Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/10080 E. 2024/28 K. – Çocuğun Nitelikli
Konu: Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/10080
- Karar No
- 2024/28
- Karar Tarihi
- Konu
- Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı
... MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/102 E., 2015/278 K. MAĞDURE : ... SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2015/102 Esas, 2015/278 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. 2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2019 tarih ve 14-2015/404726 sayılı onama görüşlü Tebliğnamesi ile daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle; sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince ''Mağdurun ve sanığın Suriye uyruklu oldukları ve 2000 doğumlu olan mağdurun 18.12.2014 tarihinde Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bir erkek çocuk dünyaya getirdiği, çocuğun babasının sanık olduğu, sanığın savunmalarında Suriye vatandaşı olduğunu ve beş ay önce Türkiye'ye Gaziantep'ten giriş yaptıklarını, yaklaşık bir yıl önce mağdur ile Suriye de resmi olarak evlendiklerini, bununla ilgili resmi belgelerinin de bulunduğunu, bu evlilik kapsamında eşinin Suriye'de iken hamile kaldığını ve Türkiye'de doğum yaptığını ifade etmiş, Mağdurda sanığın beyanlarını doğrulayarak sanık ile Suriye'de bir yıl önce resmi olarak ve anne babasının da rızası ile evlendiklerini hamile kaldığını sonra Türkiye'ye geldiklerini, sanıktan şikayetçi olmadığını ifade etmiştir. Sosyal İnceleme Raporunda mağdurun benzer beyanlarda bulunduğu tespit edilmiştir. Sanık tarafından dosyaya sunulan belgeler tercüman bilirkişiye tercüme ettirilmiş, 15.06.2014 tarihli olup Suriye Arap Cumhuriyeti Halkı adına Tartus yasal mahkemesi tarafından evliliğin tespiti konusu ile açılan dava ile ilgili sanık ile mağdurun 15.02.2014 tarihinde Tartus'ta gerçekleşen evliliklerinin sabit olduğuna ve bu evliliğin meşru olmasının onaylanmasına, kararın davacının evlilik cüzdanı yada davacının yaş durumunun ibrazı ile uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememiz bu belge karşısında her ne kadar mağdur suç tarihinde 15 yaşından küçük ise de, sanığın ve mağdurun Suriye uyruklu olmaları ve Suriye'de mahkeme kararıyla da sabitlenecek biçimde yasal bir evlilik gerçekleştirdikten sonra Türkiye'ye geldikleri ve mağdurun burada 18.12.2014 tarihinde doğum yaptığı olayda sanık hakkında TCK 30/4 maddesindeki işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda hataya düştüğünün ve bu hataya düşürülmesinin kaçınılmaz olduğunun kabulü gerekmiş, bu kabule gidilirken sanık ve mağdurun bir ortadoğu ülkesinden kaçarak Türkiye'ye gelmiş olmaları ve kendi ülkelerinde 15 yaşından küçük kızların evlenmesinin meşru kabul edilmesi, bu kapsamda Türkiye'ye gelince de evli gibi yaşamaya devam etmiş olmaları, sanığın ve mağdurun kişisel ve ekonomik durumları kriter olarak kabul edilmiş ve hakkaniyet kuralları uyarınca sanık hakkında şartları oluştuğundan TCK 30/4 ve CMK 223/3-d maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.'' gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde atılı suç yönünden 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi kapsamında hataya düştüğü kabul edilen sanığın, buna uygun olarak 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Bozma gerekçesi doğrultusunda onama görüşlü Tebliğnameye iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2015/102 Esas, 2015/278 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi. ...