Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/6325, 15.04.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/6325
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

RAMAZAN SÖNMEZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/6325)

Karar Tarihi: 15/4/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, emekliliğe esas ek göstergesinin emeklilik

intibak derecesi olan 1. derecenin karşılığı (+3600) yerine (+3000) olarak

belirlenmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/8/2013 tarihinde Nazilli 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel

bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 29/1/2014 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu Denizli Çimento

T.A.Ş. Genel Müdürlüğünde üretim müdürü olarak görev yapmakta iken anılan kurum

19/1/1993 tarihinde özelleştirilmiş, ancak başvurucunun Emekli Sandığı Genel

Müdürlüğü ile ilgisi devam ettirilmiştir.

6. Başvurucu 31/12/2005

tarihinde 1. derece 4. kademe (+3000) ek gösterge üzerinden emekliye

ayrılmıştır.

7. Başvurucu tarafından emekli

ek göstergesinin (+3600) olması gerektiğinden bahisle (+3000) ek gösterge

üzerinde emekliye ayrılmasına ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle

uğradığı parasal kayıpların tazmini istemiyle Ankara 6. İdare Mahkemesinde dava

açılmıştır.

8. İdare Mahkemesi 28/12/2007

tarih ve E.2006/219, K.2007/3266 sayılı kararı ile davayı reddetmiş, başvurucu

tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onbirinci

Dairesi 15/6/2010 tarih ve E.20108/12333, K.2010/5179 sayılı kararı ile Mahkeme

kararının onanmasına karar vermiştir.

9. Karara karşı yapılan karar

düzeltme talebi de aynı Dairenin 18/4/2013 tarih ve E.2010/9288, K.2013/3835

sayılı kararı ile reddedilmiştir.

10. Karar, başvurucu vekiline

17/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Bireysel başvuru Anayasa

Mahkemesine 12/8/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

12. 8/6/1979 tarih ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli

Sandığı Kanunu’nun ek 71. maddesinin birinci fıkrası şöyledir;

“Sosyal güvenlik bakımından T.C. Emekli

Sandığına tabi bir görevde bulunmakta iken, özelleştirme programına alınan

kuruluşların bu Kanuna göre emeklilik hakkı tanınan kadro ve pozisyonlarına

atananlarla, bu kuruluşların özelleştirilmeleri sonucu sermayelerindeki kamu

payı % 50'nin altına düşenler ile bunlardan anonim

şirkete dönüştürülüp dönüştürülmediğine bakılmaksızın satılan veya

devredilenlerde T.C. Emekli Sandığına tabi olarak çalışan personelden

isteyenlerin Sandıkla ilgileri devam eder. Ancak bu kuruluşların

sermayelerindeki kamu payının %50'nin altına düştüğü tarihten, anonim şirket

statüsünde olmayanların satışı veya devri tarihinden sonra Sandığa tabi olarak

geçen süreler için emeklilik ikramiyesi ödenmez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 15/4/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 12/8/2013 tarih ve 2013/6325 numaralı başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu, ilk derece Mahkemesine ve Danıştay Onbirinci Dairesine emsal kararlar sunulmasına karşın davanın

ve temyiz talebinin reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini,

karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararın davayı takip eden avukata

17/6/2013 tarihinde tebliğ edildiğini, bu tarihten sonra 12/7/2013 tarihinde

başka bir avukatı vekil tayin ettiğini, ancak bu avukatın 5/7/2013 ila

13/7/2013 tarihleri arasında yurt dışında bulunduğunu ve 17/7/2013 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle 10 gün istirahatının uygun olduğuna dair sağlık raporu aldığını,

haklı mazeretin ortadan kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde bireysel

başvuruyu yaptığını belirterek, başvurusunun kabul edilmesi talebinde

bulunulmuştur.

B. Değerlendirme

15. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (1) ve (5)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvurular, bu Kanunda ve İçtüzükte

belirtilen şartlara uygun olarak doğrudan ya da mahkemeler veya yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Başvurunun diğer yollarla kabulüne

ilişkin usul ve esaslar İçtüzükle düzenlenir.

…

(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde

başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş

gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler.

Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini

inceleyerek talebi kabul veya reddeder.”

16. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvurunun

yapılabileceği yerler” başlıklı 63. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurular,

Kanunda ve İçtüzükte belirtilen şartlara uygun biçimde İçtüzük ekindeki ve

Mahkemenin internet sitesinde yayımlanan başvuru formuna uygun olarak Mahkemeye

şahsen yapılabileceği gibi diğer mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikler

vasıtasıyla da yapılabilir.”

17. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru

süresi ve mazeret” başlıklı 64. maddesi şöyledir:

“(1) Bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

(2) Başvurucu mücbir sebep veya ağır hastalık gibi

haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunu yapamadığı takdirde,

mazeretinin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün

içinde ve mazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Komisyonlar

raportörlüğünce mazeretin kabulünün gerekip gerekmediği yönünde karar taslağı

hazırlanır. Komisyon, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp

görülmediğini inceleyerek mazereti kabul veya reddeder.

(3) Başvurunun niteliğine

uygun düştüğü takdirde mazeret ve kabul edilebilirliğe ilişkin tek bir taslak

hazırlanıp bu iki husus birlikte karara bağlanabilir.”

18. Bireysel başvurunun ön şartlarından birisi de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 18).

19. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun'un 47.

maddesinin (1) ve (5) numaralı fıkraları ile İçtüzük'ün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

20. Bununla beraber 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca, mücbir sebep veya ağır hastalık gibi “haklı mazeret” nedeniyle otuz gün içinde

başvuru yapılamadığı takdirde, bu durumu delillendiren

belgeler ile birlikte mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş

gün içinde de bireysel başvuru yapma imkânı bulunmaktadır.

21. 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük’te,

haklı mazerete muhatap olan kişinin başvurucu olduğu ifade edilmekte ise de, temsil veya vekâlet yoluyla yapılan başvurularda

temsilci veya avukatın da haklı mazeretlerinin dikkate alınması gerekmektedir.

Temsilci veya avukatın haklı mazeretinin dikkate alınmaması, başvuru süresinin

kaçırılmasında hiçbir kusuru bulunmayan ve bu kişiler aracılığıyla bireysel

başvuru yapan başvurucular açısından mahkemeye erişimi daha baştan

engelleyebileceğinden, hakkın, telafisi imkânsız biçimde kaybına neden

olabilir.

22. Bu durumda, temsilci veya avukat aracılığıyla yapılan

bireysel başvurularda, bu kişilerin haklı mazeretlerinin bulunması halinde

mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde

yapılan başvuruların süresinde yapılmış olduğunun 6216 sayılı Kanun'un 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilmesi gerekir.

23. Somut olayda, nihai karar başvurucunun önceki avukatına

17/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 17/7/2013 tarihi bireysel başvuru

yapabilmek için son tarihtir. Başvurucu, 5/7/2013 ila 13/7/2013 tarihleri

arasında yurt dışında bulunan Av. Özlem Demirbaş’ı bireysel başvuru için

tanınan 30 günlük süre içinde 12/7/2013 tarihinde vekil tayin etmiş, 17/7/2013

tarihinde akut bronşit rahatsızlığı nedeniyle avukata 10 günlük istirahat

raporu verilmiş ve avukat 12/8/2013 tarihinde de bireysel başvuru formunu

Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesine sunmuştur.

24. Başvurucunun avukatı, 17/7/2013 tarihinde akut bronşit

hastalığı nedeniyle 10 günlük istirahatının uygun

olduğuna dair sağlık raporu aldığını ve bu durumun haklı mazeret kapsamında

değerlendirilerek başvurunun süresinde yapıldığının kabulü gerektiğini ileri

sürmektedir.

25. İçtüzük’te, mücbir sebep veya ağır hastalık

gibi haklı bir mazeretin başvuru süresini uzatacağı kurala bağlanmış olup, bu

hususlara ilişkin bir belirleme veya tanımlama yapılmamıştır.

26. Hangi hâllerin haklı mazeret olduğunun önceden

belirlenmesi mümkün olmadığından Anayasa Mahkemesi, ileri sürülen mazeretin

haklı olup olmadığını her başvuruda, olayın özelliklerini dikkate alarak

değerlendirmektedir (B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 21).

27. Başvuru konusu olayda, avukat hakkında düzenlenen sağlık

raporunda akut bronşit hastalığı tanısı konulduğu ve 10 günlük istirahatın uygun görüldüğü, hastalığının ağır olup

olmadığı hususunda bir tespit yapılmamakla birlikte hastalığın hastane veya

sağlık kuruluşunda yatarak tedavisinin yapılmasını gerektirmemesi nedeniyle

yatış işlemlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır.

28. Başvurucunun avukatı tarafından mazeret olarak ileri

sürülen hastalığına ilişkin sağlık kurulu raporunda, hastalığın ağır hastalık

olduğuna dair bir tespite yer verilmediği gibi hastane veya sağlık

kuruluşlarında yatarak tedavisinin yapılması yönünde bir tanının da konulmadığı

görülmekle, avukat tarafından mazeret olarak ileri sürülen hastalığın haklı

mazeret olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

29. Bu durumda, nihai karar başvurucunun önceki avukatına

17/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, bu tarihten itibaren en son 17/7/2013

tarihine kadar başvuru yapılması gerekirken, haklı mazeret olarak

değerlendirilmeyen hastalığa ilişkin istirahat raporu süresinin bittiği

tarihten itibaren 15. günün sonunda yapılan başvuruda süre aşımı bulunduğu

sonucuna varılmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

Başvurunun, “süre

aşımı” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 15/4/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Bahadır YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Ramazan SÖNMEZ

Vekili

:

Av. Özlem DEMİRBAŞ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/6325, T. 15.04.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-6325-basvuru-15-04-2014-6c3ae8a6e33d