İlk Derece Mahkemesi · Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/7 E. 2025/212 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/7
- Karar No
- 2025/212
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Karar Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2025/7 Esas KARAR NO : 2025/212
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVA : TAPU İPTALİ VE TESCİL - ALACAK DAVA TARİHİ : 28/01/2021
KARAR TARİHİ : 25/03/2025 YAZIM TARİHİ : 08/04/2025 Mahkememizde açılan davanan yapılan yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; kooperatifin tasfiyesine ilişkin kararın ... .... .... E. sayılı yargılaması sonucunda iptal edildiğini, kooperatif üyesi olan davalıya 2009 da taşınmaz devrinin yapıldığını, davalının 2015 yılında kooperatif üyeliğinden ayrıldığını, ortağın konutunu aldıktan sonra borçtan kurtulmak amacıyla ortaklıktan çıkamayacağını, istifa eden üyenin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu konutu iade etmesi gerektiğini, konutu iade etmemesi halinde yükümlülüklerinin devam edeceğini, davalının üyelikten ayrılmasına rağmen konutu iade etmediğini, ayrıldığı tarihten itibaren kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek, davalının kooperatif üyesi olması nedeniyle edindiği bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptaline; tapu kaydının iptalinin mümkün olmaması halinde ise 10.000,00-TL daire bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 11/02/2022 tarihli dilekçe ile dava değerini 420.000,00 TL ye yükseltmiştir. YANIT : Davalı vekili; davalının dava tarihi itibari ile malik olmadığını, tapu iptali talebinin bu nedenle kendisine yöneltilemeyeceğini, konut edindikten sonra üyelikten ayrılması yönündeki 31.08.2015 tarihli istifa başvurusunun 07.09.2015 tarihinde kabul edildiğini ve bu tarih itibari ile üyeliğinin sonlandığını, edimlerini ve yükümlüklerini yerine getirdikten sonra kanundan kaynaklanan hakkını kullanarak üyelikten ayrıldığını, istifa tarihinden sonra genel kurul toplantılarına çağrılmadığını, talebin zaman aşımına uğradığını belirterek, davanın öncelikle husumet nedeniyle, olmadığı takdirde zaman aşımı nedeniyle, olmadığı takdirde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz tarafından yapılan yargılama sonucu, kooperatif ortaklığından istifa nedeniyle ortak adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ve kooperatif adına tescili; mümkün olmazsa bedelinin tahsili istemine ilişkin davada, dava şartlarının dava tarihi itibari ile değerlendirilmesinin gerektiği, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesi uyarınca tasfiye halinde olan kooperatifin üyelikten ayrılan ortağından tasfiye giderlerini talep etme imkanının bulunduğu, üyelikten ayrılan üyesine tahsis edilen konutun iadesini talep edemeyeceği gibi dava konusu taşınmazın dava tarihi itibari ile dava dışı ... adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından tapu iptal tescil talebine yönelik davanın taraf ehliyeti (husumet) nedeniyle, taşınmaz bedelinin ödenmesine yönelik alacak davasının ise dava tarihi itibari ile tasfiye halinde olan davacının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesi uyarınca tapu iptali talep hakkının bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkememizin bu kararına karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6.Hukuk Dairesi Başkanlığının kararı ile bozulmuştur. Yargıtay bozma kararında da belirtildiği gibi uyuşmazlık, kooperatif ortaklığından istifa nedeniyle çıkan ortak adına tahsis edilip kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ve davacı kooperatif adına tescili; bu mümkün olmaz ise taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı konut yapı kooperatifince, normal üye olan davalının, kendisine tahsis edilen D Blok 14 no.lu bağımsız bölümü ferdileştirme sonucu adına 30.04.2009 tarihinde tescil ettirdikten sonra; davalı, 19.10 2015 tarihinde kooperatiften istifa etmiş ve edindiği bağımsız bölümü 28.03.2017 tarihinde dava dışı ...’e satmıştır. Kooperatif üyeliğinden istifa ile çıkma halinde üyenin kooperatiften talep edebileceği tazminat ve koşulları 1163 Sayılı yasanın 17.maddesinde düzenlenmiştir. Öte yandan aynı yasanın 81/2.fıkrası “Yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır…. Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar…” hükmünü içermektedir. Yukarıda belirtilen 1163 Sayılı Yasanın md.17 ve 81/2.fıkranın dava ile ilgili kısımları birlikte değerlendirildiğinde, kural olarak konut yapı kooperatiflerinden çıkan veya çıkarılan üyelerin tazminat talep edebilecekleri istisnaen kooperatif “amacına ulaşmış ve tasfiyeye girmişse” istifa eden ortağa tahsis edilen konutun geri istenemeyeceği, sadece tasfiye masraflarının kendisinden talep edilebileceği hükme bağlanmıştır. Kooperatifin amacına ulaşması ise “kooperatifin anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi” şeklinde ifade edilmiştir. Somut olayda, kooperatif tüm üyelerine birer konut yapıp teslim etmediğine göre kooperatif amacına ulaşmış sayılmayacağı gibi, genel kurulun “tasfiyeye girme” kararı Ankara 6.Ticaret Mahkemesince iptal edildiği ve bu karar 26.4.2021 tarihinde kesinleştiğinden ve Genel Kurul kararlarının mahkemece iptal edilmesi halinde, bozucu yenilik doğuran kararlar olduğu için Genel Kurul kararı, geçmişe etkili olarak ortadan kalkacaktır. Dolayısıyla davacı kooperatifin “tasfiye hali de” hiç gerçekleşmemiştir. Kaldı ki, KK.m.81/2.fıkrasında “taşınmazın geri istenememesi” için iki şartın bir arada bulunması gerekir. Bu şartlardan birincisi kooperatifin amacına ulaşması, diğeri tasfiyeye girmesidir. Davacı kooperatif açısından iki şartta gerçekleşmediğinden KK.m.81/2.fıkrasının somut olayda uygulanması da mümkün değildir. Bu hali ile davacı kooperatif yönünden tapu iptali ve tescil talep hakkı doğmakla birlikte, taşınmaz dava dışı ...'e satılıp devir edilmiş ve bu kişi hakkında da tapu iptali ve tescil istekli dava açılmadığı için dava tarihi itibarı ile adına kayıtlı taşınmaz bulunmayan ve kooperatifin eski ortağı davalı yönünden tapu iptali ve tescil davası yönünden davalı sıfatı olmadığı için ilk talebin usulden reddi gerektiği kabul edilmiştir. Davacının ikinci talebi taşınmazın bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Kendi kişisel birikimleri ile taşınmaz edinmeleri mümkün olmayan kişiler bir araya gelip aidat ödemek sureti ile sermaye oluşturup taşınmaz edinmeyi amaçlamaktadır. Sabit ödeme ile ortak olmadığı anlaşılan davalı gibi üyelerin somut olayda olduğu gibi kısım kısım imalatın yapılıp, adlarına taşınmaz tapusu verildikten sonra taşınmazlarını devir etmek sureti ile bağımsız bölüm sahibi olamayan kişilerin taşınmaz edinmelerini engelleyecek şekilde aidat ödemekten kaçınmaları mümkün değildir. Kendi taşınmazının imalatı diğer üyelerin ödemeleri ile tamamlanan davalı gibi üyelerinde henüz imalatı yapılmayan taşınmazların maliyetine ödeme yapmak sureti ile katılmaları gerekir. Davalı vekili istifa öncesi henüz imalatı tamamlanmayan daireler için genel kurulda karar alındığını, kendisine düşen sabit ödemenin belirlendiğini ve genel kurul kararı uyarınca ödeme yaptığını ileri sürmüş ise de, bu konuda alınmış bir karar ve davalı tarafından kalan imalatlar için peşin ödeme yapılarak borçtan kurtulduğunun kanıtlanamadığı, bu hali ile davalının taşınmazının geri istenmesi koşullarının oluştuğu, fakat taşınmaz devir edildiği için taşınmaz elden çıkarılarak elde edilen dava tarihindeki değeri olan 420.000,00 TL nin davalıdan tahsili gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1) A-) Tapu İptali ve Tescil talebine yönelik davanın, davalının taraf ehliyeti bulunmaması nedeniyle HMK'nın 114/1-d, 115/2 maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI EKSİKLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, B-) Alacak talebinin kabulü ile; 420.000,00 TL'nin DAVALIDAN ALINIP DAVACIYA ÖDENMESİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 28.690,20 TL harçtan, dava açılışında alınan 170,78 TL peşin harç ve ıslah nedeniyle alınan 7.001,77 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 7.172,55 TL harcın düşülmesi ile kalan 21.517,65 TL harcın DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 3-) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 4-) Davacı tarafından yapılan 170,78 TL peşin harç, 7.001,77 TL ıslah harcı, 59,30 TL başvurma harcı, 411,50 TL tebligat ücreti, 1.550,00 TL bilirkişi ücreti, 135,20 TL posta gideri, olmak üzere toplam 9.328,55 TL yargılama giderinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-) Davacının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 67.000,00 TL vekalet ücretinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, 6-) Kullanılmayan avansların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin YÜZÜNE KARŞI, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 373/4. maddesi yollaması ile 361/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/03/2025
Katip ... Hakim ... e - imzalıdır e - imzalıdır
Bu gerekçeli karar güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.