Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/18803 E. 2025/341 K. – Çocuğun Nitelikli
Konu: Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/18803
- Karar No
- 2025/341
- Karar Tarihi
- Konu
- Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/614 E., 2017/706 K., SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: Her ne kadar Tebliğnamede kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme dair görüş bildirilmiş ise de, bu hükme yönelik temyiz isteminde bulunulmadığı anlaşıldığından, incelemenin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümle sınırlı yapılmasına karar verilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle eksik inceleme yapıldığına, suça sürüklenen çocuğun her aşamada suçu işlemediğini beyan ettiğine, suçu sürüklenen çocuğun suçu işlediğine dair dosya kapsamında şüpheden uzak bir delilin bulunmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. B. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Özetle mağdure ve müşteki beyanları ile aldırılan raporlar dikkate alındığında, eylemin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması boyutuna ulaşıp ulaşmadığı konusunda ciddi şüpheler bulunduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince suça sürüklenen çocuğun eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1. maddesinde yazılı çocuğun cinsel istismarı yada 103/1,2,35. maddesi gereğince çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunun kararda hukuki ve maddi boyutuyla tartışılıp değerlendirilmediğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. GEREKÇE Mağdurenin soruşturma evresinde alınan beyanı ile yapılan yargılama sonucunda söz konusu ifadeye istinaden mahkumiyet kararı verildiğinin anlaşılması ve 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesinde hakimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurda tartışılmış delillere dayandırabileceği hususunun düzenlenmesi karşısında, her ne kadar aynı Kanunun 236/2. maddesinde "İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulan çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir" ifadesine yer verilmiş ise de, maddi gerçeğin aydınlatılması açısından zorunlu olduğu durumlarda mahkeme tarafından da mağdurenin tekrar dinlenebileceği nazara alınarak mağdurenin duruşmaya celbiyle beyanının alınması, bu mümkün olmadığı takdirde olayın tek tanığı konumundaki mağdurenin soruşturma evresinde alınan yazılı ve görüntülü beyanlarının duruşmada izlenip okunarak taraflara söz hakkı verilip diyeceklerinin sorulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14/01/2025 tarihinde karar verildi.