000,00TL maddi tazminat ile 10.000,00TL manevi tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. CEVAP : Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili; müvekkili şirket nezdinde ... sayılı Bileşik Ürün Sigorta Poliçesi mevcut olup, teminatların poliçenin ön yüzünde yer aldığını, ... sayılı Bileşik Ürün Sigorta Poliçesinde mevcut 3. Şahıs emtia teminatı sebebiyle ikame edildiğini, davayı kabul mahiyetine gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu, poliçede mevcut 3. şahıs emtia teminatında mevcut 100.000,00TL'lik limitin ödemelerle tüketildiğini, bu sebeple müvekkili şirketin başkaca bir tazminat yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu, poliçenin işlerlik kazanabilmesi için, zararın oluş şeklinin incelenmesi ve kusurun kime ait olduğunun belirlenmesi ve bunun sonucunda zararın meydana gelmesinde sigortalıya terettüp edecek hukuki bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bakiye tazminat yükümlülüğümüz kaldığını kabul manasına gelmemek kaydıyla müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilecekse poliçede mevcut muafiyet ve klozlar çerçevesinde sorumluluğu bulunduğunu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin ancak ve ancak gerçek ve doğrudan olan zarar kalemleri için teminat verdiğini, davacı tarafın taleplerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin söz konusu zarardan Poliçe Teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, kabul manasında olmamak üzere işbu dava tarihine kadar müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, işbu nedenle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi itibariyle yasal faiz olması gerektiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili; zaman aşımı defi, husumet itirazında bulunduklarını belirterek, yangının, anılan işyerinde gerekli bütün önlemler fazlasıyla alınmış olmasına rağmen, müvekkili şirketin hiçbir kusur ya da ihmali bulunmaksızın dava dışı ... Şirketi ve çalışanlarının haksız fiili neticesinde ortaya çıktığını, müvekkili şirkete ait deponun TS EN ISO 9001 belgesine uygun olarak inşa edilmiş olup; ayrıca hırsızlık ve yangın gibi olaylara duyarlı sensörlerle donatıldığını, bu sensörlerin, yangının meydana geldiği tarihte müvekkili şirketin çalıştığı güvenlik şirketi ... tarafından sürekli olarak kontrol edilmekte olduğunu, nitekim olay günü yangının çıkış anı da ... adlı firmanın sistemine düşen uyarı neticesinde tespit edildiğini ve derhal itfaiyeye haber verildiğini, ayrıca anıları depo içinde ve dışında bulunan toplam 4 adet güvenlik kamerası da 24 saat görüntülü kayıt almakta olduğunu, anlaşıldığı üzere, söz konusu deponun tüm güvenlik önlemleri alınarak faaliyet gösterdiğini, ilgili dönem boyunca da devamlı olarak korunmakta olduğunu, 2 Şubat 2015 tarihinde meydana gelen yangının ise, müvekkili işyerinin arka bitişiğinde yer alan davalı ... şirketi'ne ait işyerinin çatısında yapılan kaynak işlemi sırasında çıktığı ilk olarak görgü tanıklarının beyanları uyarınca müvekkili tarafından öğrenildiğini, müvekkili işyerindeki kamera kayıtları incelendiğinde de yangının işyeri içerisinde oluşan bir durum nedeniyle ortaya çıkmadığının görüleceğini, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, gerçeklerle bağdaşmadığını, davacı, taraflar arasında akdedilen 29.8.2009 tarihli depolama sözleşmesi uyarınca 101 kalemde sınıflandırılan muhtelif eşyasını müvekkiline verdiğini, aynı sözleşmenin 5. Maddesinde belirtildiği üzere, eşyaları için sigorta yaptırmayı tercih ettiğini, sözleşmede sigorta bedelini bizzat kendisi tayin ederek ve yazarak 10.000,00TL olarak belirlediğini, yangından sonra sigorta şirketinin sigorta bedelini kendisine ödemesi için müvekkilinin bizzat çaba sarf ettiğini, nitekim 17.3.2015 tarihinde ... Sigorta Şirketi tarafından sigorta bedelinin davacıya ödendiğini, davacının, eşyalarının değerini 10.000,00 TL olarak belirlediğini, sigorta şirketinden de parasını aldığını, bu sebeple davacının başkaca bir talep hakkı da söz konusu olmadığını, aksi durum sebepsiz zenginleşme anlamına gelmekte, aynı zamanda Medeni Kanun madde 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılmasının tipik örneğini oluşturmakta olduğunu, bir an için davacının sigorta bedelini eksik olarak göstermiş olduğunun kabulü halinde dahi, bu sefer de kendisinin sigorta mevzuatı uyarınca sorumluluğu söz konusu olacağını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Mahkememizin ... esas sayılı dava dosyası, Kahkamankazan Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası, Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası, Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası, sigorta poliçesi, hasar dosyası, sigorta kapsamında yapılan ödemeler, 01/11/2019 tarihli bilirkişi heyet raporu, 09/01/2024 tarihli ikinci bilirkişi heyeti raporu, 05/04/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile tüm dosya kapsamı. Bilirkişi heyeti raporunda, ... Şti.'nin; deponun itfaiye raporunda tek katlı ve 420 m2 olduğu, Yangın Yönetmeliği Madde 96'da 1000 m2 üstündeki depolarda yangın dolabı konulmasının mecburi olduğu ifadesi (mevcut malzemelere az hasar verme açısından gazlı söndürme sistemi tercih edilebilir), dava dosyasında yangın yükü hesabı olmadığı, mevcut deponun yangın tehlike sınıfının iş yeri ruhsatı da verilmesi nedeniyle uygun kabul edildiği, bu yangın sonucu hasarın azaltılmasının Yangın Yönetmeliği dışında alınacak tedbirlerle azaltılacağının da aşikâr olmasına rağmen, dava dosyasında yukarıda bahsedilen risk değerlendirmesi, yangın yükü, deponun yangın sınıfı hakkında bilgi, belge ve delil olmadığı da göz önüne alınarak mevcut Yangın Yönetmeliğine aykırı bir durum tespit edilemediği için kusursuz olduğu, ... Sigorta A.Ş.'nin; Sigorta Poliçesi kapsamında sorumlu olduğu, alacak bedelinin 51.425,00TL hesaplandığı belirtilmiştir. İkinci bilirkişi heyeti raporunda, kusur yönünden; söz konusu alanda kolay yanabilir malzemelerin depolanması ve bu alanda ilgili mevzuat kriterlerine göre yangına karşı önleyici tedbirlerin gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle yangının başladığı ve yangını sınırlayacak tedbirlerin de alınmamış olmasından dolayı yangının büyüdüğü, söz konusu alanda tüm davalıların acil durumlara (yangın acil durumlar arasında öncelikli olarak değerlendirilmelidir.) ilişkin yapılması gereken hususları ilgili mevzuat kriterlerine göre yapmadığı, takdiri mahkemeye ait olmak üzere yapılan teknik tespitler çerçevesinde; ortaya çıkan sonuçtan davalı ... Şti. yönünden illiyet bağı bulunduğunun değerlendirildiği, davacı müşterek ve müteselsil tahsil talebinin takdiri Mahkemeye ait olmak üzere; kusur durumu yönünden; Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından belirlenen ve Başkanlığın resmi internet sitesinde yayınlanan “Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler ve Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartlar”ın; “Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmeyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli/tali kusurlu. kusursuz. yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeyi ifade eder.” şeklindeki 27. maddesi gereği tarafların kusur oranı noktasında değerlendirme yapılamadığı, takdirin mahkemeye ait bulunduğu, eşya zararı yönünden; davacı ve tanıkların beyanları gözetilerek oluşturulan ve olay sonucu zayi olan eşya bedellerinin olay tarihi itibariyle toplam 77.400,00TL olacağı hesap edildiği, davalı tarafça sunulan depoda mevcut olduğu belirtilen ancak miktar ve tanımlamalar açısından yeterli olmadığı değerlendirilen ve olay sonucu zayi olan eşya bedellerinin olay tarihi itibariyle toplam 50.705,00TL olacağı hesap edildiği, davacının faiz isteminin takdirinin mahkemeye ait bulunduğu, sigorta yönünden; davalı ... Sigorta A.Ş nezdinde düzenlenen ... numaralı poliçe üzerinden davacının yapmış olduğu hasar ihbarına istinaden herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediği, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen poliçe 3. şahıs emtea yangın sorumluluk teminat limitinin 100.000,00TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin düzenlediği sigorta poliçesi 3. şahıs yangın emtea teminat limiti 100.000,00TL'ye kadar dava dışı 3. şahısların zararlarına ilişkin ödemeleri 2015 yılında yapması nedeniyle teminat limitinin dolduğu ve bakiye sorumluluğu bulunmadığı belirtilmiştir. İkinci bilirkişi heyeti ek raporunda, kök raporumuzda yangın olayıyla ilgili ayrıntılı olarak belirtilen hususlarla ilgili dosyaya yeni bir belge eklenmemesi, yeni bir olgu ortaya çıkmaması sebebiyle söz konusu kök raporumuzda belirtilen kanaatimizde bir değişiklik olmadığı, kusur yönünden; söz konusu alanda kolay yanabilir malzemelerin depolanması ve bu alanda ilgili mevzuat kriterlerine göre yangına karşı önleyici tedbirlerin gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle yangının başladığı ve yangını sınırlayacak tedbirlerin de alınmamış olmasından dolayı yangının büyüdüğü, söz konusu alanda tüm davalıların acil durumlara (yangın acil durumlar arasında öncelikli olarak değerlendirilmelidir.) ilişkin yapılması gereken hususları ilgili mevzuat kriterlerine göre yapmadığı, takdiri mahkemeye ait olmak üzere yapılan teknik tespitler çerçevesinde; ortaya çıkan sonuçtan davalı .. Şti. yönünden illiyet bağı bulunduğunun değerlendirildiği ve davalı ... Şti.'nin söz konusu yangın olayının meydana gelmesinde %100 (yüzde yüz) kusurlu olduğu, eşya zararı yönünden; kök raporumuzda dosya muhteviyatın yer alan dokümanlar kapsamında davacının meydana gelebilecek zarar hesabına ilişkin görüşlerimiz belirtilmiş olup, kök rapordan sonra dosyaya sunulan belgelerle birlikte dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler detaylı olarak tekrar incelenmiş, kök raporda yer verilen değerlendirme ve görüşlerimizin değişmesine yol açacak ve aksini ortaya koyacak nitelikte herhangi bir bilgi, belge ve hususun bulunmadığı görülerek, mevcut veriler ışığında görüşlerimiz de değişiklik olmadığı, sigorta yönünden; kök raporumuzda sigorta poliçesi teminat ve limitleri ile dava dışı taraflara yapılan tazminat ödemeleri kapsamında inceleme ve değerlendirmelere istinaden görüşlerimiz bildirilmiş olup, kök rapor da yer verilen görüşlerimiz de değişiklik olmadığı belirtilmiştir. GEREKÇE : Dava, davalı ... Şti.'ne ait depoda çıkan yangın nedeniyle davacının uğradığı iddia edilen maddi ve manevi zararların sorumlulukları oranında davalılardan tazmini istemine ilişkindir. 02/02/2015 tarihinde, ... adresinde bulunan davalılardan ... Şti.'ne ait depoda meydana gelen yangın sonucu deponun ve içindeki eşyaların kullanılamaz hale geldiği, depo içindeki davacının da aralarında bulunduğu 3. Kişilere ait eşyaların zarar gördüğü, davacının eşyalarının zarar görmesi sebebiyle maddi ve manevi tazminat talepli işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. Kazan Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespit ile alınan bilirkişi raporunda, yangının elektrik tesisatından çıkmadığı, yangının işyerinin arka tarafından başladığı tespit edilmiş ancak yangının çıkış sebebine ilişkin kesin ve net bir tespite yer verilmemiştir. Dosyaya kazandırılan ... İtfaiye Dairesi Başkanlığı'nın 02/02/2015 tarihli yangın raporunda, yangının çıkış yerinin davalı şirkete ait deponun çatı arka sol köşesi ile davadışı ... Şirketi'ne ait işyerinin çatı arka sağ köşesinin birleştikleri nokta olduğu, ancak çıkış sebebinin belirlenemediği anlaşılmıştır. Davalıya ait depoyu sigortalayan davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından zarar gören 3. Kişiye yapılan ödemenin davadışı ... Şirketi ve çalışanlarına rücusu için Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan ... Esas sayılı davada alınan 15/08/2016 tanzim tarihli raporda, davalıların çıkan yangından sorumlu olmadıkları ve davacının rücu hakkının bulunmadığı rapor edilmiştir. Yangın olayıyla ilgili başlatılan soruşturma neticesinde sanıklar hakkında taksirle yangına sebep olma suçundan düzenlenen iddianameyle Kazan Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığı, yapılan kovuşturma neticesinde, ... Şirketi çalışanları ... ve ... hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek onama ile 01/11/2022 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi, TBK'nın 74. maddesinde düzenlenmiş olup Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. TBK'nın 74.maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir". Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. TBK'nın 74. maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. HMK'nın 266, madde hükmüne göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları gözönüne almalıdır. Haksız fiilden dolayı sorumlu olabilmek için kusurun bulunması şarttır. Bu açıklamalara göre, meydana gelen yangının çıkış sebebinin gerek ceza dosyasında, gerek tespit dosyasında, gerekse rücu dosyasında tespit edilemediği, yangın raporunun da yangının çıkış sebebine dair bir tespit içermediği, dosya kapsamında sunulan delillerin yangının çıkış sebebi ve buna göre kusurun kime ait olduğunun tespiti için yeterli olmadığı, bu itibarla yangının çıkmasında kusurun kime ait olduğu belirlenememiştir. Davacı ile davalı ... Şti. arasında depolama sözleşmesi akdedildiği, davacıya ait eşyaların(kullanılmış ev eşyası) 08/10/2013 tarihinde davalıya ait depoya alındığı, depolama süresinin sözleşmede belirtilmediği, taraf iddia ve savunmalarından 02/02/2015 tarihinde çıkan yangında davacının eşyalarının depoda bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyada davalıya ait depoda bulunan davacıya ait eşyalara ilişkin iki adet liste sunulmuş olduğu, birinci listenin davacı tarafça tek taraflı olarak eşyalar ve değerleri belirtilerek hazırlanmış olduğu, ikinci listede ise tek tek eşyaların belirtildiği ancak fiyatlarının belirtilmediği, davalı ... Şti.'nin kaşesinin ve imzasının bulunduğu görülmüştür. Davacı ile davalı ... Şti. arasında saklama sözleşmesi bulunmaktadır. Vedia (saklama) sözleşmelerinin bir çeşidi olan ardiye sözleşmesi ile ardiyeci TBK'nın 572. maddesi hükmü gereğince kendisine teslim edilen eşyayı bir komisyoncu gibi özenle saklamakla yükümlü olup, eşyada başkaca bir tedbir almayı gerektirir bir değişiklik söz konusu olması halinde eşya sahibini durumdan haberdar etmesi gerekir. Saklayan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, saklamak üzere aldığı eşyayı geri vermekten veya daha kötü bir durumda geri vermekten doğan zararı tazmin etmek zorundadır. Ancak saklanmak üzere tevdi alınan eşyanın beklenmedik bir hâl nedeniyle hasara uğraması halinde saklayanın kusurundan, dolayısıyla sorumluluğundan söz etmek mümkün olmayacaktır (Fikren Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 6. Baskı, Ankara 2018, s.752-753). Beklenmedik hâl, sözleşme kurulduktan sonra, borçlunun veya alacaklının ya da onların fiilinden sorumlu oldukları yardımcı kişilerin fiillerinden kaynaklanmayan, borçlunun sözleşmeden doğan borcunu ihlal etmesine, onu imkansız kılmasına kaçınılmaz şekilde engel olan olaydır. Borçlar Hukukunda mücbir sebep, beklenmeyen hâl veya fevkalade hâl olarak adlandırılan durumlar, kişilerin sorumluluğunu kaldıran hâllerdendir. 575. maddeye göre de, ardiyeci, ticari malları, genel saklama sözleşmesinde olduğu gibi geri vermekle yükümlüdür. Ne miktarda malın ardiyeciye bırakıldığını ispat yükü davacı mal sahibinde olup, davacı bunu ispat ettikten sonra davalının kendisine teslim edilen malı mal sahibine iade ettiğini ispat etmesi gerekir. Bu açıklamalardan sonra davalı ardiyeci ... Şti.'nin zarardan sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesinde; davalının deponun maliki olduğu ve davacı ile aralarındaki depolama sözleşmesi kapsamında davacıya ait eşyaları depolamayı üstlendiği, açıklanan yasal düzenleme gereği, davalının davacıya ait depolanan eşyaları geri vermekle yükümlü olduğu, bu yükümlülüğünden ancak kusursuz olduğunu ispat etmesi halinde kurtulacağı, dosya kapsamında davalının kusursuz olduğuna ilişkin delil sunulmadığı, zira deponun Yangın Yönetmeliğine uygun olup olmadığına ilişkin verilen süreye rağmen delil sunulmadığı, yangın olayının yasada açıklanan beklenmedik hal olarak da değerlendirilemeyeceği zira yangının çıkmasındaki kusurun kime ait olduğunun tespit edilemediği, davalının fiilinden sorumlu olduğu yardımcı kişilerin fiillerinden kaynaklanmadığını ispat etmesi gerektiği, bu itibarla davalının kusursuz olduğunu ispat edememesi karşısında davacının oluşan zararından sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yani davalı, yangının çıkmasında kusurlu olup olmamasından değil ardiyecinin sorumluluğu kapsamında kusursuz olduğunu ispat edememesi sebebiyle zarardan sorumlu tutulmuştur. Davalı ... Şti. ile davalı ... Anonim Şirketi arasında akdedilen ... sayılı Bileşik Ürün Sigorta Poliçesi'nin 25/12/2014 - 25/12/2015 tarih aralığını kapsadığı, riziko adresinin ... olduğu, poliçede 3. Kişi emteaya ilişkin 100.000,00TL limit olduğu, davacı vekilinin, davacının da aralarında bulunduğu zarar gören 3. Kişilerin zararının tazmini için 27/07/2015 tarihli mail ile davalı sigorta şirketine başvurduğu, bu başvuruya istinaden davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketi ilk olarak 22/03/2017 havale tarihli beyan dilekçesiyle davadışı zarar görenlere ödeme yapıldığı ve poliçe limitinin tükendiğine ilişkin beyanlarını sunmuş ancak ödeme belgelerini sunmamıştır. Yine 14/06/2018 havale tarihli cevabı yazısıyla aynı şekilde ödemelerden bahsedilmiş ancak belgeleri sunulmamıştır. 03/01/2022 tarihli cevabı yazısıyla yine ödemeler yapıldığını belirtip belgelerin yazı ekinde sunulduğu belirtilmesine rağmen sunulmamıştır. 19/12/2022 ve 29/12/2022 tarihli yazıda ise hasar dosyası kapsamında ödeme yapılmadığı belirtilmiştir. Mahkememizde benzer şekilde zarar görenlerin açtığı dava dosyalarının bir kısmına ödeme yapıldığı bir kısmına ödeme yapılmadığı bildirildiğinden çelişkinin giderilmesi ve ödeme hususunun netleştirilmesi ile belgelerinin gönderilmesi için müzekkere yazıldığı, 02/03/2023 tarihli cevabı yazıda, "Vaki ihbar üzerine inceleme sağlandığında 02/02/2015 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin olarak ... no’lu dosya açılmış olup, ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Hasar dosyası içerisinde Mahkemenizce gönderilen evraklardan başka herhangi bir evrak bulunmamaktadır." şeklinde cevap verilmiştir. Bu itibarla davalı ... Şti. ile davalı ... Anonim Şirketi arasında akdedilen ... sayılı Bileşik Ürün Sigorta Poliçesi ve bu poliçeye istinaden açılan hasar dosyasında ödeme belgesine rastlanılmadığı tespit edilmiştir. Ödeme ile poliçe limitinin dolduğu savunması bir defi olup davalı sigorta şirketinin bunu ödeme dekontlarını sunarak ispat etmesi gerekmektedir. Tüm dosya kapsamına göre bu savunma ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin de davacının oluşan zararından davalı ... Şti. ile davalı ... Anonim Şirketi arasında akdedilen ... sayılı Bileşik Ürün Sigorta Poliçesi kapsamında poliçe limiti olan 100.000,00TL ile sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Tüm bu sebeplerle davalıların oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, ne miktarda malın ardiyeciye bırakıldığının ispat yükü davacı mal sahibinde olduğundan ve davacı tarafça dosyada davalı imza ve kaşesinin bulunduğu listenin aksini ispat edemediğinden bu listeye göre hesap edilen 50.705,00TL kadar davacının zararının bulunduğu ancak taleple bağlı kalınarak 50.000,00TL yönünden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda manevi tazminatın koşulları oluşmadığından davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT TALEPLİ DAVASININ KABULÜ İLE, Taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, hüküm altına alınan tutara davalı ... Ltd Şti yönünden olay tarihi olan 02/02/2015, davalı ... AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 27/07/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, 2-Davacının manevi tazminat talepli davasının reddine, 3-Alınması gereken 3.415,50TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yatırılan 35,90TL başvuru harcı, 4,60TL vekalet harcı olmak üzere toplam 40,50TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 329,75TL tebligat ve posta gideri ile 11.100,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.429,75TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesap edilen 9.524,79TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT maddesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 30.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davalıların kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 ve 13/3 maddesi gereğince takdir ve hesap edilen 10.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/10/2024 Katip Hakim e-imzalı e-imzalı

Atıf: Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/7, K. 2024/1141, T. 30.10.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bati-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-7-e-2024-1141-k-202dfada36ec