Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/19037, 05.04.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/19037
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

HALİT ERDOĞAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/19037)

Karar Tarihi: 5/4/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

şikâyetiyle İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna yapılan başvuruda ihlal tespit

edildiği hâlde tazminata hükmedilmemesi ve bu husustaki karara karşı görevli

yargı merciine yapılan itirazın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda

başka bir hükümlü tarafından silahla vurularak yaralanmıştır.

A. Tam Yargı Davasına

İlişkin Süreç

10. Başvurucu, söz konusu olay sonucunda çalışma gücünü

kaybetmesi ve bakıma muhtaç hâle gelmesi nedeniyle uğradığı maddi ve manevi

zararın hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmini istemiyle 6/6/2002 tarihinde

yaptığı zorunlu idari başvurunun reddi üzerine4/10/2002 tarihinde idari yargıda

tam yargı davası açmıştır.

11. Adana 2. İdare Mahkemesinde görülen ve Bakanlığının davalı

sıfatıyla yer aldığı söz konusu dava 21/9/2004 tarihli kararla kısmen kabul

edilmiş, başvurucu adına10.000 TL manevi ve talebiyle bağlı kalınarak 50.000 TL

maddi tazminata yasal faziyle birlikte

hükmedilmiştir. Başvurucunun fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi ise

reddedilmiştir.

12. Karar Danıştay Onuncu Dairesinin karar düzeltme isteminin

reddine dair 17/3/2008 tarihli kararıyla kesinleşmiştir.

13. Belirtilen yargı kararı ile hükmedilen tazminat tutarı

28/3/2008 tarihinde başvurucuya ödenmiştir.

B. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi Süreci

14. Başvurucu, söz konusu davaya dayalı olarak 16/6/2008

tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuştur. Başvuru

30364/08 başvuru numarası ile kayda alınmıştır. Başvurucu 11/6/2008 tarihli

başvuru dilekçesinde, yaşadığı olaydan dolayı uğradığı zararın tarafına ödenen

tazminat miktarından çok daha fazla olduğunu, nitekim bilirkişi raporu ile de

bu durumun tespit edildiğini ifade etmiş; idari yargıda ıslah müessesesinin

olmaması sebebiyle taleple bağlı kalınarak maddi tazminata hükmedilmesi

nedeniyle gerçek zararının karşılanmadığından, ayrıca yargılamanın makul sürede

tamamlanmadığından ve yargı kararının geç icra edildiğinden şikâyet etmiştir.

Belirtilen şikâyetleri bağlamında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 3. ve 6. maddeleri ile Sözleşme'ye ek 1

No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri süren başvurucu,

AİHM'den Sözleşme'ye aykırı bu durumların ortadan

kaldırılmasını talep etmiştir. Başvurucu 11/6/2008 tarihli başvuru dilekçesinde

herhangi bir tazminat talebinde bulunmamıştır.

15. Başvurucu, başvurunun incelenmesi sürecinde Türk Hükûmeti

(Hükûmet) tarafından getirilen dostane çözüm teklifini kabul etmediğini

3/11/2009 tarihli dilekçe ile AİHM'e bildirmiştir.

Başvurucu aynı dilekçesinde; yaşadığı olay nedeniyle uğradığı maddi zararının

35.000 euro olduğunu, en az bu miktarda manevi

zararının da bulunduğunu, dolayısıyla Hükûmet tarafından önerilen miktarın

tatmin edici olmadığını ifade etmiştir.

16. Başvurucu 27/1/2010 tarihli Hükûmet görüşü üzerine 10/3/2010

tarihinde AİHM'e sunduğu dilekçesinde de yargılama

sürecinde bilirkişi raporu ile saptanan ancak idari yargıda ıslah müessesesinin

bulunmaması nedeniyle karşılanmayan 62.629.489.852 eski Türk lirası maddi

zararının ve en az bu kadar manevi zararının olduğunu belirtmiş ve gerçek

zararının tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

17. Başvurucu 12/5/2010 tarihli dilekçesinde 3/11/2009 ve

10/3/2010 tarihli dilekçelerindeki tazminat istemini yinelemiştir.

18. Başvurucu 7/6/2010 tarihinde sunduğu dilekçesinde ise

yaşadığı olay nedeniyle oluşan iş gücü kaybından dolayı ömür boyu başkasının

bakımına muhtaç hâle geldiğini hatırlatmış, yaşam hakkı ihlalinden doğan maddi

ve manevi zararının karşılanmasını istemiştir.

19. AİHM 17/6/2010 tarihli yazısında, başvurucunun 12/5/2010 ve

7/6/2010 tarihli dilekçelerindeki beyanlarının AİHM İçtüzüğü'nün

38. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca dosya kapsamına alınmadığını

belirtmiştir.

C. İnsan Hakları Tazminat

Komisyonu Süreci

20. AİHM önünde söz konusu başvurunun incelenmesi devam ederken

9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı

Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun yasama organı

tarafından kabul edilerek 19/1/2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

21. Başvurucu, anılan Kanun kapsamında 24/7/2013 tarihinde kayda

alınan dilekçe ile Bakanlık bünyesinde oluşturulan İnsan Hakları Tazminat

Komisyonuna (Komisyon) müracaat etmiş ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği gerekçesiyle tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu söz konusu

dilekçesinde, AİHM'e yaptığı başvuru hakkında

14/6/2013 tarihli karar ile Komisyona müracaat yolu gösterilerek başvurunun iç

hukuk yolları tüketilmediğinden kabul edilebilirlik koşulunu sağlamadığı

yönünde karar verilmesi ve bu kararın 6/7/2013 tarihinde kendisine tebliğ

edilmesi üzerine Komisyona başvurusunu gerçekleştirdiğini ifade etmiştir.

22. Komisyon 29/4/2014 tarihli kararı ile başvurucunun makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini tespit etmiş ancak tazminat

talebini reddetmiştir. Tazminat talebinin ret gerekçesi olarak AİHM'deki

başvuru formunda tazminat talebinde bulunmayan başvurucunun Komisyona müracaat

ederken yeni bir talepte bulunamayacağı gösterilmiştir.

23. Başvurucu28/5/2014 tarihinde tebliğ edilen söz konusu

Komisyon kararına karşı5/6/2014 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine

itirazda bulunmuştur. Başvurucu itiraz dilekçesinde, Komisyona yapılan

başvurunun yeni yapılmış bir başvuru olmayıp AİHM'deki başvurunun devamı

niteliğinde olduğunu, bu sebeple AİHM'e verilen

dilekçe ve taleplerin görmezden gelinemeyeceğini, bu bağlamda AİHM'e sunduğu 11/6/2008 tarihli başvuru dilekçesinde Sözleşme'ye aykırı durumların ortadan kaldırılması şeklinde

talepte bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Sözleşme'ye

aykırı durumların ortadan kaldırılmasının yollarından birinin de tazminat

olduğunu, AİHM'in ihlalin tazminat yolu ile

giderilmesini başvurunun ilerleyen safhalarında değerlendirdiğini ifade

etmiştir. Nitekim başvuru sürecinde Sözleşmeci Devlet tarafından getirilen

dostane çözüm teklifine cevaben gönderdiği dilekçede olay nedeniyle uğradığı

zarar miktarını gösterdiğini ve tazminat isteminde bulunduğunu belirten

başvurucu, Komisyonun bu dilekçeleri dikkate almadan tazminat istemini

reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etmiş, itirazının kabul edilmesini

ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

24. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Kurulu (Mahkeme) 12/9/2014

tarihli kararıyla itirazı kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinde,

tazminata ilişkin talebin incelenebilmesi ve kabul edilebilmesi için ihlal

iddiasının AİHM'deki şikâyet başvurusuna konu edilmiş ve bu iddiayla ilgili

tazminat talebinin de orada dile getirilmiş olması gerektiği, zira Komisyonun AİHM'e yapılmış şikâyet başvurularını ve bunlarla ilgili

tazminat taleplerini inceleyerek sonuçlandırabildiği ifade edilmiştir. Bu usul

haricinde Komisyona yapılmış olan tazminat istemlerinin incelenemeyeceği

belirtilmiştir. Başvurucunun AİHM'e yaptığı başvuruda

uzun yargılama şikâyetinde bulunduğuna ancak bu ihlal iddiasından dolayı

tazminat talep etmediğine dikkat çekilen kararda, tazminat talebinin reddinde

hukuka aykırılık olmadığı tespit edilmiştir.

25. Nihai karar 7/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

26. Başvurucu 1/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

D. Olaya İlişkin Diğer

Tespitler

27. Başvurucu tarafından Komisyona sunulan başvuru dilekçesinde AİHM'deki

başvuru hakkında verildiği belirtilen 14/6/2013 tarihli kabul edilemezlik

kararı (bkz. § 21) metni Mahkememizin 1/11/2017 tarihli müzekkeresi ile

başvurucudan ve Komisyondan istenmiştir. Müzekkereye cevaben gönderilen bilgi

ve belgelerin incelenmesinden AİHM nezdindeki başvuru hakkında verilmiş

herhangi bir kabul edilemezlik kararı bulunmadığı, başvurucunun kabul

edilemezlik kararı olarak belirttiği 14/6/2013 tarihli yazının ise Bakanlık

tarafından dosyaya sunulan görüş yazısı olduğu tespit edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

28. 6384 sayılı Kanun'un "Amaç"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek

suretiyle çözümüne dair esas ve usullerin belirlenmesidir."

29. Aynı Kanun'un "Kapsam"

kenar başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanun;

a) (...) idare hukuku kapsamındaki

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,

(...)

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

yapılmış başvuruları kapsar."

30. Aynı Kanun'un "Müracaatın

reddi" kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:

"(1) Komisyon;

a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki

diğer kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,

b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,

c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,

ç) Müracaatın 2 nci

madde kapsamına girmediğini,

tespit ederse müracaatı reddeder."

31. Anılan Kanun'un "Müracaat

hakkında karar ve karara itiraz" kenar başlıklı 7. maddesinin

(2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

"Komisyon, Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda

gerekçeli olarak karar verir.

Komisyon

kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Komisyon

aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi

müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte derhal itiraz merciine

gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay içinde karara

bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse işin esası

hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 5/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu, AİHM'e yaptığı

başvuruda hak ihlallerinin ortadan kaldırılması amacıyla süresi içinde ve

usulüne uygun olarak tazminat talebinde bulunduğunu belirtmiştir. Gerek

Komisyonun gerekse Mahkemenin AİHM'deki başvuru usul ve esaslarını sağlıklı bir

şekilde tespit edemediğinden şikâyet eden başvurucu, eksik inceleme ve hatalı

değerlendirmeye istinaden verilen kararlarla tazminat talebinin reddedilmesi

nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Bakanlık tarafından sunulan görüşte, öncelikle konuyla

ilgili ulusal ve uluslarası hukuk kurallarına yer verilmiş;

ardından adil tazmin taleplerinin AİHM'e başvuru

formunda belirtilmesinin zorunlu olmadığı, başvuranın bu taleplerini adil

tazmin görüşlerini sunması için belirlenen süre içinde de sunabileceği

hatırlatılmıştır. Bu kapsamda başvurucunun 10/3/2010 tarihli dilekçesi ile adil

tazmine ilişkin görüşlerini AİHM'e ilettiği ancak bu

tarihte uzun yargılama şikâyetine ilişkin olarak tazminat talebinde bulunmadığı

vurgulanmıştır. Her ne kadar başvurucu tarafından 12/5/2010 ve 7/6/2010 tarihli

dilekçeleri ile açıkça tazminat talebinde bulunduğu ifade edilmiş ise de bu

beyanların Mahkeme başkanı tarafından AİHM İçtüzüğü'nün

38. maddesinin (1) numaralı fıkrasına istinaden dosya kapsamına alınmadığına

dikkat çekilen görüş yazısında, başvurucunun uzun yargılama şikâyetine ilişkin

bir tazminat talebi olmadığı hususu yinelenmiştir. Görüş yazısında son olarak AİHM'in bazı zararlara ilişkin olarak ihlalin varlığının

tespit edilmesinin tek başına yeterli tazmin oluşturduğuna karar verebildiği ya

da AİHM İçtüzüğü'ne uygun olarak yapılmış bir adil

tazmin talebi bulunmadığı hâllerde de somut olayın istisnai koşulları nedeniyle

ortaya çıkan manevi zarara ilişkin olarak tazminata hükmedebildiği

hatırlatılarak bu nitelikteki AİHM kararlarına yer verilmiş, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas yönünden incelenmesinde bu açıklamaların gözetilmesi

hususundaki takdirin Anayasa Mahkemesinde olduğu ifade edilmiştir.

35. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta AİHM'e sunduğu başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü hak

ihlallerinin ortadan kaldırılması için tazminat ödenmesi talebini süresi içinde

ve usulüne uygun olarak AİHM'e ilettiğini

belirtmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru formundaki açıklamalarına atfen ihlal

iddialarını tekrarlamıştır.

B. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda yer verilen

şikâyetlerinin özü, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla

Komisyona yaptığı başvuruda ihlal tespit edildiği hâlde adına tazminata

hükmedilmemesi yönünde verilen karara karşı görevli yargı mercii nezdinde

yaptığı itirazın reddedilmesinin, bir başka ifadeyle bu husustaki yargılamanın

sonucunun adil olmamasıdır. Dolayısıyla anılan iddialar bu kapsamda

değerlendirilmiştir.

37. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum,

uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

38. AİHM'e yapılmış belirli

nitelikteki başvuruların tazminat ödenmek suretiyle iç hukukta çözüme

kavuşturulması amacıyla hazırlanan ve bu konuya ilişkin özel birtakım

düzenlemeler içeren 6384 sayılı Kanun’da, başvuruları çözmekle görevlendirilen

Komisyonun hangi usul ve esaslar çerçevesinde inceleme yapacağı belirlenmiş, bu

kapsamda müracaatın reddine karar verilebilecek hâller de gösterilmiştir.

39. Somut başvuruda şikâyet konusu edilen ve anılan Kanun

hükümlerinin uygulanması noktasında ihtilafın ortaya çıktığı temel mesele,

Komisyona yapılan başvurudaki tazminat taleplerinin kabul edilebilmesi için

AİHM’deki başvuruda da aynı ihlal iddiasından dolayı tazminat talebinde

bulunulmuş olması koşulunun aranması gerekip gerekmediği ve Komisyon

başvurusuna konu maddi olayda söz konusu koşulun gerçekleşip

gerçekleşmediğidir.

40. Bireysel başvuruya dayanak karar bu yönüyle irdelendiğinde

derece mahkemesinin; Komisyona başvuru yapılmasına gerekçe gösterilen ihlal

iddiasından kaynaklanan tazminat talebinin AİHM’deki başvuruya da konu edilmiş

ve burada açıkça dile getirilmiş olması gerektiğini, bu bağlamda AİHM nezdinde

ileri sürülmemiş tazminat istemlerinin Komisyon tarafından da kabul

edilemeyeceğini, bu şekildeki bir tazminat talebinin 6384 sayılı Kanun

kapsamında görülemeyeceğini değerlendirdiği anlaşılmaktadır. Bu kabulden

hareketle derece mahkemesinin başvurucunun AİHM’deki başvurusunu incelediği ve

söz konusu başvuruda uzun yargılama şikâyeti olduğu ancak dilekçelerde bu ihlal

iddiasından dolayı açık bir tazminat talebinde bulunulmadığı tespitine yer

verdiği, bir başka ifadeyle AİHM'deki tazminat isteminin diğer hak ihlali

iddialarına ilişkin olması sebebiyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetinden dolayı Komisyona yapılan başvurudaki tazminat

talebinin kabul edilemeyeceğini değerlendirdiği görülmektedir.

41. 6384 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki hükümlerin yorumu ile bu yorum

uyarınca somut olayın ele alınmasındaki takdir derece mahkemelerine aittir. Bu

bağlamda somut başvuruda 6384 sayılı Kanun hükümlerinin ne şekilde

uygulanacağının derece mahkemesince irdelendiği ve anılan Kanun kapsamında

tazminata hükmedilmesi için gerekli koşulların ne olduğu ilgili hukuk kuralları

çerçevesinde yorumlanmak ve maddi olayda bu koşulların gerçekleşip

gerçekleşmediği hususu dosya kapsamındaki deliller (AİHM'e

sunulan dilekçeler) değerlendirilmek suretiyle bir karara varıldığı

görülmektedir.

42. Başvurucu; her ne kadar AİHM’e

süresi içinde ve usulüne uygun olarak sunduğu dilekçelerde tazminat talebinde

bulunduğunu, ayrıca bu dilekçelerde gösterdiği tazminat miktarının tüm ihlal

iddialarına yönelik olduğunu, AİHM'deki süreç yönünden Komisyondan tazminat

talep etmesine engel bir hâl bulunmadığını ileri sürmekte ise de başvurucu

tarafından ileri sürülen bu iddialar, derece mahkemesince delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup Mahkeme

kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

43. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

5/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Halit

ERDOĞAN

Vekili

:

Av. Mustafa

ÇİNKILIÇ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/19037, T. 05.04.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-19037-basvuru-05-04-2018-ac125aa0668a