İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/152 E. 2024/280 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/152
- Karar No
- 2024/280
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/152 Esas KARAR NO : 2024/280 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... .... DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2016 KARAR TARİHİ : 03/04/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; Dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA VE İSTEK : Davacı vekil sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 05/07/2009 tarihind....amaçlı yol yapım işinin kazı yapılması, stabilize serilmesi yapım işi konusunda taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, işe başlama tarihinin 05/07/2009, bitiş tarihinin 30/09/2009 tarihi olmasına rağmen işin daha erken bitirilip işin bitimiyle davalı yüklenici şirket mühendisleri ve işveren özel idare mühendisleri tarafından yerinde yapılmış incelemelerden sonra yapılan işin eksiksiz bir şekilde taşron müvekkilinden teslim alındığını, davalının eksiksiz ve tam olarak biten işe ilişkin olarak 28/08/2009 tarihinde .... askeri amaçlı yolyapım işinin kazı ve maliyet bedeli olarak KDV dahil toplam 1.770.000,00-TL fatura edildiğini, müvekkiline işin bitimiyle hak etmiş olduğu bedelin tümünü ödenmesi gerekirken müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verilip ödeme yapılmadığını, müvekkilinin başka alternatifi olmadığından ödemeleri parça parça aldığını, KDV dahil toplam 1.770.000,00-TL faturanın karşılığı olarak davalı tarafından 955.500,00-TL ödeme yapıldığını, kalan 814.500,00-TL'nin ödenmemesi nedeniyle .... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının borca itiraz etmesiyle takibin durduğunu, taraflarca itirazın iptali için .... açılan .... E. Sayılı davada mahkemece uyuşmazlık konusunun hakemi gerektirmesi sebebiyle reddine karar verildiğini, taraflarınca hakem tayini yapılmış olup yapılan yargılama sonucunda 25/07/2012 tarihli kararla davaların kısmen kabulü kısmen reddine, karşı davanın reddine karar verildiğini, bu karar ve hakem dosyasının hakem heyeti sekretaryasınca.... Mahkemesine teslim edilmiş olduğunu, kararın ....D.iş sayısı ile tebliğe çıkarıldığını, tebliğe çıkarılan kararın taraflarınca ve davalı tarafça temyiz edildiğini, ...iş sayılı kararı ile bozma kararı doğrultusunda hakem kuruluna iadesine karar verildiğini, dosyanın 08/11/2013 tarihinde hakem sekretaryası tarafından teslim alındığını, hakem heyetinin dosyaya kaldığı yerden devam etmesi gerekirken herhangi bir işlem yapmadığını, bu hususun bildirildiğini, yeniden ücret alınması için zımni olarak yeni hakem heyeti seçilmesi için zorladıklarını, hakem heyetinin dosyaya bakmayacağını bildirmesi üzerine davalı vekilinden eski hakem heyeti ile devam edilmesi için muvafakat isteniğini, ancak bu şekilde yeniden ücret verileceği için davalı vekili tarafından kabul edilmediğini, taraflarca yeniden hakem ve tahkim süresini belirleme zorunluluğu doğduğunu, 30/12/2013 tarihinde .... esas sayılı hakem tayini davası açıldığını,.... esası ve kararıyla da 29/03/2016 tarihli kararın tebliğe çıkarıldığını, 25/07/2012 tarih .... D.iş sayılı ilk hakem heyetinin yargılama esnasında işin esasına girilerek tarafların tüm delillerinin toplandığı, dosyaya kazandırılan bilgilerin ve yanların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor alındığını, yargılama neticesinde davacının 305.996,00 TL alacağı olduğunun tespit edilerek bu alacağın 18/03/2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, aynı kararda 146.518,59-TL tahkim giderinin de davalıdan tahsiline karar verildiğini, bozmadan sonra 29/03/2016 tarihli ikinci hakem heyeti kararında 1 yıllık normal tahkim süresinin geçmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına masrafların devlet yargısında nazara alınmasına ve tarafların mahkemeye başvurmasına muhtariyetine karar verildiği, maddi hukuk yönünden tüm bilgi ve belgelerin tahkim yargılaması aşamasında toplandığı, tahkim yargılamasının süre nedeniyle sona erdiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL alacağın fatura kesim tarihi olan 28/08/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini, tahkim aşamasında yapılan 146.518,50-TL yargılama gideri dahil olmak üzere tüm yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA : Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının talebinin.... İşinde" taşeron sözleşmesi ile çalışması nedeniyle düzenlediği 28/08/2009 tarihli faturadan kaynaklandığını, bu nedenle 6098 sayılı TBK 147/6 maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresinin gerek dava gerekse ıslah tarihi itibariyle dolduğunu, somut olayda TBK 154 m.gereğince zamanaşımını kesen nedenlerin mevcut olmadığını, işi alan davacının gerekli makine ve ekipmanı sağlayamadığını ve işe süresinde başlayamadığını, müvekkilinin iyi niyetli hareket ederek kendi iş makinelerini davacı taşeronun hizmetine verdiğini, şantiye bölgesinde akaryakıt satıcılarına yüklü miktarda borçlanan ve akaryakıt temin edemeyen taşeronun borçlarını ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin davacı taşeronun kendisine ve yapılan işle ilgili olarak alacaklılarına yaptığına toplam ödeme miktarının 1.174.304,00-TL olduğunu, davacının iddialarının aksine müvekkili şirket ve asıl işveren konumundaki idare tarafından işin geçici ve kesin kabulünün yapılmadığını, davacı taşeronun .... tarafından 16/03/2010 tarihinde mahallinde yapılan tespite göre işi teknik şartnamesine uygun olarak yapmadığını, davacının sözleşme gereğince ifasını üstlendiği işleri eksik ve ayıplı olarak gerçekleştirdiğini, dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporunun .... D.iş sayılı dosyası ile çeliştiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasında tanzim edilen taşeronluk sözleşmesine istinaden davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında edimlerini süresinde ve tam olarak ifa edip, işi teslim etmesine rağmen bedelin bir kısmının ödenmediği iddiasıyla tahsili konularına ilişkindir. Taraflar arasında eser sözleşmesinden kaynaklanan akdi ilişkinin bulunduğu ihtilafsız olup davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi, tespit dosyaları, istihkak evrakları, hakem dosyası celp edilerek incelenmiştir. Taraf delilleri toplandıktan sonra Mahkememiz'ce oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti raporunda özetle; taraflar arasında yapılan taşeronluk sözleşmesi ile yol yapım işi stabilize işinin davalı tarafından üstlenildiğini, sözleşme bedelinin 1.500.000,00-TL + KDV olduğunu, bunun 1.770.000,00-TL'ye tekabül ettiğini, uyuşmazlığın çözülebilmesi için davacı tarafından yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun ve tam olarak yapılıp yapılmadığının ve davalı tarafından bu iş karşılığında yapılan ödemenin tespit edilmesi gerektiğini, sözleşmeye göre yol stabilize yapım işi olup, asfalt yapımına ilişkin işlerin davacının yükümlülüğünde olmadığı, idare ile davalı yüklenici arasında imzalanan 08/06/2009 tarihli sözleşme ile ilgili ihaleye esas yaklaşık maliyette stabilize yol ile ilgili iş kalemlerinin pursantaj oranları ve tutarları belirlenmiş olup buna göre yapılan hesaplamada taşeronun gerçekleştirdiği işin toplam işe oranının %73,62334 olduğunu, bu esas alınarak pursantaj oranlarının buna göre revize edilen değerini bulduklarını, 3 nolu ara hakedişten 01/12/2009 tarihine kadar Yüzenler inşaat şirketi tarafından yapılan işin toplam tutarının 5.501.042,22-TL (KDV Hariç) olarak tespit edildiğini, bu hakedişe göre stabilize yoldan taşeron sözleşmesine göre gerçekleşme oranının %91,26 olarak görülüyor ise de bu orandan %60 oranında eksik ve hatalı olan stabilize malzemenin yoldan kaldırılması ve yerine uygun nitelikte stabilize malzeme getirilmesine isabet eden oranların düşürülmesi gerektiği, taşeron sözleşmesine göre stabilize malzemenin pursantaj oranı %18,192231 olup, buna göre eksik ve hatalı olan stabilize malzeme oranının ; 18,192231 x 0,60 x 0,947368 = %10,341 olduğu, uygun olmayan stabilize malzemenin uzaklaştırılmasının pursantaj oranın %2,261389, uygun olmayan stabilize malzemenin depoya nakline isabet eden pursantaj oranın %2,6151432, bu durumda 01/12/2009 tarih ve 3 nolu hakediş itibariyle taşeron sözleşmesine göre fiili gerçekleşme oranın %91,263 - (%10,341+%2.262+%2,615) = %76,045 olduğunu, taşeron tarafından yapılan işin fiili gerçekleşme tutarının ise 1.500.000,00-TL x 0,76045 = 1.140.675,00-TL olarak tespit edildiğini, davalı tarafından yapılan toplam ödemenin 955.500,00-TL'lik kısmının davacı tarafından kabul edildiğini, bu ödemeler dışında kalan 12/10/2009 tarihli tediye makbuzlu 1.000,00-TL, 17/11/2009 tarihli tediye makbuzlu 2.000,00-TL, 15/12/2009 tarihli 2009/3307670 nolu 17.000,00-TL bedelli çek, 18/12/2009 tarihinde davacının kepçecisine ödenen 14.000,00-TL , 31/12/2009 tarihli makbuzla akaryakıt satıcısı ....'e ödenen 139.804,00-TL olmak üzere toplam 173.804,00-TL ödemenin davacı tarafından kabul edilmediğini, ....adına yapılan bu ödemelerin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine istinaden yapıldığı davalı tarafından ileri sürüldüğünü,...isim ve imzasının bulunduğu makbuz başlıklı belgede ....'ın isim ve imzasının bulunduğu, davacı şirketin ticaret sicil kaydına göre....'in yetkili kılındığı, ....ın davacı şirket adına ödemeleri almaya ehil olmadığı, davalı tarafından çek, tediye makbuzu veya elden .... adlı şahsa yapılan ödemelerin gereği gibi yapılmadığı ve bu ödemelerin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında olduğu kanıtlanamadığından yapılan ödemelerin yalnız her iki tarafın da kabul etmiş olduğu ve belgeye dayanan 955.500,00-TL üzerinden hesaplanması gerektiğini, buna göre işin yapılan kısmının bedeli olarak hesaplanan 1.140.675,00-TL'nin KDV miktarının 205.321,50-TL olup, davacının yaptığı iş bedelinin 1.345.996,50-TL olduğunu, KDV tevkifat tutarı olan 45.000,00-TL düşüldüğünde bulunan 1.300.996,50- TL den davalının ödemiş olduğu 955.500,00-TL indirildiğinde bakiye alacak miktarının 345.496,50-TL olduğunu, bu alacağa icra takip tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini belirtmişlerdir. Davacı vekili tarafından 21/12/2017 tarihli dilekçe ile dava değeri 345.496,50-TL'ye yükselterek ıslah harcını yatırmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek karar kesinleştirilmiş ise de; karara yönelik istinaf başvurusu üzerine .... karar sayılı ilamı ile kararın taraf teşkiline ilişkin eksiklikten bahisle kaldırılmasına karar verilmekle dosya Mahkememiz yeni esasına kayden yargılamaya devam olunmuştur. Dosyamızda davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesine yönelik olarak SMMM bilirkişisinden rapor temin edilmiş, sunulan 30/06/2022 tarihli raporda özetle; davalı şirketin uyuşmazlık konusu 2009 yılına ait yevmiye defteri ve defter-i kebirinin kapanış tasdiki yaptırılmadığı için davalı lehine delil niteliği taşımayacağı, davacı şirket tarafından davalıya düzenlenen 28/01/2009 tarih ve 74 nolu, KDV dahil 1.770.000,00-TL bedelli "...." açıklamalı faturada 45.000,00-TL KDV tevkifatı yapıldıktan sonra bakiye 1.725.000,00-TL'lik tutarın 28/08/2009 tarih ve 775 yevmiye kaydı ile davalının ticari defterlerine davacı alacağı olarak kaydedildiği, davacı ile aralarındaki ticari ilişkilerin fatura ve faturaya mahsuben çekle yapılan ödemeleri içerdiği ve usulüne uygun olarak davalının ticari defterlerine kaydedildiği, davalı tarafından davacının nam ve hesabına yapılmış ödemelerle ilgili olarak davacı tarafından verilmiş herhangi bir talimata rastlanmamış olması nedeniyle söz konusu ödemeler yönünden davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, raporda belirtilen davacının kabulünde olan fatura nedeniyle çekle yapılan ödemeler toplamı ile davacının kabulünde olmayan tutarların toplamı birlikte dikkate alındığında davalı şirketin ticari defterlerine göre davacı şirketin davalıdan 31/12/2009 tarihi itibariyle 595.696,00-TL alacaklı olarak göründüğü, davacı tarafından davalı şirkete düzenlenen faturaya mahsuben doğrudan davacıya ödenen tutarların mahsubundan sonra davacının davalıdan 769.500,00-TL alacaklı olduğu, davalı tarafından davacı nam ve hesabına ödendiği ileri sürülen miktarların davacıya yapılmış ödeme olduğunun kabulü halinde ise; davacı alacağının 595.696,00-TL olduğu mütalaa edilmiştir. Mahkememiz'ce yapılan yargılama sonucunda davanın ıslah talebi gözetilerek kabulüne ilişkin olarak 07/09/2022 tarih, .... sayılı karar verilmiş ise de; anılan karar istinafen .... Karar sayılı ilamı ile kesin nitelikte kaldırıldığı anlaşılmakla; dosya Mahkememiz yeni esasına kayden yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememiz'ce istinaf ilamı doğrultusunda kaldırma kararı öncesinde asıl raporunu sunan bilirkişi heyetinden taraf iddia ve itirazlarını irdeler mahiyette ek rapor temin edilmiştir. Dosyamıza sunulan 13/01/2024 tarihli ek raporda özetle; sözleşmenin davalı yanca davacıya 23.07.2010 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile feshedildiği, davacı tarafından yapımı üstlenilen stablize yol inşaatında davacı tarafından gerçekleştirilen stablize malzemesi ve imalatının gizli ayıplı olduğu, kök rapora yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda kök raporda belirtilen kanaatlerinde bir değişikliğin mevcut olmadığı, davacı tarafından yapılan imalatlar sebebiyle kalem, kalem yapılan hesaplamalar sonucunda davacının gerçekleştirdiği imalatların her biri için götürü bedele göre ödenmesi gereken miktarların ek raporda tablo halinde herbir imalat kaleminin gerçekleşme yüzdelerine göre hesaplandığı, yapılan hesaplamada kök raporlarında belirlenen tutardan (4.832,10-TL) fark alacağın hesaplandığı, bunun nedeninin kök raporda davacının gerçekleştirdiği imalat nispetinin davalının idare ile tanzim ettiği hakedişe göre % 91,263 olarak kabul edilmesiyle bundan ayıplı imalat ve bunun kaldırılması için kesilmesi gereken % 15,218 nispetinin indirilmesi sonucunda % 76,045 oranında gerçekleşmenin hesaplandığı, kalem kalem yapılan hesaplama sonucunda davacının gerçekleştirdiği iş nispetinin % 76,318 olarak bulunduğu, bu nedenle kök raporlarındaki gerçekleşme nispeti ve götürü bedele göre tutarının ek raporlarındaki gibi revize edilmesinin gerektiği, davacının gerçekleştirdiği iş bedellerinden davacıya yapılan ödemelerin indirilmesi sonucunda davacının davalıdan talep edebileceği tutarın 350.328,00-TL olacağı, hakem yargılamasında yapılan gider toplamının kök raporlarında belirtildiği üzere 146.954,05-TL olduğu, ancak bu giderlerden 52.500,00-TL giderin davalı yan tarafından yapıldığının hakem dosyasındaki ödeme belgelerinden görüldüğü, bu durumda davacının yaptığı giderin 94.454,05-TL olduğu mütalaa edilmiştir. Bilirkişi heyeti ek raporu dosya kapsamı ve istinaf ilamı gözetildiğinde denetime elverişli görülmekle farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına Mahkememiz'ce gerek görülmemiştir. Dosyamızda uyuşmazlık konusunun esası yönünden değerlendirme yapılmadan önce istinaf ilamı da gözetilerek öncelikle davalı vekilinin sürdüğü zamanaşımı def'inin değerlendirildiğinde ise; Bilindiği üzere; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun(BK) 126/4 maddesi ile 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(TBK) 147/6 maddesi hükümlerine göre eser sözleşmesinden doğan alacak davaları 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup mülga BK'nın 128, TBK'nın 149. maddesi hükümleri gereğince zamanaşımı alacağın muaccel olması ile işlemeye başlayacaktır Eser sözleşmelerinde sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iş bedeli alacağı, eserin tamamlanıp iş sahibine teslim edildiği tarihte, sözleşmenin feshi halinde ise fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla muaccel hale gelir. Dosyamıza sunulan noter ihtarnamesi ve tebligat parçasına göre....'nin sözleşme konusu işe ait eksik ve ayıplı imalatların tespitine yönelik olarak 2010/3 Değişik İş sayılı dosyada delil tespiti raporu alınması sonrasında davalı Şirket tarafından davacı yüklenici Şirkete Ankara 41. Noterliği'nin 21 Temmuz 2010 tarih ve 28360 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, 23/07/2010 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından tek yanlı olarak feshedildiği sabittir. Bu kapsamda somut uyuşmazlıkta dava konusu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitinde zamanaşımını kesen ve durduran nedenlerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, bilindiği üzere 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesinde zamanaşımını kesen nedenler düzenlenmiştir. Buna göre; "1.Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse; 2. Alacaklı, dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya HAKEME BAŞVURMUŞSA, icra takibinde bulunmuşsa yada iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir. (TBK m. 154) Toplanan delillere göre; taraflar arasındaki sözleşme 23/07/2010 tarihi itibariyle feshedilmiş olup... Sayılı dosyasında açılan dava ile zamanaşımı kesilmiştir. Anılan Mahkemede yapılan yargılama sonucunda mahkemece taraflar arasında tanzim edilen sözleşmede hakem şartı bulunduğu gerekçesiyle uyuşmazlığın hakemde çözülmesi gerektiğinden bahisle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olup kararın 26/01/2011 tarihinde kesinleşme şerhi verilerek kesinleştiği dikkate alındığında; 26/01/2011 tarihine kadar zamanaşımın kesildiği ortadadır. Bilindiği üzere; dava (veya hakemde) aşamasında her usuli işlem ile zamanaşımı kesilir ve TBK 156/1. Maddesi uyarınca kesilme tarihinden itibaren zamanaşımı yeni bir süresi yeniden işlemeye başlar. Davacının işbu davadan önceki tahkim başvurusu üzerine açılan tahkim davasında tahkim süresinin başlangıcının 28/09/2011, hakem heyetinin karar tarihinin 25/07/2012 olup işbu alacak davasının ise; 26/09/2016 tarihinde açıldığı dikkate alındığında; hakeme başvuru ile kesilen ve hakem karar tarihinden sonra yeniden işlemeye başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava tarihi itibariyle dava zamanaşımı ve dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, işbu dava derdest iken davacı vekili dosyamıza 21/12/2017 tarihinde harcını ikmal ederek ıslah dilekçesini sunmuş olup davanın açıldığı 26/09/2016 tarihinden sonra her usuli işlem ayrı ayrı zamanaşımını keseceğinden, 26/09/2016 tarihi itibariyle kesilen ve yeniden işlemeye başlayan zamanaşımının ıslah tarihi itibariyle de gerçekleşmediği sabittir. Bu nedenle, davalı vekilinin zamanaşımı def'i yerinde görülmeyerek benimsenmemiş ve işin esasının incelenmesi gerekmiştir. Dosyamızda davacı alt yüklenici Şirket vekili, müvekkili Şirket ile davalı yüklenici şirket ile arasında ".... askeri amaçlı yol yapım işinin kazı yapılması, stabilize serilmesi yapım işi" konusunda taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, müvekkili Şirketin üstlendiği işi tam ve gereği gibi ifa etmesine rağmen kendisine fatura konusu bakiye iş bedeli alacağının ödenmediği iddiasıyla sözkonusu alacağının davalıdan tahsilini talep etmektedir. Davalı Şirket ise; davacı alt yüklenici şirketin iddialarının aksine müvekkili şirket ve asıl işveren konumundaki idare tarafından işin geçici ve kesin kabulünün yapılmadığını, davacı taşeronun Hakkari İl Özel İdaresi tarafından 16/03/2010 tarihinde mahallinde yapılan tespite göre işi teknik şartnamesine uygun olarak yapmadığının tespit edildiğini ve davacının sözleşme gereğince ifasını üstlendiği işleri eksik ve ayıplı olarak gerçekleştirdiğini ileri sürmektedir. Yargılama konusu uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup davacı yüklenici, davalı taşerondur. Bilindiği üzere; eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise; iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır. (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın, 2021/3130 Esas, 2021/2836 Karar sayılı ilamı) Taraflar arasında imzalanan 05.07.2009 tarihli taşeron sözleşmesinin 3. maddesinde; sözleşmenin konusunun Hakkari-Karaağaç-Beyyurdu-Aktütün Askeri Amaçlı Yol Yapımı Yapım İşi Stabilize Yapım İşi olarak açıklandığı, 4. maddesinde işin bedelinin 1.500.000 TL*KDV olduğunun belirtildiği, 5. maddesinde; taşerona işverenin idareye yapmış olduğu hakkedişlere paralel olarak ödeme yapılacağı, ödemeler yapılırken taşerona ait imalatlar için şantiye tarafından düzenlenmiş hakedişin baz alınacağının kararlaştırıldığı, 7. maddesinde; taşeronun 05.07.2009 tarihinde bil fiil işe başlayacağı ve şantiyenin iş programına uygun olarak işi aksatmadan yürütüleceği, işin bitimi tarihinin 30.09.2009 olduğu, taşeronun işi süre uzatımı gereken durumlar hâlinde zamanında bitiremediğinde gecikilen her gün için 5.000-TL ceza ödeyeceği, cezanın taşeronun hak edişinden tahsil edileceği, gecikmenin 10 günden fazla sürmesi hâlinde ise; dosyamız davalısı işverenin sözleşmeyi feshederek teminatı irat kaydedebileceği, gecikmeden doğan zararın gerektiğinde taşeronun teminatın nakde çevrilmesiyle tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı, "Özel koşullar" başlıklı 10.maddesinde ise; Sözleşme konusu imalat bedellerinin müteahhit firmanın idarede almış olduğu hakkedişler paralelinde vapmış olduğu km. bazında hafriyat, stabilize ve asfalt imalatları hesaplanarak taşerona hak ediş bedellerinin ödeneceğinin hükme bağlandığı, "Sözleşmenin eki umumi hükümler" başlıklı 8. Maddesinde ise; taraflar arasında sözleşme hükümleri tatbikinden doğacak ihtilafların hepsinin taraflar'ca seçilecek birer hakem ile bunların seçecekleri üçüncü bir hakemden teşekkül edecek “hakemler heyeti” tarafından Ankara'da tahkim yolu ile hallolunacağı, tarafların hakemleri üçüncü hakemi kararlaştırmada anlaşamazlar ise; 3. hakemin Ankara Ticaret Mahkemesi Başkanlığı tarafından seçilmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Değinilen sözleşme hükümlerinden anlaşılacağı üzere; sözleşmede eksik ve ayıplı işlerin ihbarı konusunda özel bir şekil şartı öngörülmemiş olup davacı taşeronun davalı yükleniciye dava dışı iş sahibi idare tarafından yapılacak hakediş ödemeleri paralelinde ve kendisinin yaptığı imalatlarının pursantajı çerçevesinde davalıdan hak ediş ödemesi talep edebileceğinin kararlaştırıldığı , somut uyuşmazlık nedeni ile sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümü için davacının işbu davayı açmadan önce hakeme başvurusunun sözleşme hükümlerine uygun olduğu tartışmasızdır. Öte yandan, konu ile ilgili olarak .... İş sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede ise; mahallinde yapılan incelemede dosyamız davacısı taşeron tarafından yapılması gereken iş kalemlerinden asfalt ve temel malzeme temini ve serilmesi işine ait toplam pursantaj oranının 30.538032 olarak tespit edildiği, yerinde yapılan incelemelerde yol genişletmelerinin güzergâhının büyük kısmında yeterli genişlikte açılmadığının gözlemlendiği, yine yol stabilize kaplama yapımına ilişkin olarak yolun tamamında 30 cm kalınlığında ve uygun evsafta serilmesi gereken malzemenin yerine kazıdan çıkan zayiat malzemesinin serilmesi ve sıkıştırlmaması sonucunda yağışlarla beraber yolun çok büyük bir kısmında deformasyonlar oluştuğu yer yer de çökmelerin meydana geldiği, yine yol boyunca yol kenarında yağan yağmur ve eriyen kar sularının yola zarar vermeden akması için yapılması gereken hendeklerin yolun büyük bir kısmının da yapılmamış olduğunun görüldüğü, ayrıca asfalt ve temel yapımına ilişkin hiçbir çalışmanın yapılmadığının tespit edilmiştir” şeklinde belirtilmiş olup yerinde yapılan inceleme sonucunda davacı tarafından gerçekleştirilmediği belirtilen imalatın ait oranlar ve parasal karşılıkları; yerinde olmayan imalatlar toplamının % 52,7660116 olup yapılmayan imalatların parasal değerinin ise; 4.142.131,91-TL olarak tespit edildiği belirtilmiştir. Sözkonusu rapor kapsamında davacı taşeronun eksik ve ayıplı imalat yaptığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Dosyamızda davalı yüklenici Şirket, anılan delil tespiti dosyasında alınan teknik bilirkişi raporu sonra keşide ettiği ihtarname ile sözleşmeyi tek yanlı olarak feshetmiştir. Bu durumda, davacı taşeron işbu davada davalı yükleniciden bakiye iş bedeli alacağını talep edebilmesi için işi tam ve ayıpsız şekilde ifa ettğini kanıtlaması gerekmektedir. Dosyamızda toplanan delillere göre; davacı taşeronun itirazına konu olan .... sayılı dosyasındaki tespitlerin yerinde olup olmadığı, eksik ve ayıplı imalatların sonradan ve aradan geçen zaman içerisinde giderilip giderilmediği, davacı taşeronun edimini ifa edip etmediği ve sözkonusu eksik ve ayıplı imalatlar giderilmiş ise; bu imalatların taşeron veya 3. Kişi tarafından mı tamamlandığının değerlendirilerek dava konusu talep yönünden sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda dosyamızda istinaf 2. kaldırma kararı sonrasında alınan ve dosya kapsamı itibariyle denetime elverişli görülen bilirkişi heyeti ek raporunda da tespit edildiği üzere; taraflar arasındaki sözleşmenin "Özel Koşullar" başlıklı 10. maddesinde; “1- Bu işin idarenin vermiş olduğu proje detaylarına göre bu işle ilgili her çeşit kazı yapılması, stabilize serilmesi, beton hazır menfezlerin alınması Yüzenler İnş. alıp taşeron tarafından yerine konulması, asfaltla ilgili temel malzemenin temini serilmesi, asfaltla ilgili astar, zift ve mıcır temini bütün bu işlerin malzeme işçilik nakliye dahil olmaz üzere tamamı taşerona aittir....3-Bu imalat bedelleri müteahhit firmanın idarede ...yapmış olduğu km bazında hafriyat, stabilize ve asfalt imalatları hesaplanarak taşerona hak ediş bedelleri ödenir. Bu ödemeler taşerona bankadan ödenir. Bu ödemeler karşılığında.... firması taşerondan ödeme yaptığı iş bedelleri nispetinde malzeme, işçilik ve makine bedelleri fatura alacaktır” şeklindedir. ....nin değinilen delil tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda davacı taşeron tarafından yapılmayan imalatların toplam parasal değeri 7.850.000 TL x 9452,7660116 = 4142.131,91 TL olarak tespit edilmiş ise de; sözleşme gereğince taşeronun yapacağı işin toplam bedelinin KDV dahil 1.770.000-TL olarak kararlaştırıldığı gözetildiğinde; temel mantık kurallarına da aykırı şekilde işin toplam bedelini de aşar şekilde eksik ve ayıplı imalat bedeli hesaplamasının yapıldığı delil tespit dosyasındaki bilirkişi raporunun hayatın olağan akışı ilkesi ile teknik ve bilimsel kabullere aykırı tespitler içerdiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, Mahkememiz'ce sözkonusu delil tespit dosyasındaki bilirkişi raporu Mahkememiz'ce benimsenmeyerek hükme esas alınmamıştır. Öte yandan, her ne kadar aynı delil tespit dosyası bilirkişi raporunda sözleşme konusu olmadığı halde asfalt yapım işinin de davacı taşeronun yükleniminde ve edim yükümlülüğü kapsamında olduğu kabul edilerek eksik ve ayıplı imalat tespiti yapılmış ise de; bu husus da sözleşme hükümlerine açıkça aykırıdır. Zira, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dava dışı idare ile davalı asıl yüklenici arasında imzalanan 05.07.2009 tarihli sözleşmenin 3. Maddesinde; sözleşme konusu işin adı “.... askeri amaçlı yol yapımı” olarak belirtilmiştir. İşin niteliği türü ve miktarı “Yol genişleme Stabilize Sanat yapıları ve 1. kat asfalt yapımı” olarak açıklanmış olup İşin süresinin 450 gün ve sözleşmenin bedelinin anahtar götürü bedel olmak üzere 7.850.000-TL olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememiz'ce taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve sunulan ek raporda yer alan ayrıntılı tespitler birlikte değerlendirildiğinde; davacı taşeronun sözleşme konusu mahalde stablize yapım işini üstlendiği ancak asfalt yapım işini üstlenmediği kanaatine varılmıştır. Nitekim, sözleşme başlığında yer alan hüküm bu hususu teyit ettiği gibi davacı taşeron tarafından davalı yükleniciye düzenlenen 28/08/2009 tarihli ve toplam iş bedeli olan KDV dahil 1.770,00-TL bedelli faturada da davacının yaptığı imalatlar arasında asfalt işine yer verilmediği, yapılan kalemlerinin bedelinin.... Askeri Amaçlı yol yapım işinin kazı ve nakliyesi olarak belirtildiği görülmektedir. Yine, ek raporda da tespit edildiği üzere; aynı faturanın tutarının taraflar arasındaki sözleşmede yer alan genişletme, stablize 23.000 mt. İşin bedeli olan 1.500.000-TL'ye karşılık olarak belirtilmiştir. Daha açık ve öz bir anlatımla, davacının tanzim ettiği toplam iş bedeli faturasında asfalt imalat kalemine ve buna ilişkin herhangi bir bedele yer verilmediği tartışmasızdır. Bu tespitler çerçevsinde dosya kapsamında toplanan delillere göre; davalı yüklenici şirket tarafından davacı taşerona 28/08/2009 tarihli ....seri no'lu çek ile 100.000,00-TL ödemede bulunduğu ve davalı yüklenici tarafından.... Müdürlüğüne aynı bedel üzerinden verdiği 2009 yılı Ağustos ayına ait KDV beyannamesi ile 23/09/2009 düzenleme tarihli Tahakkuk Fişi ve 28/09/2009 tarihli Vergi Tahsil Alındısına göre bu faturanın davalı asıl yükleniciye tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı yan tarafından aynı fatura bedeline ve fatura içeriğindeki imalat kalemlerine yönelik olarak davacıya yasal süresinde itiraz edildiğine yönelik bir iddia ve delil dosyamızda mevcut değildir. Bu durumda, değinilen fatura içeriğinin kesinleştiği ve davacı taşeronun yaptığı imalatların asfalt yapımı işini kapsamadığının taraflar arasında da benimsendiği ortadadır. Hal böyle iken, davalı tarafından sözleşme konusu işin asfalt yapımı işini de kapsadığının ileri sürülmesi, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi hükümleri ile TMK 2.m. gereğince dürüstlük kuralına da açıkça aykırı olarak hukuken kabul edilemez niteliktedir. Değinilen olgular doğrultusunda delil tespit dosyasındaki tespitler ve davalının iddiasının aksine asfalt yapım işi davacının yükleniminde olmadığı ve davacı taşeronun üstlendiği işin salt stablize malzeme kaplama işi olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, taraflar arasındaki sözleşmenin "sözleşmenin eki olan umumi hükümler" bölümündeki işlerin ölçümlenmesi başlıklı 4. maddesinde yer alan ; " İşveren ve memurları tarafından tutulacak hesap ve fenni defter kayıtları Taşeron ile ilgili her türlü hesaplaşmada esas olacaktır. İşbu anlaşma ve eklerinde aksine bir kayıt olmadığı takdirde yapılan işlerin ödenmesine ait ölçü esasları İDARE İLE İŞVEREN ARASINDAKİ SÖZLEŞMEDE YAZILI ESASLAR OLACAKTIR." hükmüne yer verilmesi nedeni ile davalı tarafından düzenlenen ve dava dışı idare tarafından onaylanan 01/12/2009 tarihli ve 3 no'lu ara hak ediş esas alınarak davacı tarafından yapılan imalatların kalem kalem tespiti ve pursantaj oranının tespiti yöntemi Mahkememiz'ce de sözleşme hükümlerine ve fen ve teknik kurallara uygun görülerek benimsenmiştir. Bahse konu ek raporda yapılan hesaplama doğrultusunda davacı tarafından yapılan imalatlar sebebiyle kalem, kalem yapılan hesaplamalar sonucunda davacının gerçekleştirdiği imalatların her biri için götürü bedele göre ödenmesi gereken miktarların ek raporun 17. Sayfasında tablo halinde herbir imalat kaleminin gerçekleşme yüzdelerine göre yeniden hesaplandığı, bu nedenle yapılan hesaplamada aynı heyetin kök raporunda belirlenen tutar ile arasında (4.832,10-TL fark alacağın oluştuğu, bu durumun nedeninin ise; kök raporda davacının gerçekleştirdiği imalat nispetinin davalının idare ile tanzim ettiği hakedişe göre % 91,263 olarak kabul edilmesiyle bundan ayıplı imalat ve bunun kaldırılması için kesilmesi gereken % 15,218 nispetinin indirilerek sonuçta % 76,045 oranında gerçekleşmenin hesaplanması olduğu, oysa kalem kalem yapılan hesaplama sonucunda davacının gerçekleştirdiği iş nispetinin % 76,045 değil; % 76,318 olarak bulunduğu, bu nedenle kök rapordaki gerçekleşme nispeti ve götürü bedele göre tespit edilen tutarın ek raporda revize edildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, hak ediş belgeleri ve faturalar ile bilirkişi heyeti asıl ve raporları birlikte gözetildiğinde; taraflar arasında tanzim edilen taşeronluk sözleşmesine istinaden davacının, davalının dava dışı idare ile yaptığı eser sözleşmesi uyarınca yüklendiği yol yapım işinin stabilize malzeme serim ve sıkıştırma işini yüklendiği, davalının iddiasının ve .... D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine ayrıca asfalt yapım işinin davacı taşeronun yükleniminde olmadığı, yukarıda ayrıntılı olarak değinildiği üzere; değinilen delil tespit dosyasındaki bilirkişi raporundaki tespitlerin Mahkememiz'ce hükme esas alınamayacağı, davacı tarafından işin yapılarak teslim edilmesine rağmen bedelin bir kısmının ödenmediği iddiasıyla ödenmeyen bedelin faiziyle birlikte tahsili talebiyle derdest davanın açıldığı, istinaf dairesi 2.kaldırma kararı sonrasında bilirkişi heyetinden alınan 13/01/2024 tarihli ek rapor taraf ve Mahkememiz denetimine elverişli ve dosya kapsamındaki teknik veriler ve özellikle de sözleşme hükümleri ile dava dışı idare ile davalı asıl yüklenici arasındaki 3 no'lu hakedişe uygun olarak tanzim edilmekle; Mahkememiz'ce de benimsenerek hükme esas alınmak gerektiği anlaşılmakla; davacının sözleşme kapsamında belirlenen işin % 76,318 oranındaki kısmını yapmış olduğu, kalan imalatı ise; ifa etmediğinin sabit olduğu, buna göre sözleşme bedeli olan 1.500.000,00-TL bedelden işin ifa edilen kısmına tekabül eden miktarı davacı taşeronun davalı yükleniciden talep etme hakkının bulunduğu, bu miktara KDV ilave edilerek ve KDV Tevkifatı ile taraflarca kabul edilen yine belgeye dayanan davalı ödemeleri tenzil edildiğinde davacının 345.496,50-TL alacağı bulunduğu kanaatine varılmakla; bu bedelin icra takip tarihi itibariyle davalı tarafın temerrüde düşmüş olması nedeniyle icra takip tarihi olan 26/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine , yine hakem yargılamasında 29/03/2016 tarihli ikinci hakem kararında yapıldığı tespit edilen toplam 146.954,05-TL giderin tahkim sürecinin sonuçsuz kalması üzerine açılan işbu davada davacının haklılığının kanıtlandığı ve sözkonusu yargılama giderlerinden 6100 sayılı HMK'nın 326/2.m. gereğince davalının kendi yatırdığı giderler mahsup edildikten sonra davacının yatırdığı yargılama giderlerinden davalının hukuken sorumlu tutulmak gerektiği kanaatine varılmakla; hakem dosyasında yapılan incelemede davalı iş sahibi (asıl yüklenici) bu giderlerden 40.000,00-TL hakem ücreti + 7.500,00-TL bilirkişi ve sekreterya gideri olarak 5.000,00-TL tahkim giderini yatırdığı, bu nedenle davalının tahkim sürecinde katlandığı toplam giderin mahsubu sonrasında (146.954,05-TL - 52.500,00-TL) davacının HMK 441 ve 323/1-b.m. delaleti ile 326/2.m. gereğince 94.454,05-TL'lik yargılama giderini davalıdan talep edebileceği gözetilerek 94.454,05-TL'lik yargılama gideri kısmının davacı lehine işbu davaya ait yargılama giderleri içerisinde hüküm altına alınmasına, fazlaya ilişkin yargılama giderine yönelik istemin ise; reddine dair açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek ve hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın ıslah talebi gözetilerek KABULÜ İLE; 345.496,50-TL'nin temerrüt tarihi olan 26/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacının tahkim aşamasında yaptığını ileri sürdüğü 146.518,50-TL yargılama giderinin 94.454,05-TL'lik kısmının davacı lehine işbu davaya ait yargılama giderleri içerisinde hüküm altına alınmasına, fazlaya ilişkin yargılama giderine yönelik istemin reddine, 3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı nispi 23.600,86-TL olup davacı tarafından peşin yatırılan 29,20-TL ile 5.892,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.921,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 17.679,66-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından peşin yatırılan 29,20-TL ile 5.892,00-TL ıslah harcı ile 29,20-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 5.950,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince nispi 53.824,48-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Bu dava kapsamında davacı tarafından yatırılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam 107.746,80-TL yargılama giderinin HMK 326/2.m. gereğince davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/04/2024 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza YARGILAMA GİDERİ DÖKÜMÜ: 1-Posta ve davetiye gideri : 292,75-TL 2-Bilirkişi ücreti : 13.000,00-TL 3-Tahkim yargılama gideri :+ 94.454,05-TL TOPLAM : 107.746,80-TL