İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/236 E. 2025/545 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/236
- Karar No
- 2025/545
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/236 Esas - 2025/545 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/236 Esas KARAR NO : 2025/545 HAKİM : ...... KATİP : ...... DAVACI : ...... VEKİLİ : Av. ...... DAVALI : ...... VEKİLİ : Av. ...... DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 28/03/2023 KARAR TARİHİ : 02/07/2025 KARAR Y.TARİHİ : 07/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan tazminat davanın yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde, 10/05/2022 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan davalı sigorta şirketince trafik sigortası ile sigortalanan ... plaka sayılı araç ile davacı sevk ve idaresine bulunan ... plakalı motosikletin çarpışması sonucunda davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığı belirterek, 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan aracın davalı şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, davacı yanın soruşturma veya ceza davasında tüm hak ve alacaklarını aldığını, yetki, görev, iş bölümü, hak düşürücü süre, hukuki yarar yokluğu itirazlarının bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin manevi zararlardan sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. YARGILAMA VE GEREKÇE : Dava, 10/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının yaralanması nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkememizin ...... E, sayılı dosyasının 26/03/2025 tarih, 2 nolu ara kararı ile dosyasının tefrikine karar verilmiş olmakla, davada tefrik işlemleri yapılarak dosyanın yukarıdaki esas sırasına kaydı yapılmıştır. Uyuşmazlığın esasının çözümünden önce dava şartlarından olan Arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dava konusunun, meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının uğramış olduğu manevi zararların davalıdan tazminine yönelik açılan ticari dava niteliğinde olup, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Davanın, 28/03/2023 tarihinde açıldığı, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı, ve dava tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun, yerleşik yargı kararları da dikkate alınarak tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilmeyeceği anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Anlatılan nedenlerle, HÜKÜM : 1-Davanın, 6325 sayılı kanunun 18/A-2 ve TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE 2-Alınması gereken 615,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Dair tarafların yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ......Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ...... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2025 Katip ...... e-imzalı Hakim ...... e-imzalı