Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3072 E. 2026/3067 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3072
- Karar No
- 2026/3067
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/243 E., 2021/410 K. DAVA TARİHİ : 03.12.2015
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işverenin ............... İşletmeleri Müdürlüğü işyerinde sendika üyesi olarak çalışan müvekkilinin ücretinin, sağlık sebepleri ile Gezende HES İşletme Müdürlüğü işyerine tayin olduktan sonra yeni işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi uyarınca düşürüldüğünü ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 07.09.2009 tarihli dilekçesi ile tayin olacağı işyerinde uygulanan farklı toplu iş sözleşmesi hükümlerini ve ücretinin düşürülmesini kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.09.2013 tarihli kararı ile; davacının nakledildiği Gezende işyerinde çalışmaya başladığı tarihten itibaren dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandığı, 15.11.2012 tarihinde ise sendikaya üye olarak aidat ödemeye devam ettiği, Gezende işyerinde 13. ve 14. Dönem Toplu İş Sözleşmeleri'nde ücret artışlarının öngörüldüğü, işçilere 8 Nisan, 18 Eylül ve 20 Kasım tarihlerinde 20 günlük yevmiyeleri tutarında ikramiyeleri ödeneceğinin ve işçilerin ilave tediyeden yararlandırılacağının kararlaştırıldığı, davacıya ödenen tutarlar ile ödenmesi gereken tutarların karşılaştırılarak hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 24.09.2013 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 15.10.2015 tarihli kararı ile; ücret farkı alacağı davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 21.12.2016 tarihli kararı ile; ilk kararın gerekçesi tekrar edildikten sonra “Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 15/10/2015 tarihli Bozma kararına direnilmiştir.” cümlesi eklenmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Mahkemenin 21.12.2016 tarihli direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.07.2021 tarihli kararı ile; direnme gerekçesi bulunmaması nedeniyle kararın usulden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bu kez Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 15.10.2015 tarihli bozma kararına uyulduğu belirtilerek fark ücret talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin ücretinden indirim yapılmasına rıza göstermediğini, işçinin korunması ilkesi de dikkate alınarak müvekkilinin ücret farkı alacağı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; işyeri naklinin işçi tarafından istenmiş olması karşısında, aynı işverene ait değişik iş kollarındaki işyerleri arasındaki geçişlerde, geldiği yerdeki toplu iş sözleşmesinin işçi lehine hükümlerin kazanılmış hak oluşturmayacağını, taleplerin reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca usul yönünden bozulmasından sonra Mahkemece direnme kararından dönülerek Dairenin bozma kararı doğrultusunda karar verilip verilemeyeceği noktasındadır.
Mahkemenin 21.12.2026 tarihli direnme kararının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı ile; gerekçesizlik nedeniyle usulden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin temyize konu kararı ile; Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 15.10.2015 tarihli bozma kararına uyulduğu belirtilerek fark ücret talebinin reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtilmelidir ki mahkemelerin direnme kararları bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Direnme kararı ile mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararın direnme doğrultusunda yazılmasından ibarettir. Bu bakımdan direnme kararından dönme (rücu) mümkün değildir. Esasen ilâmın tefhim edilen karara uygun yazılması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardandır. Nitekim bu kurala kanun koyucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 2 94... . maddeleriyle hayatiyet kazandırmıştır. Gerçekten de 6100 sayılı Kanun’un 2 94... . maddeleri emredici hükümlerden olup kamu düzeni amacı ile getirilmişlerdir. Bu maddeler uyarınca kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. Karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni bir hüküm kurulamaz. Aksinin kabulü Mahkemelere güveni sarsacağı için hiçbir suretle üstün görülemez. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun’da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kavram, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına karşı direnme kararı vermesi ile direnme kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/12 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı). Burada hemen belirtmek gerekir ki usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde somut uyuşmazlıkta; Mahkemece direnme kararı verilmekle davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Her ne kadar direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bozulsa da bozma esasa yönelik olmayıp usule yöneliktir. Bu hâlde Mahkemece bozmaya konu usuli eksiklik giderildikten sonra direnmeye uygun karar verilmesi gerekir. Mahkeme, direnme kararından dönerek özel dairenin bozma kararı doğrultusunda yeni bir karar veremez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt V, ..., Altıncı Baskı, 2001 s.4681). Yukarıda açıklandığı üzere, direnme kararı verildikten sonra söz konusu karar esas yönünden bozulmadan başka bir karar verilmesinin mümkün olmadığı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının esastan incelenmediği gözetilerek direnmeye uygun karar verilmesi gerekirken direnmeden dönülerek bozma kararı doğrultusunda hüküm kurulması usuli kazanılmış hak ihlaline yol açmakla bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının usulden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.