Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2010/17924 E. 2012/25508 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/17924
Karar No
2012/25508
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı, ücret ve vergi iadesi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, 01.12.2006 tarihinde işe girdiğini ve muhasebe bölümünde çalıştığını, ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, ücret ve vergi iadesi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının muhasebeci olarak çalıştığını, ücret bordrolarını kendisinin hazırladığını, ücret almadan çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının ücret bordrolarının imzasız olduğu, ancak davalıya ait defterlerin davacı tarafından tutulduğu ve defterlerin incelenmesi neticesinde ödenmeyen ücret alacağına rastlanmadığının belirlendiği, bu defterlerin resmi kurumlara ibraz edildiği ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğu, davacının ücretini aldığı gerekçesiyle ücret talebinin reddine, vergi iadesi alacaklarının kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur. Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.

4857 sayılı Yasanın 32 nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak ... veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır. Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce resen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD. 18.10.20 04... /7006 E. 2004/23275 K). Somut olayda, davalı tarafından dosyaya sunulan ücret bordrolarında davacının imzası bulunmamaktadır. Davalı, davacıya ücretlerinin ödendiğine dair banka kayıtlarına da dayanmamıştır. Davalı şirket defterleri davalı tarafından sunulmuş ise de kayıtların kapanış tasdikleri olmadığı gibi, davacının imzasını taşıyan ödeme belgesi niteliği de yoktur. Mahkemece davalıya yemin hakkı hatırlatılmış olup davalı tarafından ispat yükünün davacıya düştüğünden bahisle yemin teklifinin gereği yerine getirilmemiştir. Ücretin ödendiğini ispat yükü davalı işverene aittir. Mahkemece yapılacak iş, yukarıdaki ilkeler ışığında davalı delil listesinde açıkça yemin deliline dayanıldığından, davalıya yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılarak ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gitmekten ibarettir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/17924, K. 2012/25508, T. 02.07.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2010-17924-e-2012-25508-k-eca1841a7fce