İlk Derece Mahkemesi · Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/805 E. 2022/1029 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/805
- Karar No
- 2022/1029
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/805 Esas - 2022/1029 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/805 Esas KARAR NO : 2022/1029 HAKİM :.. KATİP : ... DAVACI : .... VEKİLLERİ : Av. .... DAVALI : 1-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2-.... DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 18/10/2021 KARAR TARİHİ : 08/12/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILMA TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ... tarafından işçilik alacaklarının tahsili için kurumlarına müraacat edilmiş olduğunu, dava dışı işçi ile yapılan anlaşma sonucu kıdem ve ihbar tazminatının müvekkili kurum tarafından ödendiğini, davalı şirketler nezdinde çalışan dava dışı işçi ...(TC....) için 10/09/2019 tarihinde 6.756,07 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davalı şirketler tarafından herhangi bir bedel ödenmemesi sebebiyle ödenen işçilik alacağından davalıların sorumluluğuna düşen 6.756,07TL'nin rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, rücua konu işçilik alacaklarının neye dayanarak ödendiği ve hangi alacak kalemlerini kapsadığının belirsiz olduğunu, davacı tarafça dava dışı ...'e yapılan işçilik alacakları ödemesi miktar ve sebep bakımından belli olmadığını, yapılan ödemelerin hangi alacak kalemlerini kapsadığının belirsiz olduğunu, davacı kurum ile müvekkil arasında alt-asıl işveren ilişkisi mevcut olduğunu, işçileri işe alıp çıkarmada asıl yetkili olan, müvekkili ile aralarındaki sözleşme gereği davacı kurum olduğunu, dava dışı işçinin kurumda çalıştığı süre boyunca güvenlik şirketleri değiştiği halde işçinin işinin ve iş yerinin sabit kalması da bu hususu ispatlar nitelikte olduğunu, dava dışı ... müvekkili şirket bünyesinde 06.09.2016-31.03.2015 tarihleri arasında yalnızca 6 ay süreyle çalıştığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının işçilik tazminatı ödeme sebebiyle davalılardan rucüen alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususunda olduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır. Dava konusu dosya yönünden bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişi 18/04/2022 tarihli raporunda özetle;. davalı ... dava dışı ...'e ödenen kıdem tazminatının 966,68 TL/'lik kısmı için davacıya karşı sorumlu olduğunu, davalı ... dava dışı ...'e ödenen kıdem tazminatının 3.231,80 TL'lik kısmı için davacıya karşı sorumlu olduğunu, ...- ... A.Ş.'ye yöneltilmiş bir talep olmadığından ödenen kıdem tazminatının paylarına düşen kısmı için toplam 2.556,84 TL'nin davacı... üzerinde kaldığını rapor etmiştir. Davacı vekili ile davalı ... vekili işbu bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesi sunmuş oldukları anlaşıldı. Bilirkişi 24/10/2022 tarihli ek raporunda özetle; asıl işveren tarafından ödenen kıdem tazminatının tamamından alt işverenlerin çalıştırdıkları süre ile sorumlu tutulabileceğinin anlaşıldığını ancak alt işverenlerce kendi dönemlerindeki iş akitlerinin feshi nedeniyle dava dışı işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesine ilişkin bir belgeye dosya kapsamında rastlanılamadığını, dosya kapsamına davacı kurum tarafından sunulan hizmet döküm belgesi yeniden incelendiğinde davacı kurum tarafından yöneltilen talebin net kıdem hesabından işçinin ... ... A.Ş.'deki çalışma döneminin düşülerek oluşturulduğunu, HMK 5m.26 - talepte bağlılık ilkesi gereğince davacı tarafından talep edilen 6.756,07 TL üzerinden hesaplandığında, davalı ... dava dışı ...'e ödenen kıdem tazminatının 1.554,80 TL'lik kısmı için davacıya karşı sorumlu olduğunu, davalı ... dava dışı ...'e ödenen kıdem tazminatının 5.198,00 TL'lik kısmı için davacıya karşı sorumlu olduğunu rapor etmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Az yukarıda da değinildiği gibi, uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, mahkemece “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler'' rücu davalarında hükme esas alınamaz. Değinilmesi gereken bir başka nokta ise alt işverenlerin sorumlu oldukları dönemlere ilişkin hesaplama yapılırken hangi tarihteki ücretlerin esas alınması gerektiğidir. Asıl işveren, iş mahkemesi ilamı gereğince işçilik alacaklarını iş akdinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödemekte olup, iş mahkemesi ilamındaki usul ve hesaplamalar doğrultusunda alt işverenlerden rücu isteminde bulunabilir. (Bkz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 03.12.2015 tarih, 2014/... E., 2015/... K.) Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin incelenmesi sonucunda; davacı şirket ile davalı şirketler arasında asıl-alt işverenlik ilişkisi bulunduğu, taraflar arasında hizmet alımına dair sözleşme ile bu sözlemelere ait teknik şartnameler bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının davalılardan rücu talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle sözleşme hükümlerine, bundan sonra varsa yine aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarla verilmiş mahkeme kararlarına ve genel prensiplerine göre sonuca gidildiği, bu cümleden olmak üzere taraflar arasında işçilere ödenecek ücretlerin kimin tarafından ödeneceği açıkça belirtilmemiş ise ancak ihale kapsamına dahil giderler arasında olmakla davacının davalılardan bu miktarı tam sorumluluk kapsamında talep edebileceği ( Yargıtay 23. Hukuk 2019/... E. 2020/... K.), dava dışı işçinin çalıştığı diğer dönemlerde kıdem tazminatı sorumluluğunun davacı asıl işverende olduğunun sözleşmede açıkça belirtilmediği, bu nedenle davalıların tazminat sorumluluğunun tam sorumluluk hesabına göre bilirkişi hesabında ayrı ayrı belirlendiği, 07/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporunun dosyaya sunulan belgelerle uyumlu olduğu gözetilerek, ödeme tarihleri de dikkate alınmak suretiyle davalılardan tahsiline karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR: 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, a) 1.554,80 TL'nin 10/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle beraber davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, b) 5.198,00 TL'nin 10/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle beraber davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya dair istemin reddine, 3-Alınması gereken 461,27 TL karar ve ilam harcından, 115,38 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 345,89 TL harcın davalılardan (bu miktarın 239,69 ...'nin, 106,20 TL'sinden ... 'nin sorumlu tutulmasına) tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 115,38 TL peşin harcın davalılardan ... 'den alınarak, davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk asgari ücret tarifesi kapsamında taraf sayısına göre hesaplanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.319,36 TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydı amacı ile tahsil müzekkeresi düzenlenmesine, geri kalan TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydı amacı ile tahsil müzekkeresi düzenlenmesine, 6-Davacı lehine kabul ve red oranlarına göre hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 6.752,80 TL vekalet ücretinin davalılardan (bu miktarın 5.198,00 TL ... 'nin, 1.554,80 TL'sinden ... 'nin sorumlu tutulmasına) alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan kabul ve red oranlarına göre hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 3,27 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 15 tebligat gideri 359,00 TL, 59,30 TL başvurma harcı, bilirkişi ücreti 850,00 TL olmak üzere toplam 1.268,30 TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.267,92 TL'nin davalılardan (bu miktarın 975,51 TL'sinden ... 'nin, 292,41 TL'sinden ... 'nin sorumlu tutulmasına) alınarak davacıya verilmesine, geri kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı miktar yönünden kesin olmak üzere karar verilerek taraflara açıkça okunup anlatıldı. Katip ¸ Hakim ¸ **Bu Evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunun Kapsamında DYS üzerinden E-İmza ile İmzalanmıştır. **