Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/14548 E. 2025/346 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/14548
Karar No
2025/346
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/361 E., 2015/438 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlâli, 6136 sayılı Kanuna muhalefet HÜKÜM/LER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ... hakkında nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlâli ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarını, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Ankara 8. Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanıkların atılı suçlardan beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... Vekilinin Temyiz İsteği Sanıklar hakkında verilen beraat kararlarını kabul etmediklerine, hukuka aykırı olduğuna, 11.03.2015 tarihli olay 1’e ilişkin sanıkların suçlu olduğuna dair dosyada doktor raporu olmasına karşın sanıklar hakkında beraat kararı verildiğine, maktul ...'nın kendine zarar verecek şekilde el bileklerinde hiperimiye yol açmasının düşünülemeyeceğine, 11.03.2015 günü sanıklar ... ve ...’un evde oldukları ve ...’ın maktul ...’yı zorla kendi evine getirdiği ve hürriyetini tahdit ettiğinin açık olduğuna, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğuna, maktulün 09.05.2015 tarihli ikinci olayda sanık ...’ın elinden ancak 10.05.2015 günü polisi arayarak haber vermek suretiyle ve polislerin gelmesi üzerine kurtulabildiğine, mağdurenin olay 2’ye ilişkin olmak üzere sanık ...’ce darp edildiğine, sanık ...'in maktulü darp ve hakaret edip hürriyetinden yoksun bıraktığına, maddi gerçeğin yeterli, gerekli ve icap eden, elverişli vasıtalarla araştırılarak ortaya konulmadığına, her iki sanık hakkında eksik inceleme ve araştırmaya dayalı verilen beraat kararlarının yapılacak temyiz incelemesi sonucunda bozulması gerektiğine ve diğer hususlara ilişkindir.

III. GEREKÇE Sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 170/1-c. maddesinden açılan davada mahkemece hüküm kurulmadığı anlaşılmış olup zamanaşımı süresi içerisinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

A. Sanık ... Hakkında Tehdit, Hakaret, Konut Dokunulmazlığının İhlâli, 6136 sayılı Kanuna Muhalefet Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden 1. Sanık ...'ın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 116/1, 106/2.a, 125/1, 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddeleri uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 12.11.2015 tarihli savunma tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

B. Sanık ... Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Olayın intikal şekli ve süresi, mağdurenin tıbbi rapor içerikleri ile doğrulanan beyanları, mağdureye ait darp cebir raporu, mağdurede sevrikal kanama bulunduğuna ilişkin 12.03.2015 günlü rapor içeriği yatakta ve yatağın bulunduğu zeminde tespit edilen kurşun izlerine ilişkin olay yeri inceleme tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre sanık ...'ın 11.03.2015 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 102/2, 3-d, 109/2, 3-a, 5. maddeleri ile 09.05.2015 tarihli eylemi nedeniyle 109/2. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken dosya içeriği ile örtüşmeyen gerekçelere dayanılarak yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçun Kurulan Hüküm Yönünden 11.03.2015 tahininde meydana gelen olayda sanık ...'in mağdureyi evinden silah zoruyla çıkartarak kendi evine götürmesinden sonra mağdureyi iki katlı olan evin üst katına çıkartarak evde bulunan sanık ...'a "git aşağının kapısın kilitle" dediği ve ...'un da aşağı inerek kapıyı kilitlediği eylem süresince yukarıdan mağdurenin bağırma seslerini de duyduğunun anlaşılması karşısında eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi delaletiyle 109/2. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Sanık ... Hakkında Tehdit, Hakaret, Konut Dokunulmazlığının İhlâli, 6136 sayılı Kanuna Muhalefet Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

B. Sanık ... Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu ile Sanıklar ... ve ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (B) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, kararına yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'in sanıklar hakkındaki kişiyi hürriyetinden yoksu kılma suçundan, Üye ...'ın sanık ... hakkındaki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.01.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

1- 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiş, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, ... ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz." düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesindeki düzenlemeden anlaşılacağı üzere, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir. Zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Dosya kapsamına göre; sanık ...'ın 11.03.2015 tarihinde mağdureyi evinden alıp zorla kendi evine götürmesi ve alıkoyması şeklinde gerçekleşen eyleminden sonra 09.05.2015 tarihinde mağdureyi kuaförden alıp mağdurenin evine götürmesi ve orada iki gün tutması şeklinde gerçekleşen kişiyi hürriyetinde yoksun kılma eylemlerinde bulunduğu, böylece sanığın aynı suç işleme kararı kapsamında 11.03.2015 tarihinde genel niyet ve planına dayanarak başlattığı eylemlerini 09.05.2015 tarihinde gerçekleştirmeye devam ettiği, sanığın eylemlerinde suç işleme kastının yenilendiğini gösterecek bir delil bulunmadığı gibi herhangi bir hukuki kesintinin de olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edilmesi görüşünde olduğumdan sayın heyetin sanık ... hakkındaki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararının mahkumiyete bozulması yönündeki görüşüne iştirak etmekle birlikte sanığın 11.03.2015 ve 09.05.2015 tarihlerinde gerçekleştirmiş olduğu eylemlerin iki ayrı suç oluşturacağına ilişkin düşüncesine iştirak etmiyorum.

2. Mağdurenin vefat etmeden önce emniyette verdiği ifadelerinde sanık ... ile ilgili olarak; sanık ...'ın kendisini zorla evine getirip kollarını kaldır, şimdi seni hangi bacağından vurayım şeklinde söylemle tehdit ettiği, korkutmak amacıyla 3-4 el ateş ettiği, iki katlı evin üst katına götürdüğü, bu sırada evde bulunan sanık ...'a git aşağının kapısını kilitle şeklinde talimat verip ...'un da talimat doğrultusunda kapıyı kilitlediğini beyan etmesi dışında, dosya kapsamı ile mağdurenin iddialarına destekler herhangi bir delilin bulunmadığı, sanık ...'un suçlamaları kabul etmediği, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilinde bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece sanık ... hakkında kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükmünün onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın heyetin sanık ...'un atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına ilişkin görüşüne iştirak etmiyoruz.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/14548, K. 2025/346, T. 14.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-14548-e-2025-346-k-dac78a29736c