8872 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (2005/7)
Madde 22 — Diğer unsurların etkisi
Madde 22 — Yönetmelik’in 17 nci maddesi hükümleri uyarınca, soruşturma konusu ülke menşeli dampingli ithalattaki gelişim ile söz konusu ithalatın fiyatlarının yerli üretim dalı üzerindeki etkisinin yanısıra yerli üretim dalında zarara yol açabilecek diğer olası unsurlar konusunda ÇHC’de yerleşik firma ve meslek kuruluşu temsilcilerinin iddiaları incelenmiştir.
Bu çerçevede, ilk iddia olarak sektör üzerinde oluştuğu iddia edilen zararın 2001 krizi nedeniyle oluştuğu, bu zararın dampingli ithalata atfedilmemesi gerektiği anılan temsilcilerce belirtilmiştir.
Yapılan inceleme sonucunda, 2001 yılında görülen ekonomik krizin söz konusu ürünün tüketimi üzerindeki muhtemel etkisinin SD’de ülke ekonomisinde görülen genel iyileşmeye paralel olarak ortadan kalktığı ve soruşturma konusu maddenin tüketiminde 2001 yılına göre ciddi oranda artış kaydedildiği anlaşılmıştır. ÇHC’den yapılan ithalattaki artış aynı dönemde tüketimdeki artışın üstünde gerçekleşmiştir. Dampingli ithalatın SD’de pazar payını arttırdığı ve üçüncü ülkeler ile yerli üretim dalının pazar payı aleyhine genişlettiği görülmüştür.
Ekonomik krizin yerli üretim dalı üzerindeki en büyük etkisi tüm diğer sektörlerde de görüldüğü üzere ithalatın pahalılaşması ve ihracatın ucuzlaması yoluyla olmuştur. Bu kapsamda, krizin hemen sonrası fermuar dış satımında bir artış izlenmesi, ithalatında bir düşüş görülmesi olağan karşılanacak bir durumdur. Anılan yılda dış satım sonraki yıllara oranla yüksek görünmesine rağmen, 2001 yılında bir önceki yıla göre ithalatta da bir artış görülerek genel ithalat içinde ÇHC’nin payı %88 olarak gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, krizin yaşandığı 2001 yılında yurtiçinde görülen muhtemel talep darlığının, SD’de dahil olmak üzere sonraki yıllarda, soruşturma konusu ürünün girdi olarak kullanıldığı ihraç edilen ürünler için talep edilmesi gibi unsurlar nedeniyle aşılarak piyasanın normal seyrine döndüğü ve satışların bu çerçevede artış gösterdiği değerlendirilmektedir.
Birlik temsilcisi ortaya koyduğu diğer bir iddiada endekslenmiş ekonomik göstergeler tablosundaki yurtiçi ve yurtdışı satış rakamları ve miktarları bağlamında, yurtiçi satışların miktar ve değer olarak artarken, birim fiyat olarak azaldığını, yurtdışı satışlarda da tersi bir durumun izlendiğini belirterek, bu durumu yerli üretim dalının yurtdışı piyasalarda gerilediğinin göstergesi olarak değerlendirmiş, nedeninin ise 2003 yılında Türk lirasının diğer para birimleri karşısında değerli hale gelmesi sonucu yerli üreticilerin artan talep karşısında zorlanması olduğunu belirtmiştir.
Esasen, 2001 yılı krizi sonrası TL’deki ciddi değer kaybının ithalatı zorlaştırarak ihracatı uluslararası piyasalarda cazip hale getirdiği hususuna yukarıda değinilmiştir. Böyle bir durumda bile ÇHC’den ithalatın 2001-2003 yılları arasında ciddi miktarlarda artmış olması dikkate değerdir. Buna rağmen, yurtiçi satışların artmakta olduğu değerlendirmesi yapılırken ürünün niteliğinin gözönüne alınması gereği bulunmaktadır. Çünkü; özellikle tekstil ve konfeksiyon ürünlerinde kullanılan bir aramal olan fermuarın, konfeksiyon ürünleri ihracatının da cazip hale gelmesi nedeniyle yurtiçinde ihracat amaçlı imal edilen nihai ürünler için talep edilir hale geldiği, yerli üretim dalının yurtiçi satışlarının bu nedenle belirli bir seviyede gerçekleştiği değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmeyi Türkiye’den serbest bölgelere yapılan ihracattaki artış da desteklemektedir. Özellikle 2001-2002 yılları arasında serbest bölgelere yapılan ihracatın toplam ihracata oranında önemli artış görülmektedir.
Diğer taraftan, maliyet ve gider yapısını ifade eden sınai ve ticari maliyet ile faaliyet giderlerinde değer olarak artış izlenmesinin rekabet gücünün düşmesiyle ilgili olduğu iddia edilmektedir. 2003 yılında 2001 yılına göre bahse konu faktörlerin birim değerlerinde iyileşme görülmektedir. Bu nedenle iddia nesnel olmaktan çıkmaktadır. Öte yandan, finansman giderlerinde ciddi bir düşüş gözlenmektedir. Ayrıca, tevsi yatırımlarındaki artışın da büyüyen pazardan pay almak ve mamul madde üretimini tamamlamak için gerekli yarı mamul üretimine yönelik olduğu gözlenmiştir.
Nihai bildirim sonrası birlik temsilcisi ilettiği görüşlerinde, diğer hususlara ilişkin ortaya koyduğu üçüncü iddiada, fermuar üreticilerinin zararlarının iç piyasa rekabetinin sonucu olduğunu belirterek piyasanın bir eksik rekabet piyasası olduğunu iddia etmiştir.
İddia sahibi taraf, soruşturma konusu ürüne ve sektörün özelliklerine ilişkin herhangi bir kanıt ya da açıklama getirmeden sektörde eksik rekabetin varlığı konusunda iddiada bulunmuştur. Eksik rekabet, piyasada yer alan firmanın ya da firmaların fiyat, arz, üretim ve dağıtım gibi unsurlar üzerinde birtakım kontrollere sahip olduğu durumları ifade etmektedir. Bu tür piyasalarda, piyasanın türüne bağlı olarak firma veya firmalar, üretim miktarlarıyla satış fiyatlarını belirlemektedirler. Eksik rekabet piyasalarının türlerine göre (tekel, tekelci rekabet, oligopol) firmaların uyguladıkları ekonomik kararları değişiklik göstermektedir.
Eksik rekabet iddiasından hareketle, yerli üreticilerin başvuruda bulunmalarını, kendilerine piyasada yüksek fiyatlarla satış yapabildikleri bir yer açma kaygısına bağlayarak bu durumun anti-damping ile anti-tröstün kesiştiği noktalardan biri olduğunu, bu hususun gerek AB gerekse ABD uygulamalarında zarar tespiti yapılırken dikkate alındığını belirterek AB tarafından yürütülen 407/80 sayılı SSCB Sodyum Karbonat soruşturması Tebliğ’ini örnek olarak vermişlerdir. Söz konusu soruşturmada, Konsey’in zarar olmadığına ilişkin kararını topluluk üreticileri ile müşterileri arasındaki ticari ilişkilerin rekabete aykırı olduğu gerekçesine dayandırdığını ifade etmişlerdir.
Söz konusu soruşturma AB uygulaması olup, ülkemiz uygulaması için emsal teşkil etmemekle beraber, SSCB menşeli sodyum karbonat ithalatına kesin önlem getiren 407/80 sayılı Tebliğ’in incelenmesi sonucu, yapılan ithalatın çok cüzi bir kısmının "yoğun sodyum karbonat" tipinde olduğunun, bu ürünün topluluk içindeki arzının alıcılar ve satıcılar arasında sıkı sözleşmelerle belirlenmiş olduğunun, bu anlaşmalardan bir kısmının yine Komisyon tarafından yürütülen, piyasada rekabetin kısıtlanmasına ilişkin farklı bir soruşturmaya konu olduğunun, bazı ihracatçı ülkelerdeki ilgili ürün üretim ve üretim potansiyelinin yakın gelecekte topluluğa ihracatı arttıracağı yönünde bir belirleme olmadığının anlaşılması sonucu "yoğun sodyum karbonat" ithalatının zarara neden olmadığı sonucuna varıldığı görülmektedir.
Tamamen dosya bazında özelliklere dayalı bu tip belirlemelerin yapıldığı başka soruşturmalara da atıfta bulunularak bir örneği yine sunulmayan Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi’nin bir kararına atıf yapılmıştır.
Çok sayıda yerli üreticinin bulunduğu ve düşük gümrük vergilerinin uygulandığı soruşturma konusu ürüne ilişkin olarak yerli üreticilerin tip bazında yurtiçi mamul satış fiyatlarında bu yönde bir fiyat birliği, piyasanın işleyişinde tekelci veya oligopolistik yapılanmaya ilişkin iddialar nesnel görülmemiştir. Ayrıca, nihai bildirime ilişkin görüşlerinde, birlik temsilcisi küçük üretici olan yerli üreticilerin kâr marjlarının düşük olduğunu ifade etmiştir.
Ayrıca, markalaşmış olan yabancı sermayeli yerli üretici şirketin ürünlerinin ÇHC ürünlerinden çok daha yüksek fiyatla satıldığı, buna rağmen talep esnekliğinin yüksek olmaması nedeniyle fiyat değişimlerinden satışlarının etkilenmediği, öte yandan, emek yoğun bir ürün olan fermuar üretiminde ÇHC’nin işgücü maliyetinin önemli olduğu, buna karşılık küçük yerli üreticilerin satışlarında ise yüksek talep esneklikleri nedeniyle fiyat unsurunun öne çıktığı, bu sebeple kâr marjlarının da düşük olduğu iddia edilmiştir. Talep esnekliği ile ilişkilendirilen düşük fiyatların esasen yerli üretim dalının fiyatlarının kırılmasına yol açan dampingli ithalat nedeniyle ortaya çıktığı bu nedenle de zarara neden olduğu değerlendirilmiştir.
Bu çerçevede, önceki bölümlerde yer alan unsurlar ve yukarıdaki hususlar dikkate alındığında, dampingli ithalatın yerli üretim dalına zarar verdiği ve nedensellik bağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
BEŞİNCİ KISIM
Sonuç
Karar