İlk Derece Mahkemesi · Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/523 E. 2024/127 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/523
Karar No
2024/127
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/523 Esas KARAR NO : 2024/127 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/01/2021 KARAR TARİHİ : 05/03/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/04/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firma ile davalı firma arasında 18-23 Haziran 2020 tarihinde yapılması hedeflenen ... .. ... ... isimli fuara katılım sözleşmesinin 26/06/2019 tarihinde akdedildiğini, katılım sözleşmesinin 28.597-Euro bedel karşılığında imzalandığını ve 5 taksite bölündüğünü, davacı tarafın ilk 3 taksitin ödemelerini gerçekleştirdiğini, Covid-19'un Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde pandemi kategorisine alındığını, salgının yurt dışında Cezayir de yapılması planlanan fuar açısından mücbir sebep teşkil ettiğini, mücbir sebep sonucunda ifanın imkansızlaşması neticesinde borcun sona erdiğini, davacının bu nedenle fuara katılım sağlayamayacağına ilişkin davalı firma yetkililerine bildirimde bulunduğunu ancak kabul edilmediğini, akdedilen sözleşmenin 9. Maddesinde "organizatör söz konusu fuarı açmakla yükümlüdür. Ancak fuarın yapılacağı ülke veya Türkiye de meydana gelecek doğal afetler, grev, lokavt, salgın hastalık fuarın yapılacağı ülkede yaşanabilecek siyasi gelişmeler, fuarın yapılacağı devlet veya yurtdışındaki organizatörler tarafından organizasyonun iptal edilmesi gibi mücbir sebeplerle organizatörün iradesi dışında meydana gelebilecek gelişmeler sonucu fuar açılmak ise, bu durumda organizatör o ana kadar olan maliyetlerinin dışındaki miktarı fuar katılımcısına iade eder" hükmüne yer verildiğini, sözleşmenin 10. Maddesinde mücbir sebep nedeniyle askıda kalacağı süre yönünden herhangi bir düzenleme öngörülmediğini, bu nedenle sözleyenin askı süresinin dürüstlük kurallarına göre tayin edilmesi gerektiğini, fuarın gerçekleştirilmesi hedeflenen 18/23 Haziran 2020 tarihleri iken 2020 yılında dahi gerçekleştirilemediğini, davalı firma yetkilisinin ödemesi yapılan fuar katılım bedellerinin iadesinin yapılamayacağı ancak önümüzdeki sene yapılması istenilen fuardaki bedele mahsup edilmesini talep ettiğini, bu ifadenin yeni sözleşme döneminde yeni bir sözleşme yapılacağı beklentisi istemi taşıdığını, davacıyı bu yönde zorlamanın hukuka aykırı olduğunu, davacının yeni sözleşme döneminde yeni bir sözleşme akdetmek istemediğini, beyanla 500,00-TL fuar katılım bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri ve sözleşmenin 9.maddesi gereğince en yüksek yasal faiziyle iadesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 15/09/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 309.422,79 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili 13/11/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; aşamalarda yapılan tebligatların usule aykırı olduğunu, davadan 11/11/2021 tarihinde bilirkişinin adreslerine gelmesi ile haberdar olunduğunu, Kayseri Mahkemelerinin yetkili olmadığını, ... Mahkemelerinin yetkili olduğunu, fuar tarihindeki değişikliklerin keyfi yapılmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu, basiretli tacir davacının başlangıçtan itibaren bu değişikliklere onay vererek sözleşmeyi imzaladığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Davanın ilk olarak Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/34 Esasına kayden açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/34 Esas, 2022/884 Karar sayılı ve 08/12/2023 tarihli karar ile özetle, davanın kabulüne dair karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/418 Esas, 2023/428 Karar sayılı ve 09/03/2023 tarihli kararında özetle; "davalının sunduğu 13.11.2021 tarihli cevap dilekçesi süresinde kabul edilerek süresinde ve usulüne uygun olarak yapılan yetki itirazı değerlendirilerek HMK. 17. maddesi gereği tacirler arası yapılan ve hukuken geçerli olan işbu yetki sözleşmesi gereği ... Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili" olduğuna değinilerek kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı akabinde Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2023/254 Esas, 2023/575 Karar sayılı 15/06/2023 tarihli kararı ile özetle yetkisizlik nedeniyle dosyanın ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, davacı vekilinin dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talebi akabinde dosyanın Mahkemeize tevzi edilmekle işbu 2023/523 Esas kaydını aldığı, anlaşılmıştır. DELİLLER - 26/09/2019 Tarihli "Fuar Katılım Sözleşmesi" - Taraflar arasındaki yazışma ve ihtarnameler, - Ödeme dekontları, - Ticari defter ve kayıtlar, - Uyuşmazlığa konu fuar organizasyonuna ilişkin dava dışı ana organizatör firma ve bakanlık yazıları, - Bilirkişi raporları, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesi niteliğindeki "fuar katılım sözleşmesi" kapsamında fuarın belirlenen zamanda gerçekleştirilmemesi nedeniyle fuar katılım ücreti olarak ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Mahkememizce deliller toplanmış ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır, yine yetkisizlik kararı öncesinde toplanılan deliller ve alınan bilirkişi raporu değerlendirilmiştir. Yetkisizlik kararı öncesi mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 26/11/2021 tarihli raporda özetle; "...Taraflar arasında 26.06.2020 tarihinde imzalanan Fuar Katılım Sözleşmesine ilişikin hizmetin verildiğine dair, davalının incelenen resmi deter ve belgelerinde herhangi bir kayda rastlanmamıştır...Davalının 2019-2020 yıllarına ait sahibi lehine delil vasfına haiz olan incelenen resmi defter ve belgelerinde, davacı yana 11.01.2021 dava tarihi itibarıyla 110.943,36 TL. borçlu olduğu tespit edilmiştir..." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Aynı bilirkişi tarafından tanzim edilen 16/06/2022 tarihli ek raporda ise özetle "davacı vekilinin kök rapora vaki itiraz dilekçesinde talep etmiş olduğu; aynen iade talebinin mahkemece kabulü halinde; davacının davalıya yapmış olduğu ödeme tutarı olan 17.100,- Euro'nun günümüz( fiili ödeme günü talep edildiğinden - rapor yazım tarihih=13.06.2022) itibari ile 1 euro efektif satış tutarı 18,0949 TL üzeirnden yapılan hesaplama sonucu 17.100 Euro X 18,0949 = 309.422,79 TL olarak..." hesaplandığı bildirilmiştir. Dosyamız kapsamında yetkisizlik kararı akabinde, sektörel bilirkişi ve nitelikli hesap bilirkişiler tarafından tanzim edilen 24/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 26.06.2019 tarihli 004147 nolu "Fuar Katılım Sözleşmesi" olduğu, iştirak edilecek fuarın 53.FİA CEZAYİR 2020 olarak belirtildiği, fuarın 16-21 Haziran 2020 tarihleri arasında yapılması gerektiği, davacının fuar katılımcısı, davalının ise organizatör (fuar hizmeti veren) olduğu, sözleşme tutarının kdv dahil 28567Euro olarak belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete sözleşme kapsamında toplam 17100Euro ödeme yapıldığı, Covid 19 salgın hastalığının DSÖ tarafından pandemi ilan edilmesi nedeniyle alınan tedbirler çerçevesinde sözleşme konusu fuarın yapılamadığı hususunun sabit olduğu (davalı açıklamalarına göre fuarın ancak 2022 yılı Haziran ayında gerçekleşebildiği), sözleşmenin 9.maddesine göre "salgın" hastalığın açıkça mücbir neden olarak nitelendirildiği ve mücbir nedenin varlığı halinde maliyetler dışında ödenen tutarın iade edilmesi gerektiğinin açıkça düzenlendiği, Davacı tarafından gönderilen ihtarnameye davalı tarafından olumsuz yanıt verildiği, bu aşamadan sonra davacının yapmış olduğu ödemelerin davalıdan iadesi isteminin yerinde olduğunun değerlendirildiği, kaldı ki sunulan e-posta yazışmalarında da gerekirse 2021 yılında yapılacak olan 54. FIA İNTERNATİONAL fuarına tüm haklarının devrini talep edildiği, davacının isteminin sözleşmeye uygun olduğu ancak bu istemin de davalı tarafından kabul görmediği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesine göre maliyetler konusunda bir belge sunmadığı, Mali Müşavir Ali Ekber Kartal tarafından bilirkişi ek raporunda açıklandığı üzere "Davalının bahsetmiş olduğu fuar giderleri, bir takım maliyetler vs ile ilgili ise gerek dilekçesinde, gerek ticari defter ve kayıtlarında, gerek ise dava dosyasında herhangi bir somut veriye rastlanmamış olup ispata muhtaç kalmıştır." şeklinde tespitte bulunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 38.maddesine göre "İş bu sözleşmeden doğan istenmeyen ihtilaflarda organizatör ticari defterleri ve kayıtları esas alınacak" hükmünü taşıdığı, Mali Müşavir Ali Ekber Kartal tarafından davalı şirket defterlerinin incelenmesi ile hazırlanan bilirkişi raporunda da sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından ödenen toplam tutarın 17100Euro olduğunun ve davalı şirket kayıtlarına ödemenin yapıldığı tarihteki kur karşılığı olarak bu tutarın toplam 110.943,36TL olarak yansıdığının belirtildiği, bilirkişi raporlarında davalı şirket ticari defterlerine göre de davalının davacıya 110.943,36TL tutarında borcu bulunduğunun tespit edildiği, Mali Müşavir Ali Ekber Kartal tarafından hazırlanan kök rapora davacı yanın itiraz dilekçesinde sözleşme kapsamında davacının davalıya ödediği döviz tutarının "günümüz-fiili ödeme günü TL karşılığının" hesaplanmasını istemesi nedeniyle bilirkişinin ek rapor 13.06.2022 tarihi itibariyle hesaplama yaptığı, bu tarihe ilişkin TCMB Efektif Euro Satış Kuru'na göre 17100Euro karşılığının ise 309.422,79TL olarak tespit edildiği, davacının talebini bu tutara çıkararak ıslah ettiği, davacının bu tutarın ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte iadesini isteyebileceğinin değerlendirildiği" hususları belirtilmiştir. Eldeki davada; taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı ihtilaflı olmadığından uyuşmazlığın çözümünde öncelikle sözleşme hükümlerinin irdelenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere Türk borçlar hukuku kural olarak “sözleşme serbestîsi” ilkesini benimsemiştir. Kişiler serbest iradeleri ile meydana getirdikleri sözleşmeye aynen uymak zorundadırlar. Sözleşmenin taraflardan yalnız birinin isteğiyle değiştirilebilmesi veya ortadan kaldırılabilmesi mümkün değildir. Fakat “ahde vefa (pacta sund servanda)” adı verilen bu esas bilhassa modern hukuklarda birçok yönlerden sınırlanmıştır. Bu sınırlamalardan bir kısmı, sonradan değişen şartların sözleşme üzerindeki tesiriyle ilgili iken ikinci gruptaki sınırlandırmalarda ise kural olarak sözleşmenin yapılması anında mevcut sebepler yüzünden sözleşme tamamen ortadan kalkmakta veya değişikliğe uğramaktadır. Bu sonuç ya kendiliğinden veya taraflardan yalnız birinin irade beyanı ile doğmakta yahut da taraflardan birinin talebi üzerine verilecek hâkim kararıyla meydana gelmektedir. Hâkim, kanunun muhtelif yerlerinde kendisine tanınmış bulunan özel yetkiye dayanmak suretiyle bazı sözleşmeleri ya baştan veya karar anından itibaren hüküm doğurmak üzere kısmen değiştirebilmektedir. Buna hukuk dilinde “akitlerin düzeltilmesi” (Vertragskorrektur) adı da verilmektedir.(Açıklamalar için bkz. Y. HGK 2017/(19)11-943 E., 2021/984 K., 14/09/2021 T.) Somut olayda sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nın 26. Maddesi "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. " şeklinde olup yine aynı yasanın 27. Maddesi "Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur." şeklindedir. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ele alındığında; Sözleşmenin;" Madde 5 Fuar katılımcısı organizatörün belirleyeceği zaman cetvelindeki işlemlerin yürütülmesi ile ilgili organizasyon şartlarına aynen uymakla yükümlüdür. Madde 9 Organizatör söz konusu fuarı açmakla yükümlüdür. Ancak fuarın yapılacağı ülke ve/veya Türkiye'de meydana gelecek doğal afetler, grev, lokavt, salgın hastalık, fuarın yapılacağı ülkede yaşanabilecek siyasi gelişmeler fuarın yapılacağı devlet veya yurt dışındaki organizatör tarafından organizasyonun iptal edilmesi gibi mücbir sebeplerle organizatörün iradesi dışında meydana gelebilecek gelişmeler sonucu fuar açılmaz ise bu durumda organizatör o ana kadar olan maliyetlerinin dışındaki miktarı fuar katılımcısına iade eder. Fuar katılımcısı bu durumda organizatör tarafından tek taraflı olarak maliyetlerin belirlenmesine muvafakat eder. Madde 10 Yukarıda sayılan mücbir sebepler nedeniyle veya yurtdışındaki organizatör tarafından herhangi bir sebeple, Organizatör’ün iradesi dışında meydana gelebilecek gelişmeler sonucu fuarın tarihinin değiştirilmesi ve başka bir tarihte yapılacak olması katılımcıya bu sözleşmeyi iptal hakkı doğurmaz. Katılımcı ana organizatör tarafından belirlenen yeni tarihte fuara katılmakla yükümlüdür. Madde 22 Fuar Katılımcısının bu sözleşme gereği yapacağı seyahat ve satın alacağı turizm hizmetlerine dair (gidilecek ülkeye/şehire ulaşım, gerekli olduğu durumlarda vize uygulamaları, gidilecek ülkede/şehirde konaklama hizmetleri, vb.), Organizatörün hiç bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Madde 23 Fuar tarihinin değişmesi ya da fuarın iptal edilmesi durumunda, katılımcının turizm programı değişikliği nedeni ile yaşayabileceği olası ek maliyetlerde, organizatörün herhangi bir yükümlülüğü söz konusu değildir. Madde 27 Sözleşmeyle ilgili olarak belirtilen veya daha sonra belirlenen programlarda, fuarın düzenleneceği ülkedeki şirketlerle yapılacak sözleşmelerin genel hükümleri geçerli olup, oluşabilecek değişiklikler Organizatör tarafından Fuar Katılımcısı’na bildirilir ve bu değişikliklerden Organizatör sorumlu olmayacaktır." Düzenlemelerini içerdiği görülmektedir. Eldeki uyuşmazlıkta davacı tarafından özetle sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca davalının maliyetleri/masrafları hariç bedel iadesi yükümlülüğü altında bulunduğu ve davacı açısından akde tahammül süresinin sona ermesi nedenlerine dayalı olarak istemde bulunulmuş ise de; taraflar arasında akdedilen sözleşmede fuar organizasyonunun iptal edilmesi(hiç yapılmaması) ile organizasyon tarihinin değiştirilmesi durumları için ayrı maddeler öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında, sözleşmeye konu organizasyonun 13-17 Haziran 2022 Tarihlerinde yapıldığı sabit görülmekle, bu doğrultuda uyuşmazlık bakımından sözleşmenin 9. Maddesinin değil organizasyon tarihinin değiştirilmesine ilişkin özel düzenleme içeren 10, 23 ve 27. Maddelerinin öncelikle ele alınması gereklidir. Uyuşmazlığa konu fuar organizasyonunun mücbir sebep niteliğindeki covid-19 salgın hastalığı nedeniyle ve ana organizatörün iradesiyle ertelendiği, diğer bir anlatımla davalının iradesi dışında meydana gelen gelişmeler sonucunda ertelendiği açık olup sözleşmenin 10. Maddesi uyarınca bu durumun katılımcıya sözleşmeyi tek taraflı fesih/iptal imkânı tanımadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan salgın hastalık nedeniyle geçici ifa imkansızlığı veya aşırı ifa güçlüğü meydana geldiği iddiası bakımından, uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık(ahde vefa) ilkesinin istisnası niteliğindeki ifa imkansızlığı ve aşırı ifa güçlüğü kavramları çerçevesinde değerlendirilmesinde; Bilindiği üzere bu hükümler kapsamında hakimin müdahalesi ve sözleşmenin uyarlanması, dürüstlük kuralı temelinde hakkaniyetin bunu gerektirmesi veya işlem temelinin çökmesine bağlıdır. Somut olayda ise; sözleşmede edimler arası orantısızlık bulunmadığı, sözleşme konusunun fuar organizasyonuna katılıma ilişkin olduğu ve yaklaşık 2 yıl ertelenmesinin esasen salgının eş zamanlı olarak fuara konu sektörlerin tamamını benzer şekilde etkilemiş olduğu nazara alındığında fuardan beklenen menfaat açısından işlem temelinin çökmesi niteliğinde bulunmadığı, sözleşme bedelinin ve erteleme süresinin davacının ekonomik anlamda mahvına yol açabilecek büyüklükte olmadığı, yine erteleme olgusunun sadece taraflar arasındaki ilişkiyi değil küresel çapta ticari hayatı olumsuz etkileyen sonuçlar doğuran covid-19 salgınından kaynaklanması nedeniyle iki yıllık erteleme süresi bakımından basiretli tacir olan davacı açısından akde tahammül süresinin dolduğu iddiası da yerinde görülmemiştir. Anlatılanlar doğrultusunda taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve ahde vefa ilkesine üstünlük tanınarak değerlendirme yapılmış olup aksi yöndeki hukuki değerlendirmelere göre tanzim edilen bilirkişi raporlarına bu gerekçeyle itibar edilmeksizin davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1- Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından, peşin ve ıslah harcı olarak toplam 5.334,93-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 4.907,33-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde bulunan AAÜT uyarınca 48.413,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından tebligat ve posta gideri olarak kulanılan 200,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/523, K. 2024/127, T. 05.03.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-523-e-2024-127-k-ddc288e5c7b4