İlk Derece Mahkemesi · Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/255 E. 2023/349 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2012/255
Karar No
2023/349
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2012/255 Esas KARAR NO : 2023/349 ... DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 16/05/2012 KARAR TARİHİ : 29/05/2023 Mahkememizde görülmekte bulunan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekilince sunulan 17.05.2012 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı kooperatif ile davalı kooperatif arasında 1975 ve 1981 tarihli sözleşmelerle yerleşim alanına içme kullanma suyunun ortaklaşa getirtilmesi yönünde bir sözleşme imzalandığını, ancak ilerleyen dönemde müvekkili kooperatif üyelerinin büyük bölümünün kendilerine verilen taşınmazları sattıklarını, bu taşınmazları satın alan kişilerin de kooperatife üye olmadıklarını, 2000'li yıllara gelindiğinde. Davacı kooperatifin bölgesinde yer alan taşınmaz sahiplerinin büyük bölümünün kooperatif üyesi olmaması gibi bir durumun ortaya çıktığını, kooperatif tüzel kişiliğinin o bölgedeki tek varlığının iki adadan ibaret müteşekkil boş bir arsa olduğunu, davacı kooperatifin üyesi olmayan kişilerin yararlandığı hizmetler nedeniyle davalı kooperatife ödeme yapmasının haksız bir durum yarattığını, bunun üzerine müvekkili kooperatif tarafından 10.06.2011 tarihli genel kurulda... kurularak kooperatif tüzel kişiliğinin devre dışı bırakıldığını, gelişen bu olay üzerine müvekkili kooperatif ile davalı kooperatif arasında imzalanan sözleşmenin iptal edilmesi Site Yönetimiyle yeni bir sözleşme yapılması yönünde davalı kooperatife teklif götürüldüğünü, bu teklifin davalı kooperatifçe kabul edilmediğini, buna rağmen davalı kooperatifin uzunca bir süre site yönetimini muhatap alarak işlem yaptığını, dolayısıyla davalı kooperatif ile site yönetimi arasında yeni bir sözleşmenin oluştuğunu, Böylece kooperatifler arasındaki sözleşmelerin hukuken sona erdiğini, aradaki sözleşmenin fiilen de sona erdiğini, zira müvekkili kooperatifin bölgedeki varlığının boş bir arsadan ibaret olduğunu, davalı kooperatifin kime ne hizmet verdiğini, bu hizmetlerin parasal değerin ne olduğunu, hizmet vermeyip hizmet satın alıyor ise hangi parsel için kaç liralık hizmet satın aldığını açıklaması halinde kooperatif üyeleri için hiçbir hizmet verilmediğinin ortaya çıkacağını, taraflar arasındaki ilişkinin adi şirket olmadığını, şirketin iktisadi amaçla, kar elde etmek için kurulabileceğini, taraflar arasındaki ilişkide bir ticari girişim veya iktisadi amaç olmadığını, dolayısıyla aradaki sözleşmenin adi şirket olmaması nedeniyle taraflar arasındaki 1975 ve 1981 tarihli sözleşmelerin feshine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... birbiriyle iç içe geçmiş arsalara sahip iki ayrı kooperatif iken, zamanla bu arsalar üzerinde konutlar inşa edildiği ve bölgenin yerleşim yeri haline geldiği, Taşınmazların ve altyapının birbirinden ayrılamayacak derecede iç içe geçmiş olması altyapının ortak yapılıp kullanılmasını, taşınmazların ihtiyacı olan tesis, mal ve hizmetlerden ortak yararlanılmasını ve bunların giderlerinin de ortaklaşa karşılanmasını gerektirdiği, kooperatiflerin bulunduğu bölge ... mevkiinde yer almakta olup, yerleşimin başladığı 1970'li yıllarda şehir şebekesi bulunmadığından, konutların su ihtiyacını gidermek üzere müşterek bir çalışma içine girildiği, Bu bağlamda, davacı ve davalı kooperatifler ile dava dışı üçüncü bir kooperatifin taraf olduğu 11.03.1975 tarihli bir protokol imzalandığı, Buna göre, taraflar içme ve kullanma suyu temini için bir kuyu açtıracak, bunun için yapılacak masrafların %40.7'si davacı kooperatif, %16.0'sı davalı kooperatif, kalanı ise dava dışı bir kooperatif tarafından karşılanacağı, Ancak, davacı kooperatif bu protokolün gereklerini yerine getirmediğinden protokoldeki ortaklığının sona erdirildiği, Bunun üzerine, bahsi geçen protokol ile davacı kooperatifin payına düşen suyun, davalı ile ortak kullanılmasına yönelik olarak ikinci bir protokol imzalandığı, 19.11.1981 tarihli bu protokole göre, davacı kooperatif 1975 tarihli ilk protokol kapsamında kendi payına düşen suyu ihtiyacı oranında davalı kooperatife de kullandıracağı, Davacı kooperatif su ihtiyacının karşılanması için yapılmış ve yapılacak masraflara %28 (16,00/56,70) oranında katılacağının kararlaştırıldığı, kooperatiflerin su tesisatı dışında ortak yararlandığı çok sayıda tesisat, mal ve hizmetin mevcut olduğu, Kanalizasyon şebekesi, ada içerisindeki yollar ve büronun ortak kullanıldığı, Belediye ada içerisindeki çöpleri toplamadığından, çöpler traktörle toplanıp uygun bir yere nakledildiği, çöp traktörü davacı kooperatif yararına da çalışma yaptığı, Keza, taşınmazların güvenliğinin sağlanması, çevre düzenlemesi, çöp toplanması gibi işler için çalıştırılan işçiler her iki kooperatife de hizmet verdiği, Ada içi yolların temizliği bakım ve onarımı, yeşil alanların temizlenip ilaçlanması gibi hizmetlerden bölgedeki bütün taşınmazların yararlandığı, Bu nedenle yıllardan beri, bu hizmetlere ilişkin masraflar kooperatiflerce payları oranında müştereken karşılandığı, Taraflar arasındaki protokoller, karşılıklı yazışma ve ihtarnameler, yıllarca uygulanmakla oluşan sözlü akit ve teamüle göre, davacı kooperatifin ada içi yollarla ilgili giderlere katılım oranı %25, su ile ilgili giderlere katılım oranı %28, kanalizasyon şebekesi, çevre bakımı ve büro ile ilgili giderlere katılım oranı %36 olduğu, Büro giderlerinden kasıt, müşterek kullanılan kooperatif binasında tüketilen elektrik, su, doğalgaz ve sair ihtiyaçlar ile işçi ücretleri, yol-yemek-giyecek yardımları, vergi ve sigorta primleri oluğu, Bu gider kalemlerinin tümü büro gideri olarak anılmış ve davacı kooperatifin bu giderlere %36 oranında katılmasının kararlaştırıldığı, Nitekim, işçilerin... nezdindeki dosyaları da "... unvanıyla açılmış olduğu, Bu oranların taraf kooperatif yetkililerinin karşılıklı istişareleri neticesinde belirlendiği, ortak masrafların yıllarca bu oranlar dahilinde müştereken karşılandığı, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Adi Şirket" başlıklı 520. Maddesinde "Şirket bir akittir ki onunla iki veya ziyade kimseler, saylerini ve mallarını müşterek bir gayeye erişmek için birleştirmeği iltizam ederler hükmü mevcuttur. Yine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Adi Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verildiği, Görüldüğü üzere, Kanun kar elde etme amacını adi şirketin zorunlu unsurları arasında saymamış, ortak bir amaca ulaşma arzusunun varlığını adi şirketin kurulabilmesi için yeterli gördüğü, Basitçe örneklemek gerekirse, iki arkadaşın ortaklaşa kullanmak üzere bir kalem alması dahi hukuki açıdan adi şirket olduğu, Dolayısıyla, davacının iddiasının aksine, taraf kooperatiflerin, bölgedeki konutların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere emek ve mallarını birleştirmelerini konu edinen sözleşmenin bir adi şirket sözleşmesi olduğu, davacı kooperatif, sözleşmenin yapıldığı 1975 yılından 2001 yılına kadarki süreçte çok sayıda üyesi taşınmazlarını satmış olmasına rağmen, kooperatif üyesi olmayan yeni maliklerden gerekli aidatları toplamak, yani bir işletme kooperatifi gibi hareket etmek suretiyle davalı kooperatife karşı yükümlülüklerini ifa ettiği, 2001 yılında ise bir site yönetimi kurduğunu bildirerek, kooperatifler arasındaki sözleşmenin feshedilmesini ve site yönetimi ile yeni bir sözleşme imzalanmasını talep ettiği, davalı kooperatif ise 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre site yönetiminin tek parsel üzerine kurulabileceğini, bölgedeki konutların her birinin bir veya daha çok parsel üzerine inşa edilmiş villalar olduğunu, dolayısıyla bölgede site yönetimi kurulmasının hukuken mümkün olmadığını ve tapuya tescil ettirilerek resmiyet kazanamayacağını, hukuka aykırı bir oluşum olan söz konusu site yönetiminin sözleşmelere taraf olmasının da mümkün olmadığını, bu nedenle aradaki sözleşmelerin feshedilerek site yönetimi ile yeni sözleşme yapılması yönündeki talebin kabul edilmediğini, site yönetimi tarafından yapılacak ödemelerin davacı kooperatif adına yapılmış kabul edileceğini davacı kooperatife bildirdiği, Davacı tarafça site yönetimi olarak adlandırılan oluşum tarafından 2004 yılına kadar çeşitli ödemelerin yapıldığı, davalı taraf bu ödemeleri davacı kooperatifin ad ve hesabına yapılmış ödemeler olarak kabul ettiği, Davacı kooperatif, 21.03.2004 tarihinde yaptığı genel kurul toplantısında, hukuka aykırı bir oluşum olduğu için tapuya tescil ettirilemeyen site yönetiminin feshedilmesine karar verdiği ve durumu davalı kooperatife bildirdiği, Davacı kooperatifin bu tarihten sonra hiçbir ödeme yapmaması nedeniyle, davacı kooperatifin payına düşen ödemeleri de yapmak zorunda kalan davalı kooperatif bu yükü daha fazla taşıyamadığı ve 01.04.2004 31.12.2004 dönemine ait birikmiş katılım paylarının tahsili için davacı kooperatif hakkında .... Sayılı ilamı ile karara bağlandığı, Mahkeme, yapılan keşif neticesinde taraf kooperatiflere ait taşınmazlar ile bu taşınmazlar üzerindeki ev ve işyerlerinin birbirinden ayrılamayacak derecede iç içe geçtiğinin, bu nedenle alt yapıdan ve bazı hizmetlerden müştereken yararlanılması gerektiğinin tespit edildiği, müştereken yararlanılan hizmetlerin bedellerinin ise sözleşmeler, teamül ve konutların durumu gereği müştereken karşılanması gerektiği gerekçesi ile davacının itirazının iptaline ve 9440 oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verdiği, Bu karar .... sayılı kararı ile onandığı, davalının karar düzeltme istemi de reddedilmekle kesinleştiği, Böylelikle, taraflar arasındaki sözleşmenin kurulmasına sebep olan durumun (taşınmazların ve altyapının birbirinden ayrılamayacak derecede iç içe geçmiş olması) halen devam ettiği, dolayısıyla sözleşmenin yürürlükte olduğu, sözleşmenin feshini haklı kılacak bir sebebin bulunmadığı davacı kooperatifin bu sözleşme ile bağlı olduğu ve sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ifa etmesi gerektiği hususları kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğu, bu karar sonrasında 01.01.2005 - 31.07.2008 dönemine ilişkin ortak masraflara katılım payları davacı kooperatiften talep edildiği, ödeme yapılmaması üzerine davacı kooperatif aleyhine ... yukarıda sözü edilen kararına atıf yaparak, somut olayda talep edilen dönemler farklıysa da, o dosyadaki hukuki nitelendirme ve varılan sonucun bu dosyada da güçlü delil niteliği taşıdığı, kaldı ki taraf kooperatiflere ait taşınmazlar ile bu taşınmazlar üzerindeki bağımsız bölümler birbirinden ayrılamayacak derecede iç içe geçmiş olduğundan, bazı hizmetlerden müştereken yararlanılmasının zorunlu olduğu, müştereken yararlanılan hizmetlerin bedelinin de müştereken karşılanması gerektiği gerekçeleri ile davacının itirazının iptali ile 9040 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verdiği, bu karar ... sayılı ilamıyla onandığı, Böylelikle, davacının işbu davada da ileri sürdüğü, sözleşmenin hukuken ve fiilen sona ermiş olduğu, sözleşmeler ekte olsa dahi davacı kooperatifin bunlarla bağlı tutulmasını gerektiren bir sebebin bulunmadığı yönündeki iddialarında haklılık payı bulunmadığı ikinci bir kesin hükümle sabit olduğu, ikinci kararın da kesinleşmesi sonrasında, 01.08.2008 - 29.02.2012 dönemine ait ortak masraflara katılım paylarının ödemesi için davacı kooperatife ... E. sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açılmış olup, davanın halen derdest olduğu, netice itibarıyla, taraf kooperatifler arasındaki sözleşmenin halen yürürlükte olduğu, davacı kooperatifin bu sözleşme ile bağlı olduğu, bu sözleşmeden doğan borçları ödemesi gerektiği, sözleşmenin kurulmasına neden olan sebeplerin (taşınmazların ve altyapının birbirinden ayrılamayacak derecede iç içe geçmiş olması) halen devam ettiği, dolayısıyla sözleşmenin feshini gerektirir bir sebebin de bulunmadığı kesinleşmiş yargı kararları ile sabit olduğu, Belirtilen kanun hükümleri ve kesinleşmiş yargı kararları karşısında hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddi gerektiğini talep ve beyan etmiştir. GEREKÇE : Dava, Sözleşmenin İptali istemine ilişkindir. Mahkememizce,... Esas sayılı dosyası aslı dosyamız arasın alınmıştır. Dosyanın incelenmesinde dava konusunun; taraflar arasında su, kanalizasyon, masraflarına katılım için düzenlenen 11.03.1975, 19.11.1981 tarihli protokollerin fesh edildiğinin tespitinin talep edildiği, protokollerin geçerli olduğu, kabul edilir ise bu dava ile birlikte feshinin ve taraflar arasında her hangi bir adi ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti istendiği, davalı tarafça feshi istenen protokollerin taraflar arasında her iki kooperatifin kullanım alanlarının bir birine geçmiş halde bulunduğu, ayrılmalarının mümkün olmadığı, protokolde yazılı alanların ortak kullanıldığı, yazılı protokoller haricinde temizlik, işçi ücretleri ve ... giderleri gibi masrafların paylaşımı konusunda da sözlü anlaşma bulunduğu hatta bu konuda yargı kararları bulunduğunun savunulduğu taraflar arasındaki ihtilafın yukarıda adı geçen protokollerin halen yürürlükte bulunup bulunmadığı, bulunmaları için geçerli bir neden olup olmadığı, masrafların ortak paylaşımının gerekip gerekmediği, masraflara neden hizmetlerin verilip verilmediği veriliyor ise kime verildiği, hususlarından kaynaklandığı, anlaşılmıştır. Mahkememizce, mahallinde bir inşaat mühendisi, bir kooperatif işlerinden anlayan hukukçu ve sınırların belirlenmesi açısından bir harita mühendisi ile birlikte keşfen tespit yapılarak taraflar arasındaki protokollerin halen geçerli olup olmadığı, geçerli olduğu takdirde davacı taşınmazının bu protokolle belirlenen sınırlar dahilinde olup hizmetlerden yararlanıp yararlanmadığı, konusunda daha önce yapılan ve taraflar arasında kesinleşen yargılamalara ilişkin dosyalar da göz önüne alınarak rapor hazırlanmasına karar verilmiş, bilirkişi heyetince sunulan 11/11/2014 tarihli raporda, davacı ve davalı kooperatife ait arsalar üzerine konutlar inşa edilmesi nedeni ile bölgenin yerleşim yeri haline geldiği, çevre düzenlemesi ve alt yapı tesislerinin bir bütün olduğu, birbirlerini tamamladıkları, gerek çevre düzenlemesinin, gerekse alt yapının ortak olarak kullanıldığı, 11/03/1975 tarihli protokol ile 19/11/1981 tarihli protokole konu hizmetlerden davacı kooperatifin devir ettiği taşınmazların ve sakinlerinin istifade ettiği, davacı veya davalı kooperatife ortak olmayanların kooperatif hizmetlerinden yararlandığı ölçüde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sorumlu tutulması gerektiği, 11/03/1975 tarihli protokol ile 19/11/1981 tarihli protokolün geçerli olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu rapor edilmiştir. Tarafların itirazlarının değerlendirilmesi ve ayrı ayrı cevaplanmaları hususunda ek rapor tanzimine karar verilmiş, bilirkişi heyetince sunulan 01/07/2015 tarihli raporda eksiklikler bildirilmiş, eksikliklerin tamamlanmasına müteakip bilirkişi heyetince sunulan 15/11/2016 tarihli ikinci ek raporda; davacı ve davalı kooperatife ait arsalar üzerine konutlar inşa edilmesi nedeniyle bölgenin yerleşim yeri haline geldiği, çevre düzenlemesi ve altyapı tesislerinin bir bütün olduğu, birbirlerini tamamladıkları, gerek çevre düzenlemesinin, gerekse alt yapısının ortak olarak kullanıldığının tespit edildiği, çevre düzenlemesinden alt yapı tesislerinden faydalanan konutların ve bölgenin genel durumunu gösteren vaziyet planına göre değerlendirilme yapıldığında, davacı kooperatif tarafından hiçbir amacı kaldığı iddia edilerek fesihleri istenen 11/03/1975 ve 19/11/1981 tarihli protokollerde verilmesi kararlaştırılan hizmetlerin, örneğin içmesuyunun abonelikler ve ücreti karşılığında... tarafından sağlandığı, kanalizasyon ve yağmur suyu tesislerine yönelik hizmetlerin ... tarafından sağlandığı, park ve yolların bakımı ... tarafından sağlandığının tespit edildiği, yapılan tespitlere göre, 11/03/1975 ve 19/11/1981 tarihli protokollerle yapılması kararlaştırılan hizmetlerin, ... tarafından sağlanmakla beraber , protokollerin feshini mahkemenin takdirinde olduğu rapor edilmiştir. Mahkememizce, Davada taraflar arasında akdedilen 1981 tarihli protokol geçersizliğinin tespitinin talep edildiği, ibraz edilen bilirkişi raporlarının hükme elverişli olmadığı, nitekim ilk ve iki ek bilirkişi raporlarının birbirden farklı olduğu, yine 1981 tarihli protokole konu tüm yükümlülüklerin incelenmeksizin ek 2 bilirkişi raporunun örnekleme yolu ile tanzim edildiği, .... dosyalarındaki bilirkişi raporlarının gerektiğinde keşif icra edilerek zemin aplike edilmesi suretiyle, kesin hükümden sonra protokol şartlarında değişiklik olup olmadığının saptanmasının zorunlu olduğu nazara alınarak, ... dosyası Yargıtayda onanmıştır. Dosya ile hukuki ve fiili bağlantısı bulunan , bekletici mesele yapılan ve kesinleşen mahkeme kararları ve dosyaları mevcut dosyada bulunan ve birbirleri ile çelişkili olan raporların çelişkilerini giderecek mahiyette 07/12/2012 tarihli celsede belirlenen ihtilaf konusu hususlarda tespit yapmak amacıyla HMK. nın 273. maddesi gereğince 1 adet Nitelikli Hesap Uzmanı , 1 adet İnşaat Mühendisi ve 1 adet Harita Mühendisi 'den oluşacak bilirkişi heyeti marifeti ile rapor düzenlenilmesine karar verilmiş, bilirkişi heyetince sunulan 14/12/2022 tarihli raporda; protokolün iptali konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu, gerçekleşen yapılaşma ve geçen zamanla birlikte davaya konu taraf kooperatiflerin yer aldığı bölgede gerek altyapı, gerekse çevre düzenlemesinin ortak olduğu, kooperatifleri birbirinden ayıran bir sınırın olmadığı, bir çok yerde birbirlerine komşu oldukları, protokol kapsamında görülen işlerden davacı kooperatif sınırlarında kalan yerlerinde de faydalandığı rapor edilmiştir. Tarafların itirazlarını karşılayacak ihtilaf konusu dava konusundaki taleplerin her bir değerlendirilmesi ve tespit yapılması amacı ile bilirkişi heyetinden den ek rapor alınmasına, karar verilmekle, bilirkişi heyetince sunulan 17/04/2023 tarihli ek raporda, kök raporda yapılan değerlendirilmelerden bir değişiklik olmadığı belirtilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilen 14/12/2022 tarihli bilirkişi kök raporu ve 17/04/2023 tarihli ek raporun birlikte incelenip değerlendirilmesi neticesinde; Davacının, dava konusu ettiği 11/03/1975 tarihli protokol incelendiğinde ... arasında, bu kooperatiflerin arsaları üzerinden tesis edilecek yerleşim sitesinin içme ve kullanma suyu ihtiyacını temin etme amacı ile düzenlendiği yine dava konusu edilen 1981 tarihli protokol incelendiğinde, söz konusu protokolün .... içme suyu tesis payını zamanında ödemediği için 11.03.1975 tarihinde düzenlenen protokolün iptali sonrasında, 11.19.1981 yılında... arasında düzenlendiği, düzenlenen bu protokol konusunun davacı kooperatifin kendi payına düşen suyu, davalı ile ortak kullanılmasına yönelik olduğu, davacı kooperatif su ihtiyacının karşılanması için yapılmış ve yapılacak masraflara %28 (16,00/56,70) oranında katılacağının kararlaştırıldığı, ayrıca - İşletme ile ilgili diğer esaslarda 11.3.1975 tarihli protokol geçerli olacağı yönünde karar alındığı anlaşılmıştır. Mahkememizce, görevlendirilen konusunda uzman bilirkişilerin dava konusu protokollere esas yerin tespiti ve uyuşmazlık konusunda bizzat yerinde yapmış oldukları inceleme ve tespitler neticesinde, gerçekleşen yapılaşma ve geçen zamanla birlikte davaya konu taraf kooperatiflerin yer aldığı bölgede gerek altyapı, gerekse çevre düzenlemesinin ortak olduğu, kooperatifleri birbirinden ayıran bir sınırın olmadığı, keza bir çok yerde birbirlerine komşu olduklarının belirlendiği, davacı ve davalı kooperatifin daha önce malik olduğu, daha sonra müstakil arsaların kooperatif ortaklarına dağıtımı ve ortaklar adına tescil edilmesi akabinde, kooperatif ortakları tarafından yaptırılan konutların ve arsaların örnekleme adına bir kısmının gösterildiği parsellerinin incelendiğinde, zamanla iç içe geçen bu 2 kooperatifin ortak alanlarının ve müstakil bahçelerinin 2 adet kuyudan sağlanan su ile sulandığı, kuyular vasıtasıyla çıkarılan bu suların kullanımı aşamasında elektrik, bakım onarım maliyetleri oluşacağı, ortak alanların temizlik ve bakımı için davalı kooperatif bünyesinde personel çalıştırıldığı, davalı kooperatifin söz konusu giderleri üstlendiği, Davacı kooperatifin daha önce malik olduğu, daha sonra müstakil arsaların kooperatif ortaklarına dağıtımı ve ortaklar adına tescil edilmesi neticesinde protokolden kaynaklı hizmetlerden yararlanan üyesinin olmaması durumunda ortak giderler için yapılan harcamaları kooperatife üye olmayanlardan talep etme imkanı bulunduğu, hizmetin devam ettiği, devam eden hizmetten faydalanan davacı kooperatifin, protokolde belirlenen giderleri ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, sözleşmenin iptali halinde bu ödeme yükümlülüğünden kurtulunması nedeni ile sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı, Ayrıca, mahkememize dosyası içerisinde alınan ....Esas sayılı kararları, davacının faydalanılan hizmetler nedeni ile, ödeme yapması hususunda kararlar verildiği ve kararların kesinleştiği de göz önüne alındığında, davacının davalı ile yapmış olduğu 1975 ve 1981 tarihli protokollerin feshine ilişkin davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1-Davanın Reddine, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 179,90-TL olduğundan peşin alınan 21,15-TL harçtan mahsubu ile bakiye 158,75-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/05/2023 Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2012/255, K. 2023/349, T. 29.05.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2012-255-e-2023-349-k-2590427b8ca9