Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/20371 E. 2025/6165 K. – Çocuğun Cinsel
Konu: Çocuğun Cinsel İstismarı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/20371
- Karar No
- 2025/6165
- Karar Tarihi
- Konu
- Çocuğun Cinsel İstismarı
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1554 E., 2017/1698 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 294/1. maddesinde yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan ile katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebebi içermeyen temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'in karşı oyuyla oy çokluğuyla REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Silifke Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin Sayın çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf; katılan mağdure ... ile katılan ... vekilinin temyiz başvurusunun temyiz sebebini içerip içermediğine, karar tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Kanun'un 295. maddesi uyarınca ihtar şerhli tebligatın yapılıp yapılmayacağına ilişkindir. 1. 5271 sayılı Kanun'un “Temyiz başvurusunun içeriği” başlığını taşıyan 294. maddesine göre “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.” Anılan hükme göre, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini ve temyiz sebeplerini göstermek zorundadır. 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde temyiz merciince resen incelenecek olan hukuka kesin aykırılık hâllerine yer verilmiştir. Temyiz nedeni olan hukuka aykırılık, hâkimin olaya en uygun normu bulamaması veya bulsa da yanlış değerlendirip uygulama yapmasıdır. Hukuka aykırılığa yol açan norm muhakeme hukuku normu olabileceği gibi maddi hukuk normu da olabilir. Maddi hukuk normunun ihlâli hâlinde temyiz edenin sıfatı da dikkate alınarak kararın bozulması gerekmekte ise de muhakeme hukukuna ilişkin ihlâllerde, ihlâlin hükmü etkileyip etkilemediği gözetilmelidir. Bu kapsamda muhakeme hukukuna aykırılık iddiasının temyiz nedeni olarak açıkça ileri sürülmesi gerekmektedir. Temyiz incelemesine konusu ihtilafta sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında ilk derece mahkemesince sanık hakkında beraat kararı verilmiş, istinaf incelemesinde yerel mahkemenin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İstinaf mahkemesince verilen karara karşı temyiz edenlerden katılan mağdure ... ile katılan ... vekili temyiz dilekçesinde "... Yerel mahkeme başkanı duruşmada gerek mağdur küçüğü gerekse annesi katılan ... ...'u azarlayarak hakaret ve iftiralar yağdırarak onların savunma haklarını ağır derecede ihlal etmiştir. Kararı veren heyetin başkanı olan sayın hakimin bu haksız eylemlerine duruşmalarına giren tüm meslektaşlarım tanıktır. Sayın Mahkeme başkanı bu yüzden çeşitli kişilerden gelen şikayetlerle Antalya'ya düz hakim olarak atanmıştır. Ancak sayın başakın itirazı üzerine ataması Kayseri Asliye Ceza Mahkemesi hakimliğine yapılmıştır. Bu bağlamda, sayın mahkeme başkanının katılan ... ...'a hitaben "sen ne b,içim annesin, ... G. Hem seni hem kızını idare ediyor." ve "masum anneye bak kapı kolu gibi maşallah" diyerek bir anlamda hem katılanlara hem de tanık ... G.'e iftira niteliğinde hakaret içeren sözler söylemiştir. SANIKLAR YARGILANABİLİRLER ANCAK, ASLA LEKENEMEZLER. BU BAĞLAMDA SAYIN MAHKEME BAŞKANI YETKİLERİNİ AŞARAK AÇIKÇA KATILANLARIN SAVUNMA HAKLARINI İHAH ETMİŞ, BU DA ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLALİDİR. Tüm bu savunmalarımıza dayanak katılanların samimi beyanlarıdır. Ayrıca katılan ... oğlu ... A.'yı olayın görgü tanığı olarak gösterecekken korkusundan ve girdiği şok sonucu bu yasal hakkını bile kullanamamıştır. Sayın İstinaf Mahkemesinin temyize konu kararında 'vicdani kanunun oluştuğu ..' demek suretiyle yerel mahkeme Başkanının vicdanını referans almıştır. Hangi vicdani kanı? Önyargının adı ne zamandan beri vicdani kanı olmuştur. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yerde vicdani kanıdan söz edilebilir mi? ..." hususlarına yer vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde adil yargılanma hakkı "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6.maddesinde de ise "1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, hakkaniyete uygun ve kamuya açık olarak makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. .." Diğer yandan gerekçeli karar hakkı da adil yargılanma hakkının unsurlarındandır. Katılan mağdure ile katılan ... vekilinin temyiz gerekçesi temelde mahkemece tarafsız şekilde yargılama yapılmadığına, mahkeme başkanının yanlı ve konumu ile bağdaşmayacak şekildeki katılanlara yönelik tutumları nedeniyle iddiaların ve dayanak delillerin ileri sürülmesinde mütereddit kalındığına, bunun sonucu olarak tarafsız ve hakkaniyete uygun şekilde yürütülmeyen yargılama sonucunda karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine yönelik olduğundan bu hususun yargılamayı etkileyen bir hukuka aykırılık olması nedeniyle temyiz sebebini içerdiği anlaşılmaktadır. Nitekim, gerekçe içeriğindeki bir kısım tespit ve değerlendirmelerin de gerekçe hakkını ihlal ettiği ve bu hususun hukuka kesin aykırılık halini oluşturduğu anlaşılmaktadır. 2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2. maddesinde "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." ve 5271 Kanun'un 34/2. maddesinde "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, aynı Kanun'un 291/1. maddesinde temyize ilişkin kanuni sürenin belirtilmesinin yanı sıra gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren işlemeye başlayan yedi günlük süre içerisinde gerekçeli temyiz dilekçesi verilmesinin zorunlu olduğuna dair karar tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesinin hatırlatılmadığı ve 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde 6/1-e bendi uyarınca anılan 295. maddenin uygulanmaya devam olunduğu nazara alındığında, sanık müdafiine "5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz nedenlerini bildirir gerekçeli temyiz dilekçesinin sunulması, aksi takdirde temyiz isteminin reddolunacağı" ihtarını içerir tebligat ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının tebliğ edilmesi, süresi içinde hükmü gerekçeli olarak temyiz etmesi hâlinde temyiz dilekçesi ve buna ilişkin düzenlenecek olan ek Tebliğname ile birlikte, temyiz isteminde bulunmaması hâlinde ise mevcut hâliyle incelenmek üzere yeniden Dairemize gönderilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmesi, dairemizin yerleşik uygulaması gereğidir. Açıklanan nedenlerle, katılan mağdure ile katılan ... vekilinin temyiz dilekçesinin 5271 sayılı Kanun uyarınca temyiz sebebini içerdiği ve temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının esasının incelenmesi gerektiği; temyiz dilekçesinin sebep içermediğinin kabul edilmesi halinde de karar tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Kanun'u 295. maddesi uyarınca temyiz edenler katılan mağdure ile katılan ... vekilli ile katılan Bakanlık vekiline gerekçeli temyiz dilekçelerini sunmaları için ihtar şerhli tebliğ yapılmasını teminen tevdii kararı verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun temyiz talebinin reddi kararına katılamıyorum.