Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/3569, 18.07.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2016/3569
Karar Tarihi

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

K.Ö. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/3569)

Karar Tarihi: 18/7/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mal varlığına ilişkin olarak işlenen bir suçun

etkili bir şekilde soruşturulmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek olmadığını

belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Sanayici olan başvurucu 1951 yılında doğmuş olup İzmir'de ikâmet etmektedir.

9. Başvurucu 22/8/2008 tarihinde devlet organları tarafından

-kendisine bildirilip- bloke edilen ve D.Bank'a

yatırılan 40 milyon Amerikan doları değerindeki hisse senetlerinin büyü ve

tehdit ile yok edildiğini, adam öldürmeye ve çocuk kaçırmaya teşebbüs

suçlarının işlendiğini iddia ederek Y.Ö.A., K.F.A. ile D.Bank

ve D. Yatırım yetkilileri hakkında şikâyetçi olmuştur.

10. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı 5/11/2008 tarihinde

başvurucunun şikâyetleri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde başvurucunun bahsettiği miktarda hesabı

olmadığı ve az miktarda yapılan hisse senedi alım satımına dair şikâyetinin de

bulunmadığı belirtilmiştir.

11. Başvurucunun karara karşı itirazı Nazilli Ağır Ceza

Mahkemesince 25/3/2009 tarihinde reddedilmiştir.

12. Başvurucu soruşturmaya ilişkin yeni evrak sunacağını

belirterek yeniden dosyanın işleme konulmasını istemiştir. Başvurucunun talebi

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edilerek 2009/16004 soruşturma

sayılı dosya üzerinden soruşturma yeniden açılmıştır.

13. Başvurucu 5/1/2010 tarihinde aynı soruşturma konusu olaylar

hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuştur.

14. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 17/5/2010 tarihinde teslim

edilen dilekçe ekindeki bir klasör soruşturma evrakının incelenmesi neticesinde

görev alanlarına giren konularla ilgili herhangi bir delil ve tespit

bulunmadığını, olayın Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı görev alanına dâhil

olduğunu belirterek 2010/699 soruşturma muhabere numarası ile evrakı Denizli

Cumhuriyet Başsavcılığına yollamıştır.

15. 2010/699 soruşturma muhabere numarası ile Denizli Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilen evraklar Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

21/5/2010 tarihinde 2010/11784 sayılı soruşturma dosyasına kaydedilmiştir.

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı 25/5/2010 tarihinde aynı konuda yürütüldüğü

anlaşılan 2010/11784 ve 2009/16004 sayılı soruşturma dosyalarının birleştirilmesine,

soruşturmaya 2009/16004 soruşturma sayılı dosya üzerinden devam edilmesine

karar vermiştir.

16. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı 20/6/2011 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın gerekçesinde söz

konusu suçların işlendiğine ilişkin başvurucunun soyut iddiaları dışında delil

bulunmadığı belirtilmiştir.

17. Başvurucu 24/11/2011 tarihli dilekçesi ile benzer

şikâyetlerini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden iletmiştir. Soruşturma

2012/1204 sayılı dosya üzerinden yürütülmüş ve 21/2/2013 tarihinde kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde söz konusu suçların

işlendiğine dair başvurucunun soyut iddiaları dışında delil bulunmadığı

üzerinde durulmuştur.

18. Başvurucunun bu karara karşı itirazı ise Bursa 6. Ağır Ceza

Mahkemesince 16/4/2013 tarihinde reddedilmiştir.

19. Başvurucu 7/6/2013 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının 2012/1204 sayılı dosyada etkili soruşturma yapılmadığı

gerekçesiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yapmıştır.

20. Anayasa Mahkemesince başvuru 2013/3802 sayılı dosya

üzerinden incelenmiş ve 30/9/2013 tarihinde üçüncü kişilerin cezalandırılması

istemine yönelik başvuru hakkında konu

bakımından yetkisizlik kararı verilmiştir.

21. Başvurucu 26/2/2015 tarihinde önceki şikâyetlerine konu

soruşturma evraklarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü arşivlerinde yok edildiğini

belirterek yeniden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi

sunmuştur.

22. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2015/29849

sayılı soruşturma dosyası ile yapılan inceleme sonucunda 3/8/2015 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde söz

konusu suçlamalarla ilgili İzmir ve Denizli Cumhuriyet Başsavcılıkları

tarafından soruşturma yapılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildiği, konunun İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube

Müdürlüğü (Emniyet Müdürlüğü) tarafından incelendiği ve düzenlenen raporda

başvurucunun dilekçelerinde belirttiği hususlarda delil ve tespit

yapılamadığının belirlendiği ve bu suçların işlendiğine dair başvurucunun soyut

iddiaları dışında delil bulunmadığı belirtilmiştir.

23. Başvurucunun karara karşı itirazı İstanbul 9. Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından 5/1/2016 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar 27/1/2016

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

24. Başvurucu 24/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 18/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Denizli Cumhuriyet

Başsavcılığınca Yürütülen Soruşturma Dosyasına İlişkin İddia Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; mal varlığı değerlerinin çalındığı için yaptığı

suç duyurusu üzerine dosyanın Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini,

ancak bu soruşturmadan herhangi bir sonuç alınamadığını belirterek etkili

soruşturma yapılmadığından yakınmıştır. Başvurucu eşitlik ilkesi, maddi ve

manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

27. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

28. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

29. Somut olayda Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun

şikâyetleri hakkında 20/6/2011 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

vermiştir.Başvurucu başvuru

formunda kararın Denizli'de bulunan eski ikametine tebliğ edildiğini ileri

sürmektedir. Başvuru formuna ekli olan ve başvurucu tarafından İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığına 13/11/2012 tarihinde sunulduğu anlaşılan dilekçe

içeriğinden başvurucunun en geç bu tarihte karardan haberdar olduğu

anlaşılmaktadır. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

incelemede başvurucunun anılan karara itiraz ettiğine dair bir bilgi ve belgeye

rastlanmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde de başvurucunun bu karara karşı

itiraz yasa yoluna başvurduğuna dair bir iddiada bulunmadığı görülmektedir.

30. Sonuç olarak başvurucu tarafından ileri sürülen şikâyetler

yönünden başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir. Etkin ve erişilebilir bir

çözüm imkânı sunan anılan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılan başvurunun

incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün

değildir.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca Yürütülen Soruşturma Dosyasına İlişkin İddia Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu; suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturmaya

ilişkin evrakın bazı kamu görevlilerince yok edildiğini, bu yüzden İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada ise kovuşturmaya yer

olmadığına karar verildiğini belirterek eşitlik ilkesi, maddi ve manevi

varlığın korunması ve geliştirilmesi, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

34. Başvurucunun şikâyetlerinin özü, mal varlığı değerlerinin

kasıtlı olarak yok edilmesi nedeniyle yaptığı suç duyurusu üzerine

soruşturmanın etkin bir biçimde yürütülmemesine ilişkin olduğundan başvurunun

mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

35. Devletin mülkiyetin korunmasına ilişkin hukuki çerçeve

oluşturma ödevi kapsamında hangi tedbirlerin alınacağı konusunda geniş bir

takdir yetkisi bulunsa da mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler bakımından

sadece idari ve hukuki yollar oluşturmasının yeterli bir koruma sağlamayacağı

açıktır. Özellikle modern demokratik devletin varlık amaçlarından birinin de

zor ve şiddet kullanması kural olarak yasaklanan bireyin hak ve özgürlüklerini

diğer bireylerin müdahalelerine karşı korumak olduğu ve bunun yanında kimi

durumlarda niteliği gereği hukuk davası yoluna ancak ceza soruşturması sonucu

elde edilebilecek bilgi ve bulgularla gidilebileceği dikkate alındığında

oluşturulması gereken idari ve adli mekanizmalardan biri olarak ceza hukuku

araçlarından yararlanılması önemli bir koruma sağlamaktadır(Abdulvahap Taşkın, B. No: 2015/16840, 24/5/2018, §

49).

36. Dolayısıyla mülkiyet hakkına üçüncü kişiler tarafından suç

işlenmesi suretiyle yapılan müdahalelerde yetkili makamların etkili ve özenli

bir soruşturma yürütmesi gerekmektedir. Yetkili makamlarca gösterilecek özenin

derecesi somut olayın öznel ve nesnel koşulları dikkate alınarak

belirlenmelidir. Ancak mal varlığı değerlerinin korunması amacını taşıyan

mülkiyete karşı işlenen suçların soruşturulmasında gösterilmesi gereken özenin

derecesinin yaşam hakkını korumaya yönelik olanlarla aynı olamayacağı tabiidir.

Bu bağlamda özellikle işlenen suçların tamamının kamu makamlarının her türlü

çabasına rağmen çözülmesinin mümkün olamadığı olgusunun dikkate alınması gerekir.

Dolayısıyla kamu makamlarından yaşam hakkının ihlali sonucunu doğuran suçlar

gibi daha ciddi suçların soruşturulmasına öncelik tanınması beklenebilir. Bu

nedenle mal varlığı değerlerine yönelik suçlara ilişkin bir soruşturmanın

özenli yürütülmediğinin ve dolayısıyla etkili olmadığının söylenebilmesi için

soruşturmada ciddi açıkların ve bariz eksikliklerin bulunması gerekmektedir (Abdulvahap Taşkın, § 50).

37.Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri

sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa

hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki

iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem,

eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile

dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile

ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru

dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden

olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına

göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin

hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller

açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B.

No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

38. Başvurucu iddialarının temelini soruşturma sırasında yok

edildiğini ileri sürdüğü belgelere dayandırmaktadır. İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından başvurucunun ileri sürdüğü belgelerin varlığı tespit

edilememiştir. Başvurucu da ayrı bir soruşturma yürütüldüğü iddiasının

varlığını ortaya koyacak herhangi bir belge sunamamıştır. Dolayısıyla başvurucu

ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal

edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine

getirmemiştir. Başvurucunun iddialarına delil olarak ileri sürdüğü hususların,

iddianın doğruluğunu destekleyecek ve ortaya koyacak nitelik ve yeterlilikte

olmadığı gözönüne alındığında söz konusu iddiaların

temellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Başvurucunun;

1. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmaya

ilişkin ihlal iddialarının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmaya

ilişkin ihlal iddialarının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

18/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Olcay ÖZCAN

Başvurucu

:

K.Ö.

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/3569, T. 18.07.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2016-3569-basvuru-18-07-2019-04ba78caf013