Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/5294 E. 2017/10396 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2017/5294
Karar No
2017/10396
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalılardan ... Taah. Hizmetleri Araç Kiralama Nak. Tic. Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının ... Halk Eğitim Merkezinde hizmetli olarak çalıştığını, davalı T.C. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ... Halk Eğitim Merkezinin, binanın temizlik hizmetini yerine getiren hizmetli işini değişik firmalara ihale ettiğini, davacının bu firmalarda hizmetli olarak çalıştığını, iş akdinin kendisine haber verilmeksizin haksız olarak fesih edildiğini, fazla mesai yaptığını, haklarının ödenmediğini iddia ederek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücretinin davalılardan tahsilini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı Bakanlık vekili, bütün sorumluluğun davacı ile sözleşme yapan şirkete ait olduğunu, kurumun ihtiyacı kalmadığından dolayı da hizmet alımlarını ihale yoluyla yapmayı durdurması neticesinde davacının bundan olumsuz etkileneceği hususunun söz konusu olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuş, diğer davalı şirket ise tebliğe rağmen davayı takip etmemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci: Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi hesap raporuna itibar edilerek, davacının iş akdinin haksız olarak feshedildiği, davacının hafta için günde 12,5 saat mesai yaptığı, ücretinin ödenmediği, davalı T.C. ...'na bağlı ... Halk Eğitim Merkezi Okul Aile Birliği üst işveren ve İkbal Limited Şirketi alt işveren olduğu, dolayısıyla her iki kurumdan birlikte sorumluluğu bulunduğu, davalı Bakanlığın tüm işçilik alacaklarından, davalı şirketin kendi dönemi ile sınırlı olarak kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından müteselsil sorumluluğu bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, kıdem tazminatının davalı Bakanlıktan, ihbar tazminatı ve fazla mesai ücret alacaklarının ise müştereken ve müteselsilin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı şirket vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1. 6100 Sayılı Yasanın 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesi hükmü, 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen işyeri devrini de içine alan daha geniş bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Gerçekten maddede işyerlerinin devir veya intikalinden söz edildikten sonra “…yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli…” denilmek suretiyle uygulama alanı 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesine göre daha geniş biçimde çizilmiştir. İşçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde, işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerekmektedir. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Devir hükümlerine göre ise; feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır. Bu durumda değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını da devralmış sayılırlar. Bunun yanında asıl-alt işverenler arasında işçilik alacakları yönünden müştereken ve müteselsilin sorumluluk vardır. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece gerekçeli kararda davalı alt işveren şirketinde tazminat ve alacaklardan sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, hükümde kıdem tazminatından sadece davalı Bakanlığın sorumlu tutularak gerekçe hüküm çelişkisi yaratılmıştır. Mahkemece, HMK’nın 298/2. maddesine aykırı şekilde gerekçe hüküm çelişkisi içeren kararın bozulması gerekmiştir. 2. 6100 Sayılı HMK'nun 25. maddesinde düzenlenen:"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz." hükmü gereğince hakim maddi vakıa ile bağlıdır. Davacı dava dilekçesinde saat 5:30-06:00-17:00 arası çalıştığını ve haftada bir gün izin kullanmasını belirtmesine rağmen fazla çalışma alacağını bu ilkeye aykırı olarak saat 05:00-17.30 arası ve haftanın 7 günü çalışma kabul edilerek hesaplanıp hüküm altına alınması hatalıdır. 3. Bozma sonrası karar verilirken, yukarda bozma gerekleri yerine getirildikten sonra usulü kazanılmış hak ilkesine de uygun davranılmalıdır. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/5294, K. 2017/10396, T. 13.06.2017, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2017-5294-e-2017-10396-k-ff35baf3ca84