Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2513 E. 2026/5089 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2513
- Karar No
- 2026/5089
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/348 E., 2025/2705 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/351 E., 2023/264 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurum işçisi olarak ... Kurumu (...) Genel Müdürlüğünce ihale edilen işler kapsamında alt işveren nezdinde 20.08.2011-07.03.2018 tarihleri arasında makine mühendisi ve iş güvenliği uzmanı olarak çalıştığını, iş bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiği, işverenler arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığından 4857 sayılı iş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesi hükmü gereğince müvekkilinin baştan beri davalı Kurumun işçisi sayılması gerektiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ilave tediye, ücret farkı ve iş arama izni alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının müvekkili Kurum işçisi olmadığını, müvekkili Kurum ile davacının çalıştığı şirket ya da şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığını, işin bütün olarak şirkete devredildiğini, muvazaa iddiasının yerinde olmadığını, muvazaaya dayalı alacak taleplerinin yerinde olmadığını ve Kurumun alacaklardan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Kurum ile alt işveren Şirketler arasında geçerli bir alt işveren asıl işveren ilişkisi bulunduğu, iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle son bulduğu, kıdem tazminatının hüküm altına alındığı, 90 günlük yıllık izin alacağı olduğu, muvazaa iddiasından kaynaklanan ilave tediye ve ücret farkı alacaklarının reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça Yapım İşleri Şartnamesi'nin 38. maddesi uyarınca Kurumda aynı işi yapan işçilerle eşit şartlarda çalışacağının taraflar arasında hüküm altına alındığı, muvazaa olmasa dahi sözleşme hükmünün uygulanması gerektiği belirtilmiş ise de, davanın muvaaza iddiasına dayalı açıldığı ve dava dilekçesinde bu yönde talep olmadığı, benzer nitelikte temyiz talebinin Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 16.10.2024 tarih ve 2024/9309 Esas, 2024/13685 Karar sayılı kararında da kabul edilmediği, muvazaa iddiası yönünden emsal kararlarda dava dışı alt işveren ile davalı Kurum arasındaki ilişkinin geçerli bir alt işveren asıl işveren ilişkisi olarak kabul edildiği, dava dilekçesinde Yapım İşleri Şartnamesi'nin 38. maddesinden bahsedilmediği ve delil olarak dayanılmadığı, fark ücret alacağı yönünden ileri sürülen bu talebin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu, zamanaşımına uğrayan bir alacak bulunmadığı, vekalet ücretinin doğru belirlendiği gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Lavvar işinin davalı Kurumun asıl işi olduğunu, işin gereği ve teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren bir iş olmadığını, davalı Kurumun kendisine ait olan tesiste lavvarlama işini alt işverene yaptırdığını, alt işverenin sadece işçi tedarik ederek lavvarı çalıştırdığını, söz konusu ilişkinin muvazaalı olduğunu, 2. Kabul anlamına gelmemekle birlikte muvazaa iddiası kabul edilmese dahi, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 38. maddesi gereğince kadrolu emsali işçilerle aynı ücret alması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalı Kurumun işçisi sayılıp sayılmayacağı ve buna göre davalı Kurumun dava konusu alacaklardan sorumlu olup olmadığı, yapım işleri şartnamesine dayalı olarak talepte bulunulup bulunulamayacağına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.