İlk Derece Mahkemesi · Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/816 E. 2024/504 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/816
- Karar No
- 2024/504
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/816 Esas KARAR NO : 2024/504 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... - ... -... 2- ... - ... -... 3-... - ... -.... VEKİLLERİ : Av. ... -... DAVALI : ... - ... VEKİLİ :Av....-.... DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 23/12/2021 KARAR TARİHİ : 28/06/2024 YAZIM TARİHİ : 17/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çocukları davacı ...'ın doktor ... tarafından down sendromunun tespit edilemediğinden, down sendromlu olarak dünyaya geldiğini, gerekli testler yapılıp, anne-baba aydınlatılması gerekirken, somut olayda dava dışı sigortalı doktor, davacı anneye bu hususta hiçbir bilgilendirme yapmadığını ve aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, doktorun aydınlatma yükümlülüğünün ihlali sonucunda davacı annenin kürtaj hakkının elinden alındığını ve bir ömür boyu manevi yönden çocuğuyla birlikte bu travmaya maruz bırakıldığını, down sendromunun hayat boyu devam eden bir işgörmezlik hali olduğunu, davacı küçük ...'ın hasta hekim ilişkisinin vekalet sözleşmesi kapsamında olup, doktorun yüksek özen borcu altında olduğundan, hastanın mütefarik kusuru bulunmadıkça gerçekleşen zarardan en hafif kusurundan dolayı zararın tamamından sorumlu olduğunu belirterek bilirkişiler marifetiyle gerçek zarar tespit edildiğinde artırılmak üzere davacı ... için 10.000 TL bakıcı ücreti dahil işgörmezlik tazminatı, davacı anne ... için 100.000 TL manevi tazminat, davacı baba ... için 100.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 210.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def'inde bulunmuş, davalı şirketin işbu poliçeden dolayı sorumluluğunun 800.000 TL ile sınırlı olduğunu, tıbbi yöntemlerle down sendromu ve benzeri anomalilerin %100 tespiti mümkün olmadığı gibi, eğer test ve tetkiklerde düşük risk çıktı ise bu durumda da hekime kusur atfedilmemesi gerektiğini, dava dışı hekime sorumluluk atfedilecekse kusurunun tespitinin gerektiğini, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Dava, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı olarak maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Taraflarca usulüne uygun dayanılan deliller celbedilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizce aldırılan 02/01/2023 tarihli bilirkişi raporu ile; ... ... gebeliği sürecince farklı kadın doğum uzmanları tarafından 25 kez görüldüğü, bunların az bir kısmı tahlil ve tahlil sonuçları değerlendirmesi için olup çoğunun muayene olduğu, 100’e yakın tahlilin dağılımı, kan-idrar tahlili, ultrasonografi, ikinci düzey obstetrik anomali taraması, üçlü tarama testi şeklinde olduğu, ...’a verilen gebe takip izlemi ve sağlık hizmeti güncel tıbbi uygulamalarımıza uygun olup eksiklik görülmediği, Epikrizlerde tanı olarak Z34, Normal Gebeliğin Gözlemi yazılı olduğu, yapılanların yüksek riskli gebelere yapılanlarla uyumlu olduğu, ...ın gebeliği süresince ... Hastanesinde her seferinde Dr. ...'a 10 kez muayene olduğu, son muayene ile aynı günde tıbben doğru olan bir karar ile sezaryen ameliyatı yapıldığı, tıbbi kayıtlarda olan ... ve amniosentez bilgisini almasını rağmen davacının bu tetkikleri yaptırmadığının görüldüğü, ...’ın ... Hastanesinde aldığı sağlık hizmetinde yaşı nedeniyle ilk günden yüksek riskli gebe olarak tanımlandığı, ikili tarama testini yaptırdığı, üçlü tarama testini yaptırdığına veya doktora sunduğuna ilişkin bir bilgi bulunmadığı görülmekle, ...’ın, gerek ... tıbbi belgelerine göre, gerek Dr. ...’ın yazdığı tıbbi belgeler, ... Hastanesinde yapılan tahliller ve ikinci düzey ultrasonografi sonrası, 41 yaşında olması nedeniyle bebeğinde Down Sendromu olasılığının arttığını bildiği kanaatine varıldığı, davalı şirketin sigortalısı Dr. ...’ın ...’ı gebeliğinde takip ettiği sürede verdiği sağlık hizmetinin güncel tıbbı uygulamalar ve mesleki standartlara uygun olduğu, Down Sendromu tanısına dönük işlemlerin yapılması hususunda bilgi verdiği, bu bilgilerin ... de verildiği, ...’ın Down Sendromlu doğmasında eksikliği olmadığı rapor edilmiştir. Davacı vekilinin 02/01/2023 tarihli bilirkişi raporuna itirazları kapsamında, 06/02/2023 tarihli celsede davacı vekilinin ATK'dan rapor aldırılması talebi üzerine, mahkememizce aldırılan ...'nın 31/03/2023 tarihli raporu ile; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr....’ın dava konusu olay ile ilgili tıbbi süreci anlatır detaylı ifadesinin teminen gönderilmesi, gönderilen dava dosyası içerisinde Uzm.Dr.... tarafından kişiye önerilen fetal ekokardiyografi raporunun bulunmadığı cihetle; kişiye fetal ekokardiyografinin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, yapıldıysa ayrıntılı sonucunu içeren raporun gerektiğinde kişinin kendisinden de sorulmak suretiyle teminen gönderilmesi ve ... Genetik polikliniğinden kişi hakkında düzenlenmiş tüm tıbbi belgelerin gerektiğinde kişinin kendisinden de sorulmak suretiyle teminen gönderilmesinin gerektiği rapor edilmiştir. ....'nın 31/03/2023 tarihli raporu doğrultusunda doktor ... talimat yoluyla aldırılan 27/09/2023 tarihli beyanında; "Davacı ...'ı ... 01/11/2019 tarihinde sezeryan ile doğumun ben yaptırdım, davacı erken doğum yaptı, erken doğum olduğu için bebek yoğun bakım hizmeti verilmek üzere yoğun bakım servisine alındı, davacı ...'ı 02/11/2019 tarihinde gerekli tıbbi tedavisi verilerek taburcu ettik, ...'ın doğum tarihinde yaşının ileri olması nedeniyle ... Hastanesinde takibi yapıldı bu kişi aynı zamanda ... hastanesinde de çalışan bir personeldi, gebelik takibinin bir kısını tarama testlerini ... hastanesinde Berrin hanım yaptırdır, yaş faktörü nedeniyle bebekte Down sendromu olma ihtimali olduğu, davacı her halukarda bebeği doğrulacağını söyledi ve amniyosentez yaptırarak kesin tanı konulmasını istemedi, gebelik takibinde çocukta kalp problemi olduğu için gerekli takipler yaptırıldığı, bu durumunda Down sendromunda kaynaklı olabileceği söylendi, hasta taburcu olduktan sonra bir daha bana dönüş olmadı, çocuk doğduktan sonra Down sendromlu olduğu tespit edildi, takibi ... hastanesinde ve ... yoğun bakım servisinde yapıldı, çocuğu takip ettiğim kadarıyla, doğum tarihi olan 01/11/2019 tarihinde yeni doğan servisine yatırıldı, 12/11/2019 tarihinde de taburcu edildi" şeklinde beyanda bulunmuştur. ...'nın 31/03/2023 tarihli raporu doğrultusunda davacı vekili 16/10/2023 tarihli celse beyanında; müvekkilinin kendisine fetal ekokardiyografi uygulanmadığını beyan ettiğini, bu nedenle bu uygulama yönünden ellerinde herhangi bir belge ve doküman bulunmadığını beyan etmiştir. ...'nın 31/03/2023 tarihli raporu ile belirtilen eksiklikler giderilerek aldırılan ....'nın 07/02/2024 tarihli raporu ile; Down Sendromu tarama testlerinin %1 oranında düşük riski olduğu, tarama testlerinin sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka Down Sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte Down Sendromu görülebileceği, dava konusu olayda 40 yaşındaki kişinin gebelik için 1/80 oranında down sendromlu bebek sahibi olma riski olduğu, kişinin gebelik takiplerinin uygun aralıklarda yapıldığı, 14/06/2019 tarihli muayene notuna göre kişiye; noninvaziv perinatal test ve amniosentez anlatıldığının ve 15/06/2019 tarihli muayene notunda ise kişinin başka bir sağlık merkezinde yaptırdığı ikili test sonuçlarını ilgili hekimce görüldüğünün ve normal olarak değerlendirildiğinin, üçlü test sonuçlarının da getirileceğinin belirtildiği dikkate alındığında; kişinin gebelik takibinin tıbben uygun olduğu, 01/11/2019 tarihinde yapılan obstetrik USG’de medial serebral arterde Rİ azalma saptanması üzerine acil sezaryen ameliyatına alınmasının tıbben uygun olduğu,, dolayısı ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr....’ın eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu rapor edilmiştir. Mahkememizin 20/05/2024 tarihli celsesinde davacılar vekiline toplam 3.329 TL ... fatura ücretini mahkeme veznesine depo etmesi yahut ...'na yatırarak mahkememize makbuzunu sunması için 3 haftalık makul kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde fatura ücreti mahkeme veznesine depo edilmediği, yahut ...'na ücretin yatırıldığına ilişkin makbuz mahkememize sunulmadığı takdirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği davacılar vekiline ihtar edilmiş, davacılar vekili kesin süre içinde delil avansını ikmal etmediği gibi mahkememizin 28/06/2024 tarihli celsesinde yargılama safahatında kusur raporu aldırılması yönünde bir talepleri bulunmadığı, kusur raporunun aldırılmaması yönünde taleplerinin bulunduğu, dikkate alınmaksızın mahkemece ATK'dan kusur raporu aldırılması ve bunun yargılama giderinin tarafımızca karşılanmasının talep edilmesi, taraflarınca yerinde görülmediğinden bilirkişi delil avansını ikmal etmediklerini beyan etmiştir. Davacı ...'ın maddi tazminat davası yönünden; .... sayılı ilamı ile işaret edildiği üzere; davacı çocuk ...; ...'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içerdiği, yine 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmadığı, istemin özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal ettiği, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemeyeceği, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun da yararlanacağının şüphesiz olduğu dikkate alındığında davacı ...'ın maddi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat davaları yönünden; Tıbbi bir eylem nedeniyle oluştuğu iddia olunan bir zarardan hekimin, dolayısıyla külli halefi sıfatındaki davalı ... şirketinin sorumlu tutulabilmesi için, kusurlu bir davranışın bulunması gerektiği açıktır. Nitekim kusuru bulunmayan hekim veyahut sigortacısı doğduğu iddia olunan zarardan sorumlu tutulamayacaktır. Dava dışı hekimin meslek ve sanatı sırasındaki ihmal ile küçük ...'ın down sendromlu doğması arasında nedensellik bağının mevcut olup olmadığının tespiti açısından davacı vekilinin ilk bilirkişi raporuna itirazları üzerine, 06/02/2023 tarihli celsede, davacı vekilinin ATK'dan rapor aldırılması talebi nedeniyle mahkememizce .... 'ndan rapor aldırıldığı, davacı vekilinin usulüne uygun kesin sürede bu rapor ücretine ilişkin delil avansını ikmal etmediği gibi celsede de ikmal etmeyeceklerini bildirdiği, bu haliyle delil avansı ikmal edilmediğinden bu raporun hükme esas alınamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde; dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden davacının hekim tarafından bilgilendirilmediğine dair dosyada somut belge ve bilginin mevcut olmadığı, dava dışı doktorun meslek ve sanatı sırasındaki ihmal ile küçük ...'ın down sendromlu doğması arasında nedensellik bağının mevcut olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla davacıların manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı ...'ın maddi tazminat davasının reddine, 1.a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 427,60 TL harçtan 170,77 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 256,82 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 1.b-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 10.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 2-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının reddine, 2.a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 427,60 TL harçtan 273,24 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 154,36 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 2.b-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının reddine, 3.a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 427,60 TL harçtan 273,24 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 154,36 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3.b-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerilerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince ... bütçesinden karşılanacak olan 1.360 TL arabuluculuk giderinin davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/06/2024 Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır