Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/20406 E. 2025/1118 K. – Çocuğun Cinsel

Konu: Çocuğun Cinsel İstismarı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/20406
Karar No
2025/1118
Karar Tarihi
Konu
Çocuğun Cinsel İstismarı

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ: Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER: Katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili, suça sürüklenen çocuk müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, ... 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, alt sınırdan ceza tayini ve koşulları oluşmadığı halde takdiri indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, sanığın üst sınırdan takdiri indirim uygulanmadan cezalandırılmasına ilişkindir. C. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Katılan mağdurenin ve katılanların ifadelerinin kendi içerisinde ve birbiriyle çelişkili olduğuna, katılan mağdurenin baskı altında ifade verdiğinin anlaşıldığına, katılan mağdurenin iddiasını destekleyen kesin bir rapor olmadığına, olay tarihinde on üç yaşında olan suça sürüklenen çocuğun hem kendi kız kardeşi hem de katılan mağdureyle oyun oynarken yapmış olduğu hareketlerin cinsel istismar olarak değerlendirilemeyeceğine ilişkindir. III. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararında katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ... ile üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Olayda, 30.10.2010 doğumlu mağdur ...’ın, kuzeni olan 06.05.2004 doğumlu suça sürüklenen çocuk ... tarafından anal bölgesine cinsel organın sürtüldüğü ve bunun zincirleme biçimde gerçekleştiği iddiasıyla dava açılmış; yerel mahkeme TCK 103/1-a.1, 43/1 ve 31/2 maddelerine göre mahkûmiyet kararı vermiştir. Karar, BAM 20. Ceza Dairesi’nce onanmış, temyiz üzerine dairemize gelen dosyada çoğunluk onama yönünde oy kullanmıştır. Yerel mahkeme, gerekçeli kararında mağdurun bir kısım ifadelerini esas alırken, aynı mağdurun çelişen diğer beyanlarını görmezden gelmiş ve bu çelişkileri gideremeye yönelik hiçbir değerlendirme yapmamıştır. Bu yaklaşım, CMK’nın 230. ve 232. maddeleri uyarınca “mahkûmiyet hükmünün neden dayandığı delillerle birlikte, karşı delillerin de tartışılması” zorunluluğuna açıkça aykırıdır. Aksi halde adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş olur. Mağdurun ifadelerinin gelişim biçimi, tıbbi bulguların niteliği, tanık beyanlarının desteği ve olayın yapısal olarak belirsizliği dikkate alındığında, şüphenin yeterli delille bertaraf edilemediği anlaşılmaktadır. Özellikle dikkat çeken hususlardan biri, mağdurun anlatımının kendiliğinden ve travmatik bir iç dışavurum sonucu ortaya çıkmamış olmasıdır. Mağdur, uzun süredir yaşadığı gastroenterolojik şikâyetler (kabızlık, dışkı kaçırma, anal ağrı) nedeniyle ailesi tarafından hastaneye götürülmüş; baba tarafından yöneltilen “popona bir şey mi sokuldu?” tarzındaki sorgulayıcı sorular olayın adli makamlara intikaline neden olmuştur. Mağdurun farklı aşamalarda verdiği ifadeler arasında ciddi tutarsızlıklar bulunmaktadır. Olayın sayısı, zamanı ve mekânına ilişkin anlatımlar birbiriyle örtüşmemektedir. İlk anlatımda “popoma soktu” denilirken, daha sonra “sadece sürdü ama girmedi” beyanında bulunulmuş, bir beyanında ise cinsel organın arkadan girdiğini ifade ederken, bir diğerinde “taytım vardı” denilmiştir. Bu değişken ve tutarsız anlatımlar, olayın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda makul kuşku oluşturmaktadır. Mağdurun beyanı alınırken uygulanan yöntemler, çocuk adli görüşme standartlarına ve bilimsel ilkelere uygun değildir. Çocuk İzlem Merkezi ve savcılık ifadelerinde mağdura doğrudan “... sana ne yaptı?”, “Popona bir şey soktu mu?” gibi yönlendirici ve fail tanımlı sorular yöneltilmiş, çocuğun anlatımı açık uçlu sorularla serbestçe ortaya koymasına imkân tanınmamıştır. Görüşmeler sırasında anlatım sık sık kesilmiş, çocuğun anlatımı sınırlandırılmış ve yönlendirilmiştir. Bu yöntemsel sorunlar beyanın özgünlüğünü ve içsel tutarlılığını zedelemiştir. Mağdurun anlatımlarında olayın kaç defa gerçekleştiği, hangi tarihlerde ve koşullarda meydana geldiği net şekilde ortaya konamamıştır. Eylemlerin sayısı, zamanı ve farklılığı somut delillerle belirlenemediği gibi, tekrar eden bir suç işleme kararının varlığı da ortaya konamamıştır. Bu belirsizlik ortamında zincirleme suç (TCK 43/1) hükmünün uygulanması mümkün değildir. Dosyada yer alan ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı, Çocuk Cerrahisi Uzmanlığı ve Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen tüm raporlar birlikte değerlendirildiğinde, anal bölgede gözlenen hiperemi, yüzeyel erozyon ve fissürlerin cinsel istismar niteliğinde bir travma ile açıklanamayacağı, bu tür bulguların kabızlık, hijyen eksikliği ve dışkı teması gibi patolojik nedenlerle ortaya çıkabileceği açıkça belirtilmiştir. Yargıtayın yerleşik içtihatları ve uluslararası literatürde de bu tür bulguların tanı koydurucu değil, ancak destekleyici nitelikte olabileceği; cinsel istismar iddiasının sadece bu verilere dayanarak doğrulanamayacağı kabul edilmektedir. Mağdurun iddiası üzerine suça sürüklenen çocuğun kız kardeşi ...’in de ifadesi alınmıştır. ..., abisinin kendisine karşı hiçbir cinsel eylemde bulunmadığını ifade etmiş; savcılık makamı da bu beyan doğrultusunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Bu durum, suça sürüklenen çocuğun genel davranış örüntüsünün sistematik bir yönelim içermediğini ve iddia edilen eylemin münferit ya da yanlış yorumlanmış olabileceğini göstermektedir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mağdur beyanlarının kendi içinde ciddi ve giderilemeyen çelişkiler içerdiği, bu beyanların tıbbi delillerle desteklenmediği, alınış yöntemlerinin bilimsel usule aykırı olduğu, olayın tekrarına dair netliğin bulunmadığı, tanık anlatımının failin lehine olduğu ve zincirleme suç hükümlerinin koşullarının oluşmadığı açıktır. Bu çerçevede, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet yerine CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği kanaatindeyim. KARŞI OY Dairemiz Sayın ... çoğunluk görüşü ile aramızdaki ihtilaf, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı katılan mağdura karşı çocuğun cinsel istismarı suçunun sübutuna ilişkindir. Suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin kuzen olup suça sürüklenen çocuğun cinsel organını mağdurenin poposuna sürttüğünün kabul edildiği olayda, 25/02/2018 tarihinde mağdurun evde kustuğu, ağlayarak babasına “baba, ... abim beni kucağına oturttu, sonra da işediği yeri çıkarttı, popoma soktu, bunu ... teyzemin yatak odasında kimse yokken yaptı” dediği, hemen ... Üniversitesi Tıp fakültesine gittikleri, yolda mağdurenin, annesine “... ağbim beni kucağına oturtturdu, sonra da işediği yeri çıkarttı, popoma soktu” dediği, mağdurun kolluk beyanında ise “... hastanesinde 5 gün tedavi gördüm, altıma popo bölgesinden istemeden kaçırıyordum, popomdan kaçırmamın sebebi kabızlıktan sonra oldu, ben bir ay kabız oldum, benim özel bölgeme (popo bölgesini tarif etmiştir) ... teyzemin oğlu ... dokundu, ... benim popoma neresiyle dokunduğunu görmedim, ...dokununca acı hissettim, benim kaka yaptığım deliğe bir şey girmedi, hissettiğim dokunma sürtünme gibiydi, dokunma sırasında ... beni kucağına oturtmuştu, kenarlara doğru da dokunması oldu, ben popomda sert bir şey hissetmedim, dokunma olurken üzerimde tişört altımda tayt vardı, üzerimi çıkarmadı. ... benim popomu ve çiş yaptığım yeri görmedi. ...’ın çiş yaptığı yeri görmedim. Popo kısmıma dokunmalar 5-6 defa oldu” dediği anlaşılmakla; Katılan mağdurenin ve katılanların ifadelerinin çelişkili olması, katılan mağdurenin beyanlarını destekler rapor olmaması, Adli Tıp raporunda fiili livataya ilişkin tespitinin bulunmaması, suça sürüklenen çocuğun suçu inkara yönelik istikrarlı savunmaları dikkate alındığında suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu gerçekleştirdiğine ilişkin şüphe olması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesi’nin esastan ret kararının onanmasına ilişkin Dairemiz Sayın ... çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/20406, K. 2025/1118, T. 13.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-20406-e-2025-1118-k-c2bb839cf646