İlk Derece Mahkemesi · Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/431 E. 2023/181 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/431
Karar No
2023/181
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/431 Esas - 2023/181 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/431 KARAR NO : 2023/181 HAKİM : ..... KATİP : ..... DAVACI : ..... Mersis No:..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : 1-..... ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : 2-..... VEKİLİ : Av. ..... DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 11/11/2022 KARAR TARİHİ : 21/11/2023 KARAR YAZIM TARİHİ :09/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin 1998 yılından beri e-online alışveriş pazarında yer aldığını, sektöründe lider firma olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasına benzer şekilde oluşturulduğunu, “...” ibaresini birebir taşıdığını, müvekkil ile özdeşleşmiş ... ibaresini birebir içeren dava konusu markanın, müvekkiline ait ... markalarını yıllardır bilen tüketiciler için müvekkil markalarının devamı gibi algılanacağını, markanın ön kısmında yer alan “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden ayırt edici olmadığını, markada kullanılan renk kombinasyonunun da müvekkili markaları ile benzerlik taşıdığını, bu renk kombinasyonunun müvekkilinin bir kısım markalarında aynen kullanıldığını, müvekkilinin “...” ibareli bir çok markasının bulunduğunu, ... ibaresinin müvekkili ile özdeş olduğunu ve yanına farklı bir ibare getirilse de markanın müvekkili şirkete ait olduğu yanılgısını doğuracağını, daha evvel kurum tarafından müvekkili lehine verilmiş kararların mevcut olduğunu, dava konusu ... ... ... marka başvurusu ile müvekkil adına tescilli başta ... markası olmak üzere “sözcük+...” kalıbı ile yarattığı marka ailesinin arasına sızacağını, dava konusu marka başvurusu ile müvekkil adına tescilli ... VE ... markasının piyasadaki konumundan haksız yarar elde etmesinin kaçınılmaz olduğunu, taraf markalarının birebir aynı mal ve hizmetleri kapsadıklarını, , müvekkiline ait markaların ... sayı ile tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkili markasının bu nedenle daha geniş bir korumadan yararlanması gerektiğini, dava konusu markanın müvekkili markasının ayırt edici karakterine zarar verebilecek nitelikte olduğunu, davalının bu ibareyi tesadüfi bir şekilde tercih ettiği yorumunda bulunulamayacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın tescilinin aynı zamanda haksız rekabete de sebebiyet verdiğini iddia ederek ... kararının iptali ve ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... 16.09.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptali şartlarının ve ... ... ... ... ibareli markanın tüm ürün ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü ve sicilden terkini şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu hocamburada+... ibaresinin 41. Sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 22.05.2021 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.09.2021tarih ve 383 sayılı bültende ilan olunduğu, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli çok sayıda markasına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın 09.03.2022 tarihli kararı neticesinde ise davacı yanca ileri sürülen itirazların haklı bulunmayarak reddolunduğu, söz konusu ret kararına karşı davacı yanca bir kez daha itirazda bulunularak başvurunun yeniden reddini talep olunduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 16.09.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “(…)Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı kanaatine varılmıştır. Şöyle ki, özellikle tescile konu Sınıf Kodu: 41Eğitim ve öğretim hizmetleri. nin nihai tüketicisinin dikkat düzeyi ve markaların ortak olarak içerdiği "..." ibaresinin ayırt edici niteliğinin çok düşük olması hususu, ...markalarının bilinir olduğu sektörün farklı olduğu hususu ile bir arada değerlendirildiğinde tüketicilerin çekişme konusu markaları birbirinden farklı ticari kaynaklardan gelen, farklı markalar olarak algılayabilecekleri, dolayısıyla markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Markalar arasında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik bulunmadığı gibi, itirazda başvuru konusu markanın tescili veya kullanımı halinde 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesinde sayılan durumlardan herhangi birisinin gerçekleşebileceği yönünde yeterli kanaat oluşturacak bilgi, belge veya argüman da sunulmamış olduğundan tanınmışlık itiraz da haklı görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı itirazlarının bir kez daha reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen çoğunluk görüşü raporda özetle: dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan 41.sınıf hizmetlerin tamamının davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan emtialar ile aynı, aynı tür ya da benzer hizmetler oldukları, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik ilişkisi kurmayacağı, davacı yanın e-ticaret ve online pazaryeri hizmetlerinde tanınır olduğu ancak dava konusu markanın 41. Sınıftaki tescilinin 6/5 maddesinde aranılan kriterlerin meydana gelmesi sonucunu doğuracağı yönünde bir kanaate varılamadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi ayrık görüşü raporunda özetle: “...” ibaresinin marka içinde yer almasının etkisi her somut olaya göre ayrı değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu, dava konusu marka “hocamburada”, davacı markaları ... ibaresinden oluştuğu, somut örnekte; ... için özellikle “h” ile başlayan “...” ibaresinin bir ön ibare olarak seçilmiş olması, “...” ibaresinin, davacı markalarının genelinde olduğu gibi turuncu renkte oluşturulması, dava konusu markada “...” ibaresinin ayrıca öne çıkarılması ve bunun yine davacının marka ve kullanımlarında dikkat çeken turuncu zemin üzerine yerleştirilmiş olması, dava konusu markada da davacı markalarında olduğu “mor + turuncu” veya “siyah + turuncu” gibi koyu ve turuncu renklerden oluşan “siyah + turuncu” bir kelime renk kombinasyonunun seçilmiş olması, dava konusu markanın bu açıdan öncelikle davacıya ait “...” markalarıyla benzer olduğu, ayrıca, dava konusu markanın tescilinin davacının “...” unsurlu markasının tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanması sonucunu doğurduğu, dava konusu markanın tescili ile, davacının inşa ettiği ve kullanmak suretiyle tanınmış hale getirdiği “...” esas unsurlu markalarının kazandığı marka imajı dava konusu markaya geçmiş olacacağı, dava konusu “hocamburada” ibareli bir markanın tercih edilip, yazı ve renk açısından da davacı markasını çağrıştıracak şekilde benzer bir markanın oluşturulması da bundan başka bir saikle izah edilemeyecek bir husus olduğu, böylece dava konusu marka sahipleri, tescil talep ettikleri mal ve hizmet sunumu veya satışına fantezi ve tamamen yeni bir marka imajı ile değil, farklı mal ve hizmetlerde tanınmış olsa da, hazır bir marka imajı ile girerek bu transferi gerçekleştirmiş olduğu, sonuç olarak, dava konusu markanın reddi gerektiği, bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun / çoğunluk ve ayrık görüş olmak üzere/ her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) .....Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak ... 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (.....). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Markası Örnek Davacı Markaları ..... ... (41. sınıf) ... ... ... ... ... (41. sınıf) Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; başvuru kapsamında yer alan 41. sınıftaki tamamı, davacı yanın sair markaları kapsamında aynı sınıflarda yer alan hizmetler ile aynı–aynı tür hizmetler olup taraf markalarının kapsamları itibariyle ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmaksızın, benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer mahiyetteki hizmetleri kapsadıkları görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ... ... ...+... ibareli başvurunun üst kısmında kare formda bir şeklin sol üst bölümünde kep görselinin konumlandırılması ve şeklin için “...” harflerinin yazımı, alt kısmında ise “...” ve “...” kelimelerinin birleşik yazımı ile oluşturulmuş bir marka olduğu, markanın bütününde mutat şekilde siyah – turuncu renk kombinasyonunun hakim olduğu, tüketici tarafından tarafından böylesi bir markanın bütün olarak algılanacağı anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın ise temel anlamda ''...'' şeklindeki markası üzerinden türetilmiş “...” ibaresinin esas unsur olarak içerir şekilde oluşturulmuş ve tamamında bu kalıbın bütün olarak korunduğu markaları veyahut “...” ibaresinin tali konumda bir üst marka olarak ve “...” sözcüğü sabit tutularak alternatif/seri markalar ile oluşturulmuş markalarının mevcut olduğu, davacı yanın ayrıca ön kısımda bir sözcük ya da harf ile birlikte “...” ibarelerini taşıyan markalarının bulunduğu; davacı yanın bahsi geçen sınırlı sayıdaki markasından “...” ibaresini içerir şekilde “...” markasına yaratmaya çalıştığı alternatif markalarının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. .....'nun 08.06.2016 gün ve ..... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, mahkememizce hükme esas alınan azınlık görüşü raporunda da bildirildiği üzere; "...” ibaresinin marka içinde yer almasının etkisi her somut olaya göre ayrı değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu, dava konusu marka “ ... ... ... + ... ”, davacı markaları ''...'' ibaresinden oluştuğu, ... için özellikle “h” ile başlayan “...” ibaresinin bir ön ibare olarak seçilmiş olması, “...” ibaresinin, davacı markalarının genelinde olduğu gibi turuncu renkte oluşturulması, dava konusu markada “...” ibaresinin ayrıca öne çıkarılması ve bunun yine davacının marka ve kullanımlarında dikkat çeken turuncu zemin üzerine yerleştirilmiş olması, dava konusu markada da davacı markalarında olduğu “mor + turuncu” veya “siyah + turuncu” gibi koyu ve turuncu renklerden oluşan “siyah + turuncu” bir kelime renk kombinasyonunun seçilmiş olması, dava konusu markanın bu açıdan öncelikle davacıya ait “...” markalarıyla benzer olduğu, ayrıca, dava konusu markanın tescilinin davacının “...” unsurlu markasının tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanması sonucunu doğurduğu, dava konusu markanın tescili ile, davacının inşa ettiği ve kullanmak suretiyle tanınmış hale getirdiği “...” esas unsurlu markalarının kazandığı marka imajı dava konusu markaya geçmiş olacağı, dava konusu “ ... ... ...+ ...” ibareli bir markanın tercih edilip, yazı ve renk açısından da davacı markasını çağrıştıracak şekilde benzer bir markanın oluşturulmasının da bundan başka bir saikle izah edilemeyecek bir husus olduğu, böylece dava konusu marka sahipleri, tescil talep ettikleri mal ve hizmet sunumu veya satışına fantezi ve tamamen yeni bir marka imajı ile değil, farklı mal ve hizmetlerde tanınmış olsa da, hazır bir marka imajı ile girerek bu transferi gerçekleştirmiş olduğu kabul edilerek, davanın kabulü ile ... 16.09.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, ... ... ... ibareli markanın tüm ürün ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davanın kabulü ile ... 16.09.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptaline ... ... ... ... ibareli markanın tüm ürün ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 4.325,70-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/11/2023 Katip ..... Hakim ..... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 92,20-TL GİDER AVANSI :4.233,50-TL TOPLAM :4.325,70-TL

Atıf: Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/431, K. 2023/181, T. 21.11.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-1-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2022-431-e-2023-181-k-1a32a1351e73