Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/5872 E. 2026/5302 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/5872
- Karar No
- 2026/5302
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/317 E., 2026/70 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : İstanbul 28. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/440 E., 2022/603 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Üniversitede çalışırken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, davacının alt işveren bünyesinde çalıştığı dönemde almış olduğu ücretim, asgari ücretin yüzde olarak belli bir oranda fazlasının belirlendiğini, davacının mevcut hakları korunarak kadroya geçtiğini, kadroya geçirilirken davacıya iş sözleşmesi imzalatılmadığını, bu konuda farklı uygulamalar yapıldığını ileri sürerek fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan sosyal yardım alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının sulh sözleşmesi ile daha önce alt işveren işçisi olarak çalıştığı dönemlere ilişkin olarak herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklardan feragat ettiğini kabul ettiğini, davacının önceki tabi olduğu haklar ile sürekli işçi kadrosundaki hakların aynı anda uygulanmasını talep edemeyeceğini, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı tüm ödemelerin eksiksiz yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli kararı ile; davacının 28.03.2018 öncesinde davalıdan ihale alınan iş kapsamında alt işveren Şirketlerde çalışmakta iken 28.03.2018 tarihi itibarıyla davalı kadrosuna geçtiği, kadroya geçerken belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanmadığı, dosyaya sunulan şartnamelerde davacının ücretinin asgari ücretin belli bir yüzde fazlası olarak belirlendiği ve buna uygun tahakkukların yapıldığının görüldüğü, davacının alacaklarının hesaplandığı bilirkişi raporunun 2. seçeneğinin kabul edildiği belirtilerek asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 04.06.2025 tarihli kararı ile; davacı işçinin kadroya alınması sırasında davacıya asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceğine yönelik sözleşme yapılmadığının anlaşıldığı, 01.01.2019 tarihinden itibaren de Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesindeki zamlar uygulandığından fark ücret talep edilemeyeceği yönündeki tespitin dosya içeriğine uygun olduğu, ancak bilirkişi raporuna göre davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan bir kısım alacaklarının eksik ödendiği sabit olmakla bunların hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, bilirkişi raporunun ikinci seçeneğine göre karar verilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 04.06.2025 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, taraf vekillerinin diğer itirazlarının reddine karar verilerek, davacının ücret farkı ve diğer dava konusu alacaklarının kadroya geçiş tarihinden sonraki dönem ile sınırlı olarak hesaplanması gerekirken talep aşılarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, davacı tarafından sunulan belgelere göre öğrenim gören çocuğunun bulunduğunun anlaşıldığı, çocuk yardımı talebinin reddinin hatalı olduğu, sunulan belge dikkate alınarak alacağın yeniden değerlendirilmesi gerektiği, hesaplama yapılırken çocuk yardımı alacağının Devletçe verilen miktar kadar tutarının gelir vergisinden istisna tutulduğu ve bu yardım miktarından Sosyal Güvenlik Kurumu priminin de kesilmeyeceğinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Öğrenim yardımı, yol ücreti, yemek yardımı, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ücreti ve gece zammı ücretinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, b. Müvekkilinin ücret alacağının eksik ödendiğini, c. Faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, d. Ücret farkı, ilave tediye ücreti ve ikramiye ücreti alacaklarının eksik hüküm altına alındığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Ücret farkı hesaplama yönteminin hukuka ve yerleşik Yargıtay uygulamasına aykırı olduğunu, b. İlave tediye ve ikramiye alacaklarına ilişkin hükmün hatalı olduğunu, c. Bulaşıcı hastalık ve risk primi alacağının fiilî çalışma günlerine göre hesaplanmadığını, d. Sosyal yardımlara ilişkin ispat yükünün yerine getirilmediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; alacakların hesaplama dönemi ile çocuk yardımı alacağına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.