Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/14843 E. 2024/6294 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/14843
- Karar No
- 2024/6294
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2015/123 E., 2016/143 K. Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 43/1 ve 109/1-3.f-5, 43/1, 53. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2015/123 Esas, 2016/143 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 103/2, 43/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 43/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstekleri Tüm dosya kapsamındaki delillerden de anlaşılacağı üzere, olayın oluş şeklinin sanığın kasıtlı hareket etmesiyle ilgi ve alakası olmadığının açıkça ortada olduğuna, mağdurenin yaşı konusunda yalan söylemediğine, mağdurenin de gönüllü olarak bu ilişkiye girdiğinin açık olduğuna, suçun kurucu unsurlarının hiçbir şekilde mevcut olmadığına, sanık ile mağdurenin gönül ilişkisi yaşadığına ve müşterek çocuklarının dünyaya geldiğine, kararın usulsüz olduğuna, sanığın beraat etmesi gerektiğine, mağdurenin isteği ile beraber olduklarına, şikayetten vazgeçtiklerine ve diğer hususlara ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Mağdurenin kovuşturma aşamasında yaşını tam olarak bilmediğinden sanığa on altı yaşında olarak söylediğine dair beyanı, sanığın soruşturma aşamasında mağdurenin yaşının büyük olduğunu zannettiği, on beş yaşından küçük olduğunun farkında olmadığı ve kovuşturma aşamasında mağdurenin yaşını on altı olarak söylediği yönündeki savunması ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, olay tarihinde mağdureyle cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olmaksızın cinsel ilişkiye giren sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu nazara alınıp, buna göre eylemin aynı Kanun'un 104. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu ve mağdurenin şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek kamu davasının düşmesine ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2.Yukarıdaki gerekçeyle Tebliğname'deki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2015/123 Esas, 2016/143 Karar sayılı kararına karşı sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2024 tarihinde karar verildi.