İlk Derece Mahkemesi · Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/949 E. 2024/235 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/949
Karar No
2024/235
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/949 Esas - 2024/235 Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2018/949 Esas KARAR NO : 2024/235 BAŞKAN : .... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... ASIL DAVADA DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av..... Av. .. DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/12/2018 BİRLEŞEN (.... ESASINDA KAYITLI İKEN) DAVADA DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/01/2020 KARAR TARİHİ : 26/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/04/2024 DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Müvekkili ile davalı arasında 2010 yılında başlayıp devam eden, davalının ilaç üretip müvekkiline satış için teslim etmesi, müvekkilinin de bunun karşılığında ilaç satış bedellerini davalıya ödemesi şeklinde ticari ilişki olduğunu, 2017 yılından itibaren davalının ekonomik durumunun kötüye gittiğini, hammadde alamadığından ilaç temin edemediğini, davalının talepleri doğrultusunda, uzun ticari ilişkiye de güvenilerek, davalıya 28.11.2017 tarihinde avans mahiyetinde yüklü ödemeler yapıldığını, davalı ile verilen avans miktarlarına uygulanacak faiz oranı hususunda anlaşıldığını, müvekkilinin finans müdürü Şükrü Türkmen'in 05.12.2017 tarihli e-postasıyla anlaşma doğrultusunda faiz faturası düzenleneceğinin bildirildiğini, sonrasında 31.12.2017 tarihli faiz faturasının düzenlenerek davalıya iletildiğini, e-fatura sisteme düşmesine rağmen davalının ne faize ne de cari hesap bakiyesine itiraz etmediğini, kaldı ki TTK m.94/2 gereği “borçlu artan tutarı gösteren cetvele bir ay içinde noter aracılığıyla, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa bakiyeyi kabul etmiş sayılacağını, Davalıya ; 28.11.2017 tarihinde 1.000.000 TL, 01.12.2017 tarihinde 600.000 TL, 22.12.2017 tarihinde 20.007,50 TL, 24.01.2018 tarihinde 500.000 TL, 07.02.2018 tarihinde 1.000.000 TL, 21.02.2018 tarihinde 1.200.000 TL, 09.04.2018 tarihinde 400.000 TL, 19.04.2018 tarihinde 250.000 TL, 04.05.2018 tarihinde 36.400 TL, 07.05.2018 tarihinde 350.000 TL nin avans olarak gönderildiğini, dekontlarının ekte sunulduğunu, bunlardan 19.04.2018 tarihli 250.000,00 TL için davalıya gönderilen aynı tarihli e-postada “,..ödemeleriniz için 250.000,00 TL hesaplarınıza aktarılmıştır.” denildiğini, Davalının 2018 Mayıs ayından itibaren kasıtlı olarak avansı almasına rağmen mal temin etmeyi geciktirmeye, hiç mal vermemeye başladığını, oysa başka danışıklı mecralarda mal temin etmeye devam ettiğini, davalıya borçlarının olduğu hususunun telefon ve e-postalarla hatırlatıldığını, cevap alınamayınca davalıya 08.10.2018 tarihli ihtarname keşide edilerek 1.524.979,71 TL alacağın 5 iş günü içinde ödenmesinin ihtar edildiğini, Bunun karşılığında davalının 16.10.2018 tarihinde sisteme düşen geri tarihli (10.10.2018) “tazminat, kar kaybı, ceza, vs” gibi mesnetsiz ve soyut iddialara dayalı bir fatura düzenlediğini, davalının akabinde 17.10.2018 tarihli ihtarnameyi keşide ederek, “bugüne kadar taahhütlerin yerine getirilmediği, imal edilip teslimi yapılmış ürünlerin piyasada tüketiminin gerçekleştirilmediği, bu kusurlu tutum ve davranışlardan kaynaklanan eylemleri sonucunda ...'nın olumsuz etkilendiği, kar mahrumiyetine uğradığı” hususlarının ihtar edildiğini, davalı faturasının uydurma olduğunu, zira fatura tarihinin tam da davacı ihtarının tebliğ tarihi olan 10.10.2018 tarihi olduğunu, uydurma faturaya 16.10.2018 tarihinde noter kanalıyla itiraz edildiğini ve faturanın iade edildiğini, zira ihtar edilen hususlar için daha önce davalının geçerli bir ihtarının da olmadığını, müvekkilinin hangi taahhüdünü ne zaman nasıl yerine getirmediğinin belirtilmediğini, oysa müvekkilinin tüm taahhütlerini yerine getirdiğini, gönderilen malları ecza depolarına sattığını, bu husustaki delilleri dava dilekçesi ekinde sunduklarını, ayrıca bu bilgilerin istenirse ....'nden de temin edilebileceğini, müvekkilinin yurtiçi satışından sorumlu olduğunu, yurtdışı ile ilgili bir satış taahhüdünün olmadığını, Tüm bu gelişmeler sonrasında alacağın ödenmemesi üzerine, davalı aleyhine .... Esas numaralı dosyasından takip başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazıyla takibin durduğunu” belirterek davalının icra takibine vaki itirazının iptaline takibin devamına, takip alacağının %20sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini” talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; “ Müvekkili şirkete yönelik mesnetsiz iddialara cevap vermeyeceklerini, sadece davacı şirket hakkında bir kanaatin oluşması açısından ... tarafından ... yaptığı açıklama ile ilgili ve medyada yer alan haberi dilekçe ekinde sunduklarını, Taraflar arasında 2010 yılından beri devam eden bir ticari ilişki olduğunu, ruhsatı müvekkili şirkete ait ; “Memantin 10 mg 100 tablet) ürünü ile diğer 7 kalem ürünün pazarlama yetkisinin Ekim/2010 ve 17.06.2011 tanzim tarihli sözleşmelerle davacı şirkete verildiğini, Tarafların 17.06.2016 tarihinde bir araya gelerek işbu sözleşmeleri karşılıklı feshettiklerini, buna rağmen aralarındaki ticari ilişkiyi, sadakat ve güven duygusuna dayalı olarak ve feshedilen sözleşme ilkelerine de sadık kalarak sözlü anlaşma ile sürdürmeye devam ettiklerini, Müvekkili şirketin davacıdan yüksek miktarlarda avans aldığı halde, üretimini üstlendiği ürünü davacıya vermediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, zira davacının vermesi gereken avansın 4.000.000,00 TL olduğunu, davacının bu avansı ödemediğini, bu miktarda talep olunan avansın nedeninin, müvekkile ait ürünün ham madde ve diğer girdilerinin ithalat ve kura bağlı olmasından kaynaklı olduğunu, Bu nedenle taraflar arasında yapılan yaklaşık iki aylık görüşmeler sonrasında davacının müvekkilinden 2018 yılında EK-4 nolu listede yer alan ürünleri almayı taahhüt ettiğini, karşılığında 4.000.000,00 TL avans ödemeyi ve bilahare (anlaşma gereği) kendisine üretilip teslim edilen ürün bedellerinden her teslimde % 25 oranında mahsup yapılması konusunda tarafların mutabık kaldıklarını, ancak davacının avans ödemesini yapmadığı gibi ürün alım siparişlerini, “piyasada yeterli oranda tüketemediği ve stoklarında ürün fazlası olması nedeniyle ve mümkün mertebe çok düşük miktarda aldığı gibi asıl büyük ciro tutan ... adlı ürünü kasten almayarak müvekkilini zor duruma düşürdüğünü, dava dilekçesinde ifade edilen krizin, bizzat davacı şirketin taahhüdünü ihlal etmesinden kaynaklandığını, davacının bununla da yetinmeyerek yine dava dilekçesinde yer alan müvekkilinin mal kaçıracağı, ekonomik kriz içerisinde olduğu şeklindeki şayia ve beyanlarıyla müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini ve bilerek müvekkilini ekonomik krize düşürmeğe çalıştığını, Davacı şirketin, avansın iadesine yönelik keşide ettiği ihtarnamenin keşide tarihi olan 08.10.2018 tarihi itibariyle geriye yönelik bir yıllık süreçte müvekkili tarafından davacıya teslim olunan ürün miktarları ile davacının piyasaya verdiği ürün miktarları bilirkişi aracılığıyla karşılaştırıldığında, davacının ürün siparişlerinde nedenli bir azalma olduğu, başka ifade ile davacının taahhüdünü nasıl ihlâl ettiğinin ortaya çıkacağını, Davacının, EK-İ de sunulan belgeden de anlaşılacağı üzere; "çok büyük oranda kâr elde etmeğe başladığı ürünlere sahip olunca” müvekkile ait ürünlerin kâr oranlarının düşük olması hasebiyle, müvekkili ürünlerini almayı yavaşlattığını, hatta durdurma noktasına vardırdığını, Davacıdan avansı tamamlaması istendiğinde “ben bu kârlarla yapılan ilâçları satmam” diyerek, ruhsatları satın alma talebinde bulunduğunu, bu talebin davacının uyuşmazlık yaratma niyetini ortaya çıkaran bir tavır olduğunu, Davacının avansı ödememesi nedeniyle ilâç üretiminde yapılması gerekli tedariklerin yapılamadığını, gümrükten ham madde çekilemediğini, bu nedenlerle müvekkilinin ürün imalinde zorlandığını, davacının sunduğu deliller incelendiğinde, kendisinin müvekkilinden ürün talebi ile ilgili bir delil sunamadığını, talebin sadece avans iadesine münhasır olduğunun görüleceğini, Davacının, icra takibinden önce .... 'de 1.524.979,71 TL alacağı olduğu iddiası ile “müvekkilinin kötü niyetli olduğu, mal kaçıracağı, hileli hareketler içerisine girdiği” ithamları ile aleyhine İhtiyati Haciz kararı verilmesi talebinde bulunduğunu, Mahkemenin 24.10.2018 günlü .... D.İş sayılı dosyası ile davacının bu talebini reddettiğini, alacaklı olduğunu iddia eden davacının her ne hikmetse taleple birlikte alacak davası açmadığını, Davacının ihtiyati haciz talebinin reddinden sonra 31.10.2018 tarihinde aleyhe başlattığı icra takibinden yaklaşık iki ay sonra işbu itirazın iptali davasını, yılın son gününde ve önceden bir başka Mahkemede ihtiyati haciz talebi reddedilmiş olmasına rağmen yeniden ihtiyati haciz talebi ile açtığını, lehine karar verilmesi halinde 31.12.2018 tarihinde kararın infazına gelmeyi tasarladığını, öte yandan bu davaya karşı cevap süresinde kendilerinin de davacı aleyhine açmayı düşündükleri karşı davayı (1/1/2019 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayan arabulucuya gitme zorunluluğu nedeni ile) engellemeyi başardıklarını, asıl kötü niyetli olmaya bir başka örneğin bu olduğunu, Bir başka yönden davacıya gerek aleyhe keşide ettikleri ihtarnameye verdikleri cevabi ihtarda ve gerekse aleyhe yapılan .... takibine karşı yaptıkları itirazda da açıkça belirtildiği üzere, davacının ürünlerin yurt dışında ruhsatlandırılması ile ilgili güncel durumu müvekkiliyle paylaşmadığını, yurt dışı satış taahhütlerine de uymadığını, Davacı dilekçesinde; Yurt dışında, pazarlamasını yaptığı ürünlere ilişkin “Davalı şirketten izin alınmasına gerek yoktur ifadesi ile” satım konusu ürünlere ilişkin yurt dışında ruhsatlandırma işlemi yaptığını bizzat ikrar ettiğini, bu nedenle davacının, ruhsatı müvekkile ait ürünlerden kendisine satış yetkisi verilen hangi kalem ürünler için hangi ülkelerde ruhsat aldığı hususunu açıklamasını ve araştırılmasını talep ettiklerini, Müvekkili tarafından düzenlenen ancak davacı şirket tarafından itiraz edilip kabul edilmeyen e-faturada belirtilen bedelin, düzenlendiği tarih itibariyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın karşılığı olduğunu, bu zararın tazmini için davacı şirket aleyhine elbette yargı yoluna gidileceğini ” iddia ederek, davanın reddedilmesini talep etmiştir. CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı vekilinin; müvekkilinin davalıya 4.000.000,00 TL avansı verme taahhüdünde bulunduğu, bundan daha az miktarın üretime yetmeyeceği ve üretimin bu nedenle yapılamadığı, ... isimli ilaç cirosunun büyük olduğu, davacının ...'u kasten almadığı, müvekkilinin yaydığı şaiyalar nedeniyle davalının itibarının düştüğü ve ekonomik sıkıntıya girdiği, müvekkilinin yurt dışı satış ve ruhsatlandırma taahhüdünde bulunduğu iddialarını ispat etmesi gerektiğini, Müvekkilinin ilaç alımından sarfınazar ettiği iddiasının da yersiz olduğunu, bu kadar avansı verirken, avansın karşılığı olan malın alınmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Davalının ek-4 olarak sunduğu tablonun hiçbir dayanağı olmayan bir tablo olduğunu, Davalının müvekkilince verilen avansla ürettiği malları ... İlaç A.Ş. Unvanlı şirketle pazarladığını, bu firma sahibi ...'in davalı firma sahibi ...'in oğlu olduğunu, oğul ...'in aynı zamanda davalı firmanın dış ticaret müdürü olduğunu, ...'nın internet sitesinde belirtilen ürünlerin davalı adına tescilli olduğunu, Davalının e-faturasının düzmece olduğunu, aksinin ispatlanması gerektiğini beyan etmiştir. İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesindeki iddialarını kabul etmediklerini, davacı tarafça verilen avansların davacı onayıyla düzenlenen yıllık ürün sipariş listesine (forcas) göre ödendiğini, bunun bir borç olmadığını, davacı tarafça 4.000.000,00 TL avans ödeneceği hususunda mutabık kalındığına, ... adlı ürünün bir an evvel devletin geri ödeme sistemine sokulmasını hızlandırmak için fiyatında yüzde on oranında indirim yapılması halinde 20.000 kutu satış garantisinin davacı tarafça beyan edildiğine ilişkin tanıklarının bulunduğunu beyan etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 26.08.2010 ve 17.06.2011 tarihli sözleşmelere dayalı bir ticari ilişki bulunduğunu, her ne kadar taraflar arasında 17.06.2016 tarihli bir sözleşme feshi yapılmışsa da asıl iradelerin sözleşme ilişkisinin devamı yönünde olduğunu, fesih tarihinden sonra da aradaki ilişkinin aynen devam ettiğini, birleşen davalının sözleşmesel taahhütlerinden olan asgari ürün alımı ve avans ödeme borcunu yerine getirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini ve zarara uğradıklarını, birleşen davalının kendisine teslim edilen malları piyasaya sunmayarak stok oluşturması neticesinde kar ve itibar kaybettiğini, asıl davadaki icra takibinin cari hesap ilişkisine dayandığını ancak aralarında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, uğranılan maddi zarar ve yoksun kalınan karın tazmin edilmesi gerektiğini, davalının davranışlarının ayrıca ticari itibar ve saygınlığına da zarar verdiğini, yoksun kalınan kar için şimdilik kaydıyla 500.000TL ve manevi zarar olarak da 10.000,00TL’nin belirtilen temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte , davalıdan tahsilini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Birleşen davalı (asıl davacı) cevap dilekçesinde özetle; Asıl (birleşen) davacının bu davayı süreci uzatmak ve icra inkar tazminatından kurtulmak için açtığını, sözleşmelerin yürürlükte olmadığının ve feshedildiğinin davacı tarafından da ikrar edildiğini, birleşen davacının asıl davada söylediğinden farklı hiçbir şey söylemediğini, herhangi bir belge sunamadığını, kendilerinin davacıdan mal beklerken davacının ise Ecza Depolarına e-mail göndererek malları Ecza Depolarına dava dışı şirket ... üzerinden temin ettiğini, kendilerinin ödeme yükümlüğünü, iyi niyetle ve fazlasıyla yerine getirmesine rağmen davacının mal temin etmeyi durdurduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 125. Maddesi kapsamında müspet zarar olan kar mahrumiyetinin kendilerinden talep edilemeyeceğini, kendilerinin piyasayı tıkamadıklarını aksine gelen ürünleri depolara sattıklarını, kendileri tarafından ödenen avanslarla üretilen ve kendilerine temin etmesi gereken malların, bağlı/kardeş şirket vasıtasıyla ecza depolarına arz edildiğini belirterek birleşen davanın reddini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA CEVABA CEVAP: Birleşen davacı (asıl davalı) cevaba cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin 2010 yılından bu yana devam ettiğini, taraflar arasında PROTOKOL 3 adı altında 15.12.2015 tarihinde bir protokol imzalandığını ve buna göre 17.06.2011 tarihli sözleşmenin süre başlıklı maddesinin değiştirildiğini, böylece 17.06.2011 tarihli sözleşmenin protokol ile yalnızca süre maddesinin değiştirilerek diğer maddelerinin ayakta olmaya devam ettiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin forecast (tahmin) bazlı uygulama ile avans -mahsup şeklinde ilerlediğini, birleşen davalı tarafından bildirilen forecastlerin birer alım taahhüdü olarak nitelendirilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin birleşen davalının davranışları nedeniyle sona erdiğini, 2018 yılı Nisan ayından itibaren N0-pot adlı ilacın üretimi için talepte bulunmadığını, daha karlı başka ilaçları bünyesine katmayı amaçladığını, tüm bu durumların kendilerinin tedarikçilere yapmaları gereken ödemeleri geciktirdiğini ve böylece zarara uğrattığını, uğranılan zarar ile yoksun kalınan kar ve sözleşme gereği %30 cezai şartın kendilerine ödenmesi gerektiğini, dava dışı ... şirketi ile ilgili iddiaların bu dava ile ilişkisi bulunmadığını, en nihayetinde birleşen davanın kabulünü talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA İKİNCİ CEVAP: Birleşen davalı (asıl davacı) ikinci cevap dilekçesinde özetle; birleşen davacıya yüklü avanslar ödenmesine rağmen, mal talepleri karşılanmayınca ve birleşen davacı tarafından artık hiç mal temin edilmez hale gelince davacı ile temasa geçilmeye çalışıldığını, davacı yöneticilerine gerek e-posta yoluyla gerekse telefon ile ulaşmaya çalışarak borçlarını hatırlatılmak istendiğini, ancak davacının kendileri ile görüşmeye yanaşmadığını, piyasayı tıkamalarının söz konusu olmadığını, kendilerine gönderilen tüm ürünlerin satıldığını, forecast deyiminin bir taahhüt değil tahmin olduğunu, davacının iddialarını ispatlayamadığını, kar mahrumiyetinin talep edilemeyeceğini belirtmiş ve ilk cevap dilekçesindeki diğer hususları tekrarla davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE: Esas dava, taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında alınacak emtia için ödenen avans tutarı karşılığı emtia teslim edilmediği iddiasına dayalı olarak, baki alacağın icraen tahsili istemine ilişkindir. Birleşen dava ise yine taraflar arasında 26/08/2010 tarihli sözleşme ile başlayıp 17/06/2011 tarihli sözleşme ile devam eden ticari ilişkinin 17/06/2016 tarihinden sonra aynı koşullarla sürdüğü iddiasına dayalı olarak, davanın herhangi bir taahhüdünün bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak taahhüdün ihlali nedeni ile zarar doğup doğmadığı, doğmuş ise miktarının belirlenmesi ve taahhüt ihlali nedeni ile manevi zarar talep edilip edilemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir. Taraflarca delil olarak dayanılan belgeler dosyaya sunulmuş ve yazılan müzekkerelerle temin edilmiştir. .... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, Esas davada davacı (alacaklı) ... Şirketi tarafından, davalı (borçlu) ... A.Ş aleyhine, 10/10/2018 faiz başlangıç tarihli 1.303.879,74 TL tutarındaki cari hesap asıl alacağı ve 31/10/2018 faiz başlangıç tarihli 47.198,82 TL tutarındaki cari hesap faiz alacağa dayanak gösterilmek suretiyle, 1.303.879,74 TL cari hesap alacağı, 47.198,82 TL cari hesap faiz alacağı, 14.628,46 TL cari hesap asıl alacağa işlemiş faiz toplamı 1.365.707,02 TL'nin asıl alacağı yıllık %19,50 ve değişen oranlarda avans faiz uygulanmak suretiyle tahsili amacıyla, 31/10/2018 tarihinde başlatılan ilamsız takipte ödeme emrinin 02/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, 08/11/2018 tarihinde yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, esas davanın bir yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında ilaç tedarikine ilişkin ilk sözleşme tarihi 26/08/2010 olup, taraflarca 17/06/2011 tarihinde ikinci bir sözleşme imzalanmış olup 17/06/2016 tarihinde aralarındaki tüm yazılı anlaşmalar karşılıklı olarak sona erdirilmiştir. 17/06/2016 tarihli fesih tarafların kabulünde olup, bu tarihten sonra taraflar arasındaki ticari ilişki sözlü anlaşma kapsamında sürdürülmüştür. Taraflar arasındaki yazılı sözleşme ve fesih sonrası sözlü anlaşmanın bu sözleşmelerin uzantısı olduğunun kabulü halinde, ...'nın sözleşmede kararlaştırılan koşullarda ilaç üretimini yapıp, üretilen emtiayı ...'e satmayı, ...'in ise sözleşmede kararlaştırılan koşullarda ilaçları satın almayı taahhüt ettiği bu kapsamda avans ödemeyi üstlendiği anlaşılmaktadır. Birleşen dava henüz açılmamış iken, esas davaya ilişkin olarak taraf kayıtları da incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 12/09/2019 tarihli raporda davacı şirketin, davalı şirketin banka hesabına, 28/11/2017 tarihinde 1.000.000,00 TL 01/12/2017 tarihinde 600.000,00 TL 22/11/2017 tarihinde 20.000,00 TL 24/01/2018 tarihinde 500.000,00 TL 07/02/2018 tarihinde 1.000.000,00 TL 21/02/2018 tarihinde 1.200.000,00 TL 09/04/2018 tarihinde 400.000,00 TL 19/04/2018 tarihinde 250.000,00 TL 04/05/2018 tarihinde 36.400,00 TL 07/05/2018 tarihinde 350.000,00 TL olmak üzere toplamda 5.356.400,00 TL ödediği belirlenmiştir. Davalı şirket tarafından, davacı ... muhatap alınarak 10/10/2018 tarihinde düzenlenen 01/01/2018 - 31/12/2018 dönemi için verilen taahhütlerin ihlallerinden oluşan kâr kaybı, ceza.. Açıklamalı 1.364.774,60 TL bedelli faturanın tebliğ sonrasında, süresi içerisinde iade edildiği, Bu faturanın düzenlendiği 10/10/2018 tarihinde, davacı ... tarafından 1.524.979,71 TL alacağın beş iş günü ödeme süresi verilerek gönderilen ihtarnamenin ... İlaca tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket kendi kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle 1.351.078,56 TL davalı şirketten alacaklı davalı şirket ise yine kendi kayıtlarına göre davacı şirkete 1.351.078,56 TL borçludur. Davalı şirket tarafından düzenlenen ve davacı şirket tarafından kabul edilmeyerek süresinde iade edilen 10/08/2018 tarihli fatura bedeli dışında, taraf kayıtları birbirine uyumludur. Davacı şirket tarafından, banka kayıtlarıyla 28/11/2017 tarihiyle 07/05/2018 tarihleri arasında 5.356.400,00 TL avans niteliğinde ödeme yapıldığı sabittir. Yine bilirkişi tarafından, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamenin tebliğ sonrasında, temerrüdün oluştuğu tarih ile takip tarihi arasındaki dönem için 1.351.078,56 TL olan alacak için işlemiş faiz tutarı 9.383,52 TL olarak belirlenmiştir. Mahkememizce oluşturulan bilirkişi kurulunca düzenlenen 02/01/2023 tarihli raporda, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen ilk rapordaki tespitler yapılarak, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında esas davada davacının 5.356.000,00 TL avans ödemesi yaptığı, icra takip tarihi itibariyle dosya kapsamına göre, 1.303.879,74 TL asıl alacak 47.198,82 TL faiz alacağı ve temerrütten sonra icra takibine kadar işlemiş faiz nedeni ile 9.383,52 TL olmak üzere toplamda 1.360.462,08 TL takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu belirlenmiştir. İtirazlar bilirkişi kurulunca ek raporla karşılanmıştır. Bilirkişi kurulu raporunda da ayrıntılı olarak belirlendiği üzere dosya incelendiğinde taraflar arasındaki e-posta yazışmalarında, asıl davacının asıl davalı çalışanlarından bir çok kez üretim aşamaları hakkında bilgi talep ettiği, tahmini ilaç gereksinim miktarı bilgilendirilmeleri yapıldığı, asıl davalı tarafından ise bu e-postalara yanıt olarak ham madde bekleme aşamasında bulunduğu, ham madde temini tamamlandığında ilaçların üretilerek teslim edileceği bilgisi verildiği anlaşılmaktadır. Birleşen dava ile ilgili yapılan değerlendirmede, Davacı şirket, davalı şirketin, yazılı sözleşmelerin feshi sonrasında aynı koşullarla sözlü anlaşmanın sürmesine ve almayı taahhüt ettiği emtia için 4.000.000,00 TL avans ödemeyi kabul etmesine karşın, ilaç alımını durdurduğu ve 2018 yılı için taahhüt ettiği avansı ödemediği, avans ödenmediği için ilaç ham maddesinin temin edilerek üretim yapılamadığı iddiasına dayalı olarak kâr ve itibar kaybına uğramadığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de, Yukarı da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, gerek mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, gerekse oluşturulan bilirkişi kurulunca düzenlenen ikinci raporda, taraf kayıtları ve dosya kapsamı bütünüyle incelenerek belirlendiği üzere, davalı ... tarafından çoğunluğu 2018 yılı içerisinde olacak şekilde 28/11/2017 - 07/05/2018 tarihleri arasında 5.356.400,00 TL avans ödemesinde bulunmuş, yazışmalardan anlaşıldığı üzere istenilen ilaçlar tarafına üretilip teslim edilememiş, paranın bakiye alacağın iadesi istemiyle keşide edilen ihtarın tebliği sonrasında, davacı tarafından aynı gün düzenlenen ve geçerliliği kanıtlanamayan, taahhüt ihlali, kâr kaybı, ceza vs. Açıklamanın 1.363.774,60 TL bedelli faturada tebliğ sonrasında davalı tarafından süresi içerisinde iade edilmiş olmakla, İcra takip tarihi ve birleşen dava tarihi itibariyle, aralarındaki ticari ilişki kapsamında halen fer'ileriyle birlikte 1.360.462,08 TL borçlu olan davacının, davalının taahhüt ettiği avans ödemesini yapmadığı, bu nedenle ilaç üretilemeyerek, kâr kaybı oluştuğu iddiasına dayalı maddi tazminat, açıklanan nedenle itibar kaybına uğrandığı gerekçesiyle manevi tazminat istemi haklı görülmeyerek, Birleşen davanın reddi cihetine gidilmiştir. Esas dava ile ilgili yapılan yargılamada, Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, gerek mali müşavir tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, gerekse bilirkişi kurulunca düzenlenen ikinci raporda, gerekçeli ve denetime elverişli olarak taraf ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamı bütün olarak değerlendirilmek suretiyle belirlendiği üzere, Davalı şirket tarafından, davacı şirketin baki alacağı ile ilgili ödeme hususunda keşide edilen ihtarnamenin tebliğ sonrasında düzenlenen ve davacı şirket tarafından süresi tarafından iade edilen geçerliliği kanıtlanamayan ve davacı kayıtlarında yer almayan 10/10/2018 tarihinde düzenlenen 01/01/2018 - 31/12/2018 dönemi için verilen taahhütlerin ihlallerinden oluşan kâr kaybı, ceza.. Açıklamalı 1.364.774,60 TL bedelli fatura dışında, Tarafların birbirini doğrulayan ve teyit eden ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı şirketin davalı şirketten 1.303.879,74 TL asıl alacak, 47.198,82 TL faiz alacağı toplamın 1.351.078,56 TL alacağı bulunup, alacağın ödenmesi için keşide edilen ihtarnamenin tebliği sonrasında, temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere 9.383,52 TL takip öncesi döneme ait işlemiş faiz talep edebileceği buna göre takip tarihi itibariyle davacının toplam 1.360.462,08 TL alacağı bulunduğu anlaşılmakla ve mahkememizce de bu yönde kanaat edinilmekle (alacağın likit ve hesaplanabilir olma özelliği gözetilerek kabul edilen asıl alacak için icra inkar tazminatına da hüküm olunmak suretiyle) bu miktar için davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Esas davada, Davanın kısmen kabulü ile, .... esas sayılı takip dosyasında, 1.303.879,74 TL asıl alacak, 47.198,82 TL faiz alacağı ve 9.383,52 TL işlemiş faiz alacağı toplamı 1.360.462,08 TL'ye yönelik itirazın iptali ile bu miktar için, 1.303.879,74 TL asıl alacağa 31/10/2018 olan takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, 1.303.879,74 TL asıl alacağın %20 tutarı 260.775,95 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Birleşen (... esasında kayıtlı iken) davada, a-Davacının maddi tazminat talebinin reddine, b-Davacının manevi tazminat talebinin reddine, Esas dava yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, Alınması gereken 92.933,16 TL harçtan peşin alınan 16.494,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 76.438,83TL harcın esas davada davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Esas davada davacı tarafından yapılan 5,20 TL vekalet harcı, 320,00 TL tebligat ve posta gideri, 10.750,00TL bilirkişi ücreti toplamı 11.075,20 TL yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranına göre 11.032,67TL'si ile 35,90 TL başvurma harcı ile 16.494,33 TL peşin harç toplamı 27.605,43 TL yargılama giderinin esas davada davalıdan alınarak esas davada davacıya verilmesine, artan kısmın esas davada davacı üzerinde bırakılmasına, HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde esas davada davacıya iadesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca; esas davada davacı yararına hesaplanan 179.650,83 TL vekâlet ücretinin esas davada davalıdan alınarak, esas davada davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca; esas davada davalı yararına hesaplanan 5.244,94 TL vekâlet ücretinin esas davada davacıdan alınarak, esas davada davalıya verilmesine, Birleşen dava yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, Bu karar nedeniyle maddi tazminat yönünden alınması gerekli 427,60 TL harç ile manevi tazminat yönünden alınması gereken 427,60 TL harç toplamı 855,20 TL harcın peşin alınan 8.709,53 TL harçtan mahsubu ile artan 7.854,33 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde birleşen davada davacıya iadesine, Birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Birleşen davada davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Maddi tazminat istemi yönünden, A.A.Ü.T. gereğince birleşen davada davalı yararına hesaplanan 76.000,00 TL maktu vekalet ücretinin birleşen davada davacıdan alınarak birleşen davada davalıya verilmesine, Manevi tazminat istemi yönünden, A.A.Ü.T. gereğince birleşen davada davalı yararına hesaplanan 10.000,00 TL maktu vekalet ücretinin birleşen davada davacıdan alınarak birleşen davada davalıya verilmesine, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin birleşen davada davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair, Esas davada davacı birleşen davada davalı Vekili Av. ... , Av. ...., Asıl davada davalı Vekili Av. .... , Birleşen davada davacı vekili Av. .... 'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/03/2024 Başkan .... ¸ Üye ... ¸ Üye ... ¸ Katip .... ¸

Atıf: Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/949, K. 2024/235, T. 26.03.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-949-e-2024-235-k-9244226e6cd9