İlk Derece Mahkemesi · Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/44 E. 2024/779 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/44
- Karar No
- 2024/779
- Karar Tarihi
T.C. ...10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/44 Esas - 2024/779 T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/44 Esas KARAR NO : 2024/779 DAVA : Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/01/023 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2024 Mahkememize açılan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, davacı müvekkili şirket; “... .... .... .... .... ... sayılı parsellerde kain ve ...Büyükşehir Belediye Başkanlığı mülkiyetinde bulunan taşınmazlar 05.11.2015 tarihli ve 2886 sayılı ihale kapsamında Devlet İhale Kanunu'na göre ihale edilmiş, ihale sonucuna bağlı olarak da mezkur taşınmazların 60,3573'lik hissesi müvekkil şirketçe bedeli mukabili satın alındığını, daha sonra müvekkil şirkete ait M60,3573'lük hissesi 62.477.375,92 TL bedelle daval... .... .... .... .... ... , 120.gün sonunda 9.000.000,00 TL ve bakiye kalan 3.477.375,92 TL'lik kısmının ise en geç 145. Gün sonunda ödeneceğini, vadesinde ödeme yapılmaması halinde ise taraflarca belirlenecek vade farkının da ayrıca davalı kooperatifçe ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiğini, ancak davalı kooperatif tarafından yazılı taahhüt kapsamında belirlenmiş tutarların tamamı belirlenen vadede ödenmediğini, bir kısım alacaklar vade geçtikten sonra ödendiğini, bu husus dosyaya sunmuş olduğumuz ve müvekkil şirkete ait ticari kayıtlardan ve ayrıca ödeme belgelerinden anlaşıldığını, davacı müvekkili şirketçe davalı kooperatife müteaddit defalar yazılı ve şifahi olarak vade farkı alacağı talep edilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu kapsamda dava şartı ticari arabuluculuk kapsamında tarafımızca ...Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/138176 büro dosya numarası ( 2022/14955 başvuru dosya no) ile davalı kooperatife karşı arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş, huzurdaki davada talep konusu yapılmış alacaklar ... .... .... huzurunda telekonferans yöntemiyle talep ve müzakere edilmiş ancak yapılan görüşme "Anlaşmama" ile sonuçlandığını, buna ilişkin karekodlu son tutanak ile e-imzalara ilişkin sertifikalar dilekçe ekinde sunulduğunu, Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması üzerine davalı yanın yazılı taahhüdü gereği ödenmeyen vade farklarının tahsili için dava Mahkeme nezdinde ikame edildiğini, bununla birlikte davaya dayanak davalı yana ait yazılı taahhütnamede; taraflarca belirlenecek vade farkı belirgin ve sabit olmadığından ve ayrıca bu husus yargısal tartışmayı da gerektirdiğinden, geciken vade sürelerinin belirlemesi de mahkeme marifetiyle yapılacağından huzurdaki dava HMK 107. Maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, tüm bu nedenlerle haklı davalaranın kabulü ile, belirsiz alacak davası kapsamında 1.000,00 TL vade farkı alacağının temerrüt tarihlerinden itibaren işletilecek temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı 08/09/2024 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, müvekkili kooperatifin davacıya hiçbir borcu olmayıp tüm ödemelerini eksiksiz ve zamanında yaptığını, davacı şirkete ait ...ili.... .... .... .... ... ... hissesini müvekkili kooperatif bedelini ödeyerek satın aldığını, işbu alıma ilişkin ödemeler süresi içerisinde davacıya ödenmiş olup müvekkilinin davacı şirkete hiçbir borcunun bulunmadığını, müvekkili kooperatif kayıtları ile de ispatlanacağı üzere, süresi içerisinde yapılmış ödemeler sebebi ile de müvekkilinin davacıya hiçbir vade farkı borcu bulunmadığını, vade farkının talep edilebilmesi için sözleşmede açıkça düzenlenmesi ya da bu konuda teamül bulunması gerektiğini, aksi durumda vade farkını talep edilebilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı dava dilekçesinde özetle taraflar arasında imzalanan 07.12.2016 tarihli taahhütnameye dayanarak müvekkil kooperatifin kendilerine vade farkı borcu olduğunu iddia ettiğini, oysa ki bizzat davacının dayanak olarak gösterdiği taahhütnamede açıkça; “taraflarca belirlenecek vade farkınının” ödeneceğinin düzenlendiğini, ancak dava konusu olayda tarafların bir araya gelerek belirledikleri somut-denetlenebilir bir vade farkı ve miktarı bulunmadığını, tarafların karşılıklı olarak belirledikleri vade farkına ilişkin bir düzenleme olmadığından, ödenecek bir vade farkı borcu da bulunmadığını, dava konusu taahhütnameye göre davacının tek taraflı olarak vade farkı belirlemesi de hukuken mümkün olmadığını, davacı vade farkının belirlenmesi için de müvekkili kooperatife bir başvuruda bulunmadığını, bu nedenle talep edilebilecek bir vade farkı olmadığından müvekkilin taahhütnameye uygun şekilde tahakkuk ettirilmemiş ve muaccel hale gelmemiş böyle bir borcunun bulunmadığını, davacı taraf, dava dilekçesinde, açıkça “yazılı taahhütnamede; taraflarca belirlenecek vade farkı belirgin ve sabit olmadığından ve ayrıca bu husus yargısal tartışmayı da gerektirdiğinden geciken vade sürelerinin belirlenmesi de mahkeme marifeti ile yapılacağından” diyerek, istenilen vade farkının taahhütname gereğince taraflarca birlikte belirlenmesi yöntemine uygun şekilde belirleneceğini kabul ve ikrar ettiğinin (HMK m.188) ikrar kesin kanıt olduğunu, davacı tarafın, dava tarihine kadar davalı kooperatife taahhütname hükmü gereğince belirtilen vade farkının birlikte belirlenmesi için yapmış ve usulüne uygun tebliğ ettirmiş olduğu herhangi bir çağrı bildiriminin olmadığını, bu nedenle davacı taraf, kendisinin bağlı olduğu taahhütname hükmü gereğince vade farkı isteyebilmesi için gerekli olan “birlikte belirleme” koşulunun gerçekleşmesini sağlamamış ve usulüne uygun şekilde sağlama girişiminde bulunmadığını, dolayısıyla taahhütnamedeki vade farkının belirlenmesi koşulu gerçekleşmeden ve davacı tarafın bu koşulun gerçekleşmesi için herhangi bir usulü girişiminde bulunmadan, dava açmasında hukuki yarar ve alacağın istenebilmesi dava şartları gerçekleşmediğinden, davanın usul yönünden esasa girilmeden reddinin gerektiğini, ayrıca davacı taraf taahhütnamedeki vade farkını, vade farkı belirlenmesi koşulunun usule uygun gerçekleşmesini sağlamadan veya bu konudaki usule uygun girişimi ile davalı kooperatife vade farkını belirlemeye katılma yükümü yönünden temerrüde düşürmeden bu dava sırasında vade farkını mahkeme aracığı ile belirlenmesinin sağlanmasını istem hakkı da doğmadığını, çünkü davacı tarafin mahkemeden talep usulü ile vade farkının belirlenmesini isteme hakkı ancak usulüne uygun şekilde davalı kooperatife yapacağı birlikte vade farkının belirlenmesi çağrısı bildiriminin sonuçsuz kalmasına bağlı olduğunu, davacı taraf, böyle usulüne uygun herhangi bir bildirimde bulanmamıştır ve bu durumu dava dilekçesinde açıkça ikrar ettiğini, bu nedenlerle davanın usulden esastan reddini talep etmiştir. DELİLLER : Çankaya Tapu Müdürlüğünden dava konusu ...ili, ... .... .... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtları istenilerek dosyaya kazandırılmıştır. Davacı tarafından sunulan davalı kooperatif tarafından verilmiş 07/12/2016 tarihli taahhütname, ödeme kayıt ve belgeler sunulunarak incelenmiş ve dosyaya kazandırılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konuları hakkında nitelikli hesap uzmanı bilirkişisinden alınan 29/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, dosya kapsamında tarafların üzerinde anlaştığı vade farkına ilişkin bir belgenin mevcut olmadığını, davacı şirketin temerrüt nedeniyle faiz talep edebileceğinin değerlendirilmesi halinde; davacı şirket tarafından bildirilen faiz oranına göre (%11,50) işlemiş faiz miktarının 475.925,51-TL olarak hesaplandığını, davadaki talebin 1.000,00-TL olduğunu, avans faiz oranına göre işlemiş faiz miktarının 428,589,68-TL olarak hesaplandığını, davadaki talebin 1.000,00-TL olduğu yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir. Tarafların itiraz ve beyanları doğrultusunda dosya önceki bilirkişiye tevdi edilerek alınan 28/08/2024 tarihli bilirkişi ek raporun özetle; dosya kapsamında tarafların üzerinde anlaştığı vade farkına ilişkin bir belgenin mevcut olmadığını, davacı şirketin vade farkı talep edebileceğinin değerlendirilmesi halinde; davacı şirket tarafından bildirilen faiz oranına göre (%11,50) vade farkı miktarının 475,925,51-TL olarak hesaplandığını, davadaki talebin 1.000,00-TL olduğunu, avans faiz oranına göre vade farkı miktarının 428.589,68-TL olarak hesaplandığı, davadaki talebin 1.000,00-TL olduğunu, Yasal faiz oranına göre vade farkı miktarının 372.463,44-TL olarak hesaplandığını, davadaki talebin 1.000,00-TL olduğu yönünde görüş ve kanaati bildirmiştir. DELİL DEĞERLENDİRME VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava, taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan vade farkı alacak davasıdır. Davacı davalı ile aralarında ...ili Çankaya ilçesi 29356 Ada 2 parselde kayıtlı olan taşınmazların üzerindeki %60,3573'lük hissenin davalı kooperatife devredilmesine ilişkin taahhütname düzenlendiğini, tapu devri yapılmasına rağmen belirlenen vadelerde ödeme yapılmadığını, taahhütnamede vade farkı ödeneceğinin kararlaştırıldığını, vade farkının belirlenerek, davalıdan tahsilini istemektedir. Uyuşmazlık davacının davalıdan vade farkı istemekte haklı olup olmadığı, vade farkı alacağının miktarı hususundadır. Davacıya vade farkına ilişkin ticari teamül varsa belgeleri ile sunması için 2 hafta süre verilmiş olup, davacı davalı ile dava konusu ticari satış dışında ticari ilişki olmadığı yönünde beyanda bulunmuştur. Dosya kapsamında bulunan Taahhütnamenin incelenmesinde; Davalı kooperatifin taahhütte bulunduğu, ...ili Çankaya ilçesi 29356 Ada 2 parselde kayıtlı olan taşınmazların üzerindeki %60,3573'lük hissenin 62.477.375,92 TL bedelle almayı kabul ve taahhüt ettiği, bedelin ödeneceği tarihlerin taahhütnamede belirlendiği, vadesinde ödeme yapılmaması halinde taraflarca belirlenecek vade farkının ödemeyi taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Taahhütnamede taraflarca vade farkının belirleneceği belirtilmiş ise de herhangi bir oranın belirlenmediği, sonrasında taraflarca kararlaştırılmış vade farkı oranına ilişkin bir sözleşme, karar vs belgenin olmadığı anlaşılmıştır. Davacının vade farkı alacağını talep edebilmesi için tarafların sözleşmelerinde vade farkının ve oranının açıkça belirlenmesi gerektiği, veya taraflar arasında bu konuda teamül olması gerektiği, ancak tarafların öncesinde aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığının , bu konuda teamül olmadığının davacı beyanından anlaşıldığı, yine kooperatif taahhütnamede her ne kadar sonradan kararlaştırılacak vade farkını ödemeyi taahhüt etmiş ise de bu oranın taahhütnamede belirlenmediği ve tarafların usulüne uygun belirledikleri bir vade farkı oranı olmadığından , davacının vade farkı alacağına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre; 1.- Davanın REDDİNE, 2.-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 179,90 TL ve 8.110,55 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 8.290,45 TL'den mahsubu ile arta kalan 7.862,85 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3.-Arabuluculuk aşamasında harcanan 3.120,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4.-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 75.238,83 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 5.-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6.-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024 *Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.