İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/570 E. 2024/261 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/570
Karar No
2024/261
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016/570 KARAR NO : 2024/261

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACILAR : 1- ... - (TC:...) 2- ... - (TC:...) 3- ... -(TC:...) 4- ... -(TC:...) 5- ... - (TC:...) 6- ... - (C:...) 7- ... -(TC:...) 8- ... -(TC: ...) 9- ... - (TC:...) VEKİLİ : Av. ... -.... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ...

DAVA : Genel Kurul Kararının İptali DAVA TARİHİ : 13/06/2016 KARAR TARİHİ : 28/03/2024 K.YAZIM TARİHİ : 28/03/2024

Mahkememizde görülen Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalı kooperatifin 1978 yılında 70 üye ile kurulduğunu, 1992 yılında kura çekimi ile arsaların ortaklara dağıtıldığını ve 04.05.2008 tarihli genel kurulda 69 paya sahip ortaklarca kooperatifin tasfiyesine, kooperatif yönetiminin tasfiye kurulu olarak görev yapmasına karar verildiğini, tasfiye kurulu olarak görev yapan yönetim kurulu üyeleri bu görevlerini yerine getirmedikleri gibi ortaklara sağlıklı bilgi verilmediğini, harcama belgelerinin usulüne uygun olmadığını, 11.05.2014 tarihindeki genel kurulda ortaklıktan çıkarılmalarına karar verilen üyelere 10 gün içinde tebligat yapılmadığını, çıkarılan üyelerin aidat ödemeye devam ettiklerini, bir kısım davacılar tarafından ... . E. sayılı dosyasıyla üyeliğin tespiti davası açıldığını, bir kısım müvekkilleri hakkında ihraç kararı olması nedeniyle toplantıya çağrılmadıklarını ve oy kullanamadıklarını, davanın derdest olduğunu, iptali talep edilen genel kurulda tasfiyeden dönme kararı alınmış ise de, kooperatifin ferdileşme aşamasının tamamlanmış olması nedeniyle kooperatif yönetimi tarafından yapılacak bir iş yahut işlem kalmadığını, kaldı ki genel kurulda tasfiyeden dönmeye ilişkin alınan kararın TTK’nun 548. Maddesinde yer alan “sermayenin %60 kabul oyu” şartına aykırı olduğunu, kooperatifin 1978 yılında kurulup 30 yıllık süresinin de dolmuş olduğunu, ... E. sayılı dosyasında, kooperatifin taşınmaz içindeki yol ve kamu alanlarını terkin ettiğinin belli olduğunu, tasfiye kararından dönülmesi halinde müvekkilleri hakkında verilen ihraç kararının tasfiye sürecinde gerçekleşmesi nedeniyle kaos doğacağını ve hukuki statü ve menfaatlerinin zedeleneceğini, anılan genel kurulda 3-9. Sıralarda yer alan müvekkillerinin ortaklığının devamnıa ilişkin verilen önergenin de kabul edilmediğini, belirterek, davalı kooperatifin 15.05.2015 tarihli Genel Kurulun iptaline / yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı vekili dilekçesi ile özetle; Davacılar vekilinin 15.05.2016 tarihinde yapılan Genel Kurula itirazları ile ilgili TTK madde 548 ‘e göre %60 üyelerin oluru ile alınan tasfiyeden dönme kararı tamamen yasal olup kararın iptalini gerektirecek hiçbir sebep bulunmadığını, dava konusu Genel Kurulda istifa edenlerin ortaklıklarının devamı yönünde karar alınması talebi yasal olmadığı gibi Genel kurulda alınan kararların iptalinin istenebilmesi için bu genel kurul tutanağına karşı görüşlerini yazdırmaları ve imzalamaları gerekmekte iken dava konusu genel tutanağında böyle bir durum söz konusu olmadığını, kooperatifin 69 ortaklı olduğunu, 32 üyenin kendi imkanları ile evlerini yaptıklarını, diğer üyelerin taşınmazlarının arsa vasfında olduğunu, kooperatifin Anasözleşmesinde amaçlanan ve her üyenin yararlanacağı bir site kurulması, altyapı işlerinin tamamlanması gerektiğini, ... tarafından ... Parsel’deki imar planında ana okulu olarak görünen taşınmazların bedelsiz olarak belediyeye devredilmediği sürece üyelere yapı ruhsatı verilemeyeceğinin bildirilmesi üzerine .... E. sayılı dosyasıyla açılan davanın derdest olduğunu, bu nedenle bazı üyelere ruhsat verilemediğini, kooperatif ait ... Parseldeki taşınmazın ticari alan olarak göründüğünü, yine bu sebeple bazı üyelere ruhsat verilmediğini, 18 üyeye ait arsadan kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının geçtiğini, belediyenin bu hatların bakımını üstlenmediğini, bu durumun ortaklar arasında eşitsizlik yarattığını, yanı sıra üyelerin açmış olduğu ve halen sonuçlanmayan davalarının mevcut olduğunu, bu davalar bitmeden tasfiye sürecine girilemeyeceğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER: Mahkememizce tarafların delilleri toplanmış, delil olarak dayanılan dosyalar ile davalı kooperatif genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, ana sözleşmesi getirtilmiş, bilirkişilerden rapor alınmıştır. Getirtilen ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davanın, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tarafından davalı kooperatife karşı üyeliğin tespiti, mümkün görülmemesi halinde sermaye alacağının tahsili talebiyle açıldığı, İlk Derece Mahkemesince 07/02/2018 tarihinde davanın kabulü ile davacıların davalı kooperatif üyesi (ortağı) olduğunun tespitine karar verildiği, .... E. sayılı dosyasıyla davalının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, .... sayılı 21.09.2022 tarihli kararıyla onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Getirtilen ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacılar ..., ..., ..., ..., ... tarafından davalı kooperatif aleyhine açılan davanın genel kurul kararının iptali talebine ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen 24.11.2015 tarihli kararla; “07.12.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, gündemin 4. Maddesinde alınan karara karşı açılan davada; ... ve ... ‘nın muhalefet şerhi yazdırmaması sebebiyle dava açma haklarının bulunmadığı anlaşıldığından, bu davacılar yönünden davanın reddine, 07.12.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, gündemin 4. Maddesinde alınan karara karşı açılan davada; davacılardan ..., ..., ... yönünden açılan davada; iptali istenen 07.12.2014 tarihli genel kurul gündeminin 4. Maddesinde alınan “daha önce vecibelerini yerine getirmediği için kooperatif üyeliğinden çıkarılan bir ortaktan boşalan arsaya yeni üye kaydı yapılmasına” ilişkin kararın İPTALİNE; diğer istemlerin reddine, 07.12.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, gündemin 5. Maddesinde alınan karar yönünden davacıların tamamının usulüne uygun muhalefet şerhlerinin bulunmaması nedeniyle dava açma haklarının bulunmadığı anlaşıldığından, bütün davacılar yönünden davanın reddine” karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkememizce ilk olarak maliyeci bir kooperatif uzmanı bilirkişiden rapor alınmış, düzenlenen 06/06/2018 tarihli raporda sonuç olarak; Kooperatifler Kanunu ve Kooperatif Ana sözleşmesinde genel olarak davalı kooperatifin amacının ortakların konut sahibi olmalarını belirtmekte ise de;.... kuruluşundan itibaren 30 yıl içinde ortaklarına ekonomik güçlerine göre arsayı temin edip, imarlaştırıp müstakilen yapılaştırmaya uygun hale getirmekle konut yapma aşamasının önemli kısmını yerine getirdiğinden tüm arsaların altyapıları tamamlanıp günlük kullanım hizmetleri yönünden ilgili belediyelere, elektrik idaresine v. b. kuruluşlara devir yapıldığından bu nedenlerle kooperatifin alt yapı yapma ve yürütme görevi ve kadrosu olmadığından, sınırlı imkanlarla konut sahibi olmak isteyen ortaklara çalışmanın ferdi olarak yapılacağı dönemlerde yönetim gideri oluşturmayacağından, kooperatifin tüm arsa adedi maliklerin çoğunluğunun kararı ile alınmış olan tasfiye kararının Türk Ticaret Kanunun 508. Maddesine aykırı olarak kooperatif üyelerinin azınlık kararı ile kooperatifin tasfiyesinden dönülmesi yönündeki kararı içeren 15.05.2016 tarihli genel kurulunun iptal edilmesi gerektiği belirtilmiştir. 11.02.2019 tarihli ek raporda ise sonuç olarak; Davacıların 2011 yılı içinde noter vasıtası ile kooperatife gönderdikleri istifa talepleri sanki hiç işleme konulmamış gibi davranıldığı, noter vasıtası ile 2011 yılı içinde gönderilen istifa ihtarların 2014 yılına kadar bekletilmesinin mümkün olamayacağı, 11.05.2014 tarihli genel kurulda alınan ortaklıktan çıkarılma kararının ise geçerliliği bulunmayacağı, 11.05.2014 tarihli genel kurulda alınan ortaklıktan çıkarılma kararı ana sözleşmenin 14/2 şıkkına göre usulünce davacılara tebliğ edilmediği ve ortaklıktan çıkarma kararının gerekçesinin de geçerli bir gerekçe olmadığı, davacıların kooperatifte ortaklıklarının devam ettiği, davalı vekilinin 09.07.2018 tarihli itiraz dilekçesi ile, özetle “eksik hesaplamanın yapıldığı” şeklinde itirazı üzerine, itirazını karşılar ek rapor düzenleme görevi verilmesi üzere yapılan inceleme ve hesaplama neticesinde; tasfiyeden dönüş için gerekli, sermayenin en az yüzde altmışının oyunu sağlamamış olduğu, tasfiyede dönüş kararının yerinde olmadığı,15.05.2016 tarihli genel kurul toplantısına ait çağrının usulüne uygun yapılmadığı belirtilmiştir. Mahkememizce ikinci olarak hukukçu bir kooperatif uzmanı bilirkişiden rapor alınmış, düzenlenen 19/07/2019 tarihli raporda sonuç olarak; Dava konusu kooperatif genel kurulunda alınan kararların iptalini gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkememizce üçüncü olarak hukukçu iki kooperatif uzmanı ve bir SMMM bilirkişiden oluşturlan bilirkişi heyetinden rapor alınmış, düzenlenen 14/09/2023 tarihli rapor ve 16/01/2024 tarihli ek raporda sonuç olarak; Davanın, kooperatifin 15/05/2016 tarihli Genel Kurulunda alınan kararların iptali / yok hükmünde olduğunun tespiti talebine ilişkin olduğu, davanın 1 aylık hakdüşürücü süre içinde açıldığı, davacılardan ... ve ...’nun, gündemin 5. ve 6. Maddesinde alınan kararlara ilişkin muhalefet şerhinin bulunduğu, diğer kararlar yönünden muhalefet şerhlerine rastlanılmadığından, dava şartının gerçekleşmemiş olduğunun Mahkemenin takdirinde olduğu, diğer davacılar hakkında .... E. sayılı dosyasıyla verilen “kooperatif üyesi olduklarının tespitine” ilişkin kararın kesinleşmiş olduğu, bu davacılar yönünden üyeliğin devam ettiği, Genel Kurula usulüne uygun davet edilmedikleri anlaşıldığından, Genel Kurulda alınan kararların iptalini -red oyu ve muhalefet şerhi aranmaksızın- talep edebilecekleri, gündemin 4, 5 ve 7. Maddeleriyle alınan ve özel karar nisabı gerektirmeyen gündem maddeleriyle alınan kararların iptali talebinin yerinde olmadığı, gündemin 6. Maddesiyle “tasfiyeden dönülmesine” ilişkin alınan kararın, toplantıya katılmayan davacıların katılmış ve red oyu kullanmış olmaları halinde dahi, Kooperatifler Kanunu 51/2. Maddesinde yer alan “fiilen kullanılan oyların 2/3 ü” çoğunluğu” ‘na uygun olarak alındığı, Öte yandan, dava konusu Genel Kurul tarihi itibariyle, ... tarafından henüz ruhsat verilmeyen üyeler olduğu, bu konuda açılan idari dava/ların devam ettiği, kooperatif üyeleri tarafından kooperatife karşı açılan derdest davalar olduğu da nazara alındığında, kooperatifin “dağılma” aşamasına gelmediği, bu nedenlerle, davacıların iptal taleplerinin yerinde olmadığı belirtilmiştir.

MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava, davalı kooperatifin 15/05/2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali / yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalı kooperatifin 1978 yılında 70 üye ile kurulduğunu, 1992 yılında kura çekimi ile arsaların ortaklara dağıtıldığını ve 04.05.2008 tarihli genel kurulda 69 paya sahip ortaklarca kooperatifin tasfiyesine, kooperatif yönetiminin tasfiye kurulu olarak görev yapmasına karar verildiğini, tasfiye kurulu olarak görev yapan yönetim kurulu üyeleri bu görevlerini yerine getirmedikleri gibi ortaklara sağlıklı bilgi verilmediğini, harcama belgelerinin usulüne uygun olmadığını, bir kısım müvekkilleri hakkında ihraç kararı olması nedeniyle toplantıya çağrılmadıklarını ve oy kullanamadıklarını, 11.05.2014 tarihindeki genel kurulda ortaklıktan çıkarılmalarına karar verilen üyeler tarafından .... E. sayılı dosyasıyla üyeliğin tespiti davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, iptali talep edilen genel kurulda tasfiyeden dönme kararı alınmış ise de, kooperatifin ferdileşme aşamasının tamamlanmış olması nedeniyle kooperatif yönetimi tarafından yapılacak bir iş yahut işlem kalmadığını, kaldı ki genel kurulda tasfiyeden dönmeye ilişkin alınan kararın TTK’nun 548. Maddesinde yer alan “sermayenin %60 kabul oyu” şartına aykırı olduğunu, kooperatifin 1978 yılında kurulup 30 yıllık süresinin de dolmuş olduğunu, ... E. sayılı dosyasında, kooperatifin taşınmaz içindeki yol ve kamu alanlarını terkin ettiğinin belli olduğunu, tasfiye kararından dönülmesi halinde müvekkilleri hakkında verilen ihraç kararının tasfiye sürecinde gerçekleşmesi nedeniyle kaos doğacağını ve hukuki statü ve menfaatlerinin zedeleneceğini belirterek 15.05.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep etmiştir. Davalı kooperatif vekili ise, cevap dilekçesi ile özetle; 15.05.2016 tarihinde yapılan Genel Kurula itirazları ile ilgili TTK madde 548 ‘e göre %60 üyelerin oluru ile alınan tasfiyeden dönme kararı tamamen yasal olup kararın iptalini gerektirecek hiçbir sebep bulunmadığını, dava konusu Genel Kurulda istifa edenlerin ortaklıklarının devamı yönünde karar alınması talebi yasal olmadığı gibi, Genel kurulda alınan kararların iptalinin istenebilmesi için bu genel kurul tutanağına karşı görüşlerini yazdırmaları ve imzalamaları gerekmekte iken dava konusu genel tutanağında böyle bir durum söz konusu olmadığını, kooperatifin 69 ortaklı olduğunu, 32 üyenin kendi imkanları ile evlerini yaptıklarını, diğer üyelerin taşınmazlarının arsa vasfında olduğunu, kooperatifin Anasözleşmesinde amaçlanan ve her üyenin yararlanacağı bir site kurulması, altyapı işlerinin tamamlanması gerektiğini, ... tarafından ... Parsel’deki imar planında ana okulu olarak görünen taşınmazların bedelsiz olarak belediyeye devredilmediği sürece üyelere yapı ruhsatı verilemeyeceğinin bildirilmesi üzerine .... E. sayılı dosyasıyla açılan davanın derdest olduğunu, bu nedenle bazı üyelere ruhsat verilemediğini, kooperatif ait .... Parseldeki taşınmazın ticari alan olarak göründüğünü, yine bu sebeple bazı üyelere ruhsat verilmediğini, 18 üyeye ait arsadan kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının geçtiğini, belediyenin bu hatların bakımını üstlenmediğini, bu durumun ortaklar arasında eşitsizlik yarattığını, yanı sıra üyelerin açmış olduğu ve halen sonuçlanmayan davalarının mevcut olduğunu, bu davalar bitmeden tasfiye sürecine girilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davaya konu 15/05/2016 tarihli genel kurul kararlarının, alınmasına karar nisabına uyulup uyulmadığı, kooperatifin aynı genel kurulda tasfiyeden dönülmesine ilişkin almış olduğu kararın iptali talebinin yerinde olup olmadığı ve diğer gündem maddeleriyle alınan kararların iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce alınan birbirini teyit eden, kooperatif uzmanı bilirkişinin düzenlediği ikinci bilirkişi raporu ile iki kooperatif uzmanı ve bir SMMM bilirkişi heyetinin düzenlediği üçüncü bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli olduğu görülerek hükme esas alınmıştır. (Dosya kapsamına uygun düşmeyen birinci bilirkişi raporuna itibar edilmemiştir). Hükme esas alınan bilirkişi raporları, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu genel kurul tutanağının incelenmesinde; Ortaklar listesine kayıtlı 61 ortaktan 22 ortağın asaleten, 19 ortağın vekaleten katılımıyla ve Bakanlık Temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirildiği; Gündeme madde eklenmesi için yazılı önerge sunulduğu ancak oyçokluğu ile gündeme alınmadığı; Gündemin 4. Maddesinde Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulunun raporlarının okunduğu, oyçokluğu ile kabul edildiği; Gündemin 5. Maddesinde Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ve bilanço, gelir – gider hesaplarının genel kurulun onayına sunulduğu ve oyçokluğu ile ibra edildiği, üyelerden ..., ..., ... ve ...’nın muhalefet şerhi düştüğü; Gündemin 6. Maddesinde “kooperatifin tasfiye kararının kaldırılmasının görüşülmesine geçildi. 36 kabul ve 5 red oyu ile oyçokluğu ile kabul edildi. 5. Maddede şerh düşen üyeler payların dağıtıldığını düşündükleri için şerh düşmüşlerdir.” Denildiği; Gündemin 7. Maddesinde Yönetim ve Denetim Kurullarının seçiminin gerçekleştirildiği, muhalefet şerhi düşen üyenin bulunmadığı; Gündemin 9. Maddesinde aidatların aylık 25 TL. olmasına, gecikme halinde aylık %1,5 gecikme cezası alınmasına karar verildiği; Gündemin 10. Maddesinde “üyelerden ...’ın, Hazirun Cetvelinde yer alan ...’in .... E. sayılı dosyasıyla üyelikten çıkarıldığı, toplantıya katılma hakkının olmadığını bildirdiği, bu konuda Genel Kurulca bir karar alınmadığı, görülmüştür. Davalı kooperatif ticari defterlerinin incelenmesinde; T.T.K.’nun 64/III. Maddesine göre .... sicil numarasında işlem gören .... Arsa ve Mesken Yapı Kooperatifinin 2015 ve 2016 dönemi Ticari defterlerinin Açılış ve Kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı; Kooperatifin 15.05.2016 tarihinde yapılan Genel Kurulunda Tasfiyeden dönülmesi nedeniyle 2016 Yılı için yeniden Ticari defter tasdik ettirdiği, Ticaret sicilde genel kurulun 03.06.2016 tarihinde tescil edilerek .... Gazetesinde 08.06.2016 tarihinde yayınlandığı görülmüş buna istinaden tescil edildiği tarihin 03.06.2016016 Tasfiye sonrası dönem Ticari defterlerin Açılış ve Kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı, zamanında yapılan açılış ve kapanış tasdikleri ve Kanuna göre eksiksiz, usulüne uygun tutulan ticari defterleri borç ve alacağın izah ve ispatında sahibi lehine HUMK Madde 222/2 gereğince delil olarak kullanılabileceği anlaşılmıştır. Kooperatifler Kanununun 53. Maddesinde; “Aşağıda yazılı kimseler kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile Genel Kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurabilirler. / 1. Toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahipleri; / 2. Yönetim Kurulu; / 3. Kararların yerine getirilmesi Yönetim Kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumluluklarını mucip olduğu takdirde bunların her biri;” hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen madde hükmüne göre, genel kurul kararının iptali davalarının 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği, toplantıya çağrının usulüne uygun olmaması halinde, toplantıya katılmayan kişilerin de dava açabilecekleri açıktır. Ayrıca oylama öncesi yapılan görüşme sırasında sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir hususa karşı olunduğunun belirtilmesi yahut eleştiri yapılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamaktadır. Muhalefetin görüşülen konuya değil, alınan karara karşı yapılması gerekmekte olup, yerleşik yargı kararlarıyla peşinen muhalefetin geçerli olmayacağı kabul edilmiştir. Dava, 15/05/2016 tarihli genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, davanın 13/06/2016 tarihinde, 1163 sayılı yasanın 53. maddesi uyarınca 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca; Genel Kurul kararının iptali davalarında, davacıların kararın kesinleşmesine kadar kooperatif üyeliklerinin devam etmesi gerektiği dava şartı olup, haklarında ihraç kararı verilen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli davacılar tarafından açılan dava sonucunda .... E. sayılı dosyasında davacıların kooperatif üyesi olduklarının tespitine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla, dava şartının bulunduğu belirlenmiştir. Dava konusu Genel Kurul Toplantısında, henüz üyeliğin tespiti davası devam eden davacıların toplantıya katılmadıkları, toplantıya katılan ... ve ...’nın, gündemin ... nolu kararlarına karşı muhalefet şerhlerinin olduğu görülmekle; Adı geçen davacılar (... ve ...) yönünden, bu gündem maddeleriyle ilgili olarak, Kanuna, Anasözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık olup olmadığı ve iptal koşullarının oluşup oluşmadığı, diğer gündem maddeleri yönünden ise alınan kararların Kanunun emredici hükümlerine aykırı olup olmadığı, karar yeter sayısının sağlanıp sağlanmadığı; Diğer davacılar yönünden ise, tüm gündem maddeleriyle ilgili olarak, Kanuna, Anasözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık olup olmadığı ve iptal koşullarının oluşup oluşmadığı, yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davacı taraf dava dilekçesi ile; Davalı kooperatifin 11.5.2014 tarihinde gerçekleştirilen 2013 yılı genel Kurulu'nda kooperatife ait olan taşınmazların ... parsel konut arsasının asgari metrekare birim fiyatı 650,- TL., ... parselde bulunan taşınmazın asgari metrekare birim fiyatı 850,- TL, .... parselde bulunan ticaret parselinin asgari metrekare fiyatının 1.500-TL. olarak belirlendiğini ancak bilançoda taşınmaz bedellerinin bu fiyatlar üzerinden güncellenmediğini, bu nedenle ortaklara yanlış bilgi verildiğini, ... parsel 219.050,- TL ye satılmış olmasına rağmen arsa bedelinde hiçbir düzeltmeye gidilmediğini satılan arsa bedelini ve sarfına ilişkin bütçe ve bilanço kalemleri arasında bir açıklamaya yer verilmediğini, harcama belgelerinin usulüne uygun olmadığını iddia etmiştir. Muhasebel açıdan, şirket yahut kooperatif bilançosuna kayıtlı gayrimenkullerin, herhangi bir belgeye (devir, vs.) dayanmaksızın, değerlerinin “güncellenmesi” mümkün değildir. Davacı tarafça, bu taşınmaz değerlerinin güncellenmesini gerektiren bir kayıt sunulmadığından, davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir. Aynı zamanda; davacı tarafça, Yönetim Kurulu tarafından tutulan harcama belgelerinin usulüne uygun olmadığı ifade edilmekte ise de, bu iddiasını tevsik eden somut bir belge sunulmamış olup, kooperatif kayıtlarının incelenmesinde de herhangi bir usulsüzlüğe rastlanılmamıştır. Gündemin 5. Maddesinde; Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ve bilanço, gelir – gider hesaplarının genel kurulun onayına sunulduğu ve oyçokluğu ile ibra edildiği, üyelerden ..., ..., ... ve ...’nın muhalefet şerhi düştüğü görülmüştür. Genel olarak ibra; Yönetim Kurulu'nu sorumluluktan kurtaran menfi borç ikrarı niteliğindedir. Ancak, ibranın geçerli sonuç doğurabilmesi için, bilançonun gerçek durumu yansıtması, eksiksiz, kolay ve anlaşılabilir bir şekilde düzenlenmesi gereklidir. 6102 sayılı TTK nun 424.'ne göre; “(1) Bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur. Bununla beraber, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse onama ibra etkisini doğurmaz.” Hükmüne yer verilmiş olup, kooperatif kayıtları üzerinde yapılan incelemede, kooperatif bilançosunun gerçeği yansıttığı tespit edilmiş olmakla, davacıların bu yöndeki iptal talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Gündemin 6. Maddesinde; “kooperatifin tasfiye kararının kaldırılmasının görüşülmesine geçildi. 36 kabul ve 5 red oyu ile oyçokluğu ile kabul edildi. 5. Maddede şerh düşen üyeler payların dağıtıldığını düşündükleri için şerh düşmüşlerdir.” Denilmiştir. Davacılar, Genel Kurul’da tasfiyeden dönülmesine ilişkin kararın alınmasında TTK’nun TTK’nun 548. Maddesinde yer alan “sermayenin %60 kabul oyu” şartına aykırı olduğunu, üye sayısının 69 olduğunu, 36 kabul 5 red oyu ile alınan kararın “yok hükmünde” olduğunu iddia etmişlerdir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda tasfiye sürecine ilişkin hükümler Yedinci Bölüm’de “kooperatiflerin Dağılması” başlığı altında toplanmış olup, Kanunun kimi maddelerinde Kanun koyucu tarafından “tasfiye” yerine “dağılma” sözcüğü kullanılmıştır. Nitekim 81. madde başlığı da “Kooperatiflerin Dağılması” şeklindedir. Kooperatifler Kanunun 51. Maddesinde; “Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça Genel Kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur. Kooperatifin dağılması veya diğer bir kooperatifle birleşmesi ve anasözleşmenin değiştirilmesi kararlarında fiilen kullanılan oyların 2/3 ü çoğunluğu gereklidir. Anasözleşme, bu kararların alınması için oy çoğunluğu hakkında daha ağır hükümler koyabilir” hükmüne yer verilmiştir. Belirtilen madde hükmüne göre; Genel Kurul’un 6. Maddesiyle alınan “tasfiyeden dönülmesi”ne ilişkin kararın alınmasında da karar nisabının, fiilen kullanılan oyların 2/3’ü olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Toplantıda kullanılan kabul oyu sayısı 36’dır. Davacılardan ikisi (... ve ...) Genel Kurul’a katılmış olup, genel kurulda temsil edilen 41 ortağa dahil olduklarına göre, açmış oldukları davada üyeliklerinin tespitine karar verilen yedi davacının, toplantıya usulüne uygun davet edilmiş olmaları halinde toplantıya katılanların sayısı, 41 + 7 = 48 olarak kabulü gerekecek; Genel Kurula katılmayan 7 üyenin red oyu kullanacakları kabul edilse dahi; 48 / 3 x 2 = 36 kabul oyu ile alınan karar, Kooperatifler Kanunun 51. Maddesinde yer alan “fiilen kullanılan oyların 2/3’ü” şeklinde hükme bağlanan karar nisabına uygun olmaktadır. Tasfiyeden dönülmesine ilişkin alınan kararın, Kanuna, Ana sözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı yönünden değerlendirilmesinde; Kooperatifler Kanununun 81. maddesinde; “Kooperatif: 1. Ana sözleşme gereğince, 2. Genel Kurul kararı ile, 3. İflasın açılmasıyla, 4. Kanunlarda öngörülen diğer hallerde, ilgili bakanlığın mahkemeden alacağı karar üzerine, 5. Diğer bir kooperatifle birleşmesi veya devralınması suretiyle, 6. Üç yıl olağan genel kurulunu yapmaması halinde, 7. Amacına ulaşma imkanının bulunmadığının ilgili Bakanlıkça tespiti halinde mahkemeden alacağı kararla, dağılır. / Yapı kooperatifleri, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır….” hükmü düzenlenmiştir. Anılan tarihte yürürlükte olan ve 26.10.2021 tarihli 7339 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan cümlesi ile “Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde ana sözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz….” denilmiştir. Bu durumda konutların tescili ile kooperatif askıda dağılma durumuna girmekte ve 6 ay zarfında amaç değiştirmezse dağılma kesinleşme ekte ve tasfiye işlemlerini geçmek gerekmekte; amaç değiştirilmişse dağılma askıdan inmekte, kooperatif dağılmamış sayılmaktadır. 6 aylık sürenin başlayabilmesi için bütün konutların ortaklar adına tescili gerektiği için süre fiilen son konutun tescili ile işlemeye başlayacaktır. Kooperatif Ana sözleşmesinin “... (Tip) Ana sözleşmesi” şeklinde olduğu, kooperatifin amaçlarının düzenlendiği 5. Maddesiyle; Arsa ve arazi satın alır, bunları parsellere bölerek ortaklarına konut yaptırır. Yapılan konutların mülkiyetini bu anasözleşmede yazılı esaslara göre ortaklarına aktarır…” şeklinde kabul edilmiştir. Ancak davalı vekilinin 10/07/2018 t.arihli dilekçesinde “... tarafından ... Parsel’deki imar planında ana okulu olarak görünen taşınmazların bedelsiz olarak belediyeye devredilmediği sürece üyelere yapı ruhsatı verilemeyeceğinin bildirilmesi üzerine .... E. sayılı dosyasıyla açılan davanın derdest olduğunu, bu nedenle bazı üyelere ruhsat verilemediğini, kooperatif ait .... Parseldeki taşınmazın ticari alan olarak göründüğünü, yine bu sebeple bazı üyelere ruhsat verilmediğini, 18 üyeye ait arsadan kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının geçtiğini, belediyenin bu hatların bakımını üstlenmediğini, bu durumun ortaklar arasında eşitsizlik yarattığını, yanı sıra üyelerin açmış olduğu ve halen sonuçlanmayan davalarının mevcut olduğu…” nun beyan edilmesi karşısında, davalı kooperatifin amaçlarının dava konusu Genel Kurul tarihi itibariyle gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, davacıların 6 no.lu gündem maddesiyle alınan “tasfiyeden dönülmesi”ne ilişkin kararın iptali talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Gündemin 7. Maddesinde; Yönetim ve Denetim Kurullarının seçiminin gerçekleştirildiği, muhalefet şerhi düşen üyenin bulunmadığı, Gündemin 9. Maddesinde aidatların aylık 25 TL. olmasına, gecikme halinde aylık %1,5 gecikme cezası alınmasına karar verildiği; Davacıların muhalefet şerhi olmadığı ve Kanunun emredici hükümlerine aykırı bir durum sözkonusu olmadığından, iptal talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Keza, birkısım davacıların kooperatif üyeliklerinin devamına ilişkin önerge verdikleri ancak önergenin gündeme alınmasının oyçokluğu ile kabul edilmediği görülmüş ise de, davacıların muhalefet şerhi bulunmadığından, bu kararın da iptali talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Gündemin 10. Maddesinde; “üyelerden ...’ın, Hazirun Cetvelinde yer alan ...’in .... E. sayılı dosyasıyla üyelikten çıkarıldığı, toplantıya katılma hakkının olmadığını bildirdiği,…” görülmüş ise de, Genel Kurul’da bu hususa ilişkin iptali kâbil bir karar alınmadığı görülmüştür. Yukarıda belirtilen gerekçelerle; Davacılardan ... ve ...’nun, gündemin 5. ve 6. Maddesinde alınan kararlara ilişkin muhalefet şerhinin bulunduğu, diğer kararlar yönünden muhalefet şerhlerine rastlanılmadığından, bu maddeler dışındaki talepler yönünden dava şartının gerçekleşmemiş olduğu; Diğer davacılar hakkında .... E. sayılı dosyasıyla verilen “kooperatif üyesi olduklarının tespitine” ilişkin kararın kesinleşmiş olduğu, bu davacılar yönünden üyeliğin devam ettiği, bu davacıların Genel Kurula usulüne uygun davet edilmedikleri anlaşıldığından, Genel Kurulda alınan kararların iptalini -red oyu ve muhalefet şerhi aranmaksızın- talep edebilecekleri; Gündemin 4, 5 ve 7. Maddeleriyle alınan ve özel karar nisabı gerektirmeyen gündem maddeleriyle alınan kararların iptali talebinin yerinde olmadığı; Gündemin 6. Maddesiyle “tasfiyeden dönülmesine” ilişkin alınan kararın, toplantıya katılmayan davacıların katılmış ve red oyu kullanmış olmaları halinde dahi, Kooperatifler Kanunu 51/2. Maddesinde yer alan “fiilen kullanılan oyların 2/3 ü” çoğunluğu” ‘na uygun olarak alındığı; Öte yandan, dava konusu Genel Kurul tarihi itibariyle, ... tarafından henüz ruhsat verilmeyen üyeler olduğu, bu konuda açılan idari dava/ların devam ettiği, kooperatif üyeleri tarafından kooperatife karşı açılan derdest davalar olduğu da nazara alındığında, kooperatifin “dağılma” aşamasına gelmediği, bu nedenlerle, davacıların iptal taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, Davanın REDDİNE, Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile eksik 398,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere .... merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair; Taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/03/2024

Başkan ... ¸[e-imzalıdır] Üye ... ¸[e-imzalıdır] Üye ... ¸[e-imzalıdır] Katip ... ¸[e-imzalıdır]

Atıf: Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/570, K. 2024/261, T. 28.03.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-570-e-2024-261-k-5e377ef973c3