Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/5464, 31.03.2016

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2013/5464
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYŞE BALIN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/5464)

Karar Tarihi: 31/3/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mayına basılması sonucu yaralanma nedeniyle

17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi

nedeniyle yaşam ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/7/2013 tarihinde Silopi Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/12/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 18/2/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu 22/4/1992 tarihinde Şırnak ili Silopi ilçesi Kapılı

köyü Hezil Çayı yakınlarında odun topladığı sırada

mayına basması sonucu sağ ayağını diz altından kaybederek yaralanmıştır.

8. Başvurucu 1/4/2005 tarihinde, yaralanması nedeniyle uğradığı

zararın karşılanması için 5233 sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılması

istemiyle Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

9. Komisyon 27/3/2006 tarihli 2006/400 sayılı kararı ile

başvurunun reddine karar vermiştir.İlgili

gerekçe şöyledir:

"... Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının

1992/622 Hazırlık ve 1992/650 nolu Takipsizlik

yazılarında "Bölgenin mayınlı olduğu Jandarmaca köylerine ilan edildiği

ayrıca tarlada çalıştıkları esnada nöbetçi askerler tarafından mayınlı bölgenin

gösterilerek oraya girmemeleri gerektiği uyarısına rağmen mayınlı bölgede odun

toplamaya çalışırken mayına basmaları neticesinde yaralandığı"

belirtilmekte olduğundan Komisyonca Ayşe BALIN'ın

mayına basması sonucu yaralanarak sakatlanmasının kendi kusur ve ihmalinden

olduğu..."

10. Başvurucu, yaralanma olayının 5233 sayılı Kanun kapsamına

girdiğini ve bu Kanun kapsamında zararlarının karşılanması gerektiğini

belirterek yapılan başvurunun reddine ilişkin Komisyonun 27/3/2006 tarihli ve

2006/400 sayılı kararının iptali ile maddi ve manevi tazminat istemiyle Şırnak

Valiliği aleyhine 23/5/2006 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava

açmıştır.

11. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi 27/9/2006 tarihli ve E.2006/1314,

K.2006/2098 sayılı kararıyla davanın yetki yönünden reddine, dosyanın yetkili

Mardin İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

12. Mardin İdare Mahkemesinin 1/4/2008 tarihli ve E.2007/649,

K.2008/570 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe

şöyledir:

"...olayın 22.4.1992 günü ...Kapılı Köyü Kasrik Mevkiinde 33-34 nolu sınır

taşları arasında meydana geldiğinin olay yeri krokisi ve tutanak ile tespit

edildiği, davacının olay yerine köy halkı ile birlikte odun toplamaya

gittiğini, yolda askerlerce gittikleri yerin mayınlı olduğu konusunda

uyarıldıklarını, buna rağmen gittikleri söz konusu mevkiide

mayına basması sonucu ayağını diz altından kaybettiğini ifade ettiği, Türkiye

ve Irak arasındaki sınırda yer alan nöbet kulübesindeki askerler tarafından,

köylülerin bölgenin mayınlı olduğu, tarladan çıkmamaları gerektiği konusunda

uyarıldıkları, Habur 2. Jandarma Sınır Bölük Komutanlığınca, sınır bölgesine ve

sel sularıyla gelen mayınların bulunması nedeniyle nehir kenarına inilmemesi

hususu bütün tarla sahiplerine ve köyde ikamet eden vatandaşlara bildirildiği,

Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 09.07.1992 tarihli yazısından, patlayan

mayının menşeinin ve Türkiye veya Irak Devletlerinden hangisi tarafından sınıra

döşendiğinin bilinmediğinin rapor edildiği, olay nedeniyle Silopi Cumhuriyet

Başsavcılığı'nın 1992/622 Hazırlık ve 1992/650 nolu

kararıyla, bölgenin mayınlı olduğunun Jandarmaca köylerinde ilan edildiği,

ayrıca tarlada çalıştıkları esnada nöbetçi asker tarafından mayınlı bölgenin

gösterilerek oraya gitmemeleri gerektiği uyarısına rağmen mayınlı bölgede odun

toplamaya çalışırken mayına basmaları neticesinde meydana gelen olayda kimseye

atfı kabil kusur bulunmadığından ve mağdurelerin de

şikayetinin bulunmadığından bahisle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.

Yukarıda belirtilen hususlar birlikte

değerlendirildiğinde, davacının yaralanmasına sebebiyet veren olayın Türkiye

ile Irak sınırı arasında yer alan ve terörü engellemek amacıyla değil sınır güvenliği

amacıyla komşu Devletlerden herhangi biri tarafından döşendiği anlaşılan

mayının patlaması sonucu meydana geldiği, diğer bir ifadeyle 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

bir eylem veya terörle mücadele kapsamında yürütülen bir faaliyet nedeniyle

meydana gelmediği anlaşıldığından..."

13. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 28/2/2013 tarihli ve E.2011/9580, K.2013/1589 sayılı ilamıyla hüküm

onanmasına karar verilmiştir.

14. Karar, başvurucuya 13/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 12/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar'ın 1. maddesi (Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-24).

17. 5233 sayılı Kanun'un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun'un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Yaralanma,

engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık

katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek

üzere yaralanma derecesine göre,

b)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak

tespit edilenlere dört katından yirmidört katı

tutarına kadar,

c)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak

tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak

tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı

tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

...

Birinci

fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde

4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu 22/4/1992 tarihinde odun toplamak için gittiği

Silopi ilçesi Kapılı köyü Hezil Çayı yakınlarında

mayına basması sebebiyle yaralandığını, anılan olay nedeniyle uğradığı zararın

karşılanması istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun ve

akabinde açtığı davanın reddedildiğini, olay tarihinde bölgede yaşanan terör

olayları sebebiyle güvenlik amacıyla döşenmiş kara mayınlarının bulunduğu

hususunun açık olduğunu, sosyal devlet ilkesi gereği zararının karşılanması

gerektiğini belirterek Anayasa’nın 17. ve 19. maddesinde güvence altına alınan

yaşam ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

Komisyona başvurunun kabulünün sağlanması ve 5233 sayılı Kanun'da öngörülen

tazminatın ödenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

21. Başvurucu her ne kadar Anayasa'nın 17. ve 19. maddelerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş ise depatlayan mayının

olay tarihinde bölgede yaşanan terör olayları sebebiyle bu kapsamda

değerlendirilmesine, buna bağlı olarak yaralanmaya sebebiyet veren olay

nedeniyle oluşan zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesi

gerektiğine ve genel olarak sosyal devlet ilkesine ilişkin iddiaların özü

itibarıyla kararın adil olmadığı hususu ile ilgili bulunduğu değerlendirilerek

adil yargılanma hakkı kapsamında inceleme yapılmıştır.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, bireysel

başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların

incelemeye tabi tutulamayacağı, 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece

kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

23. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

24. Terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler sebebiyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının

karşılanması amacından hareketle 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde hangi

zararların kanun kapsamı dışında bulunduğu belirtilmiş, 7. maddesinde ise

karşılanacak zararlar açıklanmıştır. Bu bakımdan terör dışındaki ekonomik ve

sosyal sebeplerle meydana gelen yaralanma, sakatlanma veya ölüm hâllerinde

uğranılan zararların Kanun'un kapsamı dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

25. Başvuruya konu

dava, genel olarak idarenin hizmet kusuru sebebiyle 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında açılmış bulunmayıp meydana gelen

zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve bu Kanun kapsamında karşılanması

gerektiği iddiasına dayanmaktadır. Başvurucunun iddiaları ile beraber Mardin

İdare Mahkemesinin 1/4/2008 tarihli kararında (bkz. § 12) belirtilen gerekçeler

incelendiğinde iddiaların 5233 sayılı Kanun'un kapsamına ilişkin hükümler

içeren 2. maddesinin (d) bendinde yer verilen

"Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile

güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk

edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar." ifadesinin Derece

Mahkemeleri tarafından yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

26. Mardin İdare Mahkemesince verilen 1/4/2008 tarihli kararda,

5233 sayılı Kanun uyarınca idarenin tazminat ödemekle sorumlu tutulabilmesi

için meydana gelen zararın terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle doğması gerektiğinin belirtildiği; dosya

kapsamı, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının Haz. No: 1992/622 sayılı

takipsizlikle sonuçlanan dosyası, olay yeri krokisi, olayla ilgili tutulan

tutanak, başvurucunun ifadesi, İlçe Jandarma Komutanlığının 9/7/1992 tarihli

yazısı dikkate alındığında olayın ülke sınırında yer alan ve terörü engellemek

amacıyla değil, sınır güvenliği amacıyla komşu devletlerden herhangi biri

tarafından döşendiği anlaşılan mayının patlaması sonucu meydana geldiği;

zararın terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler

nedeniyle meydana gelmediği gerekçesiyle başvurunun reddine ilişkin dava konusu

işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

27. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ve

somut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir derece

mahkemelerine aittir.

28. Başvurucunun dava ve temyiz aşamasında da aynen ileri

sürdüğü iddialarının idari makamların ve Mahkemelerin delilleri

değerlendirmesine ve konuya ilişkin hukuk kurallarının mahkemeler tarafından

yorumlanmasına ilişkin olduğu, başvurucunun nihai olarak lehine olmayan Mahkeme

kararının sonucundan şikâyet ettiği anlaşılmakta olup Derece Mahkemelerinin kararında

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucu

:

Ayşe BALIN

Vekili

:

Av.

Abdülaziz TOKAY

Av. Hüsnü

KAPLAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/5464, T. 31.03.2016, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2013-5464-basvuru-31-03-2016-c8c5cbcbee1f