İlk Derece Mahkemesi · Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/969 E. 2022/521 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/969
- Karar No
- 2022/521
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/969 Esas - 2022/521 "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/969 Esas KARAR NO : 2022/521 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : ... - ... DAVALI : 1- ... LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : ... - ... DAVALI : 2- ... ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : ... - ... İHBAR OLUNAN: ... ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : ... - ... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/04/2018 KARAR TARİHİ : 31/05/2022 YAZIM TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin lisans bölgesinde bulunan adres üzerinde 27/10/2017 tarihinde, davalı şirketlerden ... Ltd. Şti. tarafından yapılan çalışma sırasında müvekkili şirkete ait dağıtım hattı şebekesine hasar verildiğini, davalı ... Ltd. Şti., diğer davalı ... A.Ş.nin yüklenicisi konumunda olduğundan her iki davalının da müvekkilinin zararından müştereken ve müteselsilen sorumluğu olduğunu, çalışma öncesi davalı şirketin gerekli etüdü yapmadığı, kazı öncesi kendilerine başvurulmadığı, olayda tüm kusurun davalı şirkete ait olduğunu, zarara ilişkin ... Sigorta A.Ş. tarafından belirlenen 21.760,00 TL nin sigorta şirketi tarafından karşılandığını, fakat bakiye zararın tüm uyarı ve ihtarlara rağmen davalı şirket tarafından giderilmediği için şimdilik 1.000 TL maddi zararın hasar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderlerini ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... Teknoloji ve Güvenlik Sistemleri vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya ilişkin bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, dava konusu olaya ilişkin kusuru bulunmadığını, gerekli kurumlardan izin aldığını, belgeleri Emniyet Müdürlüğüne sunduktan sonra işe başladıklarını, olay günü kazı derinliği 30-40 cm. iken kazanın meydana geldiğini, boru derinliğinin SMM şartnamelerine göre 60-80 cm olması gerektiğini, doğal gaz boru hattının olması gereken uygulama kriterlerine uygun yapılmadığını, ikaz bandının doğal gaz borusunun 20 cm üzerinde bulunması gerekirken doğal gaz borusuna bitişik olduğunu, gerekli yerde bulunmadığı için kazanın meydana geldiğini, olay yerinin 100 metre yakını incelendiğinde doğal gaz boru hattının geçtiğini gösteren uyarı levhası bulunmadığını belirterek dava konusu kaza ve zararın davacı şirketin kusuru nedeni ile meydana geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Elektronik San.Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, somut olayda haksız fiili gerçekleştirdiği iddia edilen kepçe operatörü işçinin diğer davalı ...'in işçisi olduğunu, işçinin iş vereni olmayan ...'ın sorumluluğunun olmadığını, somut olaydaki zararın bizzat davacı şirketin hukuka aykırı eylemlerinin sebep olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, tazminat talebine ilişkin olup davacı vekili tarafından 27/10/2017 tarihinde meydana gelen hasar nedeniyle 1.000 TL tazminatın davalılardan tahsili talep edilmiştir. Davacı dava dilekçesi ekinde hasar tespit tutanağını sunmuştur. Davacı tanıkları ..., ..., ...'ın ile davalı tanıkları ..., ..., ... ve ...'in yargılama sırasında beyanları tespit edilmiştir. Dosyaya ibraz edilen hükme esas almaya elverişli bir inşaat ve bir makina mühendisi bilirkişi raporunda; davacı ...z Dağıtım Anonim Şirketine ait doğal gaz borusunun teknik şartnamelere göre en az 1,00 m. derinlikte olması gerekirken 37 cm. derinde olması ve olay mahallinin 100 m. Civarında yeraltı doğal gaz boru geçişi ile ilgili herhangi bir uyarı işareti bulunmamasının davacı ...z Dağıtım Anonim Şirketi sorumluluğunda proje/uygulama hatası olduğu kanaatine varıldığı, davacı şirketin dava konusu kaza nedeniyle sigorta tarafından ödenen zarar dışında bir zararının tespit edilmediği belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine ek rapor düzenlenmesi için dosya bilirkişilere tevdi edilmiş bilirkişiler tarafından sunulan ek raporda davaya konu hasarın meydana gelmesinde esas itibari ile tekniğine uygun yapılmamış doğal gaz boru hattı derinliği en az 1,00 m olması gerekirken 0,37 m yapılmış olması boru dışındaki beton zarf doğal gaz borusunun 20 cm olması gerekirken doğal gaz borusunun bitişik olması nedeniyle beton zarfın görülmesi kırılması ile doğal gaz boru hattının delinmesi aynı anda meydana geldiği, tekniğine uygun yapılmamış beton zarfın işlevsiz kaldığı, olay mahallindeki doğal gaz boru hattının olduğu yerin kanal geçiş yerine yakın olup kanal üzerinde olmadığı, makine /tranşa ile kazı yapılmaya uygun olduğu belirtilmiştir. Dava; tazminat talebine ilişkin olup, 26/10/2017 tarihinde Adana ili Yüreğir İlcesi ... Mahallesi, ... Caddesi ile ... Kavşağında davalı ... Ltd. Şti. çalışanlarının çalışma esnasında, davacı ... Dağıtım A.Ş.nin doğal gaz borusuna zarar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde dosyaya ibraz edilen bir İnşaat ve bir makina mühendisi bilirkişi kök ve ek raporları hükme esas alınmış, davacı tarafından davalıların meydana gelen zararda sorumlu olduklarının ispat edilemediği, zararın davaya konu doğal gaz borusunun teknik şartnamelere uygun olmamasından kaynaklandığının kabulü gerekmiş açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiş ise de; Davacı ... Anonim Şirket vekili tarafından kararın İstinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi'nin 08/11/2021 tarih 2020/... esas 2021/... K . Sayılı ilamı ile " ..Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 50 maddeleri kapsamında, hatalı kazı çalışmasından kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir. Kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesinde; 6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafca belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır. Taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır .... Sadece alacak miktarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ya da miktarın tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açılması için yeterli sayılması halinde, neredeyse tüm davaların belirsiz alacak davası olarak kabulü gerekir ki, bu da kanunun amacına aykırıdır. Çünkü, zaten uyuşmazlık bulunduğu için dava açılmakta ve uyuşmazlık mahkeme önüne gelmektedir. Önemli olan davacının talebini belirli kılacak imkana sahip olup olmadığıdır. Burada, alacağın belirlenebilir olması ile ispat edilebilirliğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Davacının talep ettiği alacağı belirlemesi objektif olarak mümkün, ancak belirleyebildiği alacağını ispat etmesi, kanunun öngördüğü şekilde (elindeki delillerle) mümkün değilse, burada da belirsiz alacak davası açılacağından söz edilemez. Çünkü, bir alacağın belirlenmesi ile onun ispatı ayrı şeylerdir. Davacı, talep konusu yaptığı alacağını çok net şekilde belirleyebilir; ancak her zaman onu ispat edecek durumda olmayabilir. Aksinin kabulü, her ispat güçlüğü olan alacağı belirsiz alacağa dönüştürmek gibi, hem kanunun amacına hem de genel ilkelere aykırı bir durumu ortaya çıkartabilir. Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02/11/2016 gün, 2015/22-1078 esas ve 2016/1010 karar sayılı ilamı), (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2015/15405 Esas 2017/8645 Karar sayılı kararı) Bu açıklamalar kapsamında dosyaya baktığımızda davacının dava tarihi itibariyle dava dışı sigorta tarafından yapılan ödeme düşüldükten sonra borularda oluşan zarar ve bu zararın giderilmesi ile ortaya çıkmış tazminatı belirli kılacak imkana sahiptir. Başka bir anlatımla ne kadar zarar oluştuğu davacı açısından belinlenebilir durumdadır. Bu nedenle HMK 114/1-h ve 115/2 md.si gereğince davacıya davasının miktarını belirlemesi ve harcının ikmali için iki hafta kesin süre süre verilmesi, bu eksik olan dava şartı yerine getirildikten sonra yargılamaya devam edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu kamu düzeninden yapılan incelemede haklı bulunmuşutur. Davacı vekilinin davalının zarardan kusuru ile sorumlu olduğuna ilişkin yaptığı istinaf başvurusunun kabule göre incelenmesinde: Türk Medeni Kanunun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu hale göre haksız fiilini bir türü olan kazı çalışması nedeniyle doğal gaz borularının hasar görmesi nedeniyle zararın tazmini için açılan davada iddia olunan kazı çalışmasının varlığının ve davalının kusurunun iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafından öncelikle kazı çalışmasının ispatı, bu çalışmasının davalılar tarafından yapıldığını ve kazı çalışmasının yapanların kusur oranları gibi hususların ispatı gerekir. Somut olayda; davacı şirketin lisans bölgesinde bulunan adres üzerinde 27/10/2017 tarihinde, davalı şirketlerden ... Ltd. Şti. tarafından yapılan çalışma sırasında davacı şirkete ait dağıtım hattı şebekesine hasar verildiğini, davalı ... Ltd. Şti., diğer davalı ... A.Ş.nin yüklenicisi (adam çalıştıran) konumunda olduğunu uyuşmazlık ve istinaf konusu dışındadır. Başka bir anlatımla doğalgaz borularında oluşan zarar davalı ... Ltd. Şti. gerçekleştirdiği eylem sırasında oluşmuştur. Uyuşmazlık konusu husus ise; davacı ...z Dağıtım Anonim Şirketine ait zarar gören doğal gaz borusunun teknik şartnamelere göre en az 1,00 m. derinlikte olması gerekirken, 37 cm. derinde olması ve olay mahallinin 100 m. civarında yeraltı doğal gaz boru geçişi ile ilgili herhangi bir uyarı işareti bulunmamasının davacı ...z Dağıtım Anonim Şirketi sorumluluğunda proje/uygulama hatası olması ilk derece mahkemesi kararındaki gibi davalıların sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte ağır kusur (ve/ veya illiyet bağını kesecek nitelikte bir olgu) olarak değerlendirilip değerlendirilmemesi hususunda toplanmaktadır. Eylemin gerçekleştiği yerin kamu açık, kamu hizmetinin sunulduğu kara yolu olduğu, iş bu kazı çalışması yapıldığı esnada ilgili kamu kurum ve kuruluşlardan izin alınmalı ve yine bilgilendirme yapılması zorunludur. Davalıların sunduğu deliller içinde; kazı çalışmasına başlanmadan evvel iş bu kazı çalışmasının yapacaklarına ilgili kamu kurum, kuruluşlardan izin alındığı ve yine bilgilendirme yapıldığı ve bunun neticesinde davacının sorumluluğunda olduğu doğalgaz boru hattının geçtiği alanda kazı çalışması yapılacağı hususunda davacıya bilgilendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. BK. 52/1 maddesinin hükmüne göre, hakim tazminatın suretini ve derecesini tayin etmekle görevli olup, bunu yaparken hal ve mevkiin icabını göz önünde tutması gerekmektedir. Bundaki amaç olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmaktır. Davalıların iş makinesi ile kazı çalışmasını yaptıkları sırada davacıya haber vermemiş olmaları ve zararın davalıların eylemi neticesinde gerçekleşmesi birlikte değerlendirildiğinde, davacının zarar gören doğal gaz borusunun teknik şartnamelere göre en az 1,00 m. derinlikte olması gerekirken, 37 cm. derinde olması ilişkin eylemi ağır bir kusur (ve/ veya illiyet bağını kesecek nitelikte bir olgu) değerlendirilmediği, iş bu durumun zararın artmasına neden olan müterafik bir kusur olarak değerlendirilmiştir. Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece öncelikle dava şartlarına ilişkin gerekli araştırma yapılmadan karar verildiğinden, eksik inceleme ve araştırma yapıldığı" nedeni ile istinaf eden davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile mahkememizce verilen hüküm kaldırılmıştır. Kaldırma kararı üzerine dosya mahkememizin yukarıda belirtilen esas numarasına kaydedilmiş, yargılamaya devam edilmiştir. Davacı vekilince dava değerinin belirlenmesi ve eksik harcın tamamlandığına dair beyan dilekçesi sunulmuş, sunulan evrak dosya arasına alınmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Türk Borçlar Kanunun 49. maddesinde kusurlu veya hukuka aykırı bir fiile başkasına zarar verenin zararı gidermek ile yükümlü olduğu, TBK 50. maddesinde de zarar görenin zararı ve zarar vereninin kusurunu ispat ile yükümlü olduğunun düzenlendiği, anılan maddeler gereğince davacın meydana gelen zarardan davalıların sorumlu olduğunu ispat etmesinin gerektiği, dosyaya ibraz edilen hükme esas almaya elverişli bilirkişi heyeti raporlarında; davacı ...z Dağıtım Anonim Şirketine ait doğal gaz borusunun teknik şartnamelere göre en az 1,00 m. derinlikte olması gerekirken 37 cm. derinde olması ve olay mahallinin 100 metre civarında yeraltı doğal gaz boru geçişi ile ilgili herhangi bir uyarı işareti bulunmamasının davacı ...z Dağıtım Anonim Şirketi sorumluluğunda proje/uygulama hatası olduğu kanaatine varıldığı, davacı şirketin dava konusu kaza nedeniyle sigorta tarafından ödenen zarar dışında bir zararının tespit edilmediği, davaya konu hasarın meydana gelmesinde esas itibari ile tekniğine uygun yapılmamış doğal gaz boru hattı derinliği en az 1,00 m olması gerekirken 0,37 m yapılmış olması boru dışındaki beton zarf doğal gaz borusunun 20 cm olması gerekirken doğal gaz borusunun bitişik olması nedeniyle beton zarfın görülmesi kırılması ile doğal gaz boru hattının delinmesi aynı anda meydana geldiği, tekniğine uygun yapılmamış beton zarfın işlevsiz kaldığı, olay mahallindeki doğal gaz boru hattının olduğu yerin kanal geçiş yerine yakın olup kanal üzerinde olmadığı, makine /tranşa ile kazı yapılmaya uygun olduğu belirtilmiş olup, davacı vekilinin 10/03/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davalılardan talep edilen tazminat miktarının 5.574,00 TL olarak ıslah edilmiş ve harçlandırılmış olduğu, her ne kadar istinaf kaldırma kararında kusur oranlarına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; davalıların iş makinesi ile kazı çalışmasını yaptıkları sırada davacıya haber vermemiş olmaları ve zararın davalıların eylemi neticesinde gerçekleşmesi birlikte değerlendirildiğinde, davacının zarar gören doğal gaz borusunun teknik şartnamelere göre en az 1,00 m. derinlikte olması gerekirken, 37 cm. derinde olmasına ilişkin eyleminin ağır bir kusur olarak değerlendirilmediği ve iş bu durumun zararın artmasına neden olan müterafik bir kusur olarak değerlendirilmiş olduğu belirtilmiş ise de; iş bu davanın konusunun davalıların eyleminden kaynaklı olarak oluşan hasar nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat dışında ödenmeyen bakiye zarar kısmının tahsili talebine ilişkin olduğu, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda dava konusu olay sebebiyle mevcut zararın sigorta şirketi tarafından davacıya ödenmiş olduğunun, ödenen zararlar dışında davacının başkaca bir zararının tespit edilememiş olduğunun, bu nedenle davacının talep edebileceği bakiye bir zararın mevcut olmadığının belirtildiği anlaşılmakla; açılan davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcından peşin alınan harç ile ıslah harcı olarak alınan toplam 95,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 15,20 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... Ltd Şti. tarafından yapılan 14,00 TL posta masrafı ve 61,00 TL davetiye giderinden oluşan toplam 75,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak iş bu davalıya verilmesine, 6- Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı ... Ltd. Şti vekilinin yüzüne karşı, davalı ... A.Ş. vekilinin yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi 31/05/2022 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır Not: 5070 sayılı yasa hükümleri uyarınca e-imza ile imzalanmıştır.