İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/542 E. 2024/210 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/542
- Karar No
- 2024/210
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/542 Esas KARAR NO : 2024/210 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/07/2023 KARAR TARİHİ : 19/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/04/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturaya konu borçla ilgili bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında .... 'nin (....) .... sayılı dosyasında asıl alacak ve işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının 22/03/2023 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek, davalının borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptaline, davalının takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan iddiaların gerçeği yansıtmadığını, herkes tarafından da bilindiği gibi, kişi ya da kurumların kendilerine kesilen her faturayı ödemekle mükellef olmadıklarını, borcun dayanağının gerçek olması gerektiğini, müvekkili şirketin de alınmayan bir hizmet karşılığında ödeme yapmasının beklenilemeyeceğini, fatura içeriğinin gerçeği yansıtmadığını, davacı şirket sahibi ve yetkililerinin müvekkilinin güvenliğini korumak üzere aldıkları ücret karşılığında müvekkilini korumak bir yana, canını malını, parasını, itibarını tehlikeye attıklarını, çeşitli suç odakları ile birlikte çalışarak, müvekkiline zarar vermekle tehdit ederek nitelikli tehdit suçunu işlediklerini ve belki de zarar verdiklerini, müvekkili şirketin bu tehditler yaşanırken, davacı şirkete iddia edilen miktarda borcu bulunmadığı gibi, olan borcunun da ödendiğini, ödenmeyen tek faturanın davaya konu fatura olduğunu, bu faturanın ödenmeme sebebinin de fatura konusu hizmetin alınmamış olması olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine takip tutarının %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflarca dayanılan deliller toplanmış, davaya dayanak .... sayılı takip dosyası, tarafların BA/BS formları celp edilmiş, mali müşavir bilirkişi aracılığıyla tüm dosya kapsamı ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. .... sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından davalı aleyhine 09/03/2023 tarihinde fatura alacağına dayalı olarak 09/03/2023 tarihinde 79.824,05-TL asıl alacak, 730,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 80.554,05-TL üzerinden başlatılan icra takibinin davalının süresinde itirazı üzerine 22/03/2023 tarihinde durdurulduğu anlaşılmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 29/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...31/01/2023 tarih ... no.lu 79.824,05 TL tutarlı faturanın 31/01/2023 tarih .... no.lu mahsup fişinde tesis edilen muhasebe kaydı ile yasal defter kayıtlarına intikal ettirildiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete 03/02/2023 tarihinde 2022 yılından kalan 206.451,00 TL’lik bakiye tutarın ödendiği ve taraflar arasında 03/02/2023 tarihinden sonra başkaca bir işlemin olmadığı görülmüş olup, davalı şirket yasal defter kayıtlarına göre takip tarihinde, davacı şirkete takibe konu faturadan kaynaklı olarak 79.823,45 TL borçlu olduğu faturaların taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlendiği, davalının sözleşme kapsamında, hizmetin gereği gibi ifa edilmediğine ilişkin bir ihtarının bulunmadığı, davacının faturadan kaynaklı 79.824,05 TL talep edebileceği davacının, faturanın ödenmesine ilişkin ihtarı bulunmamasına rağmen faiz talep edebileceği kanaatine varılması halinde davacının taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde 730,00 TL işlemiş faiz alacağının hesaplandığı, Davacının takip talebinde kanuni faiz talep ettiğinden, yıllık % 9 kanuni faiz talep edebileceği, ..." yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Davacı tarafından, davalıya verilen güvenlik hizmeti ile ilintili fatura alacağına dayalı olarak 79.824,05-TL asıl alacak ile 730,00-TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu iddia edilmiş, davalı tarafından ise hizmetin verilmediği, faturanın kabul edilmdiği, davacıya borcunun olmadığı iddia edilmiştir. Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle teslim olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan davacı taraf; teslim olgusunu kanıtlama yükümü altındadır. Somut olayda; dosyaya mübrez bilirkişi raporları ile de ortaya konulduğu üzere davacı tarafından takibe konu edilen faturanın davacı tarafından olduğu gibi davalı tarafından da kendi ticari defter ve kayıtlarına işlendiği ve bu kayıtlara göre davalının davacıya 79.824,05-TL borçlu gözüktüğü anlaşılmış; BA formu ile de davalı tarafından vergi dairesine bildirimlerinin yapıldığı anlaşılmış olup artık söz konusu faturaya konu hizmetin davacı tarafından verildiğinin kabulü gerekmektedir (Emsal: ... 'nin, 23/03/2017 tarih ve .... sayılı ilamı). Davalının ticari defter ve kayıtlarındaki bu kayıtlar davalı aleyhine kesin delil oluşturur. Bu aşamadan sonra davalı teslime, yani fatura karşılığı hizmetin verilmediğine karşı itirazda bulunamaz. Kezalik davalı tarafından ilgili faturalara TTK'nın 21. maddesine uygun, süresinde itiraz edildiği de usulüne uygun delillerle kanıtlanamamıştır. Buna göre davacı, teslim olgusunu kanıtlamıştır. Bu bağlamda tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek; mali müşavir bilirkişiler marifetiyle incelenen, tarafların usulüne uygun olarak tutulup açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve birbiri ile uyumlu olan ve böylece HMK'nın 222. maddesi hükmünce sahibi lehinde kesin delil niteliğini haiz ticari defter ve kayıtlara göre davacının takibe konu faturadan kaynaklı olarak davalıdan, 79.823,45-TL asıl alacak kadar alacaklı olduğu ve davalı tarafından bu alacağın ödenmediği anlaşılmakla; davalının .... sayılı takibe itirazının 79.823,45-TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden aynı koşullarda devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili tarafından icra takibinde işlemiş faiz de talep edilmiş ise de dava dilekçesinde harca esas değer 79.824,05-TL olarak gösterilmiş ve bu miktar üzerinden harç yatırılmıştır. Harç yatırılan miktar takip talebindeki asıl alacağa karşılık geldiğinden ve sonradan harç ikmâli de yapılmadığından eldeki davanın takip talebindeki asıl alacakla sınırlı olarak açıldığının kabulü ile takibin yukarıda belirtilen asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir (Emsal: ...., 11/06/2014 tarih ve .... sayılı ilamı). Her durumda, davalının takipten önce, alacak miktarını gösterir ve ödeme talebini içerir mahiyette ihtarla usulüne uygun temerrüde düşürüldüğünün ispat olunmadığı, fatura tebliğinin ise temerrüt ihtarı olarak kabul edilemeyeceği değerledirilerek (Emsal: ....'nin 27/05/2014 tarih ve .... sayılı ilamı), işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davacının icra inkar tazminatı istemine gelince; itirazın iptâli davasında İcra İflas Kanunu'nun 67/II maddesi hükmünce borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazının da haksız olması gerekir. Mevcut hukuki durum karşısında davalının takibe itirazının haklı olmadığı ve takibe konu alacağın muayyen ve likit nitelikte bulunduğu değerlendirilmekle davacı lehine asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 15.964,69-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalının kötüniyet tazminatı istemi bakımından ise; reddolunan takip öncesi işlemiş faiz talebi bakımından davacının kötüniyetinin varlığı kanıtlanamadığından davalının reddolunan kısım yönünden kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerekmiş, son tahlilde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davalının .... sayılı takibe itirazının 79.823,45-TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden aynı koşullarda devamına, fazlaya dair istemin reddine, 2-Hükmolunan alacağın %20’si olan 15.964,69-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 4-Alınması gereken 5.452,73-TL harcın peşin alınan 1.363,20-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.089,53-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3200 TL arabuluculuk ücretinin 3.199,97 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 0,03 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 0,6-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 1.363,20-TL peşin harç, 269,85-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.633,05-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 9-Davacı tarafından yapılan 50,00-TL tebligat gideri, 16,75-TL müzekkere gideri, 6.250,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.316,75-TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen 6.316,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 19/03/2024 Katip ... Hakim ... E-imzalı E-imzalı