Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4309 E. 2025/5665 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4309
- Karar No
- 2025/5665
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/261 E., 2025/871 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/304 E., 2024/314 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı olan müvekkilinin davalı Şirketin garantörlüğü altında işletilmekte olan ... Hastanesi bünyesinde 19.09.2017 tarihinden, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği 30.04.2021 tarihine kadar çalıştığını, müvekkilinin çalışma süresi boyunca ... Hastanesi ve aynı davalıya ait Anadolu Hastanesinin diğer şubeleri olan ... Hastanelerinde poliklinik hizmetleri verdiğini, taraflar arasında müvekkilinin Sağlık Bakanlığı nezdinde atamasının yapılması için standart bir belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasındaki sözlü (fiilen uygulanan) anlaşma gereğince müvekkiline belirlenen ve her ay ödenmesi gereken sabit ücreti dışında adına kayıtlı baktığı (muayene, operasyon, yoğun bakım kontrolü gibi ) yabancı uyruklu hastalar için, hasta tarafından fatura karşılığı ödenen miktarın %25'i, yerli hastalar için hasta tarafından fatura karşılığı ödenen miktarın yüzde 40'ı tutarında hak ediş (prim) miktarının ödenmesinin taahhüt edildiğini, müvekkiline her ay davalı Şirket tarafından gönderilen hak ediş listeleri, hesabına bu listeler ile benzeşen ve fakat her ay ayrı rakamları içeren ücretlerin yatıyor olması ve ayrıca müvekkilinin bordrolarında da hak ediş miktarlarının ücret kısmından sari prim kolonuna yansıtılıyor olmasının müvekkilin davalı Şirket ile çalışma usulünü açıkça ortaya koyduğunu, taraflarca kabul edilen işe alım esnasında üzerinde mutabakata varılan ve fiilen uygulanan sistem bu şekilde olmasına rağmen davalı Hastane tarafından gelişen süreçte müvekkilinin hak etmiş olduğu hak edişlerin kasıtlı ve bilinçli olarak ya eksik ödendiğini ya da hiç ödenmediğini, ayrıca daimi olarak icap usulü Hastanede bulunmasına rağmen fazla çalışma ücretlerinin neredeyse hiç ödenmemesinin de ayrı bir hak ihlali olduğunu, müvekkilinin normal çalışması haftanın 6 günü hafta içi 09.00-17.30, cumartesi günleri 09.00-14.00 saatleri arasında olmasına rağmen tüm hizmet dönemi boyunca haftanın 7 günü günde ortalama 4 saat fazla çalışma yaparak çalıştığını, çoğu zaman doktor yetersizliği sebebi ile neredeyse süre ve saat sınırı olmaksızın daimi surette icapçı olduğunu, hafta tatili günleri ile ulusal bayram ve tatil günlerini daimi surette Hastanede geçirmiş olmasına rağmen çalışmalarının karşılığı ücretlerin hiç veya gereği gibi hesaplanarak ödenmediğini ileri sürerek hak edişten kaynaklı ücret alacağı, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının talep ettiği alacakların hangi döneme ait olduğuna ilişkin açıklama yapmadığını, davacının 27.03.2021 tarihinde istifa dilekçesi vererek istifa ettiğini, ihbar süresi kadar çalışılma konusunda davacıyla uzlaşıldığını, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirten ihtarnamesine cevabi ihtarda iddiaları reddettiklerini, davacıya ait aylık ücret bordroları dikkatle incelendiğinde davacının almakta olduğu aylık ücretin açık olduğunu, davacının iddialarına konu hak ediş, prim, icap ücreti vb. ad altında taahhüt edilen veya kararlaştırılan hiçbir ücret ya da alacağın bulunmadığını, yazılı olarak ispat edilmesi zorunlu olan bu hususta tanık ile ispat edilmesine muvafakatleri bulunmadığını, davacıyla yapılan sözleşmeler dikkatle incelendiğinde davacının iddialarına konu hiçbir hak ediş, prim veya başka bir ad altında bir alacak ödenmesine dair bir hüküm bulunmadığı gibi bu şekilde davacı ile varılan sözlü bir mutabakat ya da sözleşme de bulunmadığını, davacının yaptığı tüm çalışmaların davacının ücret bordrolarında gösterilerek bordrolar davacı tarafından imzalanmak suretiyle veya e-posta adresine gönderilip tebliğ edilmek suretiyle kabul edildiğini ve bordrolara karşı davacı tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığından bu bordroların kesin yazılı delil hükmünde olduğunu, davacının yazılı imzasının yer aldığı aylık ücret bordrolarındaki tüm ücret ve diğer hususlarının aksine işaret eden iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesini hak ediş ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, yerinde inceleme sonucu işverenin ticari defter ve kayıtlarına göre hazırlanan bilirkişi raporuna göre hak edişten kaynaklı ücret alacağının bulunduğu, kullanılan iznin mahsubuyla bakiye 27 gün yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu, hafta tatilinde çalışma iddiasının ispat edilemediği, fazla çalışma ücretinin işverence ödendiği, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı yönünden ödemenin mahsubuyla bakiye alacağın bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dvacının 27.03.2021 tarihinde istifa dilekçesi verdiğini, kendisinin ihbar süresinde çalışması hususunda anlaşmaya varıldığını, sonradan ihtar gönderip iş sözleşmesini feshetmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, 2. Tanık anlatımları esas alınarak yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret alacağına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 3. Alacakların zamanaşımına uğradığını, ıslah talebinin kanun ile usule aykırı olduğunu, kaldı ki dava konusu alacak kalemlerinin kısmi dava olarak açılamayacağını, 4. Raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve buna göre kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, hak edişten kaynaklı ücret, yıllık ücretli izin ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ile hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun, taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 26. maddesine göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili tarafından dava dilekçesinde müvekkilinin hizmet süresi içerisinde, 6 günlük yıllık ücretli izninin kullandırılmadığı ve karşılığı ücretin ödenmediği iddia edilerek yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınması talep edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının bakiye 27 gün izin alacağı bulunduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacı tarafça dava dilekçesinde yalnızca 6 günlük iznin kullandırılmadığı iddia edildiğine göre, taleple bağlılık kuralına aykırı şekilde, 6 gün yerine 27 gün yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.