Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/19742, 08.06.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/19742
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALP SOSYAL HİZMETLER SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/19742)

Karar Tarihi: 8/6/2017

İKİNCİBÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Yargıtay onama kararının dosyadaki maddi olguları ve

esaslı iddiaları karşılamaması, Mahkemenin usul ve kanuna aykırı karar vermesi

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu şirket, 2006 yılından itibaren bir belediyenin su

ve kanalizasyon işlerinden sorumlu genel müdürlüğünden aldığı hizmet ihalesi

çerçevesinde sayaç endeks okuma işinin yüklenici firmasıdır.

8. Z.Ş. isimli şahıs, başvurucu şirkettte

1/1/2007 tarihinden itibaren şirketin faaliyetleri ile ilgili olarak genel

müdürlüğün hukuk müşavirliği bölümünde büro elamanı olarak çalışmıştır.

9. Z.Ş.nin 15/5/2011-31/5/2011 tarihleri

arasında işe mazeretsiz gelmediği iddia edilerek başvurucu tarafından Mersin 4.

Noterliği aracılığıyla 6/6/2011 tarihinde ihtarname gönderilmiş ancak ihtarname

Z.Ş.ye tebliğ edilmemiştir.

10. Z.Ş., Sakarya 1. İş Mahkemesine açtığı davada, belediyenin

su ve kanalizasyon işleri genel müdürlüğü bünyesinde farklı şirketlerde

3/8/2004-15/5/2011 tarihleri arasında çalıştığını, başvurucu şirkette ise

yaklaşık 4 yıl görev yaptığını, şirketin 15/5/2011 tarihinde herhangi bir sebep

göstermeksizin haksız bir şekilde iş akdini sonlandırdığını belirterek kıdem ve

ihbar tazminatı talebinde bulunmuştur.

11. Sakarya İş Mahkemesi 7/3/2013 tarihli kararında, davacının

İstanbul'da öğrenci olduğunu ve sınav dönemlerinde davacıya izinler

verildiğinin dosya kapsamından anlaşıldığını, davacının başka bir şehirde

üniversite öğrencisi olması nedeniyle işinde sıkıntı yaşamadığı ve işi

bırakmasını gerektiren bir durumun dabulunmadığını,

davacının, kendisinin istifasının istendiği gün, imzalaması için evrak

getirildiğini ancak bunu kabul etmediğini bildirdiğini, tanık Elif'in de bu

durumu doğruladığını, bütün bu hususların birlikte değerlendirilmesinde

davacının iş akdine davalı tarafça son verildiğinin anlaşıldığını, davalı S..

Genel Müdürlüğünün de asıl işveren olarak davacının işçilik alacaklarının

ödenmesinden diğer davalı ile birlikte sorumlu olduğunu belirterek davayı kabul

etmiştir.

12. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi

17/3/2014 tarihli ilamında, davacının 15/5/2011 tarihinden sonra işe

gelmediğinin sabit olduğunu, o tarihte iş sözleşmesinin işverence feshedilip

feshedilmediği hususunun ihtilaflı olduğunu, davacının kuzeni ve aynı zamanda

şirket eski çalışanı olan davacı şahidi E.B.nin,

davacının davalı şirketin koordinatörü ile aralarında geçtiğini iddia ettiği

konuşmayı telefonda kendisine anlattığını beyan ettiğini, davacının iddiasını

ispat amacı ile bu şahit beyanından başka delili bulunmadığını, davacı

şahidinin beyanının bilgi ve görgüye dayanmadığını, iş sözleşmesinin 15/5/2011

tarihinde işverence haksız olarak feshedildiğinin davacı tarafından yöntemince

ispatlanamadığını, ayrıca davacının 15/5/2011 tarihinden sonraki devamsızlığı

için geçerli bir mazeret de sunmadığını, bu durumda; iş sözleşmesinin işçi

tarafından haklı bir sebep olmaksızın feshedildiğinin kabulünün dosya içeriğine

daha uygun düşeceğini, haklı bir sebep olmaksızın iş sözleşmesini fesheden

işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının anılan

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılıgerekçe

ile kabulünün hatalı olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.

13. Bozma üzerine Mahkeme 29/5/2014 tarihli kararında belirttiği "Davacı 15/5/2011 tarihinde iş akdinin işveren

tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia etmiştir. Davacının bu iddiasını

tanık E.B. doğrulamıştır. Yargıtay bozma ilamında davacının kuzeni ve aynı

zamanda şirketin eski çalışanı olan tanık E.B'nin

beyanının bilgi ve görgüye dayanmadığı belirtilerek davacının iş akdine

işverence haksız olarak son verildiğinin yöntemince ispatlanamadığı belirtilmiştir.Ancak diğer tanıklardan H.B. "Ben

yaklaşık 5 yıldır Alp Sosyal Hizmetlerin çalışanı olarak S....'de görev

yapıyorum. davacı ile 7 ay boyunca hukuk servisinde

birlikte çalıştık. Biz aynı işleri yapıyorduk. Yazışmalar ile ilgileniyorduk.

Zeynep hanım ile benim yaptığım işler aynıydı. Ben aylık 930.-TL ücret

alıyordum. Ben davacının ne kadar aylık aldığını bilmiyorum. Davacı işten kendi

isteği ile mi ayrıldı yoksa çıkartıldı mı bunu bilmiyorum. Mayıs ayından sonra

davacının işegelmediğini biliyorum. Bize bu konuda

tutanak hazırlamamız söylendi. Biz de bu konuda tutanak hazırladık. Davacı

mayıs ayından sonra işe gelmedi" şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanık H.B. davacı ile aynı birimde çalışmıştır.Tanık soru üzerine "Davacı ile biz sadece

işyerinden arkadaştık. Davacı işten çıkacağı konusunda ya da işten çıkartıldığı

konusunda bana bişey söylemedi. Ben 15 Mayısta tutanak tuttuğumu hatırlıyorum. Davacı kaç gün

gelmedi o konuda bişey söyleyemeyeceğim"

şeklinde beyanda bulunmuştur. Ayrıca Mahkememizce tanığın beyanı sırasında

gözlemde bulunulduğu duruşma tutanağındaki tespitten anlaşılmaktadır. Adı geçen

tanığı beyanı ile ilgili duruşma tutanağı şu şekildedir."Ben

tutanakları tuttuğum dönemde Z.Ş.'yi aradım. neden gelmediğini öğrenmek için aradım dediği sırada tanığın

soruların dışında hususlara tereddütlü şekilde cevap verdiği ve soruları

cevaplamaktan bu şekilde kaçındığı anlaşıldığından tanığa tanıklığın ve yeminin

önemi anlatılarak yeniden yemin yaptırıldı. Tanık yine tereddütlü olarak

konuşmasına devam etti. İç çekti. Bana okuluna devam edeceğini söyledi. Yani

gelip gelmemesi ile ilgili konuşmadık. Bana sonrasında başka bir iş bulduğunu

söyledi dedi." şeklindedir.

Ayrıca tanık E.B. "..aynı durum benim başıma da

gelmişti, beni işten çıkarttılar, o zaman bana da bir kağıt getirmişlerdi,

imzalamamı istediler, hatta imzalarsan işsizlik maaşı alırsın dediler, ben

imzaladım, Z.Ş.'ye ben bu nedenle ben bu hatayı

yaptım sen yapma dedim, çünkü ben o imzayı attığımiçin

pişman oldum ..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu tanığın beyanı tanık

E.B.'nin beyanı ile birlikte değerlendirildiğinde

Mahkememizde davacının iş akdinin işveren tarafından feshedildiği hususunda

kanaate ulaşılmıştır." gerekçe ile önceki kararında

direnmiştir.

14. Başvurucu ve diğer davalının temyizi üzerine aynı Dairenin

29/9/2014 tarihli kararında belirtilen "Davalı

vekilinin kararı temyizi üzerine, Dairemizin 17/3/2014 tarihli ilamında, iş

sözleşmesinin işçi tarafından haksız olarak feshedildiği ve devamsızlıktan

önceki işveren feshinin usulünce ispatlanamadığı anlaşılmakla, kıdem ve ihbar

tazminatı isteklerinin reddi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar

verilmiştir. Bozma sonrasında yapılan yargılama sonunda, mahkemenin 29/5/2014

tarihli kararı ile "şahitlerden E.B.nin beyanı ile

H.B.nin beyanı ve H.B.nin

beyanı zapta geçirilirken mahkeme gözlemi olarak zapta yazılan hususlar

birlikte değerlendirildiğinde, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak yeniden

incelemede feshedildiği sonucuna ulaşıldığı" gerekçesiyle bozma kararına karşı

direnilmiş olup, yapılan incelemede Dairemizce temyiz incelemesi sırasında

maddi hataya dayalı olarak kararın bozulduğu anlaşılmakla, direnme kararının

kabulü ile Dairemiz kararının ortadan kaldırılmasına karar verildi."

gerekçe ile hüküm onanmıştır.

15. Onama kararı 14/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş

ve 11/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 8/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

17. Başvurucu, Yargıtay kararının gerekçesinin, dosyada ileri

sürülen deliller ve maddi olguları açıklamadığını, Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin bozma kararı verdikten sonra Mahkemenin direnmesi üzerine hangi

nedenle onama kararı verdiğini açıklamadığını belirterek gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

18. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri uyarınca her türlü mahkeme

kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

atıfla kararına yansıtması yeterlidir (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

19. Somut olayda taraflarca dosyaya sunulan ve toplanan deliller

değerlendirilmek suretiyle davanın sonucuna etki edebilecek tüm iddia ve

savunmaların gerekçeli kararda tartışılarak Mahkemece davanın kabulüne karar

verildiği, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin ayrıntılı değerlendirme yapmak

suretiyle 17/3/2014 tarihli kararı ile hükmü bozduğu (bkz. § 12) bozmadan sonra

İlk Derece Mahkemesinin Yargıtay bozma kararını tartışarak ve gerekçesinde

önceki kararında belirtilmeyen birtakım hususlara yer vermek suretiyle hangi

nedenle önceki kararında direndiğine ilişkin açıklamalarda bulunduğu (bkz. §

13), Dairenin direnme kararında belirtilen gerekçeye açıkça atıfta bulunarak

bozma kararının maddi hataya dayalı olarak verildiğinin belirtildiği ve bozma

kararının kaldırılarak hükmün onandığı anlaşılmıştır. Bu açıdan Yargıtayın, Mahkemenin bozmadan önceki hükümde neden ısrar

edildiğine yönelik açıklamalarına atıfta bulunarak verdiği onama kararının

gerekçesiz olduğundan bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

20. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

21. Başvurucu, dosyada toplanan delillere göre davacının

mazeretsiz olarak işe gelmediği hususunun sabit olduğunu, Mahkemenin davacı ile

aynı işyerinde çalışmayan bir akrabasının bilgi ve görgüye dayalı olmayan

beyanına göre değerlendirme yaptığını, bu açıdan hükme gerekçe oluşturmayacak

nitelikteki tanık beyanlarına itibar edildiğini, Mahkemenin yetersiz delillerle

haksız bir şekilde karar verdiğini, lehe olan delilerin dikkate alınmadığını, Yargıtayın direnme kararını hukuka aykırı bir şekilde

onadığını belirterekadil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun

yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz,

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

23. Başvurucunun ihlal iddialarının, yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucu

ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerini

somut olay çerçevesinde değerlendirmek (bkz. § 13) suretiyle davanın kabulüne

karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde,

iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından hukuk kurallarının ve

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Alp Sosyal

Hizmetler İnşaat Dayanıklı Tüketim Malları Otomotiv Nakliyat Temizlik

Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Rahşan

Bengi GEZGİN KAYAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/19742, T. 08.06.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-19742-basvuru-08-06-2017-97843abdfc6f