Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/6589 E. 2018/10372 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2017/6589
- Karar No
- 2018/10372
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davalı işyerinin taşeron firmalarında aralıksız ve elektrik teknikeri olarak 2007 Nisan ayından 04.04.2014 tarihine kadar çalıştığını, Nisan ayının birinden itibaren bir grup arkadaşı ile birlikte işe gelmemesinin istenildiğini,...A.Ş.’nin diğer davalı ...Ş.’nin hisselerinin tamamını aldığını,...A.Ş.’nin devraldığı dönemde işi devam eden alt işverende çalışmasını sürdürdüğünü, haksız olarak işine son verildiğini iddia ederek, alacak ve tazminatlarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı ...Ş.’nin vekili, husumet itirazında bulunduğunu, davalının alacaklarından dava dışı ihaleyi alan şirketlerin sorumlu olduğunu, sözleşmeler belirli süreli olduğundan davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkının doğmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını, kıdem tazminatı dışındaki alacaklara mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanamayacağını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ...Ş. vekili, belirli ve belirsiz alacak davası adı altında bir dava türü olmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu ve dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, özelleştirilme ile ... A.Ş.’ye ait %100 onanındaki hissenin... A.Ş.’ye satıldığını ve hisse devrinin yapıldığını, devir işlemi ile hiç bir zaman ilgisi olmayan Davalı ...Ş.’ye husumet yöneltilmesinin büyük bir yanılgı olduğunu, kendilerinin sorumluluklarının bulunmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını, alacaklardan sorumlu olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davalı ...Ş.’nin %100 hissesinin 11.07.2013 tarihli özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile diğer davalı ...Ş.'ye satıldığı, devir işleminin 01.10.2013 tarihinde tamamlandığı, tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesinin işyeri devri niteliğinde olduğu, davacının asıl işvereninin davalı ...Ş., 01.10.2013 sonrası özelleştirme ile ... olan, alt işvereni işyeri devri kuralları çerçevesinde değişen ve en son alt işvereni dava dışı ... A.Ş. olan işyerinde ... kayıtlarına göre 01.04.2007-04.04.2014 tarihleri arasında kesintili çalıştığı, iş akdinin özelleştirme işlemi tamamlandıktan sonra feshedildiği, davalı işveren tarafından iş akdinin tazminat ödemesini gerektirmeyecek şekilde haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı, davacı ve davalılar vekilleri temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca; tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması dava şartlarından olup ve bu husus davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önüne alınır. Diğer taraftan, taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin Medeni Usul hukukunda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu Medeni Kanuna göre belirlenir (HMK m.50, TMK m.8 ve m.48). Buna göre, medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m.8) ve tüzel (TMK m.48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanunun 124 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” hükmüne yer verilmiş olup bu hükme göre yanılgıya dayalı taraf gösterilmesi halinde taraf değişikliğine gidilebilir. Davacı işçilik alacakları ile ilgili davasını, işyerini devreden ...A.Ş. ve devraldığı belirtilen Davalı ...Ş.’ne karşı açmıştır. Oysa sunulan özelleştirme devir sözleşmesinde devralan... A.Ş.’dir. Bu durumda davacı taraf devalan şirket yönünden yanılgıya düştüğünden, davasını devralan şirkete yönlendirmesi için usul işlemlerinin yapılıp ve sonucuna göre karar verilmelidir. 2- Ulusal bayram ve genel tatil alacağı yönünden Mahkemece, davacının bildirdiği tanıkların dava açan tanıklar olduğu gerekçesi ile dinlenilmemesine ve ispat edilemediği gerekçesi ile alacağın reddine karar verilmiştir. Tanıkların dinlenmemesi ayrı bir olgu, dinlendikten sonra tanıklıklarına itibar edilmemesi ayrı bir olgudur. Taraflar tanık bildirmişse tanıklarla ilgili delillerin toplanması yönünden dinlenmesine karar verilmeli, beyanlarına itibar edilep edilmeyeceği ise diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir. Kaldı ki tanıkların davasının olması beyanlarına itibar edilmeyeceği anlamına gelmez. İşin niteliğinden kaynaklanan çalışma şekli ile ilgili emsal kararlar bulunduğundan beyanlarına bu kapsamda bakılması gerekir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 09.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.