İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/843 E. 2025/345 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/843
- Karar No
- 2025/345
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/843 Esas KARAR NO : 2025/345
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... -....
DAVALI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... -.... Av. ... -....
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/12/2024 KARAR TARİHİ : 13/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN : 08/06/2025 YAZILDIĞI TARİH
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı şirket aleyhine .... sayılı icra takibi başlatıldığını, takibe dayanağın üç senet olduğunu, davacı şirketin hiçbir senedin borçlusu olmadığını, davacı şirketin başlatılan icra takibine süresinde itiraz edemediğinden takibin kesinleştiğini, takibin kesinleşmesi sonucu ... plakalı araç üzerinde haciz, yakalama ve kıymet takdiri işlemleri yapıldığını, müvekkilinin davalı ile hiçbir ilişkisi olmadığını, senet borçluları ile arasında bir organik bağın da olmadığını belirterek, müvekkilinin .... sayılı icra dosyasından senet alacaklısı ...'a borçlu olmadığının tespitine, sahte olan ve gerçek bir borcu yansıtmayan senetlerin iptaline, davalı ...'ın %20'den az olmamak şartıyla tazminatla cezalandırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin borçluları ... Tic. Ltd. Şti., ... ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti. ve ... San. Tic. Ltd. Şti. şirketleri arasında organik ve iktisadi bütünlük olup bütün şirketlerin sahibinin de yetkilisinin de ... olduğu, davacı ve dava dışı borçlu şirketlere ait ... kayıtları ekte sunulmuş olup bahsi geçen şirketlerin vekilinin de aynı vekaletname ile vekil tayin edilmiş aynı kişi olduğu, davacı taraf salt alacaklılarından mal kaçırma kastı ile hareket ettiğinden, borçlu şirketler arasındaki organik bağın kanıtlandığı ..... sayılı ve ..... sayılı dosyalarının gerekçeli kararlarının celbini talep ettiklerini, davacı tarafın da açıkça ikrar ettiği borçlu şirketlerin sahibi ve yetkilisi ...'in, kendi şirketleri üzerinden kendisinin lehtarı olduğu senetler yazdığını ve bunları ciro ettiğini, davacı şirket yetkilisinin icra dosyasının borçlusu konumundaki diğer şirketlerinin öz kaynaklarının yetersiz olmasına rağmen bu finansal zorluğu üçüncü şahıslardan gizleyerek kendisi üzerine kayıtlı şirketlerin tüzel kişiliklerini de kullanarak alacaklılarından mal kaçırma kastı içinde olduğunu, bu nedenle davalının alacağın kambiyo vasfından vazgeçip genel haciz yolunu seçtiğini, usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilen ödeme emrinin akabinde de davacı taraf herhangi bir itirazda bulunmadığından takibin kesinleştiğini belirterek davanın davanın reddi ile davacının alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, icra takibine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizce deliller toplanmış, davaya dayanak .... sayılı takip dosyası, organik bağ iddiasına konu şirketlerin ticaret sicil dosyaları, davalı tarafından dayanılan ....Esas, .... Esas, .... D.İş., ....Esas sayılı dosya suretleri celp edilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. .... sayılı takip dosyasının incelenmesinden; davalı tarafından ... Tic. Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Hiz. Ltd. Şti., ... Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 100.000,00-TL miktarlı 02/04/2024 tanzim tarihli, 30/04/2024 vade tarihli, 200.000,00-TL miktarlı 04/02/2024 tanzim tarihli, 30/04/2024 vade tarihli ve 200.000,00-TL miktarlı 04/02/2024 tanzim tarihli, 31/05/2024 vade tarihli bonolar dayanak gösterilmek suretiyle başlatılan ilamsız icra takibinin kesinleştiği görülmüştür. Takibe dayanak bonoların incelenmesinden; 04/02/2024 tanzim tarihli bononun 30/04/2024 vade tarihli, 200.000,00-TL miktarlı olup keşidecisinin dava dışı ..., lehdarının ...olduğu, bir diğer 04/02/2024 tanzim tarihli bononun 31/05/2024 vade tarihli olduğu, 200.000,00-TL miktarlı olup keşidecisinin dava dışı ..., lehdarının ...olduğu, 02/04/2024 tarihli son bononun 30/04/2024 vade tarihli olup 100.000,00-TL miktarlı olduğu, keşidecisinin dava dışı ... Müh. Dan. ve Eğt. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti., lehdarının ... olduğu, her üç çekinde söz konusu lehdarı tarafından ciro edildiği anlaşılmıştır. Mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiler tarafından sunulan 03/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...davacı şirketin 2019 yılında faaliyete başladığı, ana faaliyet konuş ile ilgili olarak sadece 2019 ve 2020 yıllarında faaliyetinin bulunduğu, 2021 yılı itibariyle ticari faaliyetinin bulunmadığı, davacının 2019 ve 2020 yılı yasal defterlerinde .... Şirketi ile aralarında ticari ilişki bulunduğuna ve/veya aralarında ödünç para alıp verme ilişkisine dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı, ... tarafından şirkete toplam 906.511,00-TL borç verildiği, tutarın 2020 yılı sonu itibariyle ödendiği, ... ve Güv.Ltd.Şti.’nin davacı şirkete 2020 yılı sonu itibariyle 247.855,00-TL borçlu olduğu, davacı şirket yasal defterlerinde dava/takibe konu senetlere ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığı ... menfi tespit davası açısından, davalı alacaklının üç adet senet kapsamında talepte bulunduğu, her üç senette de davacı şirketin borçlu olarak yer almadığı, menfi tespit davasının İİK anlamında takibe bağlı bir dava olması sebebi ile davacının borçlu bulunup bulunmadığına ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı, tüzel kişilik perdesinin aralanması açısından dava dışı borçlu ...'in şirketlerin ortağı ve sahibi olmakla birlikte, takipte borçlu gösterilen şirketlerin unvanın ve faaliyet konularının birbirinden tamamiyle farklı olduğu, birlikte hareket ettikleri, bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşturmak ve ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması yada içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması gibi hakkın kötüye kullanılmasına ilişkin delillerin bulunmaması nedeni tüzel kişilik perdesinin açılmasına ilişkin takdirin mahkemede olduğu, ancak bu değerlendirme yapılır iken, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinden yararlanabilmek için, bunun alacaklının son çaresi olması gerektiği hususunun dikkate alınması gerektiği..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tarafından başlatılan icra takibine dayanak bonoların borçlusu olmadığını, müvekkili ile davalı arasında bir ticari ilişki olmadığını iddia etmiş, davalı tarafından ise özetle, senet borçlusu ...'in diğer borçlu şirketler gibi davacı şirketin de yetkili ve ortağı olduğu, ...'in mal kaçırma kastı ile hareket ederek senet düzenlediği, şirketler arasında organik bağ olduğu ve tüzel kişilik perdesinin aralanarak davacının da borçlu kabul edilmesi gerektiği savunulmuştur. Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle, iddianın ileri sürülüş şekline göre eldeki menfi tespit davasında davalı taraf, tüzel kişilik perdesinin aralanması ile davacının davaya dayanak takibe konu alacak nedeniyle borçlu olduğu iddiasını kanıtlama yükü altındadır. Kural olarak, tüzel kişilik, oluşturulacak kişiliğin kendine özgü amaç birliği içinde ve bağımsız bir varlık olarak ortaya konabilir. Tüzel kişiliğin malları, onu kuran gerçek kişilerden ayrılır. Tüzel kişilik perdesinin ortadan kaldırılması ile gerçek kişilerin sorumluluğuna gidilebilir. Tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıkların birbirine karışması, yetersiz sermaye ve özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli olarak üçüncü kişileri zarara uğratılması tüzel kişilik perdesinin ortadan kaldırılması nedenlerindendir. Başka bir anlatımla bu davalar borçlunun alacaklarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı tasarrufların hileli, muvazaalı işlemlerin borçlunun alacaklısına karşı hükümsüz hale gelmesi yaptırımını hedefleyen hakim hukuku biçiminde bir son çaredir. Malvarlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teori olup Yargıtay içtihatlarında ve öğretide de belirtildiği üzere bu kurala ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir kural olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Şirketlerin aynı kişi tarafından yönetilmesi, aynı ortaklara sahip olması ya da benzer iş kolunda faaliyet göstermeleri somut olayın niteliğine göre başka delillerle desteklendiğinde organik bağın varlığı için yeterli ise de; organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığı olgusunun da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. (Bu hususlarda bkz. .....'nin 10/03/2014 tarih ve .... sayılı ve 11/12/2017 tarih ve .... sayılı ilamları; .....) Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, yukarıda belirtildiği gibi davacı şirketin davaya dayanak takibe konu bonolarda taraf olmadığı, ilgili bonoların keşidecisi veya müracaat borçlusu olarak şirket ortağı ...'in yer aldığı ancak davacı tarafından adı geçen senet borçlusu aleyhine hiçbir takip başlatılmadığı, diğer borçlu şirket hakkında başlatılan takibin ise derdest olduğu, diğer bir anlatımla somut olayda ilk olarak davalı alacaklının menfaatinin korunması için başka bir yol kalmadığının dosya kapsamına göre kabulüne olanak bulunmadığı görülmüş, diğer yönler bakımından ise toplanan deliller ile yapılan bilirkişi incelemesinden takip borçluları arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirir şekilde kişilik ve mal varlığı ayrılığı ilkesinin uygulanmadığının yani malvarlıklarının birbirine karıştığının ve adı geçen borçluların art niyetle ve hesabi davranışlarla sırf sorumluluktan kurtulmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin ardına sığındıklarının kesin bir şekilde kabulüne olanak bulunmadığı anlaşılmakla davacının tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle davaya dayanak icra takibi nedeniyle borçlu kabul edilmesine ilişkin koşulların oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla, davacının .... sayılı icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı tarafından icra takibine dayanak bonoların da iptaline karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacı, ilgili bonoların tarafı olmadığı gibi her durumda menfi tesbite hükmolunmuşken ayrıca takibin iptaline gerek bulunmadığından davacının borçlu olmadığının tespiti ile yetinilmesi gerekmiştir (Emsal: ....., 28/03/2012 tarih ve.... sayılı kararı). Davacının kötüniyet tazminatı talebine gelince; davalının icra takibinin ikamesinde kötü niyetli olduğu dosya kapsamına göre kanıtlanamadığından İİK'nın 72/5. maddesi kapsamında koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerekmiş ve son tahlilde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; davacının .... sayılı icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken 38.881,30-TL harçtan peşin alınan 11.086,53-TL harcın mahsubu ile bakiye 27.794,77-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 89.378,36-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL başvuru harcı, 11.086,53-TL peşin harç, 295,00-TL tebligat, 30,00-TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 11.839,13-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 8-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile.... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı