Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/30 E. 2024/266 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2020/30
- Karar No
- 2024/266
- Karar Tarihi
D İ R E N M E Ek Tebliğname No : 2019/84172 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 407-138 I. HUKUKİ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay, sanıklar ..., ...ve ...'un ise aynı Kanun'un 103/2, 39/1-2.cümle, 43 ve 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı olmak üzere 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.11.2009 tarihli ve 272-423 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 12.09.2013 tarih ve 22409-9002 sayı ve oy çokluğu ile; "Oluşa göre kayden 21.02.1993 doğumlu olup suç tarihindeki yaşı 14 yıl 10 ay 10 gün olan mağdurenin, sanıkla anlaşarak birlikte yaşamaya başladıkları, birden fazla ilişkiye girdikleri, daha sonra resmi olarak evlendiklerinin anlaşılmış bulunması karşısında, sanığın aşamalarda mağdurenin aslında 1990 doğumlu olduğunu ve 15 yaşından büyük olduğunu beyan ettiği; TCK.nın 30. maddesi hükümlerine göre hata halinin mevcut olup olmadığının tespiti için mağdurenin suç tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, içinde bulundukları sosyal ve kültürel durumları, sanığın ulaşmak istediği amaç ve mağdurenin içinde bulunduğu sonuç da dikkate alınarak sanığın mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup olmadığı araştırılarak mahkemenin dosyadaki tüm verilerle birlikte kendi gözlemini de tespit edip, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyesi ......; "... mağdurun hastanede doğum kaydının bulunması nedeniyle yaş düzeltmesinin yapılamayacağı, ailelerin karşılıklı olarak sanık ... yaşı küçük mağdureyi evlendirmesi gözetildiğinde ise yaşı konusunda hataya düştüklerinin düşünülemeyeceği..." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Yerel Mahkeme ise 04.03.2014 tarih ve 407-138 sayı ile; "Dosya içinde bulunan ve mağdure ...'a ait Mernis Doğum Tutanağı ve ekinde bulunan Sağlık Bakanlığı Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baştabibliğince 01.09.2000 düzenleme tarihli Rapora göre ... ...'ın 21.02.1993 tarihinde 3486 protokol numarası ile 21.02.1993 tarihinde canlı bir kız çocuğu dünyaya getirdiği anlaşılmıştır. Mağdure ... ile sanık ... arasında duygusal arkadaşlık olduğu, sanık ...'ın anne- babası ile mağdureyi ailesinden evlenmek amacıyla istettiği, ailelerin anlaşması ile örf ve adetlerine uygun olarak düğün yapmak suretiyle evlendikleri ve evlendiklerinden itibaren birden fazla olmak üzere cinsel ilişki yaşadıkları dosya içinde bulunan tüm deliller ile sabittir. Sanık ... mağdure ... ile ailelerinin rızası ve anlaşmaları sonucunda evlenmiş olmaları karşısında mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesi söz konusu olamaz zira mağdure suç tarihinde 14 yaş 10 ay 10 gün olup kısa bir süre sonra 15 yaşını ikmal edeceği resmi kayıtlar ile sabittir. Mağdurenin nüfusa kaydının söz konusu hastane raporuna ilişkin olarak kaydının yapılmış olması karşısında yaşının Sağlık Kurulu Raporu ile düzeltilmesinin yasal olanağı bulunmamaktadır. 5237 sayılı TCK.nun da yasal düzenleme yapılırken onbeş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışlar cezalandırılmış olup mağdurun onbeş yaşından küçük olması halinde rızasının bir önemi de bulunmamaktadır. Sanık ... mağdurenin 1990 doğumlu olduğunu savunma etmiş ise de sanığın mağdurenin doğum tarihini kolaylıkla öğrenme imkanı bulunduğu gibi yargılama konusu olayımızda da olduğu gibi ailelerin anlaşmaları sonucunda mağdurenin yaşının onbeşten küçük olduğunu önemsemeyerek ve düğün yaparak evlenmesi karşısında TCK.nun 30 maddesinde düzenlenen hata halinin varlığından sözedilmez." şeklindeki gerekçeyle bozma kararına direnerek sanıkların önceki hükümler gibi cezalandırılmalarına karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanıklar müdafiileri ve sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2016 tarihli ve 240350 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 22.11.2018 tarih ve 13100-6953 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 16.04.2019 tarih ve 581-342 sayı ile; 04.03.2014 tarihli gerekçeli kararın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğinin sağlanması için Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiş ve ... vekili tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2019 tarihli ve 84172 sayılı onama istekli ek tebliğnamesiyle kararına direnilen Daireye gönderilmiş ve inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 24.12.2019 tarih ve 6969-13584 sayı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237/2. maddesine göre Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağından temyiz istemi reddedilerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İLE ÖN SORUN Direnmenin kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yardımdan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında TCK’nın 30. maddesi bakımından eksik araştırma ile hükümler kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Yerel Mahkeme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Yerel Mahkemece; "… Mağdure ...'ın 21.02.1993 doğum tarihli olduğu, suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğu, sanık ... ile duygusal ilişki yaşadıkları, sanık ...'ın mağdureyi annesi ... babası ...vasıtası ile annesi ...'dan istettiği ve ...'un rızası ile ala koyduğu daha sonra örf ve adet gereği düğün yaptıkları mağdure ile sanık ...'ın gerdeğe girdikleri sanık ...'ın madurenin rızası ile zincirleme şekilde organ sokmak sureti ile mağdureye cinsel istismarda bulunduğu birlikte yaşamalarından mağdurenin sanıktan bir çocuk dünyaya getirdiği hastane görevlilerince sanık hakkında ihbarda bulunulduğu sabittir. Mahkememizce Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalasında bilidirildiği şekilde sanıklar ..., ..., ve ... ...'ın eylemlerinin sanık ... ...'in eylemine yardım mahiyetinde olduğu ve bu sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK 39/2 maddesi delaletiyle cezalandırılmalarının istendiği bu sanıkların eylemlerinin sanık ... ile mağdure ...'nın örf ve adet gereğiyle sokak düğünü şeklinde evlenmesine izin verdikleri bu eylemlerinin ...'nin mağdurenin rızası ile organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçuna yardım niteliğinde kabul edilmiş esasen bu sanıkların sanık ... ile mağdure ...'nın evlenmelerine rıza göstermemeleri halinde dahi sanık ...'ın cinsel istismar suçunu işlemesini imkansız hale getirmeyeceği bu sanıkların bu yöndeki yardımları olmasa dahi bu suçu sanık ... tarafından işlenmesinin mümkün olduğu bu itibarla sanıklar... ... ... ve ...'nin eylemlerinin 5237 sayıı TCK 37/1 anlamında asli maddi faillik olarak değerlendirilemeyeceği mahkememezice yardım niteliğinde kabulü ile bu sanıkların 5237 sayılı TCK 39/1 maddesi delaleti ile cezalandırılmaları gerektiği sonucuna varılmış ve Cumhuriyet Savcısının lehe olan mütalası doğrultusunda bu sanıklara ve müdafilerine ek savunma hakkı verilmesine gerek görülmemiştir." şeklindeki gerekçe ile sanık ...’nin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, sanıklar ..., ... ve ...’ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yardım etmekten mahkûmiyetlerine karar verildiği, söz konusu mahkûmiyet hükümlerinin Özel Dairece, "... kayden 21.02.1993 doğumlu olup suç tarihindeki yaşı 14 yıl 10 ay 10 gün olan mağdurenin, sanıkla anlaşarak birlikte yaşamaya başladıkları, birden fazla ilişkiye girdikleri, daha sonra resmî olarak evlendiklerinin anlaşılmış bulunması karşısında, sanığın aşamalarda mağdurenin aslında 1990 doğumlu olduğunu ve 15 yaşından büyük olduğunu beyan ettiği; TCK.nın 30. maddesi hükümlerine göre hata halinin mevcut olup olmadığının tespiti için mağdurenin suç tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, içinde bulundukları sosyal ve kültürel durumları, sanığın ulaşmak istediği amaç ve mağdurenin içinde bulunduğu sonuç da dikkate alınarak sanığın mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup olmadığı araştırılarak mahkemenin dosyadaki tüm verilerle birlikte kendi gözlemini de tespit edip, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasından sonra yapılan yargılama sonucunda; Yerel Mahkemece "…sanık ... mağdure ... ile ailelerinin rızası ve anlaşmaları sonucunda evlenmiş olmaları karşısında mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesi söz konusu olamaz zira mağdure suç tarihinde 14 yaş 10 ay 10 gün olup kısa bir süre sonra 15 yaşını ikmal edeceği resmi kayıtlar ile sabittir. Mağdurenin nüfusa kaydının söz konusu hastane raporuna ilişkin olarak kaydının yapılmış olması karşısında yaşının Sağlık Kurulu Raporu ile düzeltilmesinin yasal olanağı bulunmamaktadır. 5237 sayılı TCK.nun da yasal düzenleme yapılırken onbeş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışlar cezalandırılmış olup mağdurun onbeş yaşından küçük olması halinde rızasının bir önemi de bulunmamaktadır. Sanık ... mağdurenin 1990 doğumlu olduğunu savunma etmiş ise de sanığın mağdurenin doğum tarihini kolaylıkla öğrenme imkanı bulunduğu gibi yargılama konusu olayımızda da olduğu gibi ailelerin anlaşmaları sonucunda mağdurenin yaşının onbeşten küçük olduğunu önemsemeyerek ve düğün yaparak evlenmesi karşısında TCK.nun 30 maddesinde düzenlenen hata halinin varlığından sözedilmez." şeklindeki gerekçelerle direnme kararı verildiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. Ön Sorun Konusuna İlişkin Açıklamalar Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak, d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak, Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir. B. Ön Soruna İlişkin Değerlendirme Yerel Mahkemece verilen mahkûmiyet hükmünün, Özel Dairece; "Sanığın aşamalarda mağdurenin aslında 1990 doğumlu ve 15 yaşından büyük olduğunu beyan ettiği; TCK.nın 30. maddesi hükümlerine göre hata halinin mevcut olup olmadığının tespiti için mağdurenin suç tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, içinde bulundukları sosyal ve kültürel durumları, sanığın ulaşmak istediği amaç ve mağdurenin içinde bulunduğu sonuç da dikkate alınarak sanığın mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup olmadığı araştırılarak mahkemenin dosyadaki tüm verilerle birlikte kendi gözlemini de tespit edip, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının gözetilmemesi..." isabetsizliğinden bozulması üzerine, sanığın mağdurun yaşını kolaylıkla öğrenme imkânı bulunduğu, ancak ailelerin anlaşmaları nedeniyle mağdurun yaşının küçük olduğunu önemsemediği belirtilip Yargıtay bozma ilamında yer alan hususların da tartışılması suretiyle Yerel Mahkemece yeni ve genişletilmiş değişik gerekçeyle hüküm kurulması direnme kararı niteliğinde değildir. Bu nedenle yeni hükmün doğrudan Ceza Genel Kurulunca ele alınması mümkün olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Ulaşılan sonuca göre esas uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2014 tarihli ve 407-138 sayılı kararı yeni hüküm niteliğinde olduğundan dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2024 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.