Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/19521, 05.12.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/19521
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

EMEK YAPI YAT. İNŞ. TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/19521)

Karar Tarihi: 5/12/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari para cezasının iptaline ilişkin başvuru

sürecinde delillerin incelenmesi noktasında başvurucunun dezavantaja uğraması

ve kararın gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu Şirkete ait inşaat alanında belirlenen saatlerin

dışında gürültü yapıldığı gerekçesiyle Kadıköy Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğünün

5/9/2014 tarihli kararıyla başvurucu hakkında 3.000 TL idari para cezası

kesilmiştir.

7. 30/3/2005 tarihli ve 5236 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36.

maddesi kapsamında verilen idari para cezası aynı tarihte başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

8. Başvurucu özetle cezaya konu işlem sırasında inşaat alanında

yalnızca çevre temizliği yapıldığını ve çevreye rahatsızlık verecek ölçüde bir

gürültünün söz konusu olmadığını ifade etmiştir. Zabıta görevlileri tarafından

herhangi bir ses ölçümü yapılmadan ceza tanzim edildiğini ileri süren

başvurucu, İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğinden (Hâkimlik) söz konusu cezanın

usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek iptalini talep etmiştir.

9. Hâkimlik 30/10/2014 tarihli kararıyla başvurucu Şirketin, İl Mahali Çevre Kurulunun 28/2/2011 tarihli kararı ile hafta

içi inşaat ve şantiye alanları çalışma saati olarak belirlediği 7.00-19.00

saatleri dışında saat 20:50'de çalışmalarına devam ettiği gerekçesiyle

başvurunun kesin olarak reddine karar vermiştir.

10. Bu karar, başvurucuya 10/11/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

11. Bireysel başvuru 9/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

12. 5326 sayılı Kanun’un 36. maddesi şöyledir:

“(1) Başkalarının huzur ve sükununu bozacak

şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası

verilir.

(2) Bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti

çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin Türk

Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para

cezası verilir.

(3) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına

kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 5/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu; gürültüye neden olma eylemi nedeniyle aleyhinde

uygulanan idari yaptırım kararının haksız olduğunu, ses ölçümü veya somut bir

belirleme yapılmadan ceza verilmesine rağmen bu hususun göz ardı edildiğini

iddia etmiştir. Cezaya esas tutanağın bilimsel verilere dayanmadığına dikkat

çeken başvurucu, bu hususun kararda açıkça belirtilmediğini ve daha önce aynı

nedene dayalı başka bir idari yaptırım kararına itiraz etmesi üzerine farklı

bir mahkemece lehine karar verildiğini belirterek Anayasa’nın 36. ve 38.

maddelerinde güvence altına alınan hak ve ilkelerin ihlal edildiğini ileri

sürmüş; yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile

gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

16. Başvurucunun ileri sürdüğü ihlal iddialarının niteliği

nazara alınarak başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal ve

kişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi gerekir.

17. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına

alınmıştır.

18. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile kanunda belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez

bulunabilecektir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 55).

19. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların

kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: “Anayasal önem”

olarak adlandırılabilecek olan birinci koşul "başvurunun Anayasa’nın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımaması”, “kişisel önem” olarak

adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise “başvurucunun önemli bir zarara uğramaması”dır (K.V.,

§ 57).

20. Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma

unsurunun başta Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce

yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte

Mahkeme, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili hükümlerini

yorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden yorumlama ihtiyacı

duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun anayasal öneminin

bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V.,

§ 63).

21. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsurunda ise

Anayasa hükümlerinin uygulanması açısından başvurunun önem taşıdığının söylenebilmesi

için kamu makamları ve derece mahkemelerinin belli bir meseleye ilişkin

uygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu farklılığın

da önemli olması gerekir (K.V., §

64).

22. Kişisel önemin bulunmaması koşulu ise -başvurucunun içinde

bulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere- her olayın kendine özgü koşulları

dikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi

tarafından değerlendirilir (K.V.,

§§ 66, 67).

23. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen iddialara ilişkin birçok

başvuruda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin kapsam ve

içeriğini belirlemiştir. Bu kapsamda (Yaşasın

Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §§ 32-37; Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, §§

42-48; Ramazan Tosun, B. No:

2012/998, 7/11/2013, §§ 34-42; Muharrem

Keserci, B. No: 2012/575, 8/5/2014, §§ 43-55; Ahmet Teyit Keşli, B. No: 2013/2237,

18/9/2014, §§ 55-65; Abdulselam Tunç, B. No: 2013/6986, 5/11/2014, §§

56-66; Gürhan Nerse,

B. No: 2013/5957, 30/12/2014, §§ 33-40; Aziz

Ağırlı, B. No: 2013/1377, 25/3/2015, §§

32-43; Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayi A.Ş., B. No:

2013/8756, 15/4/2015, §§ 37-48; Targan Tolga Yungul, B. No: 2013/1386, 16/4/2015, §§ 23-31; Durmaz Oto. Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.

No: 2013/1020, 7/5/2015, §§ 22-35; Fahri

Gösteriş, B. No:2013/1297, 13/4/2016, §§ 27-37; Zekayi Çelebi, B. No: 2014/5633,

18/5/2016, §§ 25-30; Özgür Murat Engin, B.

No: 2014/7806, 21/9/2016, §§

38-44; Laleş Çeliker,

B. No: 2013/8413, 21/9/2016,

§§ 24-31) silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetlerin Anayasa Mahkemesi tarafından incelendiği,

başvuruculara delillerini sunma ve inceletme noktasında mahkemelerce uygun

imkânların tanınması gerektiği, tarafların dinlenilmemesi ve taraflara

delillere karşı çıkma imkânı verilmemesinin yargılama faaliyetinin hakkaniyete

aykırı hâle gelmesine neden olabileceği vurgulanmak suretiyle ilgili Anayasa

kurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır.

24. Başvurucu ayrıca karar sonucunu değiştirebilecek esaslı

iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının da ihlal

edildiğini şikâyet etmektedir.

25. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli

karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Mahkeme, içtihadında insan

haklarına ilişkin güvencelerin soyut ve teorik olarak değil uygulamada ve

etkili bir şekilde sağlanması amacının gerçekleşmesi için derece mahkemelerinin

ileri sürülen iddia ve savunmalara şeklen cevap vermiş olmalarının yeterli

olmadığına, iddia ve savunmalara verilen cevapların dayanaksız olmaması,

tutarlı ve makul olması gerektiğine vurgu yapmıştır. Mahkeme özellikle açık ve

somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili

olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması

hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir

gerekçe ile yanıt verilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Vesim Parlak,

B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No:

2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata,

B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet

Çelik ve diğerleri, B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59;Şah Tarım İnş. Tur. Ltd. Şti., B. No:

2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48).

26. Buna göre Anayasa Mahkemesinin sıklıkla uygulanmış açık

içtihatlarının bulunduğu silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ile gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun genel bir

soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığının

ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.

27. Başvurucu, başvuru formunda maddi bir zarara uğradığından

bahsetmemiş; sadece ihlalin tespitini talep etmiştir. Maddi zarar olarak

nitelenebilecek idari para cezası miktarının inşaat şirketi olarak faaliyet

gösteren başvurucunun mali durumuna ciddi anlamda zarar verdiği ve Şirket için

ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir açıklamanın olmadığı da

gözetildiğinde başvuru konusu miktarın başvurucu açısından önemli bir zarar

olduğu kanaatine ulaşılamamıştır.

28. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurunun Anayasa'nın

yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da

önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemden yoksun

olduğu anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun anayasal ve

kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

5/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Emek Yapı

Yat. İnş. Tic. Ltd. Şti.

Temsilcisi

:

Eyüp EKŞİ

Vekili

:

Av. Murat

ERDOĞAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/19521, T. 05.12.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-19521-basvuru-05-12-2017-27e3aede62ef