İlk Derece Mahkemesi · Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/60 E. 2024/640 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/60
Karar No
2024/640
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/60 KARAR NO : 2024/640 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. ... -... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 25/07/2011 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, borçlu-davalı aleyhine .... .... .... Esas nolu dosya ile fatura ve cari hesap alacaklarının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattıklarını, ancak bu takibe borcu bulunmadığı gerekçesi ile itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, borçlunun itirazının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında 13.02.2004 tarihli 9 yıl süreli bir bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin Rekabet Kurumu kurallarından dolayı 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, bunun yanı sıra taraflar arasında 2006, 2007, 2008 ve 2009 dönemini kapsayacak şekilde deniz tankerleri ile akaryakıt taşınması ve bedelinin tahsil edilmesi amacıyla 31.12.2007 tarih ve 31.12.2008 tarihli hizmet sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşmelere göre müşterilerin satış bedelinin tahsil edilmesinin hizmet verenin sorumluluğunda ve tahsil ettiği bedelleri 24 saat içinde kendilerine ödemek zorunda olduğunu, sözleşmelerin garanti-teminat başlıklı 5. maddesinde davalı borçlunun kendilerinin yönlendirdiği müşterilerin mal bedelinin ödenmemesi halinde bu ödemelerin davalı tarafından yapılacağının taahhüt edildiğini, taraflar arasındaki bu sözleşmeye göre davalı tarafından kendilerine ödenmemiş olan fatura bedelleri ve borçlar için Kadıköy 14. Noterliğinden 19.09.2010 tarihli 21475 nolu ihtar gönderdiklerini, aksi halde yasal yollara başvuracaklarını bildirdiklerini, ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine 05.11.2010 tarihinde 333.152,63 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine dayanak yapılan faturaların kendisinin bilgisinde bulunmadığını iddia ettiğini oysa sözleşmede açık olduğu halde müşterilerinin ödememesi üzerine bu faturaları takip konusu yaptıklarını, kayıtlarının incelemesinde davacının dava dışı birçok faturayı itirazsız ödediğinin görüleceğini, davalının bütün ödemelerinin hesabından düştüğünün defterlerinden görülebileceğini, davalının bazı faturaların mükerrer yazıldığını ileri sürdüğünü ve yaptıkları kontrolde bunun doğru olduğunu tespit ettiklerini, bundan dolayı 10 adet 11.131,25 TL'lik faturanın sehven mükerrer girildiğini, bu sebeple bu itirazı dikkate alarak itirazın iptali davasının 322,021,38 TL lik kısım hakkında açtıklarını, davalının yıllık %180 faiz oranı ile ilgili itirazı konusunda da sözleşmede açıkça aylık %15'lik faizin hükme bağlandığını ileri sürerek, davanın kabulüne, takibin devamına, davalının %40 dan az olmamak üzere icra inkar tazminatı, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklemesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, davacının müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, süresi içinde bu takibe itiraz ederek takibi durdurduklarını, icra takibine dayanak yapılan faturalar ile müvekkilinin ilgisinin olmadığını, bu faturaların müvekkiline kesilmiş faturalar olmadığını, icra takibine dayanak olan cari hesap ve eklerini de kabul etmediklerini, davacıya hiçbir borçlarının bulunmadığını, müvekkilinin çeklerle yapılan hiçbir ödemesinin gösterilmediğini, müvekkilinin davacı ile aralarındaki sözleşmeye istinaden nakliye yaptığını, bedelini tahsil ettiğini, hak kazandığı primleri kestikten sonra kalan bedelleri davacıya ödediklerini, İcra takibine konu hesap ekstresinde görünen faturaların çoğunun mükerrer yazıldığını, tüm bunların yanında davacı tarafından gönderilmiş 2007 ve 2008 yılları için borçlarının bulunmadığına dair elektronik mektuplar bulunduğunu, kendilerinin 2009 yılında sözleşmeye göre prim alacaklarının bulunduğunu, davacının yıllık %180 faiz uyguladığını ve bunun da yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bu sebeple kabul etmediklerini, davacı şirkete karşı Ankara 34. Noterliğinden 02.08.2010 tarihli ve 06.09.2010 tarihli ihtarnameler gönderdiklerini, bayilik sözleşmesinin fesh ettiklerini, buna bağlı olarak da istasyon üzerindeki intifa hakkının ve ipoteğin kaldırılmasını talep ettiklerini, bu çağrıya karşılık davacının Kadıköy 14. noterliğinden ihtarname gönderdiğini, buna göre de ilk ihtarnamenin kendileri tarafından gönderildiğini, bunun üzerine Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ipoteğin kaldırılması davası açtıklarını, müvekkilinin bütün borçları için davacıya banka yoluyla ödeme yaptığını, davacıya borcunun bulunmadığını, tüm bu anlatılanlardan dolayı davanın reddine yargılama giderleri ile haksız takip nedeni ile davacının %40 tazminat ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir. KANITLAR : Yapılan yargılama sonucunda mahkememizce 03/04/2019 Tarih, 2017/299 Esas- 2019/294 Karar sayılı karar ile davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, anılan kararı davacı vekili temyiz etmiş, tesis edilen bu karar, ... ... .... Karar sayılı bozma kararına uyulmuştur. Bozma ilamı doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ticaret Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılmıştır. Bozma kararı doğrultusunda bilirkişi kurulu incelemesi yaptırılmıştır. Nitelikli hesap uzmanı, muhasebe ve SMMM bilirkişi kurulundan ek ve kök raporlar alınmış, düzenlenen raporlarda; takibe konu edilen faturaların davalı şirket adına düzenlenmediği, bu nedenle davalı tarafın ticari defter kayıtlarında bulunmadığı, davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre, davacı şirketin 31.12.2010 itibariyle davalı şirketten 322.021,38 TL alacaklı olduğu, buna mukabil davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davacı şirketin davalı şirketten 993,02 TL alacaklı bulunduğu, davalı tarafından davacı adına düzenlenen takibe konu edilen faturalarla aynı döneme tekabül eden 2007-2008 ve 2009 yıllarına ait fatura içerikleri incelendiğinde dava dosyası kapsamında takibe konu edilen faturalar ile tarih ya da miktar anlamında birebir benzer fatura tespit etmenin mümkün olmadığı, hal böyle olunca davacının takibe konu ettiği faturalar ile davalının davacıya kestiği faturaların birbirleriyle örtüşüp örtüşmediğine dair somut bulgulara ulaşılamadığı yönünde görüş bildirmişlerdir. GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesi ve akaryakıt taşınmasına yönelik sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Çekişme, davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konulan faturalardan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı yönünde toplanmaktadır. İddia, savunma, toplanan kanıtlar, önceki tesis edilen kararlar ve Yargıtay bozma ilamı ile benimsenen bilirkişi kök ve ek rapor kapsamından, davacının takibe koyduğu faturaların davalı aracılığı ile teslim edildiğine ve davalıya yönelik olarak düzenlendiğine dair davacı tarafça geçerli kanıt sunulmadığı, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesinin HMK'nın 192. maddesi yönüyle geçersiz olduğu, dava dışı kurumdan yapılan araştırmada da davacının faturaların davalı ile bağlantısının tespit edilemediği, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ait fatura içerikleri incelendiğinde dava konusu faturalar ile tarih ya da miktar anlamıyla da benzerlik olmadığı, birbiriyle örtüşmediği ve davacının davasının subuta ermediği anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilmiş, taraflar arasında sözleşme olması, ticari ilişki bulunması ve davacının hak arayışında olması karşısında icra takibinin kötü niyetli yapılmadığı ve kötü niyet tazminatının da koşullarının bulunmadığı sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. . HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının reddine, Koşulları oluşmayan kötü niyeti tazminatı isteminin reddine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 3.116,35 TL den indirilmesi ile arta kalan 2.688,75‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 50.303,21 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 02/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... E¸ Üye ... E¸ Üye ... E¸ Katip ... E¸

Atıf: Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/60, K. 2024/640, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-60-e-2024-640-k-9019b70ceb7f