Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4041 E. 2025/6635 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4041
- Karar No
- 2025/6635
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/386 E., 2025/60 K. DAVA TARİHİ : 23.07.2020
Dairemiz bozma kararına İlk Derece Mahkemesince direnilmesi üzerine, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yapılan incelemede; 02.10.2024 tarihli ve 2024/7842 Esas, 2024/12908 Karar sayılı bozma kararına İlk Derece Mahkemesince direnilmiş ise de; usul hukukuna ilişkin yasal karineler ve ispat yükü hâkimin hukukuna (lex fori) tâbidir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku 21. Baskı, İstanbul 2015). Yabancılık unsuru taşıyan ve Türk mahkemelerinde görülen bir davada usul hukukuna ilişkin konulara Türk hukukunun uygulanması gerekecektir. Özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmekte olup sonucu alacak hakkına son verme değil onu eksik borç hâline getirme olarak ortaya çıkmaktadır. Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre zamanaşımı, hukuki niteliği itibariyla maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesinde; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.'' hükmüne yer verilmiş , 109. maddesinde ise kısmi dava, dava çeşitleri arasında açıkça düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrası "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; karar davalı tarafın belirsiz alacak davası olarak açılmış talepler yönünden cevap dilekçesinde, kısmi alacak davası olarak açılmış talepler yönünden ise ıslaha karşı sunulan dilekçede usulüne uygun şekilde ileri sürülen zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi yönünden bozulmuş olup dava türlerinin usul hukuku müesseseleri olması ve zamanaşımının usul hukuku anlamında bir savunma aracı olması hususları dikkate alındığında Türk usul hukukunun uygulanması gerekmiştir. Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.