Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/2886 E. 2023/3960 K. – Çocuğun Nitelikli

Konu: Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/2886
Karar No
2023/3960
Karar Tarihi
Konu
Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Sanıklar haklarında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2014 tarihli ve 2013/75 Esas, 2014/187 Karar sayılı kararıyla sanıkların çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, aynı Kanun'un 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.09.2017 tarihli ve 14-2015/3937 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Mağdurenin çelişkili anlatımları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut bir delil elde edilememesi karşısında şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, gerekçeli kararda çelişki olduğuna, sanığa atfı cürümde bulunulduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. B. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, dosya kapsamı ile soyut beyandan öte gitmeyen mağdure beyanına itibar edilmemesi gerektiğine, mağdurenin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna, kararın sanık lehine bozulması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemenin kabulü; 1. Sanık savunmaları, mağdure ve tanık anlatımları, adlî raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mağdurenin kayden 15.09.1995 doğumlu olduğu, üç kardeşi olduğu, büyük kardeşlerinin evli olduğu ve kendileriyle yaşamadığı, mağdurenin ...'da annesi, babası ve kendisinden küçük erkek kardeşi ile birlikte yaşadığı, sanık ...'ın mağdure ile uzaktan akraba olduğu, sanık ...'ın ise mağdure ile bir akrabalığının bulunmadığı, mağdurenin evden kaçması nedeniyle babasının polise haber verdiği ve mağdurenin ... ilinde tanık ....'la birlikte kaçarlarken yakalandığı, yakalandıktan sonra mağdure ile yapılan mülakatta sanıkların kendisine cinsel istismarda bulunduklarını belirttiği ve sanıklar hakkında yasal işlem yapıldığı olayın böyle geliştiği, oluşun böyle olduğu mahkemece kabul edilmiştir. 2. Mağdure hakkında ... Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 17.05.2012 tarihli raporda mağdurenin yapılan hymen muayenesinde saat bir ve sekiz yönünde kaideye uzanmayan çentik izlendiğinin belirtildiği, ... Devlet Hastanesi tarafından aynı tarihte düzenlenen ikinci raporda ise mağdurenin yapılan anal muayenesinde fiili livataya ait bulgu tespit edilemediğinin belirtildiği görülmüştür. Mağdurenin sanıkların eylemi nedeniyle ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 05.07.2012 tarihli sağlık kurulu raporuna göre ruh sağlığının bozulmadığı belirtilmiştir. 3. Mağdurenin sanıkların kendisine yönelik eyleminden hemen sonra sanıklar hakkında şikâyetçi olmadığı, evden kaçması sonrası kendisi ile yapılan mülakatta kendisini istismar edenlerin kim olduğu sorulduğunda sanıkların ismini verdiği, suç tarihinde mağdure ile sanıkların aynı yerde yaşadığı, sanık ...'ın mağdureyi kimlerle gezdiği konusunda takip ettiği, sanık ...'ın ise mağdure ile bir süre sevgili oldukları, mağdurenin sanıkların kendisine yaptıklarını tanık ...'e anlattığı, mağdurenin soruşturmanın başından beri vermiş olduğu ifadelerde olayın oluş şekli ve zamanı konusunda çelişkili ifadeler verdiği görülmüş ise de, mağdurenin bakire olmadığına ilişkin raporu, mağdurenin sürekli istismar edilmesi nedeniyle olay tarihlerini ve sanıkların eylemlerini karıştırmasına rağmen sanıkların eylemlerinin bir kez olduğu konusunda çelişki olmadığı, mağdurenin "Bana inanmazlar" diyerek sanıkların eylemlerini kimseye anlatamadığı, birlikte kaçmaya karar verdikleri tanık ...'e sanıkların eylemlerini anlattığı, tanık ... ile birlikte kaçarken yakalanmalarına rağmen tanık ... hakkında böyle bir suçlamada bulunmadığı, tanık ile yaşadıklarının kendi rızası ile olduğunu belirttiği birlikte değerlendirildiğinde sanıklar ile mağdurenin ailesi arasında herhangi bir husumet, düşmanlık bulunmadığı, dolayısıyla sanıklara iftira atılmasında, suç isnat edilmesinde mağdure ve ailesinin herhangi bir çıkarının ya da nedeninin bulunmadığı, kanaatine varılmış bu nedenle sanıkların mahkûmiyetine karar verilmiştir. 4. Sanık ... her ne kadar mağdure ile ilişkiye girmediğini, mağdurenin erkeklerle dolaştığını ailesine anlatması nedeniyle kendisini suçladığını belirtmiş ise de; mağdurenin sanığın erkeklerle gezdiğini ailesine haber verdiğine yönelik ifadesini kabul ettiği, sanığın bu olayı istismar ederek ve kendisi hakkında çıkan dedikodulardan yararlanarak kendisinin yedinci sınıfa gittiği mayıs haziran aylarında hatırlamadığı bir tarihte kendisini gezdirme bahanesiyle arabasına aldığını, tenha bir yere götürerek içki içemeye başladıklarını, sanığın kendisini okşamaya başladığını, kendisinin engel olmaya çalıştığını fakat sanığın cinsel organını kendisine soktuğunu, bunun üzerine kendisinin oradan ayrılarak evine gittiğini belirttiği görülmüş ve mağdurenin soruşturmanın başından beri istikrarlı olarak sanığın kendisine karşı cinsel istismarı suçunu işlediğini belirten beyanlarına itibar edilerek sanığın suçtan kurtulmaya yönelik olan savunmasına itibar edilmemiştir. 5. Sanık ... ise her ne kadar mağdureye yönelik istismarının olmadığını belirtmiş ise de sanıkla mağdurenin bir süre sevgili olarak beraber oldukları, mağdurenin soruşturmanın başında sanığın ismini vererek sanıkla 2010 yılı içerisinde birlikte yürüdüklerini ıssız bir yerde oturduklarını sanığın kendisi ile birlikte olmak istediğini, engel olmak istemesine rağmen engel olamadığını ve sanığın kendisi ile organ sokmak suretiyle ilişkiye girdiğini belirttiği, mağdurenin sanık hakkında soruşturmanın başından beri istikrarlı şekilde sanığın kendisini istismar ettiğini söylediğini belirtiği, mağdurenin sanığı suçlaması için neden olmadığı, sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılmış ve sanığın savunmasına itibar edilmemiştir. 6. Mağdure her ne kadar her iki sanığın da kendisine zorla tecavüz ettiklerini belirtmiş ise de; mağdurenin sanıklara ciddi şekilde direndiğini gösterir kanıt bulunmadığı, ilişki sonrasında sanıkların yanından ayrılarak evine gittiği görülmüş ve sanıkların mağdure ile rızaen ilişkiye girdikleri fakat mağdurenin her iki sanığın eyleminin gerçekleştirildiği tarihte mağdurenin on beş yaşından küçük olduğu ve rızasının geçerli olmadığı bu nedenle sanıkların atılı suçlardan mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 7. Lehe kanun değerlendirilmesi; sanıklara isnat olunan suçun işlenmesinden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun'un 59 uncu maddesiyle 5237 Sayılı Kanun'un 103 üncü maddesindeki suçun temel ceza miktarının "sekiz yıldan az olmamak üzere" hapis cezası olarak belirlenmiş bulunması ve aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilecek cezanın da on altı yıldan az olmamak üzere hapis cezası olması dikkate alındığında, 6545 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin sanıkların daha lehine olduğu anlaşılmakla, bu madde yönüyle uygulama yapılarak hüküm kurulduğu belirtilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; sanık ...'ın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine dair hüküm kurulması ile sanık ...'ın mağdureye yönelik istismar eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair dosya kapsamında her türlü şüpheden uzak, yeterli delil bulunmadığı gözetilerek mağdure ile sevgili oldukları dönemde el ele tutuşma ve öpüşme dışında herhangi bir eylemi olmadığına dair savunması da nazara alınarak çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden suçun vasıf ve tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2014 tarihli ve 2013/75 Esas, 2014/187 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.06.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/2886, K. 2023/3960, T. 07.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-2886-e-2023-3960-k-cc676fe9e121