Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/424 E. 2026/118 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2024/424
Karar No
2026/118
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2072-434

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 266, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.04.2018 tarihli ve 138-127 sayılı, resen istinafa tabi olan hükümlerin sanıklar müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 21.02.2019 tarih ve 2072-434 sayı ile istinaf taleplerinin esastan reddine, bu kararın sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 31.10.2023 tarih, 1952-6677 sayı ve oy çokluğuyla; temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "…Sanıkların maktule yönelik öldürmek suçundan delil yetersizliğinden CMK'nin 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmesi gerektiği gibi sanıkların maktulün öldürülmesi eylemine katıldıklarının kabulü hâlinde ise ayrıca karşılıklı çatışmalarda kendilerini korumak amacıyla silah kullanması da söz konusu olduğundan TCK'nın 25 inci maddesindeki meşru müdafaa ve TCK'nın 27 nci maddesinin tatbikinin söz konusu olmaması durumunda ise bu kez TCK'nın 29 uncu maddesi kapsamında karşılıklı haksız tahrikler söz konusu olduğundan tahrik indirimi yapılması gerektiğinin değerlendirilmesi gerektiği," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.02.2024 tarih ve 70152 sayı ile; "… Somut olayın karşılıklı silahlı çatışma şeklinde gerçekleştiğinin sabit olduğu mahkemenin kabulünün de bu yönde olduğu ancak ilk atışın hangi taraftan yapıldığının kesin olarak tespit edilmediği, her iki taraftan ölen ve yaralanan kişilerin bulunduğu, bu durumda sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümlerde TCK'nın 29. maddesi uyarınca makul seviyede haksız tahrik indirimi uygulanması gerekirken, olayda haksız tahrik uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışılmadan hükümler kurulması suretiyle fazla cezalar tayini hukuka aykırı olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.07.2024 tarih ve 1866-5210 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ... ve ... hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanıklara isnat edilen kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilip verilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 29.05.2010 tarihli olay yeri inceleme raporundan; aynı gün saat 02.30 sıralarında Siirt ili, Pervari ilçesine bağlı... ve ... köyleri arasında çatışma çıktığı bir kişinin öldüğü, iki kişinin de yaralandığı bilgisinin alınması üzerine saat 09.00’da olay yerine gidildiği, ... köyü, Küçük Kato Dağı olarak tabir edilen bölgede kara yoluna 100 metre mesafede, dere yatağının hemen yanında bir erkek cesedinin bulunduğunun görüldüğü, maktulün Küçük Kato Dağı'nın üst kısmında vurulup buraya sonradan köylülerce taşındığının öğrenilmesi üzerine 10.45 sıralarında maktulün vurulduğu belirtilen yere gidildiği, ardıç ağacı altında kan lekeleri olduğu, etrafta dağınık hâlde toplam 25 adet kalaşnikov tüfeği mermi kovanı bulunduğu, burada gerekli incelemelerin tamamlanmasından sonra sanıkların yaralandığı bölge olarak belirtilen ... Tepe’ye gidildiği, köylülerin beyanına göre iki köy arasındaki ulaşımın sağlandığı bu bölgede detaylı inceleme yapıldığı, yolun sağına 200 metre mesafedeki mevzinin içerisinde 9 adet kalaşnikov kovanı bulunduğu, başka bir suç emaresine rastlanmadığı, maktulden ve yaralı sanıklardan el svapları alındığı, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 23.06.20 10... .08.2010 tarihli uzmanlık raporlarından; maktulün her iki elinden alınan svaplarda atış artığı tespit edildiği, sanıklar ... ve ...’dan alınan svaplarda atış artığına rastlanmadığı, inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ...’a ait svaplarda atış artığı bulunduğu, inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ...’a ait svaplarda atış artığı görülmediği, maktulün gömleğindeki atış artıklarının dağılımı gözetildiğinde atışın uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu kanaatine varıldığı, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 30.07.2010 tarihli uzmanlık raporundan; incelemeye gönderilen 34 adet boş kalaşnikov kovanından; 20 adedinin maktulün, 9 adedinin inceleme dışı sanık ...’in tüfeğinden ateşlendiği, kalan 5 kovanın ise kovanlarla birlikte gönderilen 65 ayrı kalaşnikov tüfeğe ait 448 adet mukayese kovanı ile benzerlik göstermediği ve bu tüfeklerden atılmadığının bildirildiği, Jandarma görevlilerince düzenlenen 08.03.2018 tarihli araştırma tutanağından; olay tarihindeki Karakol Jandarma Komutanına ulaşılmadığı, güvenlik korucusu görev defteri de bulunmadığı için inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ve ...’in olay tarihinde ... Tepe’de görev yapıp yapmadıklarının yahut çatışmaya girip girmediklerinin tespit edilemediği, ...’in olaydan iki gün önce yabani bir hayvana on kadar mermi ateşlediğine ilişkin herhangi bir bilgi ve kayda da bu nedenle ulaşılamadığı, güvenlik korucularının bulunduğu ... Tepe ile maktulün öldüğü yer arasında kuş uçuşu 3.500 metre mesafe ile yaklaşık 290 metre rakım farkı bulunduğu, 9 adet kalaşnikov kovanının bulunduğu noktadan maktulün öldüğü Kato Dağı'nın kuzeybatısında bulunan Beslik Deresi Mevkiinin görünmediği, AK-47 kalaşnikov silahının azami menzilinin 3.700 metre, etkili menzilinin 400 metre olduğu, bu nedenle boş kovanların bulunduğu yerin etkili menzil içerisinde olmadığı, Sanık ... hakkında Siirt Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 24.03.2017 tarihli rapordan; sol kalçada ateşli silah mermi giriş çıkış deliği bulunduğu, sanığın yaşamını tehlikeye sokmayan yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, Sanık ... hakkında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen 06.07.2011 tarihli epikrizden; 29.05.2010 tarihinde ateşli silah yaralanması şikâyetiyle getirilen hastanın sağ kol orta kısımda, ateşli mermi giriş ve çıkış delikleri bulunduğu, çekilen radyografide sağ humerus suprakondiler parçalı kırık olduğu, ameliyata alındığı, 08.06.2010 tarihinde taburcu edildiği; Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğünce sanık ... hakkında düzenlenen 07.09.2011 tarihli adli rapordan; yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, saptanan kırığın yaşam fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun belirtildiği, İlgili HTS raporundan; maktul ...’e ait olan ve maktul tarafından kullanılan 535 348 ** ** hat numaralı telefon ile olay gecesi olan 29.05.2010 tarihinde saat 01. 54... .37 arasında yedi adet görüşmenin yapıldığı, maktulün son görüşmesini tanık ... ile saat 03.37’de gerçekleştirdiği, bu görüşmenin 533 saniye sürdüğü, Sanıklar müdafiinin olay yerinde keşif yapılmasına ilişkin talebi ile ilgili olarak; 23.11.2016 tarihli 17. celsede, Pervari İlçe Jandarma Komutanlığının 09.06.2016 tarihli "… Kato Dağı bölgesinin teröre müzahir alan olduğu, bölgede terör örgütü mensuplarının bulunduğuna dair telsiz kestirmelerinin alındığı, olay yerinde keşif yapılmasının güvenlik açısından sakıncalı olduğuna,” dair yazısı okunduktan sonra; "Dosyanın incelenmesinde sanık ve müştekilerin anlatımında olayın nasıl meydana geldiğinin anlaşılabileceği, keşfin dosyaya katacağı yenilik olmadığı anlaşıldığından keşif hususundaki ara karardan dönülmesine." şeklinde ara karar kurulduğu, Anlaşılmaktadır. Tanık ... kollukta; olay gecesi maktulün... köyünden gelerek kendisini ... köyündeki evinden aldığını, ... köyünün batısında bulunan Küçük Kato Dağı’nda görevli koruculara destek olmak için maktul ile birlikte yola çıktıklarını, maktulün cep telefonu ile konuştuğu için telefonunun ışığının yandığını, maktulü uyardığını, Küçük Kato Dağı yakınlarında yolda yürürken nereden geldiğini bilmediği bir yerden üzerlerine ateş açıldığını, bir merminin hücum yeleğine isabet ettiğini ancak kendisinin yaralanmadığını, bir kayanın arkasına mevzilenerek kendisini korumaya çalıştığını, maktulün de sonradan yanına geldiğini, maktulün yaralandığını fark edince kendisini kayanın arkasına çektiğini, etrafta yardım edecek kimsenin bulunmadığını, mera uyuşmazlığı ve sürü kaçırmadan haberdar olmadığı için olayı teröristlerin gerçekleştirdiğini zannettiğini, telefon kullanmayı bilmediği için yardım çağıramadığını, sabah etraf aydınlanınca yardım için bağırdığını, önce ...’ın ardından da tüm köylülerin yardımlarına geldiğini, Mahkemede; olayın gecesi korucuların Kato Dağı’nda çatışma çıktığını haber vermeleri üzerine koruculara destek olmak için maktul ile birlikte köyden çıkarak Kato Dağı’na gittiklerini, yolda kimseyi görmediklerini, gece nedeniyle etrafın karanlık olduğunu, dağda bulundukları sırada bir anda silahla seri atışa maruz kaldıklarını, maktulün telefonunun ışığının yanık olduğunu, maktulden telefonunun ışığını kapatmasını ve kendisini muhafaza etmesini istediğini, ateş etme fırsatı bulamadıklarını, açılan atış sonucu hücum yeleğinin cebinde bulunan mermilere bir merminin isabet ettiğini, maktulün de göğsünden isabet aldığını, atışlardan dolayı gözünün yanmaya başladığını, önünü göremez olduğunu, maktulün "Eyvah ben öldüm!" dediğini işittiğini, karanlık nedeniyle kimin ateş ettiğini bilmediğini, Kato Dağı’na doğru giderken önlerinden ateş açıldığını, mera sorununu veya sürü kaçırma olayını ya da kendilerine neden ateş açıldığında bilmediğini, maktul ile aralarında mesafe olduğu için maktulün kiminle ne konuştuğunu da bilmediğini, ... köyü ile maktulün vurulduğu yer arasında dağ olduğu için hedef alma imkânı bulunmadığını, ancak birinin dağdan ateş edip etmediğini de bilmediğini, İnceleme dışı sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; ... köyünde ikamet ettiğini, minibüsüyle yolcu taşıyarak geçimini sağladığını, olay akşamı saat 22.30’da köye döndüğünü ve hemen yattığını, yaklaşık bir saat sonra telefonunun çalması ile uyandığını, saate bakmadığı için saati tam bilemediğini, amcasının oğlu sanıklardan ...’un kendisini telefonla aradığını gördüğünü, ...’in kendisine "Ben ve ... vurulduk, yaralıyız, Pervari yolu üzerinde ... Tepe’nin aşağısındayız, gel bizi al, hastaneye götür." dediğini, tek başına minibüse binerek belirtilen yere gittiğini, sanıklar ... ve ...’i yaralı hâlde yol kenarında ayakta beklerlerken gördüğünü, sanıkların yanlarında silah olmadığını, sanıklar dışında başka kimsenin de etrafta olmadığını, sanıkları aldığı sırada silah sesi işitmediğini, sanıkların... köyü tarafından açılan ateşle vurulduklarını söylediklerini, sanıkları alarak önce ... köyüne gittiklerini, burada ...’in kardeşi ... ile ...’ın oğlu ...’u da alıp ... köyü sağlık ocağına gittiklerini, pansumandan sonra sanıkları tekrar ... köyüne getirdiğini, saat 04.00 sıralarında Pervari’den gelen ambulansın sanıkları Çatak ilçesine götürdüğünü, Mahkemede; olay gecesi yattığı esnada sanıklardan ...’un kendisini telefonla aradığını, vurulduğunu söyleyerek gelip kendisini almasını istediğini, sanığın söylediği yere minibüsle gittiğini, önce baygın hâldeki sanık ...'a rastladığını, yaralanmış olan ...’ı araca aldığını, ...'in de civarda olduğunu düşündüğünü, yüz metre ileride ...'i de bulduğunu, ikisini ... Sağlık Ocağına götürdüğünü, her ne kadar Cumhuriyet Başsavcılığında sanık ...’in kendisini aradığında "... ile ben vurulduk." dediğini söylemiş ise de; ...’in sadece kendisinin vurulduğunu söylediğini, yine ... ve ...'ı yaralı hâlde bulduğunda silahlarının yanlarında olduğunu, İnceleme dışı sanıklar ... ve ... aşamalarda benzer şekilde olay gecesi 04.30’a kadar, tanık ... köyü muhtarı ...’nın evinde bulunduklarını, sanık ...’un kendilerini suçlayan ifadesinin doğru olmadığını, Tanık ... kollukta; ... köyü muhtarı olduğunu, olay gecesi ... ve ...’in misafir olarak evinde kaldıklarını ve evden hiç ayrılmadıklarını, İnceleme dışı sanık ... kollukta; ... köyünde korucu başı olarak görev yaptığını, ... köyü ile aralarında yaklaşık 10 yıldır meradan kaynaklanan husumet bulunduğunu, husumetin son bir haftadır tırmanarak arttığını, olay akşamı çatışma çıkacağını duyunca muhtar ve bazı korucularla birlikte ... köyü jandarma karakoluna gittiklerini, durumu komutana arz ettiklerini, karakolda bulundukları esnada çatışma haberinin kendilerine ulaştığını, yaralı sanıklar ... ve ...’ın sağlık ocağına inceleme dışı sanık ... tarafından getirildiklerini, çatışmaya girmediğini, hiçbir koruyucuyu telefonla arayıp ... Tepe’de çatışma olduğunu söyleyerek kendilerini oraya yönlendirmediğini, İnceleme dışı sanık ... mahkemede; ... köyünde ikamet ettiğini ve geçici köy koruculuğu yaptığını, olay gecesi maktulün cenazesini bulunduğu yerden almaya gittiklerini, olay yerinin komşu köylerden gelenlerle çok kalabalık olduğunu, maktulün öldürüldüğü yer ile yolun kenarı arasında iki km mesafe bulunduğunu, maktulün oraya kimler tarafından getirildiğini bilmediğini, sanıklardan ...'ın vurulduğu yer ile maktulün vurulduğu yer arasında 10 km mesafe olduğunu, İfade etmişlerdir. Sanık ... kollukta; olay gecesi korucu başı ...’in ev telefonundan kendisini arayarak ... Karakol Komutanı ve köy muhtarı ile birlikte olduğunu, olay yerine gitmesini istediğini, bunun üzerine hazırlanarak diğer sanık ... ile beraber olay yerine gittiklerini, çok sayıda silahtan ateş açıldığını, yanında silah olmasına rağmen hiç kimseyi görmediği için ateş etmediğini, maktulün bulunduğu yer ile kendisinin bulunduğu yer arasında çok mesafe bulunduğunu, silahı incelenirse olay sırasında ateş etmediğinin görüleceğini, gerek karanlık nedeniyle gerekse de ortamda çok sayıda kişinin bulunması sebebiyle kimin açtığı ateş sonucu yaralandığını bilmediğini, ... köyü ile aralarında bulunan ... Yaylası’nın kullanımından kaynaklanan husumetin 20-30 yıldır sürdüğünü, ancak bugüne kadar silahlı çatışma yaşanmadığını, maktulü tanımadığını, maktulle aralarında herhangi bir husumet olmadığını, Cumhuriyet Başsavcılığında ve sorguda benzer şekilde; kollukta verdiği ifadeye ilişkin tutanak altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığını bilmediğini, ifade verip vermediğini de hatırlamadığını, olay akşamı evde olduğunu, saat 21.00 - 22.00 sıralarında ... Tepe, Kato Dağı, Geçici Tepe ve birçok noktadan silah sesleri gelmeye başladığını, terör saldırısı olduğunu düşünerek korucu tüfeğini, mermi ve teçhizatını alıp evden çıktığını, silah seslerinin geldiği yöne doğru yürüdüğünü, kimsenin kendisini arayıp çatışma olduğunu söylemediğini, eve gelip çağıranın da olmadığını, evden tek başına çıktığında kimseye haber vermediğini, yürüyerek olay yerine giderken yolda diğer sanık ... ile karşılaştığını, ... ile aralarında yaklaşık 50 metre bulunduğunu, ...’in de kendisinin önünden yürüyerek silah seslerinin geldiği yöne gittiğini, ...’le hiç konuşmadığını, bu esnada etrafta ... ve kendisi dışında hiç kimsenin olmadığını, yürürken aniden isabet alıp yaralandığını, yere düşünce bağırdığını, kim ya da kimlerin kendisine ateş ettiğini görmediğini, yaralandıktan sonra kimlerin kendisini aldığını da bilmediğini, kimseye ateş etmediğini, olay yerinde hayvan sürüsü görmediğini, olay akşamı inceleme dışı sanık ... ile ya da bir başkasıyla görüşmediğini, kendisini vuran kişi ya da kişilerden şikâyetçi olduğunu, Mahkemede; ... köyünde ikamet ettiğini, ... köyü ile aralarında herhangi bir husumet olmadığını, olay akşamı çocuklarının gelerek PKK'nın köyü bastığını söylediklerini, bunun üzerine saat 21.00 sıralarında silahını alarak evden çıktığını, evden çıkarken birkaç el silah sesi işittiğini, bunu köylülerin yardım çağrısı olarak yorumladığını, yanında diğer sanık ... veya başka birisi olmadan tek başına yola çıktığını, yarım saat yürüdükten sonra 21.30 sıralarında olay yerine vardığını, yorulduğu için ayakta beklediği esnada dirseğine bir mermi isabet ettiğini, karanlık olduğu için merminin nereden geldiğini anlamadığını, kendisini köye kimin götürdüğünü bilmediğini, dirseğindeki kemik kırıldığı için baygınlık geçirdiğini, ...'i olay yerinde görmediğini, inceleme dışı sanık ...’in olay gecesi kendisini arayarak olay yerine gitmesi konusunda telkinde bulunmadığını, zaten olay tarihinde telefonunun olmadığını, olay yerinde hayvan sürüsü görmediğini, yaralandığı yerin köyün çıkışında bulunduğunu, ... köyüne ait sürüye ateş edildiğini veya zarar verildiğini duymadığını, olay esnasında ateş etmediğini, zaten silahı omzundan çıkarma fırsatı dahi bulamadığını, bulunduğu yerin yaklaşık 10 km yukarısındaki... köyünden kendi köyüne doğru izli mermiler geldiğini gördüğünü, ... köylülerinin kendi köylülerinde olup olmadığını bilmediğini, kendi köyü tarafından...’a doğru herhangi izli mermi atışı görmediğini, evden çıkarken köyde birkaç mermi atışı duyduğunu, bunun dışında kendi köylülerinin ateş ettiğini görmediğini, vurulduğu yerin Göltepe mevkisi olduğunu, maktulün vurulduğu yerin mevkisini bilmediğini, ancak bu iki yer arasında üç saatlik yürüyüş mesafesi olduğunu, maktulün vurulduğunu sonradan öğrendiği için bu şekilde ifade verdiğini, aslında maktulün tam olarak nerede vurulduğunu bilmediğini, olaydan hemen sonra verdiği ifadesini kabul etmediğini, diğer sanık ...'i olay esnasında görmediğini, yaralandıktan sonra minibüsün yanına getirildiğinde ...’i gördüğünü, her ne kadar olaydan sonra baygın olduğunu söylemiş ise de arabanın yanına getirildiğinde koluna tampon yapıldığını, kendine geldiğini, kendisini kimin yaraladığını bilmediği için kimseden şikâyetçi ve davacı olmadığını, Sanık ... kollukta; ... köyünde ikamet ettiğini, köy korucusu olduğunu, olay akşamı görevli olmadığını, olay gecesi saat 00.10 sıralarında inceleme dışı sanık korucu başı ...’in kendisini cep telefonundan aradığını ve "... Tepe’de... köyü ile ... köyü arasında silahlı çatışma çıktı, sen bizim adamları al ... tepeye gel." dediğini, bunun üzerine köyde bulunan ..., ..., ... ..., ... ve ...'ın evine gittiğini, bunlara "Biz ... ile gidiyoruz, siz arkamızdan gelin." dediğini, diğer sanık ... ile birlikte görev silahları olan kalaşnikov marka tüfeklerini yanlarına alarak köye bir saat uzaklıktaki ... Tepe’ye yaya gittiklerini, ... Tepe’nin yukarısından silah sesleri geldiğini, ... ile birlikte silah seslerinin geldiği bölgeye doğru ilerlerken büyük bir kayanın arkasına gizlenmiş iki şahıs gördüğünü, el fenerini beş metre mesafeden bu kişilerin yüzüne tuttuğunu, bu şahısların... köyünden ... ve ... olduklarını gördüğünü, kendisini fark eden ... ve ...’in ellerinde bulunan silahlarla kendisine ve yanında bulunan ...’a ateş etmeye başladıklarını, sol kalçasından isabet alarak yaralandığını, ...’ın ise sağ kolundan yaralandığını, yere düştükleri için silahlarını kullanamadıklarını, ...’ın olay yerinde bayıldığını, ... ve ...’in kendilerinin öldüğünü zannederek saklanmış oldukları kayanın arkasından çıktıklarını ve kaçarak uzaklaştıklarını, arkalarından ... Tepe'sine doğru gelen köylüleri ..., ..., ... ... ve ...’in kendisini ve ...’ı olay yerinden alarak ... Sağlık Ocağına götürdüklerini, sonra ambulansla Çatak Devlet Hastanesine götürüldüklerini, beyan ettiği gibi çatışmanın meydana geldiği sırada ... Tepe’nin yukarısına uzak bir yerde bulunduğunu, maktulü kimin vurduğunu görmediğini, ... köyü ile ... köyünün birbirlerine komşu olduklarını, bu iki köyü birbirinden bir zirvenin ayırdığını, ... köylülerine ait hayvanların bu zirveyi aşarak ... köyüne girdiğini, bu nedenle her iki köyün çobanlarının birçok kez tartıştıklarını, bu durumun yaklaşık dört yıldan beri devam ettiğini, 29.05.2010 tarihinde meydana gelen olayın sebebinin de bahsettiği uyuşmazlık olduğunu, maktulü tanıdığını ancak kendisi ile kesinlikle tartışmadığını, kavga da etmediğini, maktulün öldüğünü Çatak Devlet Hastanesinde öğrendiğini, kendisini ve ...’ı yaralayan ... ve ...'den şikâyetçi olduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığında ve sorguda benzer şekilde; yaralı olduğu için kolluk tarafından ifadesinin alınıp alınmadığını hatırlamadığını, olay gecesi evinde uyurken saat 24.00 sıralarında telefonun çalmasıyla uyandığını, korucu başı ...’in kendisini cep telefonundan arayarak "Çatışma var, gidin müdahale edin, adamları geri çevirin, asker gelinceye kadar bekleyin" dediğini, ancak nereye gideceğini, çatışmanın nerede olduğunu söylemediğini, bunun üzerine korucu tüfeğini, mermi ve teçhizatını alarak evden çıktığını, tek başına yürüyerek ... Tepe’ye gittiğini, oraya vardığında kimseyi görmediğini, etrafta hayvan sürüsü de olmadığını, birden kendisine ateş edildiğini, isabet alıp yaralandığını, ateş edenleri görmediğini, yaralandıktan sonra vurulduğu yeri terk etmediğini, kim ya da kimlerin kendisini aldıklarını bilmediğini, vurulduğu sırada yanında kimsenin olmadığını, yaralandıktan sonra havaya birkaç el ateş ettiğini, kimseyi telefonla aramadığını, maktulü tanımadığını, olay yerinde kimseyi görmediğini, inceleme dışı sanık ... kendisini aradıktan sonra köy içerisinde kimseye olayı haber vermediğini, diğer sanık ...’ı da görmediğini, kendisini yaralayan kişi ya da kişilerden şikâyetçi olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini, Mahkemede; ... köyünde ikamet ettiğini, köyü ile... köyü arasında herhangi bir düşmanlık olmadığını, olay gecesi Kato Dağı’ndan silah sesleri gelmesi üzerine PKK'nın baskın yaptığını zannederek Kato Dağı’na doğru tek başına yola çıktığını, olay yerine gittiği esnada, köyden çıktıktan yarım saat sonra kendisine doğru üç el ateş edildiğini, bu sırada saatin yaklaşık 23.00 olduğunu, ateş edenleri görmediğini, sol kalçasından isabet alarak yaralandığını ve yere düştüğünü, kendisine tekrar ateş edilmesin diye silahıyla 5-6 el ateş ettiğini, amacının çatışma seslerinin geldiği Kato Dağı’na gitmek olduğunu fakat yolda vurularak yaralandığını, diğer sanık ...'ı hiç görmediğini, yaralandıktan sonra yürüyerek köye doğru inmeye çalışırken yolda ismini hatırlayamadığı bir şoförün aracına rastladığını, ...'ı da minibüsün yanında gördüğünü ve onun da yaralandığını anladığını, ...'ın vurulduğu yer ile kendisinin vurulduğu yer arasında yüz metre mesafe bulunduğunu, ancak kendisinin ...'ı görmediğini, hayvanların kaçırıldığı yer ile maktulün vurulduğu yer arasında yaklaşık 10 km mesafe olduğunu, kendisinin vurulduğu yer ile Kato Dağı arasında da 10 km mesafe bulunduğunu, iki köy arasındaki mesafenin arabayla yarım saatte katedildiğini, suçsuz olduğunu, kollukça alınan ifadesi ile Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadeyi kabul etmediğini, tercümanın yanlış anlamış olabileceğini, kendisini kimin yaraladığını bilmediğini, kimseden şikâyetçi olmadığını, Savunmuşlardır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 2023/540 E. - 2025/264 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür. Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Siirt ili, Pervari ilçesine bağlı... ve ... köyleri arasında mera kullanımından ve küçükbaş hayvanların meraya geçişleri sırasında ekili alanlara zarar vermelerinden kaynaklanan uyuşmazlık bulunduğu, hasat mevsiminin yaklaşması ile köyler arasındaki bu gerilimin giderek arttığı, olay gecesi... köyüne ait koyun sürüsünün ... köyünde ikamet eden geçici köy korucuları tarafından dağda alıkonulduğunun duyulması üzerine, köy korucuları arasında silahlı çatışmanın başladığı, görgü tanıklarının anlatımına göre ... Tepe, Küçük Kato Dağı'nı da içeren geniş bir bölgede saat 23.00 sıralarında başlayan silahlı çatışmanın sabah saat 04.00 sıralarına dek sürdüğü, çatışma sırasında kendi koyunları da alıkonan sürüde bulunan... köyünden geçici köy korucusu maktul ...'in boynuna ve sol koluna isabet eden ateşli silah mermileri ile yaralanarak olay yerinde hayatını kaybettiği, maktulün vurulduğu yer olarak belirlenen Küçük Kato Dağı'nın üst kısmında kan lekeleri ve 25 adet boş kalaşnikov mermi kovanı bulunduğu, bu kovanlardan 20 adedinin maktulün tüfeğinden ateşlendiği, 5 adedinin ise kimin tüfeğinden ateşlendiğinin belirlenemediği, ... köyünde ikamet eden geçici köy korucularından sanıklar ... ve ...'ın da çatışmada isabet aldıkları, ...'ın sağ dirseğinde yaşam fonksiyonlarına ağır şekilde etki eden kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, sanık ...'in ise sol kalçasında mermi giriş çıkışı sonucu oluşan ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmayacak şekilde yaralandığı, sanıkların aşamalarda benzer şekilde köyden çıktıktan bir süre sonra ... Tepe mevkiinde yaralandıklarını savundukları, sanık ...’in yaralandıktan sonra 5-6 el ateş ettiğini, sanık ...'ın ise olay sırasında silahla hiç ateş etmediğini ileri sürdüğü, olay yerinde sanıkların tüfeklerinden ateşlenmiş boş kovana rastlanılmadığı, ... Güç Jandarma Karakol Komutanı ve iki Jandarma görevlisince düzenlenen 08.03.2018 tarihli araştırma tutanağında; ... Tepe ile maktulün öldüğü yer arasında kuş uçuşu 3.500 metre mesafe bulunduğu, iki yer arasında ayrıca 290 metre rakım farkının da bulunduğu, AK-47 kalaşnikov silahının azami menzilinin 3.700 metre, etkili menzilinin 400 metre olduğu, bu nedenle ... Tepe'de bulunan 9 adet boş kovanın etkili menzil içerisinde olmadığının ifade edildiği, inceleme dışı sanık ... mahkemede; maktulün öldürüldüğü yer ile sanıklardan ...'ın vurulduğu yer arasında 10 km mesafe olduğunu belirttiği, HTS raporundan; maktulün 29.05.2010 tarihinde saat 03.37’de son telefon görüşmesini gerçekleştirdiği, inceleme dışı sanık ...'un Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde; olay akşamı saat 22.30’da köye döndüğünü ve hemen yattığını, yaklaşık bir saat sonra telefonunun çalması ile uyandığını, saate bakmadığı için saati tam bilemediğini, amcasının oğlu sanıklardan ...’un kendisini telefonla aradığını gördüğünü, ...’in kendisine "Ben ve ... vurulduk, yaralıyız, Pervari yolu üzerinde ... Tepe’nin aşağısındayız, gel bizi al, hastaneye götür." dediğini ifade ettiği, sanıklar müdafiinin sanıkların bulunduğu yerden maktulün vurulmasının mümkün olmadığını ileri sürerek bunun tespit edilebilmesi için olay yerinde keşif yapılmasını talep ettiği, Mahkemece "Sanık ve müştekilerin anlatımında olayın nasıl meydana geldiğinin anlaşılabileceği, keşfin dosyaya katacağı yenilik olmadığı" gerekçesiyle keşif talebinin reddedildiği anlaşılan dosyada; Kanuna ve usule uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak maksadıyla; olayın meydana geldiği belirtilen yerde, olay yeri inceleme raporu ve krokisi uzman bilirkişi marifetiyle uygulanmak suretiyle, savunma, katılan ve tanık anlatımlarının denetimine olanak verecek biçimde temsili ve tatbiki keşif yapılması, keşifte sanıkların yaralandıkları sırada bulunduklarını belirttikleri konumdan kalaşnikov tipi tüfekle atış edildiğinde maktulün bulunduğu belirtilen yere isabetin mümkün olup olmadığı, aradaki uzaklığın etkili atış mesafesi içinde bulunup bulunmadığı, ölüm neticesinin bu mesafeden ateşlenen mermilerle meydana gelip gelmeyeceğinin belirlenmesi, sanıklar ve müdafiinin sanıklar yaralandıktan saatler sonra maktulün vurularak öldürüldüğünü ileri sürdüklerinin anlaşılması karşısında, sanıkların yaralandıkları saat ile maktulün isabet alarak öldüğü saatin net olarak tespit edilmesi, bu maksatla sanık ...'un yaralandıktan sonra telefonla inceleme dışı sanık ...'u arayıp yardım istediğine ilişkin çağrı saatinin belirlenmesi için ilgili HTS raporunun temin edilmesi, dosyadaki mevcut delillerle ifadeler de gözetildikten ve maktulün ölümüne kimin sebebiyet verdiğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulduktan sonra sanıkların hukuki durumlarının buna göre tayini gerektiğinin düşünülmemesi suretiyle eksik araştırma ile mahkûmiyet hükümleri kurulmasında isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan verilen hükümlere ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararın, eksik araştırmayla hükümler kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanıklar hakkında eksik araştırmayla mahkûmiyet hükümleri kurulmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Ulaşılan sonuca göre esas uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 31.10.2023 tarihli ve 1952-6677 sayılı, sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan verilen hükümlere ilişkin temyiz taleplerinin esastan reddiyle hükümlerin onanması kararının KALDIRILMASINA, 3- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli ve 2072-434 sayılı, sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan verilen hükümlere ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararın, sanıklara isnat edilen kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı hükümler kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 4- Dosyanın, CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/424, K. 2026/118, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2024-424-e-2026-118-k-9d5f9207c5d3