Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/20146, 08.06.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/20146
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MUKADDES AKIN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/20146)

Karar Tarihi: 8/6/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yersiz ödendiği iddia edilen döner sermaye parasının

iadesine ilişkin idari işlemin idare mahkemesince iptaline karar verilmesine

rağmen idare tarafından hukuk mahkemesine aynı konuda açılan alacak davasının

kabulüne karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Aydın Devlet Hastanesinde anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı olarak görev yapan başvurucudan 2007,

2008 ve 2009 yıllarında döner sermaye ödemesinde girişimsel işlem puanlarının

hatalı girildiği belirtilerek fazladan ödenen toplam 39.651,56 TL'nin iadesi

talep edilmiştir.

8.Başvurucu Hastanenin iade talebini içeren 11/5/2011 tarihli ve

9501 sayılı işleminin iptali için Aydın 1. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

9. Mahkeme 6/3/2012 tarihli kararında, başvurucuya yapılan

ödemelerde ilgilinin hile veya gerçek dışı beyanının bulunmadığını, anılan

branş için belirlenmiş olan girişimsel işlem kodlarının kullanıldığını, davalı

idarece geçmiş 2007, 2008 ve 2009 yılları bakımından hatalı girişler

yapıldığını iddia edilmiş ise de kodlamanın yanlış yapıldığına ilişkin herhangi

bir idari tasararufta bulunulmadığını ve bu puanların

karşılığı döner sermaye ek ödemesi yapılmasının onaylanarak ilgilinin döner

sermaye ek ödemesine hak kazandığının kabul edildiğini, bu nedenle idarenin bu

konuda açık bir hatasından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, fazla ödendiği

iddia edilen 33.654,87 TL'nin geri istenilmesine ilişkin dava konusu işlemde

hukuka uyumluluk bulunmadığını belirterek işlemin iptaline karar vermiştir.

10.Karar Danıştay Onbirinci Dairesinin

19/6/2015 tarihli kararı ile onanmış, karar düzeltme talebi aynı Dairenin

9/12/2015 tarihli kararı ile reddedilmiş ve hüküm 6/2/2016 tarihinde

kesinleşmiştir.

11. Bu arada Sağlık Bakanlığı, İdare Mahkemesinin iptal kararına

konu döner sermaye ek ödemesinin tahsili için 27/10/2011 tarihinde Aydın 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açmıştır.

12. Mahkeme 9/4/2013 tarihlli

kararında, davalının yerinde görülmeyen görev itirazı ve zamanaşımı definin

reddedildiğini, davacıya yapılan ödemeleri gösterir belgeler davacıya kamu

zararını ödemesi için yapılan bildirime ilişkin tebliğ belgesinin

incelendiğini, 18/2/2013 tarihli bilirkişi raporunun usule, yasaya ve Yüksek Yargıtayın yerleşik içtihatlarına uygun olduğunu, davalının

hatalı kod girmesi nedeniyle davacı idare tarafından kendisine bilirkişi

raporunda hesaplanan miktarda fazla ödeme yapıldığının sabit olduğunu

belirterek davayı kabul etmiştir.

13. Başvurucunun temyizi üzerine karar Yargıtay 3. Hukuk

Dairesinin 10/2/2014 tarihli kararı ile onanmıştır.

14. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 16/10/2014 tarihli

kararı ile reddedilmiştir.

15. Ret kararı 18/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 18/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 8/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

1. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu; yersiz ödeme yapıldığı iddiasıyla iadesi talep

edilen para ile ilgili işlemin iptali talebiyle İdare Mahkemesine açtığı

davanın kabul edildiğini, buna karşılık idare tarafından sebepsiz zenginleşme

hükümlerine göre Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın da kabulüne karar

verildiğini, böylelikle tarafları ve konusu aynı olan davalarda birbiriyle

çelişkili kararlar ortaya çıktığını, Asliye Hukuk Mahkemesinin İdare Mahkemesi

tarafından verilen iptal kararını dikkate alması gerektiğini, davaya İdare

Mahkemesinin bakmakla görevli ve yetkili olduğuna ilişkin Danıştayın

içtihadı birleştirme kararı olduğunu, bu yönüyle hukuk mahkemesinin başvuru

konusu davada karar vermesinin kanuni hâkim güvencesine aykırı olduğunu

belirterek Anayasa'nın 36. ve 37. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile tazminata karar verilmesitalebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

18. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde

bireysel başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olmasının şart olduğu, yine 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin

(2) numaralı fıkrasınde ise ihlale neden olduğu ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerektiği belirtilmiştir.

19. Başvuru konusu olaya benzer bir başvuruda, Gaziantep Çocuk

Hastanesinde radyoloji teknisyeni olarak görev yapan başvurucuya 2004 ile 2006

yılları arasındaözel hizmet tazminatları ile yan

ödemelerin fazla ödendiği iddia edilerek ödenen miktarın iadesinin talep

edildiği, başvurucunun itirazı üzerine Sağlık Bakanlığı tarafından bu paranıntahsili amacıyla 4/3/2010 tarihinde Gaziantep 1.

Sulh Hukuk Mahkemesine alacak davası açıldığı, Mahkemenin 17/04/2012 tarihinde

fazladan ödenen 3.283,30 TL'nin başvurucudan tahsiline karar verdiği,

başvurucunun da 27/04/2010 tarihinde yersiz ödendiği iddia edilen paranın

iadesine ilişkin işlemin iptali için Gaziantep 2. İdare Mahkemesinde dava

açtığı; Mahkemenin 30/6/2010 tarihli kararı ile dava konusu işlemin iptaline,

başvurucunun hakedişinden yapılan kesintinin davalı

idare tarafından alınarak davacıya ödenmesine hükmettiği; kararın itiraz

edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.

20. Başvurucu, aynı alacak için adli ve idari yargıda görevli

Mahkemelerin farklı kararlar vermesinin hukuki güvenlik ve eşitlik ilkesini

zedelediğini belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş,

Anayasa Mahkemesi, idare ve hukuk mahkemesinin gerekçelerinde tartışılan

konunun başvurucuya yapılan dava konusu ödemenin niteliği ve bu bağlamda

paranın idare tarafından geri istenilip istenilmeyeceği hususuna ilişkin

olduğunu, başvuru konusu olaya benzer bir davada yersiz ödenen denetim

tazminatıyla ilgili Edirne İdare Mahkemesinin, idarece fazla ödenen tutarların

istenilmesine ilişkin işlemin iptali ile tahsil edilen tutarın davacıya

ödenmesine karar verdiğini; Edirne Sulh Hukuk Mahkemesinin ise aynı konuya

ilişkin sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı olarak yersiz ödenen paranın

davacıdan alınarak idareye ödenmesine hükmettiğini, kararların kesinleşmesinin

ardından ilgili tarafça Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğunu, Uyuşmazlık

Mahkemesinin ilk incelemede 12/6/1979 tarihli ve 2247 sayılı Uyuşmazlık

Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 24. maddesinde açıklandığı

üzere tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan ve kesinleşmiş kararlar

arasında hüküm uyuşmazlığı doğduğunu; kararlar arasında çelişki nedeniyle

hakkın yerine getirilmesinin imkânsız hâle geldiğini tespit ederek esas

yönünden inceleme yaptığını (Uyuşmazlık Mahkemesinin 13/10/2014 tarihli ve

E.2013/1607, K.2014/887 sayılı kararı), bu açıdan tarafların süre sınırı

olmaksızın hüküm uyuşmazlığına ilişkin olarak Uyuşmazlık Mahkemesine

başvurabilmelerinin mümkün olduğunu, bu yolun fiilen ve etkin bir şekilde

kullanılabildiğini, başvurucunun ihlal iddiası ile ilgili olarak etkili bir

giderim yolu olan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmadan bireysel başvuru yoluyla

ihlal iddialarını Anayasa Mahkemesinin gündemine getirmesinin mümkün olmadığını

belirterek başvurunun, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar vermiştir (Erol

Güler, B.No:2013/8173, 14/4/2016).

21. Anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı

anlaşılan başvuru konusu olayda da başvurucunun aynı konuda İdare ve Asliye

Hukuk Mahkemesi tarafından farklı verilen ve kesinleşen kararlar nedeniyle süre

sınırı olmaksızın Uyuşmazlık Mahkemesine başvurabilmesinin mümkün olduğu, bu

yolun fiilen ve etkin bir şekilde kullanılabildiği, başvurucunun ihlal iddiası

ile ilgili olarak etkili bir giderim yolu olan Uyuşmazlık Mahkemesine

başvurmadan bireysel başvuru yoluyla ihlal iddialarını Anayasa Mahkemesinin

gündemine getirmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

22. Açıklanan nedenlerle başvurucunun ihlal iddiaları ile ilgili

olarak kanunda öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Mukaddes

AKIN

Vekili

:

Av. Ramazan

AKER

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/20146, T. 08.06.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-20146-basvuru-08-06-2017-1c3eb4923dc3