Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/14450, 07.11.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2016/14450
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

NALAN ALPASLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/14450)

Karar Tarihi: 7/11/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; murisin açtığı tazminat davasının reddi nedeniyle

mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuşlardır.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucunun murisi (annesi), İmar Bankası nezdinde bulunan (Off Shore) mevduatının anılan

Bankanın bankacılık yetkilerinin kaldırılmasının ardından tarafına ödenmediği

iddiasıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme

Kurulu aleyhine tazminat davası açmıştır.

7. Ankara 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 5/12/2008 tarihli

kararıyla davayı süre aşımı yönünden reddetmiş ise de Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29/12/2009 tarihli kararı ile süre

yönünden ret hükmü bozulmuştur.

8. Bu yargılama süreci devam ederken başvurucunun murisi

23/7/2010 tarihinde vefat etmiştir. Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2/8/2010

tarihli ilamı uyarınca başvurucu 1/2 oranında miras payı sahibidir.

9. Diğer pay sahibi olan başvurucunun kardeşi, noter onaylı

belge ile yargılama sürecine konu olan hesaplardan elde edilecek olası

kazanımlardan başvurucu lehine feragat etmiştir.

10. Bozma kararına uyan Mahkeme 28/10/2011 tarihli kararı ile

davayı esastan reddetmiştir. Ret gerekçesinde İmar Bankası Off

Shore Limited Şirketi bünyesinde bulunan hesapların

Türk Bankacılık Hukuku kapsamında mevduat hesabı olarak nitelendirilemeyeceği

belirtilerek bu mevduattan kaynaklı olarak oluşan zararlar dolayısıyla tasarruf

mevduatı güvencesi kapsamında idarelerin sorumlu tutulamayacağı ifade

edilmiştir.

11. Ret hükmü esası yönünden Danıştay Onüçüncü

Dairesinin 22/4/2015 tarihli kararı ile onanmış ve karar düzeltme istemi de

31/5/2016 tarihinde reddedilmiştir.

12. Nihai hükmün 11/7/2016 tarihinde tebellüğ edilmesinin

ardından 10/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

14. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

15. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır.

16. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

17. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucuların İddiaları

19. Başvurucu, idarenin hizmet kusuru nedeniyle murisinin

mevduatını elde edemediğini ve bu durumun mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

20.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

21. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,

ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı

hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda

mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

22. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet güvencesi,

mülkiyet hakkına yönelik kamu gücü tarafından gerçekleştirilen müdahalelerin

yanı sıra kimi durumlarda özel hukuk kişilerince yapılan müdahalelere karşı da

anayasal koruma sağlamaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkı devlete, müdahalede

bulunmama biçimindeki negatif yükümlülüğün yanında üçüncü kişilerden

gelebilecek müdahalelere karşı malike koruma sağlama şeklindeki birtakım

pozitif yükümlülükler de yüklemektedir (Osmanoğu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş, B. No:

2014/8649, 15/2/2017, § 48).

23. Mülkiyet hakkının devlete tahmil ettiği pozitif

yükümlülükler, devletin koruyucu ve düzeltici önlemler almasını

gerektirebilmektedir. Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici;

düzeltici önlemler ise müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle

telafi edici yasal, idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Pozitif

yükümlülükler mutlak olmayıp bunların ne tür koruyucu ve düzeltici edimleri

kapsadığı ve bu edimlerin derecesi, her somut olayın kendi koşulları içinde

belirlenebilir (Osmanoğu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş,

§ 49).

24. Başvurucunun murisine ait olan mevduatın başvurucuya intikal

edecek nitelikte ekonomik değer ifade eden bir mülk teşkil ettiği hususu

tartışmadan varestedir.

25. Anayasa Mahkemesi Alpaslan

Atalay ve Menderes Dinler (B. No: 2014/3994, 15/2/2017) kararında

İmar Bankası Off Shore

Limited Şirketinde bulunan mevduatların ödenmesi hususunda Türkiye

Cumhuriyeti'ne atfedilebilir pozitif bir yükümlülüğün söz konusu olmadığını

tespit etmiştir. Bu bağlamda kamu makamlarınca mevduatların ödenmemesinin

mülkiyet hakkına yönelik bir ihlal oluşturmadığının açık olduğu yönünde kabul

edilemezlik kararı verilmiştir.

26. Mevcut bireysel başvuruda anılan karardan ayrılmayı

gerektirecek bir durum bulunmadığı anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir..

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Nalan

ALPASLAN

Vekili

:

Av. Ayhan

COŞKUN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/14450, T. 07.11.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2016-14450-basvuru-07-11-2019-3419f763aa8e