Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/47924 E. 2012/7670 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/47924
Karar No
2012/7670
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, genel tatil, hafta tatili, fazla çalışma ve yemek ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılardan ...Mobilya A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı işyerlerinde 01.12.1987 - 30.06.2006 tarihleri arasında sürekli çalıştığını, davacının haksız olarak işten çıkarılmasına kadar davalı işyerleri aynı ortaklık yapısında ve aynı grup olarak faaliyet gösterdiğinden tüm firmalarda kendi bilgisi dışında giriş çıkış yaptı gösterilerek çalıştırıldığını, alacaklardan tüm davalıların sorumlu olduğunu, son ücretinin 700,00 TL net olduğunu, günde 12 saat çalıştığını, hafta tatillerinde, dini ve milli bayramlarda sürekli çalıştığını ve bu çalışmalarına ilişkin alacaklarının ödenmediğini, çalıştığı tüm zaman zarfında yemek ücretinin ödenmediğini ve mağdur edildiğini belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, genel tatil, hafta tatili, fazla çalışma ve yemek ücretlerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. B) Davalıların Cevabının Özeti: Davalı ...Mobilya San. Tic. Ltd. Şti. vekili davaya cevap dilekçesinde; müvekkil firma ile diğer davalı firmaların farklı firmalar olduğu, müvekkil firma dışındaki çalışmalarını kabul etmediklerini, tam mesai ve sürekli çalışmadığını, müvekkilinin yakını olması nedeni ile arada işyerine gelerek yardım ettiğini, buna karşılık davcının sigortalı gösterildiğini, firmanın işlerinin kötü gitmesi üzerine, davacıya gerçekten fiili olarak çalışması için iş önerdiklerini, davacının kabul etmemesi üzerine sigortasının kesildiğini, kıdem tazminatına hak kazanmadığını, çalışmasının haftada 2 günü geçmediği, işyerinde cumartesi ve pazar günü çalışma olmadığı, dini ve milli bayramlarda çalışma olmadığını, asgari ücret aldığını, çalışma saatlerinin 08-18 olduğu, fazla çalışma talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. 19/03/2008 havale tarihli dilekçe ile de fazla çalışma, dini ve resmi bayram tatili, yıllık ücretli izin alacakları için zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. Diğer davalı şirket adına duruşmalara katılan olmamış, cevap verilmemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı ...Mobilya San. ve Tic. A.Ş. temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı ... Mobilya San. Ve Tic.A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemesi, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit edilmelidir. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.). Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmemesi ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemesi, işçinin ücret, sigorta primi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenip, düzenlenmediğinin de araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda, davacının ücreti taraflar arasında çekişmelidir. Davacı 700,00 TL ücret aldığını, davalı ise asgari ücretten hesap edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacının alabileceği ücretin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda belirlenerek hesapların yapılması gerekirken iddiaya değer verilerek hesaplama yapılması bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/47924, K. 2012/7670, T. 08.03.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2009-47924-e-2012-7670-k-cdfc0a1843d3