Cumhurbaşkanı Kararı

Orta Vadeli Program (2022-2024)'ın Onaylanması Hakkında Karar (karar Sayısı: 4474)

Mevzuat no
4474
Kabul tarihi
05.09.2021
Resmî Gazete
05.09.2021
RG sayısı
31589 (Mükerrer)
Tertip
5

--- Sayfa 1 (OCR) --- 5 Eylül 2021 PAZAR Resmi Gazete Sayı : 31589 (Mükerrer)

CUMHURBAŞKANI KARARI

(6

Karar Sayısı: 4474

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan ekli “Orta Vadeli Program (2022-2024)”ın onaylanmasına, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 16 ncı maddesi gereğince karar verilmiştir.

5 Eylül 2021

Recep Tayyip ERDOĞAN CUMHURBAŞKANI

--- Sayfa 2 (OCR) --- ORTA VADELİ PROGRAM (2022-2024)

--- Sayfa 3 (OCR) --- İÇİNDEKİLER

GİRİŞ

1. DÜNYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE GELİŞMELER A, DÜNYA EKONOMİSİ

B. TÜRKİYE EKONOMİSİ

1. Büyüme

2. İstihdam

3. Fiyat İstikrarı

4. Ödemeler Dengesi

5. Finansal İstikrar

6. Kamu Maliyesi

I. TEMEL AMAÇLAR

ill. MAKROEKONOMİK HEDEFLER VE POLİTİKALAR 1. Büyüme

2. Yeşil

3. İstihdam

4. Fiyat İstikrarı

5. Ödemeler Dengesi

6. Finansal İstikrar

7. Kamu Maliyesi

8. Merkezi Yönetim Bütçesi Ödenek Teklif Tavanları ve Bütçe Sürecine İlişkin Hususlar Ek 1: Makroekonomi ve Kamu Maliyesine İlişkin Temel Göstergeler ve Hedefler

EK 2: Ödenek Teklif Tavanları

--- Sayfa 4 (OCR) --- ORTA VADELİ PROGRAM (2022-2024)

GİRİŞ Merkezi yönetim bütçesinin hazırlanma sürecini başlatan Orta Vadeli Program' (OVP), makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri, gelecek üç yıla ilişkin

toplam gelir ve gider tahminlerini, bütçe dengesi ve borçlanma durumu ile kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını içeren temel politika dokümanıdır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca her sene, üç yıllık bir perspektifle hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Kararıyla resmileşen OVP, merkezi yönetim bütçesi ve Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında detaylandırılan bir politika çerçevesi çizmektedir.

OVP'de, son dönemde ülkemizde ve dünyada yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelere yer verilmekte, bu çerçevede yapılan analizlerle belirlenen makroekonomik hedefler ile ekonomik ve sosyal alanlarda izlenecek politikalar kamuoyuyla paylaşılmaktadır. Bu yönüyle OVP, özel kesim için öngörülebilirliği artıran bir yol haritası niteliği taşımaktadır.

Program dönemi süresince, kamu kurumlarının bütçelerinin hazırlanmasında, yasal ve idari düzenlemelerin gerçekleştirilmesinde, karar alma ve uygulama süreçlerinde OVP'de yer verilen amaç ve önceliklerle tam uyum sağlanması esastır.

Programın ilk yılında uygulanacak politikalara ve bu politikaları hayata geçirecek somut tedbirlere 2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında yer verilecektir.

1. DÜNYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDE GELİŞMELER A. DÜNYA EKONOMİSİ

2019 yılının sonlarında ortaya çıkan Kovid-19 salgını halen küresel düzeyde etkisini sürdürmektedir. Kovid-19 salgınına ve alınan önlemlere bağlı olarak iktisadi faaliyet 2020 yılı ikinci çeyreğinde önemli ölçüde daraldıktan sonra üçüncü çeyrekten itibaren toparlanma eğilimine girmiştir. Bununla birlikte, Uzun zamandır tecrübe edilmeyen yaygınlıktaki bir salgınla karşılaşılmasının ardından geçen sürede; milyonlarca insan sağlık problemi yaşamış, hayatını kaybetmiş, işsiz kalmış, sosyal ve ekonomik zorluklar daha da keskinleşmiştir. Salgının ortaya çıkmasıyla yaşanan sağlık krizini sınırlandırmak amacıyla kısıtlama tedbirleri alınmış, ekonomik aktivite ve ticaret hacmi tarihi düzeyde gerilemiş, buna paralel olarak işsizlik oranları artmıştır. Kısmi veya tam kapanma uygulamaları ve sosyal mesafe önlemleri özellikle hizmet sektörü üzerinde etkili olmuş, dünya genelinde imalat ve hizmet sektörlerinin büyüme oranları da söz konusu dönemde önemli ölçüde farklılaşmıştır. Hizmet sektörünün küresel anlamda önemli bir istihdam kaynağı olması işgücü piyasasındaki toparlanmanın da üretimdeki toparlanma eğiliminin gerisinde kalmasına neden olmuştur. Bu süreçte, salgının ekonomiler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla dünya genelinde büyük çaplı genişletici para ve maliye politikaları devreye alınmıştır.

Kısıtlayıcı tedbirlerin hafifletilmesiyle 2020 yılında küresel ekonomi bir miktar toparlanma kaydetmişse de Kovid-19 varyantlarının ortaya çıkması ile yeniden gündeme gelen önlemlerin başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkede tekrar uygulamaya konulmasıyla, ekonomik aktivitedeki toparlanma ivme kaybetmiştir. Zorlu geçen 2020 yılının ardından, küresel ekonomi salgının en kötü evrelerinden çıkmaya

# Orta Vadeeli Program ve Orta Vadeli Mali Plan 20.05.2021 tarihli ve 7319 sayılı Kanunla 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda yapılan değişiklikle Orta Vadeli Program adı altında birleştirilmiştir.

--- Sayfa 5 (OCR) --- başlamıştır. Salgın sonrası oluşan ekonomi ve sağlık krizine karşı dünya genelinde ortaya konulan hızlı politika tepkileri muhtemel daha kötü sonuçları önlemiştir. Nitekim, uluslararası kuruluşların güncel küresel büyüme tahminlerinde salgının ilk dönemlerine kıyasla daha iyimser bir tablo öngörülmektedir. Ancak, iktisadi görünüm bölgeler ve ülkeler arasında belirgin bir şekilde farklılaşmaktadır. Uzaktan çalışma, e-ticaret gibi yeni çalışma ve ticaret yöntemlerine hızla uyum sağlayan ve bu yöntemlerin kullanılmasına uygun bilgi ve iletişim teknoloji altyapısına sahip olan, ekonomik tedbirlerle hanehalkı ve iş alemini destekleyen, salgınla iyi mücadele edip aşıya yaygın erişimi sağlayabilen ülkeler bu süreçte daha güçlü bir ekonomik performans sergilemiştir.

Salgının ilk şokunun ardından, aşı çalışmalarında sağlanan ilerleme ve salgın yönetimine yönelik alınan acil tedbirler, küresel ekonominin 2021 yılında göreli bir toparlanma eğilimine girmesinde belirleyici olmuştur. Yıl ortasından itibaren salgından en fazla etkilenen hizmetler sektörünün de güçlü toparlanmaya başladığı görülmektedir. 2020 yılında yüzde 3,2 oranında daralan küresel ekonominin, düşük bazın da etkisiyle 2021 yılında yüzde 6 oranıyla çok kuvvetli bir büyüme gerçekleştireceği ve pek çok ülkenin milli gelirinin 2021 yılında veya 2022 yılı ortalarında salgın öncesi seviyesine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, aşıya erişimin ve aşılama hızlarının ülkeler arasında farklılaşması, büyüme görünümündeki iyileşmenin farklı hızlarda gerçekleşmesine neden olurken, bu durum aynı zamanda virüsün varyantlarının yeni salgın dalgalarına yol açma riskini sürdürmektedir.

Gelişmiş ekonomilerin aşıya erken erişerek yaygın aşılama programları yürütmeleri, salgın desteklerini hızlı, sürekli ve kapsamlı olarak uygulamaları ve düşük bazın etkisiyle IMF tahminlerine göre 2021 yılında yüzde 5,6 oranında büyümeleri beklenmektedir.

2021 yılında yüzde 6,3 oranında büyümesi beklenen gelişmekte olan ekonomiler için ise görünümün daha dengesiz seyretmesi öngörülmektedir. Bu dönemde yükselen piyasa ekonomileri içinde Çin kaynaklı olarak Asya bölgesinin en güçlü performansı göstereceği, Afrika'nın ise en zayıf performansa sahip bölge olacağı tahmin edilmektedir. Bu ayrışmanın nedeninin ise salgınla mücadele kabiliyetlerinin yanı sıra ekonomik destek politikalarındaki farklılaşmalardan kaynaklanacağı değerlendirilmektedir.

Tablo 1: Küresel Ekonomik Görünüm (Yüzde Değişme)

2019 2020 — 20217 20227

Küresel Hasıla 28 -3,2 6.0 49

Gelişmiş Ekonomiler 16 —4,6 5,6 4A

ABD 22 —3,5 70 49

Avro Bölgesi 13 -6,5 46 43

Almanya 0,6 —8 36 41

Diğer Gelişmiş Ekonomiler 19 -2,0 49 3,6

Yükselen ve Gelişmekte Olan Ekonomiler 3,7 21 63 5,2

Yükselen ve Gelişmekte Olan Asya 5A -0,9 75 D

Çin 6,0 23 B1 5.7

Yükselen ve Gelişmekte Olan Avrupa 25 -2,0 49 3,6

Orta Doğu ve Orta Asya 14 -2,6 40 3,7

Sahra-altı Afrika 3,2 —8 BA 41

Dünya Ticaret Hacmi (Mal ve Hizmetler) 09 -3 9,7 7.0

Gelişmiş Ekonomiler 14 -9,2 8,9 T

Yükselen ve Gelişmekte Olan Ekonomiler 42 —7 1A 6,9

Emtia Fiyatları (ABD Doları)

Petrol —102 — —32,7 — 566 — -26 İDünya Emtia İthalat Ağırlıklarına Göre Ortalama) 08 67 265 — —8 iyatları

Gelişmiş Ekonomiler 14 07 24 21

Gelişmekte Olan Piyasalar ve Gelişmekte Olan Ekonomiler SA 51 5A 47

Kaynak: IMF Küresel Ekonomik Görünüm (Temmuz 2021), T: Tahmin

--- Sayfa 6 (OCR) --- Küresel ekonomik aktivitedeki toparlanmanın ardındaki en önemli etkenlerden biri dünya ticaret hacmindeki görece güçlü artış olmuştur. 2021 yılında küresel ticareti sınırlayan, tedarik zinciri ve uluslararası lojistik sorunlarına karşın, dünya ticaret hacminin yüzde 9,7 oranında genişlemesi beklenmektedir.

Grafik 1: Küresel Büyüme ve Küresel Ticaret Hacmi Genişlemesi (Yüzde)

10

şmiş Ekanomile

4 Gelişmekte Olan

2020 20217 20227

Kaynak: İMF Küresel Etonomik Görünüm (Temmuz 2021), T: Tahmin

Kısa dönemli küresel ekonomik göstergeler incelendiğinde, imalat sanayiindeki toparlanmanın daha istikrarlı olduğu görülmektedir. Temas, sosyal mesafe ve hareketlilik gibi faktörlerden doğrudan etkilenen hizmetler sektöründe ise salgının gelişimiyle uyumlu, dalgalı bir seyir izlenmektedir. Bu kapsamda, 2021 yılının ikinci yarısından itibaren virüsün varyantlarının küresel baskınlığının artmasıyla hizmetler sektöründe göreli bir yavaşlama gözlenmektedir. Bu durum özellikle turizm gelirine bağımlı ekonomileri olumsuz etkilemektedir.

Grafik 2: Küresel PMI ve Seçilmiş Emtia Fiyatları (2017 Aralıkz100)

PEAbİr

Mev. Di

Âl -Hizmetler (Mev. Düz )

» o . F F F Sizs Si

Kaynak: Markit Economics, FAO, Bloomberg

Küresel iktisadi faaliyetteki toparlanma ve salgın koşullarının normalleşmeye başlamasıyla toplam talebin hızlı bir şekilde arttığı ancak tedarik zincirindeki aksaklıkların da etkisiyle arzın bu artışa aynı şekilde cevap veremedi; r. Bu nedenle, ham petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarında

--- Sayfa 7 (OCR) --- keskin bir artış gözlenmiş, fiyatlar salgın öncesi düzeyin oldukça üzerine çıkmıştır. Emtia fiyat artışları, ertelenen tüketim talebi ve arz kısıtları nedeniyle salgın döneminde gerileyen küresel enflasyon da yükselişe geçmiştir. Bununla birlikte, son dönemde, Çin ekonomisindeki yavaşlama ve yeni virüs varyantlarıyla birlikte artan vaka sayılarının talebi azaltabileceği endişesiyle emtia fiyatlarında bir miktar düşüş gerçekleşmişse de söz konusu fiyatlar hala yüksek seviyelerini korumaktadır. Küresel enflasyonda gerçekleşen yükselişin geçici olacağı ve 2022 yılında büyük ölçüde normal seviyelere gerileyeceği yönünde genel beklenti olmakla birlikte belirsizlik sürmektedir.

Salgının neden olduğu yüksek belirsizlik küresel risk iştahının azalmasına ve gelişmekte olan ülke piyasalarından 2008 Küresel Finansal Kriz dönemini dahi geride bırakan portföy çıkışlarına neden olmuştur. Salgın koşullarının nispeten normalleşmesiyle çıkan fonların bir kısmı geri dönmüş olsa da salgına bağlı belirsizliklerin sürmesi ve gelişmiş ülke para politikalarında normalleşme takviminin belirginleşmemesi portföy hareketlerinin dalgalı bir seyir izlemesine neden olmaktadır. Bu durum gelişmekte olan ülke finansal piyasaları ve kurlarında oynaklığı artırmaktadır.

Diğer taraftan, salgınla birlikte hanehalkı ve finansal olmayan şirketlerin borçlanması artarken, salgınla mücadele ve salgının farklı kesimler üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik tedbirler kamu kesimi üzerindeki mali yükleri artırmıştır. Uluslararası Finans Enstitüsünün verilerine göre 2021 yılının ilk çeyreği itibarıyla küresel borç stoku 289 trilyon dolar olurken, borç stokunun küresel hasılaya oranı yüzde 360 düzeyinde gerçekleşmiştir.

B. TÜRKİYE EKONOMİSİ 1. Büyüme

Türkiye ekonomisi 2020 yılının ikinci çeyreğinde etkileri belirginleşen Kovid-19 salgını nedeniyle yüzde 10,4 oranında daralmıştır. Bununla birlikte, Haziran ayında salgının yayılmasını önlemeye yönelik kısıtlamaların hafifletilmesi ve sağlanan teşviklerin etkisiyle ekonomik faaliyette hızla iyileşme kaydedilmiş ve ekonomi üçüncü çeyrekten itibaren iyi bir performans sergilemiştir. Bu gelişmede yılın ikinci yarısında sanayi sektöründe yaşanan güçlü toparlanma belirleyici olmuştur.

Bu gelişmelerin sonucunda, 2020 yılının ikinci yarısında ekonomi yıllık yüzde 6,2 oranında büyümüştür. Söz konusu dönemde, sanayi sektörü bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,2, tarım sektörü yüzde 6,3 ve inşaat dâhil hizmetler sektörü ise yüzde 3,2 büyüme kaydetmiştir. Harcamalar yönüyle bakıldığında salgın döneminde ertelenen talebin büyümeye olumlu yansıdığı görülmüştür. Nitekim, 2020 yılının ikinci yarısında toplam tüketim yüzde 7,1 oranında yükselmiştir. Aynı dönemde toplam sabit sermaye yatırım harcamaları ise makine teçhizat yatırımlarının etkisiyle yüzde 16,8 oranında artmıştır.

2020 yılının tamamında ise Türkiye ekonomisi tüm dünyayı sarsan Kovid-19 salgınının sağlık sistemi ve genel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, yüzde 1,8 oranında büyüyerek 2008 Küresel Finansal Kriz sonrasındaki kesintisiz büyüme sürecini sürdürmüştür. Böylece, alınan kapsamlı ve etkili önlemler sayesinde yıl genelinde hem OECD hem de G-20 ülkeleri arasında büyümeyi başarabilen birkaç ülkeden biri olmuştur. Bu gelişmede, sağlık krizinin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletmek amacıyla uygulanan kısa çalışma ödeneği, gelir kaybı yaşayan hanehalkı ve firmalara verilen Mali destekler, vergi indirim ve ertelemeleri ile büyümeyi destekleyici politikalar önemli rol oynamıştır. Bu süreçte üretimin aksamaması ve iktisadi faaliyetin en az etkilenecek şekilde devam etmesine yönelik olarak kısmi kapanma gibi hibrit politikaların hayata geçirilmesi de ekonominin diğer ülkelerden pozitif yönde ayrışmasında etkili olmuştur.

2021 yılının ilk çeyreğinde başlayan ve ikinci çeyreğinde hızlanan aşılama sürecinin salgının seyrine yönelik beklentileri olumlu etkilemesinin yanı sıra sanayide üretimin ve ihracatın zorlu şartlara rağmen aksamaması, ekonomik büyümede kuwvetli görünümün korunmasını sağlamıştır. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 11,7 oranında büyüyen sanayi sektörü, ikinci çeyrekte yüzde 40,5 oranında büyüyerek GSYH

--- Sayfa 8 (OCR) --- büyümesine önemli katkı vermeye devam etmiştir. Vaka sayılarındaki azalmaya bağlı olarak Mart ayı başında kapanma önlemlerinin kaldırılması, hizmetler sektörünün 2021 yılı ilk çeyreğinde yüzde 5,4, ikinci çeyreğinde ise yüzde 20,5 oranı İle salgın dönemindeki en yüksek yıllık büyüme seviyesine ulaşmasında etkili olmuştur. Tarım sektörü katma değeri 2021 yılı ilk çeyreğinde yüzde 8,7, ikinci çeyreğinde ise yüzde 2,3 oranında artış kaydetmiştir. Bu gelişmelere bağlı olarak, yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,2 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, düşük bazın da etkisiyle yılın ikinci çeyreğinde yüzde 21,7 ile yüksek bir büyüme oranı kaydetmiştir.

Grafik 3: Üretim Yoluyla GSYH Büyümesi ve Sektörel Katkılar (Yüzde)

50 - n 1049 —— 2020-1 2020-3 2020-4 20211 2021-2 aeti Tarım — n Sanayi — Scörür Hizmetler — S Vergi-süb. —e » *GSYH Kaynak: TÜİK

Harcamalar yönünden ekonomik büyümeye bakıldığında, 2021 yılının ilk çeyreğinde özel tüketim harcamaları yüzde 7, yılın ikinci çeyreğinde ise yüzde 22,9 artarken, kamu tüketim harcamaları 2021 yılı ilk çeyreğinde yüzde 0,7, yılın ikinci çeyreğinde ise yüzde 4,2 oranında artmıştır. 2021 yılı ilk çeyreğinde toplam sabit sermaye yatırımları yüzde 12,4, yılın ikinci çeyreğinde ise yüzde 20,3 oranında yükselmiştir. Net mal ve hizmet ihracatının büyüme katkısı ise ilk çeyrekte 1,1 puan olurken ikinci çeyrekte 6,9 puan olmuştur.

Grafik 4: Harcamalar Yoluyla GSYH Büyümesi ve Büyümeye Katkılar (Yüzde) 30,0

20,0 10,0 00 10,0 20,0 2020-1 2020-2 2020-3 2020-4 20211 2021-2 Hzamam Toplamm Tüketim dt Toplam Yatırım Net Mal ve Hizmet İhracatı ame esGSYH Kaynak: TÜİK

2021 yılının ikinci çeyreğinde vaka sayılarındaki artışın sonucunda kapanma önlemleri bir süre için tekrar uygulanmıştır. Önlemlerin etkisini göstermesiyle vaka sayıları azalmış, Haziran ayı itibarıyla

--- Sayfa 9 (OCR) --- kısıtlamalar hafifletilmiştir. Diğer yandan, aşılamanın bu dönemde hız kazanması ekonomiye ilişkin beklentilerin iyileşmesine katkıda bulunmuştur. Öncü göstergeler göz önüne alındığında, yılın üçüncü çeyreğinde ekonomik faaliyetlerdeki güçlü görünümün korunduğu gözlenmektedir.

Yılın kalanında ise yurtiçi talepte bir miktar yavaşlama beklenmesine rağmen dış talebin de katkısıyla ekonomik faaliyetteki olumlu görünümün korunması, turizm sektörünün büyümeye önemli katkı sunması ve aşılamanın devam etmesinin oluşturduğu olumlu etkiyle Türkiye ekonomisinin 2021 yılının tamamında yüzde 5,8 olan 2021-2023 dönemi Yeni Ekonomi Programı (YEP) tahmininin üzerinde yüzde 9,0 oranında ve dengeli bir iç ve dış talep kompozisyonuyla büyümesi beklenmektedir.

2. İstihdam

2020 yılının ikinci yarısında iktisadi faaliyetteki hızlı toparlanmayla birlikte kaydedilen yüksek büyüme oranları istihdama olumlu yansımıştır. Ancak, Kovid-19 salgınının özellikle yılın ilk yarısındaki etkisiyle toplam istihdam, 2020 yılı genelinde, 812 bini hizmetler sektöründen olmak üzere 1 milyon 268 bin kişi azalmıştır. İşsizlik oranı, salgın kaynaklı azalan işgücüne katılımın etkisiyle 0,5 puan azalarak yüzde 13,2 seviyesinde gerçekleşmiş ve yüzde 13,8 olan YEP (2021-2023) tahmininin altında kalmıştır.

Salgının işgücü piyasası üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla pek çok tedbir uygulamaya konulmuştur. Kısa çalışma ödeneğinden yararlanma şartlarının esnekleştirilmesi, fesih yasağı ve normalleşme desteği bu kapsamda öne çıkan tedbirler olmuştur. Bu tedbirlerin de etkisiyle, salgının başta hizmetler sektörü olmak üzere istihdamda ve işgücüne katılımda meydana getirdiği kayıpların büyük bir kısmı telafi edilmiştir. 2021 yılı ikinci çeyreğinde tarım, sanayi ve inşaat sektörü istihdamı salgın öncesindeki seviyelerinin üzerine çıkmış, hizmetler sektörü istihdamı ise son dönemde toparlanmakla birlikte salgın öncesindeki düzeyini henüz yakalayamamıştır. 2021 yılı ikinci çeyreğinde istihdam oranı yüzde 44,4 seviyesinde gerçekleşirken, işsizlik oranı yüzde 12,4 olmuştur. Yılın kalan döneminde ekonomik faaliyetteki olumlu görünümün katkısıyla istihdamın ve işgücüne katılımın artması sonucunda, yıl genelinde işsizlik oranının yüzde 12,6 düzeyinde gerçekleşmesi tahmin edilmektedir.

Önümüzdeki dönemde normalleşmenin ekonomik aktivite üzerindeki olumlu etkisinin yanı sıra işgücü piyasasına yönelik yapısal dönüşüm adımlarının hayata geçirilmesi, istihdam ve işgücüne katılımda iyileşme sağlayacaktır.

3. Fiyat İstikrarı

2020 yılı genelinde öngörülen seviyelerde seyreden yıllık TÜFE, yılın son çeyreğinde küresel düzeyde emtia fiyatlarında görülen önemli artışların yanı sıra gıda ve dayanıklı mal fiyat artışları kaynaklı olarak ivme kazanmıştır. Bu doğrultuda, 2020 yılı sonunda TÜFE yıllık artış oranı YEP (2021-2023) tahmini olan yüzde 10,5 seviyesinin üzerinde yüzde 14,6 olarak gerçekleşmiştir.

2021 yılı Ocak-Ağustos döneminde TÜFE birikimli artışı yüzde 11,6 olarak gerçekleşmiştir. Bu gelişmede; iklim koşullarında ve küresel gıda fiyatlarında görülen olumsuz seyir nedeniyle gıda fiyatlarında görülen artışların yanı sıra petrol ve metaller ağırlıklı olmak üzere emtia fiyat artışları, küresel tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar, artan taşımacılık ücretleri ile başta enerji ve dayanıksız mal fiyatları olmak üzere kur geçişkenliğinden etkilenen pek çok üründe görülen maliyet artışları belirleyici olmuştur. Ayrıca, hizmetler sektöründe kademeli normalleşme sürecinin de yansımalarıyla lokanta, otel ve ulaştırma hizmetlerindeki fiyat gelişmeleri de TÜFE artışında etkili olmuştur. Diğer taraftan, altın fiyatlarındaki baz etkisi, sıkı kredi koşulları nedeniyle yavaşlayan dayanıklı mal fiyatları ile eşel mobil sisteminin etkin kullanımı, bazı ürünlerde vergi uyarlamalarının yapılmaması ve salgının seyrine bağlı olarak hanehalklarının ihtiyaçlarına yönelik bazı vergi oranlarında yapılan indirimler başta olmak üzere alınan kamu maliyesi tedbirleri TÜFE yıllık artış hızını sınırlamıştır. Bu gelişmeler neticesinde, TÜFE yıllık artış oranı 2021 yılı Ağustos ayı itibarıyla yüzde 19,25'e yükselmiştir.

--- Sayfa 10 (OCR) --- Grafik 5: TÜFE Yıllık Artışı (Yüzde) 22,50

20,00 1925

KA Kaynak: TÜİK 2021 yılının geri kalanında baz etkisinin yanı sıra kur gelişmelerinin birikimli etkisindeki gerileme ve

gıda fiyatlarında beklenen düzeltme etkisiyle birlikte TÜFE yıllık artış oranının azalarak yıl sonunda yüzde 16,2 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülmektedir.

4. Ödemeler Dengesi

2020 yılında salgın etkisiyle keskin bir daralma kaydeden dış talep, ihracatımızın azalmasına neden olmuştur. Yılın ikinci yarısında salgının küresel mal ticareti üzerindeki etkisi göreli olarak hafiflerken, Mal ihracatı YEP (2021-2023) tahmininin 3,7 milyar dolar üzerinde 169,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Salgınla birlikte keskin düşüş kaydeden petrol fiyatları enerji ithalatında gerilemeye neden olurken salgının olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla kredi genişlemesi başta olmak üzere uygulanan politikalar nedeniyle artan iç talep ile para ikamesi eğiliminin güç kazanmasının da etkisiyle altın ithalatındaki yükselişe bağlı olarak ithalat bir önceki yıla göre yükselerek 219,5 milyar dolar ile YEP (2021-2023) tahmininin 15,5 milyar dolar üzerinde gerçekleşmiştir.

Grafik 6: Cari İşlemler Dengesi / GSYH (Yüzde)

0,9

v0 HH

20 Na ı ” 40 32 3A SA -48 -5,2

-5,8

2013 2014 2015 2016 2017 2018 2020

0:

Kaynak: TCMB, TÜİK

Salgınla birlikte dünya genelinde uygulamaya konulan kısıtlayıcı önlemler uluslararası turizmi durma noktasına getirmiş, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de seyahat gelirlerinde ciddi bir kayba neden

--- Sayfa 11 (OCR) --- olmuştur. Böylece, 2020 yılında seyahat gelirleri bir önceki yıla göre yüzde 65,7 oranında azalarak 10,2 milyar dolara gerilemiştir.

Bu gelişmelerin sonucunda, 2020 yılında 37,3 milyar dolar seviyesinde kaydedilen cari işlemler açığı, GSYH'ya oran olarak yüzde 5,2 ile YEP (2021-2023) tahmininin 1,7 puan üzerinde gerçekleşmiştir.

2020 yılında salgın nedeniyle gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarının azalmasının da etkisiyle portföy yatırımları kaynaklı net sermaye çıkışı yaşanmış, doğrudan yabancı yatırımlar ile diğer yatırımlar kaynaklı net sermaye girişleri gerçekleşmiştir.

2021 yılının ilk yedi ayında ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34,9 oranında artış kaydederek 121,4 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Bu gelişmede, özellikle ana ihracat pazarlarımızdaki dış talebin hızlı bir şekilde yükselmesinin yanı sıra reel sektörün artan rekabet gücü ve bunu destekleyici politikalar belirleyici olmuştur. İhracattaki artışın yılın kalan aylarında sürmesi ve 2021 yılında ihracatın yüzde 24,4 oranında artarak 211 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

Yılın ilk yedi ayında ithalat yüzde 25,8 oranında artmış ve 146,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu gelişmede küresel emtia fiyatları ile yurtiçi talepteki artış etkili olmuştur. Bu dönemde enerji ithalatında artış yaşanırken, alınan piyasa düzenleyici önlemlerin de katkısıyla altın ithalatında düşüş kaydedilmiştir. 2021 yılında ithalatın yüzde 17,5 oranında artarak 258 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

Kovid-19 salgınının uluslararası turizm üzerindeki etkisinin azalması sonucunda seyahat gelirlerinin toparlanarak 2021 yılında 17 milyar dolar seviyesine yükseleceği öngörülmektedir. Salgının halen devam ediyor olması nedeniyle hizmet ticaretindeki toparlanmanın mal ticaretine göre daha zayıf kalması beklenmektedir.

Emtia fiyatlarındaki artışın olumsuz etkisine rağmen, seyahat gelirlerindeki toparlanmanın ve güçlü ihracat performansının yanı sıra altın ithalatının tarihsel ortalamasının altına inmesi, sıkı para politikası duruşunun kredi hacmini ve iç talebi sınırlamasına bağlı olarak cari işlemler dengesinde belirgin bir iyileşme öngörülmektedir. Böylece, 2021 yılında cari işlemler açığının GSYH'ya oranının yüzde 2,6 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

5. Finansal İstikrar

Türk bankacılık sektörünün güçlü sermaye yapısı, sektörün risklere karşı dayanıklılığını artırmaktadır. Bankaların beklenmeyen kayıplara karşı dayanıklılığını gösteren sermaye yeterlilik rasyosu, salgının olumsuz etkilerine rağmen düzenleyici tedbirlerin ve bankacılık sektörünün ihtiyatlı duruşunun katkısıyla 2021 yılı Temmuz ayı itibarıyla yüzde 17,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Söz konusu oran Basel ll kriterlerine göre yüzde 8 olarak uygulanan yasal asgari oranın ve BDDK tarafından yüzde 12 olarak belirlenen hedef oranın oldukça üzerindedir. Sermayenin kalitesinin bir ölçütü olarak kabul edilen çekirdek sermaye yeterliliği rasyosu yüzde 13,4 ile yasal oran olan yüzde 4,5'in çok üzerindedir.

Bankacılık sektörünün kısa Vvadeli likidite pozisyonu güçlü görünümünü korumaktadır. Salgın döneminde BDDK tarafından likidite karşılama oranlarının yasal alt limitleri konusunda sağlanan muafiyet, 2020 yılsonunda sonlandırılmış ve bankalar bu duruma zorluk çekmeden uyum sağlamıştır. Ayrıca, bankaların finansal şoklara karşı kullanabilecekleri güçlü yabancı para likidite tamponları, bir yıl içinde vadesi dolacak yurtdışı kaynaklı borçlarını karşılayabilecek yeterliliktedir.

Salgın nedeniyle hanehalkının ve nakit akışı bozulan firmaların desteklenmesi amacıyla alınan tedbirlerle kredilerde artış sağlanmıştır. 2020 yılı son çeyreğinden itibaren başlayan parasal

--- Sayfa 12 (OCR) --- sıkılaşmanın ve likidite tedbirlerinin sonlandırılmasının etkisiyle hem ticari hem de bireysel kredi artışının yavaşladığı gözlenmektedir. Bununla birlikte, BDDK tarafından 2021 yılının ilk yarısında halen yüksek seyreden bireysel kredi artışını sınırlandırmaya yönelik başta taşıt kredilerini içeren ilave makroihtiyati tedbirler yürürlüğe konulmuştur. Bunun neticesinde, Temmuz ayından itibaren yıllık bireysel kredi artışının daha ılımlı bir patikaya gerilediği görülmektedir.

Salgın döneminde, artan kredi hacmi, kredilerin sınıflandırılmasına yönelik sağlanan esneklikler ile yapılandırma ve taksit erteleme uygulamaları sektörün aktif kalitesini desteklemiştir. Bu önlemler ve ekonomik aktivitedeki canlılık, Tahsili Gecikmiş Alacaklar (TGA) bakiyesine geçişleri yavaşlatmaktadır. Yüzde 3,7'ye kadar gerileyen toplam TGA oranındaki mevcut düzeylerin esnekliklerin uzatıldığı Eylül ayı sonuna kadar devam etmesi ve sonrasında bir miktar artması beklenmektedir. Ancak, bankacılık sektörü güçlü sermaye yapısı ve yüksek karşılık oranlarıyla bu riskleri yönetebilecek konumdadır. Ayrıca, Ekonomi Reformları Eylem Planındaki aktif kalitesini artırmaya yönelik tedbirler bankacılık sekti ü destekleyecektir.

Program döneminde, makroekonomik gelişmeler dışında bankacılık sektörüne etkide bulunması beklenen en önemli konuların finansal sektörlerdeki dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanındaki uluslararası düzenlemeler olması beklenmektedir. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında reel ekonominin sıfır karbon ekonomisine dönüşüm sürecinde finans sektörünün ve bankacılığın önemli bir rolü olacağı öngörülmektedir. Bu süreçte gerçekleştirilecek yasal altyapı çalışmalarının da uluslararası sürdürülebilir para ve sermaye piyasalarından uygun maliyetli kaynak sağlamak için bir ön koşul olacağı anlaşılmaktadır. Benzer şekilde, önümüzdeki dönemde Basel Komitesinin yeni sermaye yeterliliği düzenlemeleri de bankacılık sektörünü ilgilendiren diğer bir dönüşüm süreci olacaktır.

Sermaye piyasalarının gelişimi ve ekonomiye katkısı sürmektedir. Küresel likidite artışı başta olmak üzere halka arz piyasasını dünya genelinde canlandıran gelişmelere paralel olarak Türkiye'de şirketlerin özkaynak finansmanı tercihi bu dönemde artarak devam etmiştir. 2021 yılının ilk sekiz ayı itibarıyla otuz beş adet birincil halka arz gerçekleşmiş ve halka arzdan elde edilen toplam hasılat 15,2 milyar TL'yi bulmuştur. Birincil halka arz sayısı itibarıyla tarihi en yüksek seviyesine ulaşılırken bu dönemde yatırımcı sayısı da önemli derecede artmıştır. Şirketlerin artan özkaynak finansmanı tercihinde, 2020 yılı Kasım ayında yapılan kanuni düzenlemeyle payları, Borsa İstanbul Pay Piyasasında ilk defa işlem görmek üzere en az yüzde 20 oranında halka arz edilen şirketlere kurumlar vergisi oranının iki puan indirimli uygulanması hususu önemli etki yaratmıştır. Ayrıca bu dönemde, sermaye piyasalarının uzun vadeli projelerin yatırımlarında etkin bir şekilde kullanılması amacıyla gerekli yasal düzenlemeler tamamlanmış, proje gelirlerine dayalı olarak ihraç edilecek projeye dayalı menkul kıymetler ürününün alt yapısı hazırlanmıştır.

Uzun vadeli tasarrufların artırılması bakımından önemli olan bireysel emeklilik ve otomatik katılım sisteminde toplam fon büyüklüğü, 27 Ağustos 2021 itibarıyla 188,6 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu tarih itibarıyla Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)inde katılımcı sayısı yaklaşık 7 milyona, fon büyüklüğü ise 174,4 milyar TL'ye ulaşmıştır. Ayrıca gönüllülük esasına dayalı BES'in yanı sıra, 2017 yılında yürürlüğe giren otomatik katılım sisteminde yaklaşık 6 milyon çalışan yer almakta olup toplam fon büyüklüğü 14,3 milyar TL'ye ulaşmıştır. 18 yaşından küçüklerin BES kapsamına alınması ve emeklilik yatırım fonlarının merkezi platformda alınıp satılabilmesi başta olmak üzere 2021 yılı içerisinde yapılan düzenlemelerle birlikte sistemdeki katılımcı sayısı ve fon miktarının önümüzdeki süreçte daha da artması beklenmektedir.

Hanehalkı borçluluğunda Türkiye gelişmekte olan ülke ortalamalarına göre oldukça düşük bir riskliliğe sahiptir. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) veri tabanına göre 2020 yılında Türkiye'de hanehalkı borcunun GSYH'ya oranı bir önceki yıla göre 2,9 puan artarak yüzde 17,5'e yükselmiştir. Aynı dönemde

--- Sayfa 13 (OCR) --- gelişmekte olan ülkelerin ağırlıklı ortalaması 8,5 puan artışla yüzde 53,9'a ulaşmıştır. Ayrıca döviz cinsinden veya dövize endeksli kredi kullanma imkânının olmaması nedeniyle hanehalkının kur riski bulunmamaktadır.

Salgınla birlikte firmaların artan finansman ihtiyacının bankacılık sektörü tarafından karşılanması sonucunda reel kesimin borçluluğu dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de artış göstermiştir. 2020 sonunda BIS'e göre Türkiye'nin reel sektör borcunun GSYH'ya oranı bir önceki yıla göre 7 puan artarak yüzde 72,1 olmuştur. Çin hariç gelişmekte olan ülke ortalaması ise aynı dönemde 13,4 puan artarak yüzde 74,1 olmuştur. Diğer taraftan, ülkemiz reel sektör firmalarının kısa vadeli döviz pozisyonu fazlası 2021 yılı Haziran ayı itibarıyla 58,4 milyar dolar olup bir yıllık vadede kur riski bulunmamaktadır.

6. Kamu Maliyesi

2020 yılında, salgının ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlandırmak amacıyla maliye politikası etkin biçimde kullanılmış; hanehalkını, istihdamı ve reel sektörü korumaya yönelik gelir ve gider yönlü çeşitli tedbirler hayata geçirilmiş, vergi indirimleri ve ertelemeleri uygulamaya alınmıştır. Bu önlemlerin yanı sıra enflasyonla mücadelede para politikasını desteklemek amacıyla alınan tedbirlerin gelir azaltıcı etkilerine karşın, ekonomik aktivitedeki iyileşme sayesinde bütçe gelir performansı olumlu seyretmiş, giderlerde ise artış gerçekleşmiştir.

GSYH'ya oranla, 2020 yılında merkezi yönetim bütçe gelirlerinde 0,1 puan, harcamalarında 0,7 puan artış yaşanmış, bütçe açığı ise 0,6 puan artarak yüzde 3,5 olarak gerçekleşmiştir.

2020 yılında, bir önceki yıla göre, genel devlet toplam gelirleri GSYH'ya oran olarak 0,7 puan azalırken, genel devlet toplam harcamalarında 0,2 puan artış yaşanmıştır. Aynı dönemde, genel devlet cari giderlerinde 0,3 ve yatırım giderlerinde 0,1 puan azalış gerçekleşmiş, transfer harcamalarında ise 0,6 puan artış olmuştur. Bu çerçevede, GSYH'ya oran olarak genel devlet açığı yüzde 3,9, genel devlet faiz dışı açığı ise yüzde 1,1 olarak gerçekleşmiştir.

2020 yılı kamu kesimi borçlanma gereği bir önceki yıla göre GSYH'ya oran olarak 0,7 puan artışla yüzde 3,9 düzeyinde gerçekleşmiş, AB tanımlı genel yönetim borç stokunun GSYH'ya oranı bir önceki yıla göre 7,1 puan artarak yüzde 39,8 seviyesine yükselmiştir.

Salgın etkisinin devam ettiği ve salgına ilişkin tedbirlerin sürdürüldüğü 2021 yılında merkezi yönetim bütçe gelir ve harcamalarının GSYH'ya oran olarak 2020 yılına kıyasla 1,2'şer puan azalması ve bu çerçevede YEP (2021-2023)'te yüzde 4,3 olarak hedeflenen bütçe açığının bir önceki yılla aynı seviyede kalarak yüzde 3,5, yüzde 1,2 olarak hedeflenen faiz dışı açığın ise yüzde 0,8 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.

2021 yılında, bir önceki yıla göre, genel devlet toplam gelirlerinin GSYH'ya oranının 1,8 puan, genel devlet toplam harcamalarının ise 2,1 puan azalması beklenmektedir. Aynı dönemde, genel devlet cari giderlerinin 1,2 puan ve transfer harcamalarının 1 puan azalması, yatırım harcamalarının ise 0,1 puan artması beklenmektedir. 2021 yılı genel devlet gelirlerinde beklenen azalmanın 0,6 puanının vergi gelirlerinden, kalan kısmının ise vergi dışı gelirler, sosyal güvenlik prim tahsilatları ve işsizlik sigortası fonundan gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu çerçevede, GSYH'ya oran olarak genel devlet açığının bir önceki yıla göre 0,3 puan iyileşerek yüzde 3,6, genel devlet faiz dışı açığının ise yüzde 0,7 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.

2021 yılı kamu kesimi borçlanma gereğinin GSYH'ya oranının yüzde 3,9 ile bir önceki yıl seviyesini koruyacağı, AB tanımlı genel yönetim borç stokunun GSYH'ya aranının ise bir önceki yıla göre 3,2 puan azalarak 36,6 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.

Salgının ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlandırmak amacıyla 2020 ve 2021 yıllarında merkezi yönetim bütçesi imkânlarından sağlanan desteklerin 133,6 milyar TL'ye, İşsizlik Sigortası Fonu ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan yapılan ödemelerin 72,2 milyar Tü'ye ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca, vergi, sosyal güvenlik primleri ve kredilerde erteleme

--- Sayfa 14 (OCR) --- yapılmış, uygun koşullu kredi imkânları sağlanmış olup, bu kapsamdaki faaliyetlerin büyüklüğünün 2021 yılı sonunda 528,5 milyar TL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu çerçevede, salgının olumsuz etkilerini sınırlandırmak amacıyla alınan tedbirlerin ekonomik büyüklüğünün toplamda 734,2 milyar TL olacağı tahmin edilmektedir.

İl, TEMEL AMAÇLAR

Salgın sonrası toparlanma sürecinde büyüme potansiyelini artırmayı ve yüksek katma değerli üretimi önceleyen Türkiye ekonomisi için; nitelikli istihdam oluşturan, enflasyon ve cari açık yaratmayan, ağırlıklı olarak yurtiçi tasarruflar ve doğrudan yabancı yatırımlarla finanse edilen, verimli alanlara yönlendirilmiş yatırımlara ve ihracata dayalı, yeşil dönüşümü dikkate alan istikrarlı, dengeli ve gelir dağılımı adaletini gözeten bir büyüme yapısının tesis edilmesi temel amaçtır. Bu çerçevede makroekonomik istikrarın korunarak, özel sektöre de yön verecek şekilde ekonomide şeffaflığın ve öngörülebilirliğin artırılması esastır.

Bu dönemde, küresel tedarik zincirlerindeki değişimler, dijital ve yeşil dönüşüm gibi eğilimler dikkate alınarak; uluslararası arenada rekabet gücü yüksek, üretim ve istihdam potansiyeli barındıran sektörler desteklenerek, küresel ticaretten alınan payın artırılması ve bu kapsamda cari işlemler dengesinde kalıcı ve sürdürülebilir iyileşmenin sağlanması hedeflenmektedir.

İşgücü piyasasında etkinliği ve beceri uyumunu geliştirmeye, insan kaynağını güçlendirerek istihdam edilebilirliği artırmaya yönelik gerçekleştirilecek yapısal reformlar ve nitelikli bir büyüme kompozisyonuyla istihdam oranının artırılması hedeflenmektedir.

Program döneminde, para ve maliye politikalarının güçlü eşgüdümünün sürdürülmesi ile mal ve hizmet piyasalarında rekabet ve verimliliği artıracak yapısal politikalar hayata geçirilerek enflasyonun kalıcı olarak tek haneli seviyelere indirilmesi hedeflenmektedir.

Salgının etkisiyle yükselen kamu açıklarının tedrici olarak azaltılması ve mali disiplinin sürdürülmesi

program döneminde izlenecek maliye politikasının temel amacı olacaktır.

Program döneminde, reel sektörün finansmanında sermaye piyasalarının payının yükselmesi ve bu piyasalardan sağlanan uzun vadeli fonlar aracılığıyla kalkınma sürecine katkının artarak sürmesi hedeflenmektedir.

li MAKROEKONOMİK HEDEFLER VE POLİTİKALAR? 1. Büyüme

Program döneminde iç ve dış talep arasında dengeli görünümün korunmasının yanı sıra, büyüme potansiyelinin istikrarlı ve sağlıklı bir biçimde artırılarak sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin sağlanması amacıyla para, maliye ve gelirler politikaları tam koordinasyon içerisinde yürütülecektir. Bu dönemde, Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 5,3 oranında büyümesi öngörülmektedir. Salgına yönelik önlemlerin sosyal hayat üzerindeki etkilerinin azalmasıyla hizmetler sektöründeki toparlanmanın hız kazanması ve sanayideki mevcut ivmeye eşlik etmesi beklenmektedir.

? Makroekonomi ve kamu maliyesine ilişkin temel gösterge ve hedefler Ek 1'de yer almaktadır.

--- Sayfa 15 (OCR) --- 9,0 5;0 5,5 5,5 H

2020 20216T 2022 0VP 2023 0VP 2024 0VP

GT: Gerçekleşme Tahmini

Fiziki, beşeri ve teknolojik altyapı güçlendirilerek On Birinci Kalkınma Planında belirlenen öncelikli sektörler başta olmak üzere sanayide teknolojik dönüşüm sağlanacak ve daha verimli, rekabetçi bir ekonomik yapı tesis edilecektir.

Büyümenin kaliteli, kapsayıcı ve sürdürülebilir olması için makroekonomik dengeleri gözeten ve yapısal reformlarla desteklenen kalkınma modeli uygulamasına devam edilecektir.

Tasarrufların büyümenin finansmanı amacıyla kullanılmasında etkinlik, denge ve rekabetçilik ilkeleri gözetilerek nitelikli büyüme kompozisyonunun sürdürülmesi ve makrofinansal risklerin en aza indirilmesi sağlanacaktır.

Politika ve Tedbirler

1. Makroekonomik istikrar, düzenleyici çerçeve ve İş ortamı güçlendirilerek sanayi sektöründe teknoloji seviyesi yüksek sabit sermaye yatırımları ve doğrudan yabancı yatırımlar özendirilecektir.

2. Yatırım teşvik sisteminde sadeleşme sürecine devam edilecek; yenilikçi ve katma değerli üretime yönelen, özsermaye ağırlıklı gerçekleştirilen, küresel değer zincirinin bir parçası olan ve bölgesel kümelenme öncelikleriyle uyumlu yatırımlara münhasıran destek sağlanacaktır.

3. KOBİ'ler başta olmak üzere firmaların modern teknolojiler ve iş modelleriyle çalışma kapasiteleri geliştirilecek, verimlilikleri artırılacak, bölgesinde veya sektöründe rekabetçi olan ve hızlı büyüyen KOBİ'lerin kurumsal gelişim projeleri önceliklendirilecek, salgın sonrası dönemdeki yeni düzene uyumlarını hızlandırmak için KOBİ'lerin dijital dönüşüm projeleri desteklenecektir.

4. Hazine taşınmazlarının tahsis süreçlerine ilişkin gerekli yasal ve idari prosedürler tamamlanarak yatırımcıların kullanımına sunulacak, bölgesel koşullar göz önünde bulundurularak belirlenecek sektörlerde yatırım teşvik uygulamalarının değerlendirilmesine ve ekonomiye kazandırılmasına yönelik politikalar hayata geçirilecektir.

5. Sanayileşme İcra Komitesi tarafından yenilik, yerlileşme ve teknoloji transferi içeren kamu alımları ve politikaları yoluyla Ar-Ge'den ticarileşmeye kadar uçtan uca tüm süreci kapsayacak özel modeller geliştirilerek, öncelikli sektörlerde kritik bileşenler başta olmak üzere üretimdeki yerli katkı oranı artırılacaktır.

6. Fikri mülkiyet varlıklarının değerlemesine dönük çalışmalar hızlandırılacak, değerlenmiş ve patent gibi gayri maddi varlıkların şirket bilançolarına ve ülke ekonomisine katkısı artırılacak, üniversitelerde, araştırma kurumlarında ve Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde geliştirilen patentli teknolojilerin sanayiye etkin bir şekilde aktarılması sağlanacaktır.

7. Başta yükselen ve yıkıcı teknolojiler olmak üzere yeni açılacak çağrılar ile Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programının uygulanmasına etkin şekilde devam edilecek, desteklenmekte olan projeler için yenilikçi finansman modelleri geliştirilecektir.

8. Çığır açıcıteknolojilere yönelik yeni Ar-Ge projeleri başlatılacak, kuantum, yapay zekâ, biyoteknoloji, genetik, yeni nesil nükleer enerji gibi alanlarda öncül araştırmalar desteklenecektir.

--- Sayfa 16 (OCR) --- 9. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin niteliği artırılarak Ar-Ge ve yenilik kapasitesi güçlendirilecek, teknolojik standartların belirlendiği yurtdışı komitelerde özel sektörün daha fazla temsil edilmesi teşvik edilecekti

10.Yüksek teknoloji ürünlerinin üretileceği, büyük ölçekli yerli ve yabancı yatırımların yer alacağı, etkin yönetişim modeline sahip yeni nesil endüstri ve teknoloji bölgeleri kurulacaktır.

11.Yüksek katma değerli üretimin canlandırılması ve ihracatı destekleme amacıyla yeni pazarlara erişimi kolaylaştıracak ana ulaştırma ve lojistik koridorları geliştirilecek ve iyileştirilecektir.

12.Türkiye'deki mevcut yatırımcılar ile düzenli aralıklarla «yatırım ortamı değerlendirme anketleri» gerçekleştirilerek yatırım ortamına ilişkin sorunlar ilk elden tespit edilecek ve yatırımcıların önerileri alınacaktır.

13.Düşük teknolojili ürünlerin yoğun olduğu sektörlerde kalite, tasarım ve markalaşmayı sağlayacak politikalar izlenerek ihracatın katma değeri artırılacaktır.

2. Yeşil Döni

İklim değişikliğinin etkisini tüm dünyada daha şiddetli bir şekilde göstermesi, sürdürülebilirlik kavramı çerçevesinde yeşil ekonomiye geçiş sürecinin önemini artırmıştır. Avrupa Birliği (AB) tarafından 2019 yıl sonunda açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi yaklaşımlarla gelişmiş ülkelerin öncülüğünde küresel düzeyde ekonomi politikalarında iklim değişikliğinin ağırlığı artmaktadır. Bu durum, başta ana ihracat pazarımız olan AB olmak üzere ülkelerin uygulayacağı yeni politikalara göre sanayide ve ekonomi genelinde yeşil dönüşümün gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Program döneminde küresel değer zincirleriyle bütünleşme ve daha fazla uluslararası yatırım çekme süreci, bu yeni anlayış çerçevesinde Yeşil Mutabakat Eylem Planında yer alan hedef ve eylemler de dikkate alınarak şekillenecektir.

Politika ve Tedbirler

1. Sanayi, ticaret, ulaştırma, çevre ve enerji alanlarında yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomiye geçişi destekleyici yeni yaklaşımlar, dış finansman imkânları da dikkate alınarak destek ve kredi teşvik mekanizmaları çerçevesinde hayata geçirilecek; başta geri dönüşüm teknolojileri olmak üzere verimlilik artıran ve sera gazı emisyon artışını sınırlamayı hedefleyen yatırımlar desteklenerek uluslararası ticaret alanında iklim değişikliği politikalarıyla uyumlu şekilde ihracatın rekabet gücü artırılacaktır.

2. Yeşil dönüşümü hızlandırmak amacıyla Ar-Ge çalışmaları desteklenerek yeşil üretim için gerekli teknolojiler geliştirilecek ve yaygınlaştırılacaktır.

3. Yeşil OSB ile yeşil endüstri bölgesi sertifikasyon sistemi tamamlanarak, çevreye duyarlı, sürdürülebilir sanayi ve döngüsel ekonomi alanları oluşturulmasına hız verilecektir.

4. Finansal sektörün düzenleyici çerçevesi sanayinin yeşil dönüşümünü kolaylaştıracak şekilde geliştirilecektir.

5. Çevreye duyarlı yatırımların finansmanı amacıyla uluslararası standartlarla uyumlu rehber hazırlanarak yeşil tahvil ve sukuk ihraçları teşvik edilecektir.

6. Küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini en aza indirmek amacıyla enerji ve üretim kaynaklarını verimli bir şekilde kullanan, çevre dostu üretime yönelik yatırımlar desteklenecektir.

7. Sıfır atık uygulamaları hanehalkını da kapsayacak şekilde yaygınlaştırılacak ve üretimin kritik alanlarındaki ihtiyacın dışında kalan atık ithalatının azaltılmasına yönelik tedbirler alınacaktır. 3. İstihdam

Salgının işgücü piyasası üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik kapsamlı politika tedbirleri sonucunda istihdam salgın öncesi seviyesinin üzerine çıkmıştır. Önümüzdeki dönemde devam eden toparlanmayla işgücüne katılım ve istihdam oranlarında artış öngörülmektedir.

--- Sayfa 17 (OCR) --- Grafik 8: İşsizlik (Yüzde) 140 132 B0 a 120 14 10,9

100

9,0

8,0

70

6,0

2020 202167 2022 0VP 2023 0VP 2024 0VP

GT: Gerçekleşme Tahmini

Program dönemi boyunca istihdamın yıllık ortalama 1 milyon 170 bin kişi artması ve işgücüne katılım oranlarındaki artışa rağmen İşsizlik oranının kademeli olarak gerileyerek 2024 yılında yüzde 10,9 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülmektedir.

Politika ve Tedbirler

1. İstihdam teşviklerine ilişkin etki değerlendirmesi yapılarak teşviklerin sade ve etkin bir yapıya kavuşturulması, makroekonomik hedefler ve bütçe ile uyumu sağlanacaktır.

2. Dijitalleşme ve yeşil dönüşüm alanları başta olmak üzere geleceğin işlerine yönelik farkındalık geliştirilecek, bu alanların bölgesel ve sektörel dönüşümünde mevcut istihdam durumu, yeni istihdam olanakları ve becerilere yönelik çalışmalar yapılacaktır.

3. Eğitim-istihdam-üretim ilişkisini güçlendirmek için yenilikçi eğitim sektör işbirlikleri artırılarak mesleki eğitim programlarının aynı zamanda dijital ekonominin değişen gereklerine cevap verecek şekilde uyumlaştırılması sağlanacaktır.

4. Öğrencilere yönelik staj ve diğer yetenek yönetimi faaliyetleri yaygınlaştırılacak; mesleki rehberlik desteklenecek, öğrencilerin iş hayatına geçiş öncesi kariyer farkındalıkları kariyer merkezleri ile güçlendirilerek reel sektörün talep ettiği temel becerileri ve yetkinlikleri artırılacaktır.

5. Hayat boyu öğrenme programlarının çeşitliliği artırılacak, Mesleki Yeterlilik Kurumu ile koordineli olarak meslek standartları belirlenerek kazanımların ulusal ve uluslararası alanda geçerli olacak şekilde belgelendirilmesi ile bireylerin niteliklerinin artırılması sağlanacaktır.

6. Reel sektörün ihtiyaç duyduğu kalfa ve usta talebini karşılamak üzere “Mesleki Eğitim Merkezleri” güçlendirilecek, yaygınlaştırılacak ve örgün eğitim, yaygın eğitim, tamamlama eğitimi ve serbest

"enme yoluyla edinilen kazanımların belgelendirilmesi sağlanacaktır.

7. Ülkenin beşeri sermayesinin güçlendirilmesi amacıyla okullar arası başarı farkları azaltılarak ve okul öncesi eğitim yaygınlaştırılarak eğitimde fırsat eşitliği artırılacak, temel eğitim güçlendirilecek, tüm kademe ve sınıf seviyelerinde öğretmenlerin mesleki gelişimlerini iyileştirecek eğitimler çeşitlendirilerek yaygınlaştırılacaktır.

8. Sosyal yardım alan çalışabilir durumdaki bireylerin üretken duruma getirilmesi ve sürdürülebilir gelir elde edebilmelerine yönelik çalışmalar yapılacak ve bu amaçla aktif işgücü programları etkin bir biçimde kullanılacaktır.

9. Reel sektöre yönelik beceri temelli bir iş analiz yöntemi geliştirilerek mesleklerin beceri envanterleri çıkarılacak ve eşleştirme sistemi beceriler özelinde geliştirilecektir.

10.Girişimcilik eğitimlerinin aktif işgücü programları içindeki payı artırılacak, girişimcilere yönelik danışmanlık hizmetleri dijital imkânlardan da faydalanılarak geliştirilecektir.

11.Genç İstihdam Ulusal Strateji Belgesi hayata geçirilecektir.

12.Kadınlar, gençler ve engelliler gibi özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına girişlerini ve kalıcı olmalarını hedefleyen İş Kulübü Programları yaygınlaştırılacaktır.

--- Sayfa 18 (OCR) --- 13.Kadınların, ekonomik hayata etkin katılımını teminen, iş kurma ve geliştirme süreçlerinin kolaylaştırılması, e-ticaret platformlarında daha fazla yer almalarının teşvik edilmesi ve kadın kooperatifçiliği güçlendirilerek destekleyici hizmetlerin sunulması ile kadınlarda finansal okuryazarlığın geliştirilmesi için gerekli çalışmalar sürdürülecektir.

14.İş ve aile yaşamını uyumlaştırmak ve işgücüne katılımı teşvik etmek amacıyla kaliteli, ekonomik ve kolay erişilebilir çocuk, engelli ve yaşlı bakım imkânları yaygınlaştırılacaktır.

15.İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, çalışma hayatında ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayacak düzeyde güncellenerek rehberler ve yeni teknolojiler aracılığı ile her büyüklükteki işyerine uygulanabilirliği sağlanacaktır.

4. Fiyat İstikrarı

TÜFE yıllık artış oranının uygulanacak etkin para ve maliye politikaları ile üretim ve verimlilik artışı kanalıyla tek haneli seviyelere düşürülerek 2024 yılı sonunda yüzde 7,6 olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir. Söz konusu hedef çerçevesinde; toplam talep koşullarının ılımlı seyredeceği, Türk Lirasının istikrarlı bir görünüm sergileyeceği, gıda enflasyonunun program dönemi içinde tek haneli seviyelere düşürüleceği ve yönetilen ve yönlendirilen fiyat artışlarının İlgili yılın enflasyon tahminiyle uyumlu oranda gerçekleşeceği öngörülmektedir.

Grafik 9: Yıl Sonu TÜFE Artış Oranı (Yüzde)

180 16,2 15,0 14,6 120 9,8 b ı : 7'6 30 00 2020 20216T 2022 OVP 2023 OVP 2024 OVP

GT: Gerçekleşme Tahmini Politika ve Tedbirler

1. Fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi amacıyla enflasyon hedeflemesi uygulamasına devam edilecektir. Bu doğrultuda, Merkez Bankası tarafından para politikası araçları enflasyon görünümüne göre fiyat istikrarı hedefi gözetilerek kullanılacaktır.

. Fiyat İstikrarı Komitesi, arz yönlü ve yapısal sorun alanlarına odaklanacak ve uygulanacak politikaların koordinasyonunu sağlayarak etkinliğini artıracaktır.

. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar, ilgili yılın enflasyon tahminiyle uyumlu olarak belirlenerek enflasyon ataleti azaltılacaktır.

4. Enerji piyasaları başta olmak üzere şeffaflık ve rekabet odaklı uygulamalar yaygınlaştırılacaktır.

. Piyasada sağlıklı fiyat oluşumuna katkı sağlamak amacıyla başta gıda fiyatlarına yönelik Erken Uyarı

Sistemi olmak üzere büyük veri ve veri analiz sistemleri oluşturularak etkin bir şekilde kullanılacaktır.

Gıda arz güvenliğini sağlayarak fiyat istikrarını korumak amacıyla, tarım arazilerinin korunması ve

etkin kullanımı çalışmalarına devam edilecek, ekilebilir ve sulanabilir alanların artırılması için

yatırımlar artırılarak sürdürülecek, tohum, gübre, yem, ilaç ve mazot gibi girdi maliyetlerinin yanı sıra finansman yükünü hafifletici, teknoloji odaklı dönüşümü sağlayıcı programlar uygulamaya konulacaktır.

. Gıda ürünlerinin tarladan sofraya soğuk zincir sistemiyle güvenli bir biçimde, en az fireyle ve makul fiyatlarla ulaşmasını sağlamak amacıyla bütüncül bir yaklaşımla hal ve kooperatifçilikte

»

w

v

b

3

--- Sayfa 19 (OCR) --- iyileştirmeler yapılarak dağıtımın kayıtlı ve en az lojistik maliyetli olmasına yönelik düzenlemeler yapılacaktır.

. Tarımsal üretim planlamasına katkı sağlanması, üretimde öngörülebilirliğin artırılması, fiyat dalgalanmalarının önüne geçilmesi, çiftçinin ürettiği ürünü değer fiyattan satabilmesi, sanayinin ihtiyaç duyduğu kalitede ürünü tedarik edebilmesi için tarım-sanayi entegrasyonunu sağlamaya yönelik çiftçi ve sanayicinin yazılı akite olan güvenini artıracak sözleşmeli tarım mekanizmaları geliştirilecektir.

v

5. Ödemeler Dengesi

2022 yılında küresel ekonominin büyüme ivmesini sürdürmesi, küresel ticaret hacminin de bu eğilime eşlik etmesi öngörülmektedir. Mal ticareti ile birlikte turizmin yanı sıra yazılım gibi hızlı gelişen sektörlerin öncülüğünde hizmet ticaretinin de toparlanma sağlayacağı, emtia fiyatlarında hâlihazırda gözlenen kuvvetli seyrin ise önümüzdeki yıl zayıflaması beklenmektedir.

Mal ihracatındaki artışın önümüzdeki dönemlerde devam etmesi, ithalatta dışa bağımlılığı azaltacak politika ve tedbirlerin uygulanması ile hizmet gelirlerinin önümüzdeki dönemde yükselmesiyle birlikte cari işlemler açığının GSYH'ya oranının kademeli bir şekilde azalarak 2024 yılında yüzde 1 seviyesine gerilemesi öngörülmektedir. Cari işlemler dengesindeki iyileşmeye paralel olarak dış finansman ihtiyacının azalması, dış finansman kaynaklarından ise teknoloji transferi sağlayan uluslararası doğrudan yatırımlar başta olmak üzere uzun vadeli sermaye girişlerinin öne çıkarılması amaçlanmaktadır.

Grafik 10: Cari İşlemler Dengesi/GSYH (Yüzde) , D | - 10 -1,5 :22 >2,6

-5,2

2020 20216T 2022 OVP 2023 OVP 2024 OVP

GT: Gerçekleşme Tahmini

Politika ve Tedbirler

1. Başta Gümrük Birliği olmak üzere mevcut Tercihli Ticaret Anlaşmalarının ve Serbest Ticaret Anlaşmalarının hizmet ticareti ve dijital ticareti de kapsayacak şekilde güncellenmesi ve kapsamlarının genişletilmesi suretiyle ticaret ortaklarımızla ekonomik ve ticari ilişkiler derinleştirilecektir.

. Öncelikli sektörlere yönelik ticari ve ekonomik ilişkilerimiz, “Girişimci ve İnsani Dış Politikamız' çerçevesinde derinleştirilip çeşitlendirilecek; Afrika ve Latin Amerika'ya yönelik ortaklık ve açılım politikalarımız ile “Yeniden Asya” girişimimiz somut hedefler doğrultusunda hayata geçirilmeye devam edilecektir.

3. Mal ve hizmet ihracatımızın menzilini arttırma, ülkemize coğrafi olarak uzak ihracat potansiyeli

yüksek ülkelerle ticaretimizi geliştirme hedefine yönelik olarak “Uzak Ülkeler Stratejisi” hayata geçirilecektir.

N

--- Sayfa 20 (OCR) --- F

. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız, iş dünyası ve finansman unsurlarını temel alan bütüncül yaklaşımımız sürdürülecek, bölgesel ve çok taraflı işbirliği platformlarından en etkin şekilde istifade edilerek ticari bağlarımız çeşitlendirilecektir.

. KOBİ'lerin, kadın ve genç girişimcilerin ihracatını artırmaya yönelik özel programlar uygulanacaktır.

İhracat yükünün daha hızlı ve kaliteli lojistik sunumuyla hedef pazarlara ulaştırılmasını teminen

ihracat odaklı izinli gönderici sistemi yaygınlaştırılacaktır.

. Başta e-ihracat olmak üzere hizmet ihracatına yönelik destekler etkinleştirilecek ve yeni destek mekanizmaları geliştirilecektir.

8. Yurt Dışı Lojistik Merkezler üzerinden ihracatçıların potansiyel pazarlara ve dağıtım kanallarına erişimi hızlandırılacaktır.

. Aralıklı olarak ihracat yapan firmaların ihracatta sürekliliğini sağlamaya yönelik makine öğrenmesi ve davranış bilimlerini temel alan çalışmalar yürütülecektir.

10.Ülkemizin hizmet ihracatı potansiyelinden azami seviyede faydalanılması amacıyla çok taraflı ve ikili

anlaşmalar yoluyla uluslararası işbirliği imkânları artırılacaktır.

11.Serbest bölgelere yüksek teknoloji içeren yatırımlar çekilerek ülkemizin rekabet gücü artırılacaktır.

12.Türk Eximbank fonlama imkânları, dış ticaret dengemizin geliştirilmesini sağlayacak yatırım

projelerinin finansmanında ve başta KOBİ'ler olmak üzere firmaların ihracat finansmanı ihtiyaçlarını karşılamakta kullanılacaktır. Bu amaca uygun olarak Türk Eximbank, uluslararası en iyi uygulamalar dikkate alınarak yeniden yapılandırılacaktır.

13.Ülkemizde faaliyet gösteren uluslararası firmaların Ar-Ge ve Tasarım Merkezi yatırımları

özendirilecektir.

14.Petrol ve doğal gaz kaynağı aramaları hızlandırılarak sürdürülecektir.

15.Ülkemizdeki endüstriyel ve metalik maden cevherlerinin katma değeri yüksek ara ve uç ürünlere

dönüştürülerek ekonomiye kazandırılması sağlanacaktır.

16.Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi artırılacak, endüstriyel işletmelerin enerji

verimliliklerinin artırılması desteklenecektir. 17.Hedef Pazar ülkelerin seçilmiş şehirlerinden konaklama kapasitesinin yüksek olduğu turistik bölgelerimize doğrudan tarifeli uçuş seferlerinin artırılması ve sürdürülmesine yönelik uluslararası havayolu şirketleri ve tur operatörleri ile birlikte tanıtım ve pazarlama faaliyetinde bulunulacaktır.

18.Turizmin 12 aya ve tüm ülkeye yaygınlaştırılması amacıyla farklı turizm ürünlerini aynı anda sunan ve bütüncül olarak planlanmış turizm alanları oluşturularak nitelikli yatak kapasitesi artırılacaktır.

19.Değişen tüketici eğilimleriyle teknolojik gelişmeler doğrultusunda turizmin çeşitlendirilmesi amacıyla sağlık, gastronomi, festival, kültür, eko-turizm, inanç, eğitim, spor ve bisiklet turizmi gibi alternatif turizm ürünleri belirlenecek, talebin yüksek olduğu pazar ülkeler tespit edilerek tanıtım faaliyetleri yürütülecektir.

20.Türkiye'nin uluslararası görünürlüğünün artırılması ve imajının güçlendirilmesi için kamu ve kültür

diplomasisi faaliyetleri yoğunlaştırılacak, ülkemizin üçüncü ülkelerle ticari ilişkilerinin geliştirilmesi

ve ülkemiz hak ve menfaatlerinin azami ölçüde gözetilmesini teminen ticaret diplomasisi araçları ile bölgesel ve çok taraflı işbirliği platformları etkin bir şekilde kullanılacaktır.

5.

»

»©

6. Finansal İstikrar

Finansal sistemde tasarrufların artırılması, kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması, sermaye piyasaları geliştirilerek finansmana erişimin kolaylaştırılması ve finansal okuryazarlığın yaygınlaştırılması suretiyle finansal istikrarın desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Program döneminde ekonominin dışsal ve geçici oynaklıklara karşı direncinin artırılmasına yönelik olarak düzenleyici tedbirlerle finansal istikrarın güçlendirilmesi, finansal sektörün aracılık faaliyetinin yüksek katma değerli ve ihracata katkı sunan sektörleri desteklemesi sağlanarak dış finansmana bağımlılıktan kaynaklanan kırılganlıkların en aza indirilmesi hedeflenmektedir.

Kaynak: T.C. Mevzuat Bilgi Sistemi. Son güncelleme 04.01.2026.

Cumhurbaşkanı Kararı listesinden diğerleri